Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/85 E. 2026/1420 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/85
- Karar No
- 2026/1420
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/85
KARAR NO: 2026/1420
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/10/2025
NUMARASI: 2024/550 Esas - 2025/754 Karar
DAVA: Mülkiyet (Tespit İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... A.Ş'nin hisseleri için .../01/1993 tarih ve ... nolu yönetim kurulu kararına istinaden %91 hissesine sahip olduğu, toplam 1000 adet olan hissenin 910 adedini temsilen müvekkiline geçici ilmühaber verildiğini, 14/11/1996 tarih ve ... nolu yönetim kurulu kararı ve 25/11/1996 tarihli Olağanüstü Genel Kurul kararıyla da müvekkiline %91 hisseyi temsil edecek kadar hisse verildiğini, davalı ... A.Ş'nin .../10/2023 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısına ait hazirun cetvelinde şirketin toplam hisse adedinin 190.500.000 adet olduğunu, müvekkilinin 173.355.000 adet payı olması gerekirken 134.559.523 adet gösterilmek suretiyle hatalı kayıt edildiğini, son hazirun cetvelinde (müvekkile ait toplam 173.355.000 adet hissenin); 21.328.889 adeti hatalı bir şekilde davalı ...’da, 17.466.588 adeti de hatalı bir şekilde .... A.Ş.’de gösterildiğini, hisse senedi asıllarının müvekkil tarafından hiçbir zaman ciro edilmediğini, zilyetliği de başka bir kimseye vermediğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle dilekçede bilgileri yazılı hisse senetlerinin müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı ... A.Ş'den 02/12/1196 tarihinde şirketten ayrıldığını, tüm paylarını sıfırlamış, dört yıl sonra tekrardan pay satın olarak şirket paydaşı haline geldiğini dava dilekçesinde gizlediğini, davacının şirkette 1996-2000 yılları öncesine ait tüm talep haklarının zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarının muğlak ve çelişkili olduğunu, müvekkili davacının şirketten ayrılmasından sonra gerek kimya mühendisi olması gerekse kuruluşundan itibaren şirkette fiilen çalışmış olması nedeniyle şirketin işlerini ve bozulan mali durumunu toparlayabileceğime kanaat getirildiğinden aile kararıyla yönetim kurulu başkanlığı görevine getirildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle birlikte nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... A.Ş'nin vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hisseleri için önce nama yazılı muvakkat hisse senedi ilmühaberi bastırıldığını ve dağıtılmış ve sonrasında ise bu ilmühaberlerin yerine geçmek üzere hamiline yazılı hisse senedi bastırıldığını ve hissedarlara dağıtıldığını, müvekkil şirketin hisseleri hamiline yazılı hisse senedi ile temsil edildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle birlikte hisselerin kökünün davacıya mı yoksa davalı ...'a mı ait olduğu konusu yargılamayı gerektirdiğinden değerlendirilmesini talep etmiştir.
Davalı ...A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...A.Ş paylarının tamamının hisse senediyle temsil edildiğini, %91 oranındaki payı temsil eden hisse senetlerinin kendi elinde bulunduğu, % 91 oranındaki payı temsil eden nama yazılı muvakkat hisse senedi ilmuhaberini hiçbir zaman ciro etmediğini ve zilyetliğini bir başkasına vermediğini, davalı ...' ın diğer davalı ...şirketindeki pay oranının %2 olduğunu, diğer % 7 oranındaki payların ise aile ferlerine ait olduğunu, davalı .... A.Ş’ nin 24.12.2021 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulunda alınan sermaye artırımı kararı sonrasında hissedarlardan davalı olan ...’ın sermaye artırımına iştirak etmemesi ve rüçhan hakkını kullanmaması akabinde işbu hakkın müvekkili şirket tarafından kullanılması sonrasında hissedar olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle birlikte hisselerin kökünün davacıya mı yoksa davalı ...'a mı ait olduğu konusu yargılamayı gerektirdiğinden değerlendirilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı davasında, hisse devirlerinin yokluğunun tespitini, hisselerin davacıya ait olduğunun tespitini, bu mümkün değilse hisse değerinin tespiti ve tahsilini istemiştir. Davalı şirket ... A.Ş'nin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde davacının şirketin kuruluşunda %91 hisseye sahip olduğu görülmüş, davacı dosyaya sunduğu beyanlarında şirketin kuruluşunda sahip oldukları %91 nama yazılı hisselerinin hamiline yazılı hisse senetleri ile değiştirildiğini ve kendisine teslim edildiğini beyan etmiş, hamiline yazılı hisse senedi örneklerini dosyaya sunmuştur. Dosya içerisinde bulunan davalı ... A.Ş'nin 07/10/2023 tarihli Olağan Genel Kurul toplantı evraklarının incelenmesinde; davacının %91 (173.355.000 adet pay) hissesinin 134.559.523 adet pay olarak gösterip davacıya ait 21.328.889 adet payın davalı ... adına, 17.466.588 adet payın da davalı ...A.Ş adına gösterilerek hazirun listesi hazırlayıp toplantıyı yapmış oldukları görülmüştür. Davacının bu durumun düzeltilmesi yönünde davalı şirkete ihtarname gönderdiği, ancak gerekli düzeltmenin yapılmadığı görülmüştür. Aldırılan bilirkişi raporunda; davacının davalı şirkette %91 hisse sahibi olduğu tespitinde bulunmuştur. Davalı şirket ... A.Ş vekili de dosyaya sundukları beyanlarında davacının şirketteki hissesine ilişkin davacının iddialarının ve bilirkişilerin tespitini kabul ettiklerini beyan etmiştir. Bu tespitlere göre, davacının şirketteki hisse sahipliğinin zamanaşımına uğraması söz konusu olamayacağından, zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığa göre olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 415.maddesi; Genel kurul toplantısına, yönetim kurulu tarafından düzenlenen “hazır bulunanlar listesi”nde adı bulunan pay sahipleri katılabilir. Hazır bulunanlar listesinde adı bulunan senede bağlanmamış payların, ilmuhaberlerin nama yazılı payların sahipleri ve Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü maddesi uyarınca kayden izlenen pay sahipleri veya anılanların temsilcileri genel kurula katılır. Gerçek kişilerin kimlik göstermeleri, tüzel kişilerin temsilcilerinin vekâletname ibraz etmeleri şarttır. Genel kurula katılma ve oy kullanma hakkı, pay sahibinin payların sahibi olduğunu kanıtlayan belgeleri veya pay senetlerini şirkete bir kredi kuruluşuna veya başka bir yere depo edilmesi şartına bağlanamaz. 6102 sayılı TTK'nın 417.maddesi; Yönetim kurulu, hamiline yazılı pay sahipleri ile Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü maddesi uyarınca genel kurula katılabilecek kayden izlenen payların sahiplerine ilişkin listeyi, Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlayacağı “pay sahipleri çizelgesi”ne göre düzenler. Yönetim kurulu, kayden izlenmeyen paylar ile ilgili olarak genel kurula katılabilecekler listesini düzenlerken, senede bağlanmamış bulunan veya nama yazılı olan paylar ile ilmühaber sahipleri için pay defteri kayıtlarını (…) dikkate alır. Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre düzenlenecek genel kurula katılabilecekler listesi, yönetim kurulu başkanı tarafından imzalanır ve toplantıdan önce genel kurulun yapılacağı yerde bulundurulur. Listede özellikle, pay sahiplerinin ad ve soyadları veya unvanları, adresleri, sahip oldukları pay miktarı, payların itibarî değerleri, grupları, şirketin esas sermayesi ile ödenmiş olan tutar veya çıkarılmış sermaye toplantıya aslen ve temsil yoluya katılacakların imza yerleri gösterilir. Genel kurula katılanların imzaladığı liste “hazır bulunanlar listesi” adını alır. Pay sahipleri çizelgesinin Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlanmasının usul ve esasları, gereğinde genel kurul toplantısının yapılacağı gün ile sınırlı olmak üzere payların devrinin yasaklanması ve ilgili diğer konular Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü maddesi uyarınca kayden izlenen paylara ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu, hamiline yazılı paylar bakımından ise Ticaret Bakanlığı tarafından bir tebliğ ile düzenlenir. 6102 sayılı TTK'nın Geçici maddesi 14.; Hamiline yazılı pay senedine sahip olanlar, 31/12/2021 tarihine kadar Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilmek üzere pay senetleri ile birlikte anonim şirkete başvurur. Başvuru üzerine anonim şirket yönetim kurulu, beş iş günü içinde hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgileri Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirir. Pay sahipleri anonim şirkete başvurmazsa bu Kanundan doğan paya bağlı haklarını gerekli başvuru yapılıncaya kadar kullanamaz. Birinci fıkra uyarınca başvuruda veya bildirimde bulunmayanlar 562 nci maddenin onüçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılır. Hükümlerini içermektedir. Yukarıda yer alan TTK hükümleri ve davalı şirket kayıtlarında yaptırılan tespit ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket kayıtlarına göre ve aldırılan bilirkişi kurulu raporuna göre, davacının davalı ... A.Ş'de %91 hisse sahibi olduğu ve bu hisselerine ilişkin elinde hamiline yazılı pay senetlerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı davasında davalı ... A.Ş'deki davalı ...'a ait 21.328.889 adet ve davalı ...A.Ş'ye ait 17.466.588 adet paylarının davacıya ait olduğunun tespitini istemiştir. TTK Geçici 14. maddeye göre; hamiline pay senedine sahip olanlar Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilmek üzere pay senetleri ile birlikte anonim şirkete başvurup sahip oldukları paylara ilişkin bilgiyi Merkezi Kayıt Kuruluşuna kayıt yaptırabilirler. Bu kayıt yaptırıldıktan sonra pay sahipleri çizelgesi veya hazır bulunanlar listesi hazırlanır. Buna göre davalı ... 21.328.889 adet, davalı ...A.Ş'nin 17.466.588 adet pay sahipliğinin davalı ... A.Ş'de bulunmadığı, şirket kayıtları ve fiziki hamiline hisse senetleriyle davalı ... A.Ş'de %91 davacının hissesinin bulunduğunun sabit olduğu anlaşılmıştır. Davacının TTK Geçici 14. madde gereğince başvuru yapıp sahip olduğu hamiline yazılı payları Merkezi Kayıt Kuruluşuna ve davalı şirket ... A.Ş kayıtlarına tescil ettirebileceğinden, davacının davalı ... A.Ş'deki hisse durumu şirket kayıtları ve fiili hamiline hisse senedi kağıtlarıyla sabit olduğundan ve davacının sahip olduğu hisselerin de davalılar ... ve ...A.Ş adına tescili de mümkün olmadığından davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun sonuç kısmıyla maddi tespitler bölümünün birbirine aykırı olan dosyada mevcut bilirkişi raporunun 34-35. sayfalarında ...şirketinin 20/12/20225 tarihinde noter takdikli pay defteri ile ticaret sicil gazetesinde yer alan bilgilerin birbiriyle uyumlu olduğu davacının sunduğu hisse senetleriyle ve basılı ilmühaber ile uyumlu olmadığını tespit ettiğini, ...'ın bugüne kadar davacı olduğu hiçbir dava dosyasında resmi ve şirket kayıtlarındaki pay oranına itiraz etmediğini, şirkette iki ayrı birbirine nakzeden birbirine aykırı pay ve paydaşlık durumunun söz konusu olmayacağını, davacının yönetim kurulu başkanı sıfatıyla bizzat imzalamış olduğu 10/02/2022 tarihli iştirak taahhütnamesinin hatalı kayıt iddiasının bir kurgudan ibaret olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, şirket belgelerini yönetim kurulu başkanı sıfatıyla davacının 30 yıllık zaman sürecinde okumuş, imzalamış hatta bu kararları kendisi almış olup kendisi ticaret sicil kayıtlarına işlemiş olduğu kendisinin şirketten ayrılma akçesinin 13. ATM 2021/807 esas nolu belirtilen dosyada hesap edilince parayı ödememek için bu kez sahte hisse senedi fotokopileriyle uyutmaca düzenlediği son deneme kozu olarak derdest davada delil olarak kullandığını, gerekçeli kararda ve bilirkişi raporunda şirket kayıtları üzerinden hamiline hisse senedi bedellerinin ödenmiş olması yasal koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmamış ve incelenmemiş olduğunu, derdest davada davacının menfaati ile davalı ...AŞ'nin menfaatinin çatışma halinde olduğunu, bu nedenle kayyum atanmadan menfaat çatışmasının açık ve net olduğu konularda yapılan yargılamanın açık hukuk ihlali olduğunu, davacının hisse senedi fotokopi kağıtlarını yerel mahkeme doğru sabit kabul ettiğini, asıllarını getirmediğini, davacının %91 paydaş olduğuna ilişkin yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, anonim şirket hissesinin mülkiyetinin tespiti, olmadığı takdirde hisse bedellerinin tahsili davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu hisselerin davacıya ait olup olmadığı ve gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı tarafça, dava konusu hisselerin elinde bulundurduğu hamiline yazılı hisse senetleri uyarınca kendisine ait olan hisselerin son hazirun cetvelinde hatalı bir şekilde davalılara ait olduğunun gösterildiği iddiasıyla söz konusu hisselerin davalılara devrinin yokluğunun/hükümsüzlüğünün ve bu hisselerin kendisine ait olduğunun tespitine ve pay defterine kaydına, bu talep kabul edilmediği takdirde hisse bedellerinin tahsilini karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince yukarıda açıklandığı gibi davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 114/1-h maddesinde davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması, dava şartları arasında sayılmıştır. Dava şartları ise mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi(davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere dava(yargılama) şartları denir. Mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit ederse davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan reddetmekle yükümlüdür(Baki Kuru, Medeni Usul Hukuk Ders Kitabı, 22. Baskı, Yetkin Yayınevi, Ankara, 2011, s. 256).
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesi yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal zorunluluk olup, 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında gerekçeli kararın tefhim ediken hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır(Yargıtay 11. HD'nin 03.10.2024 tarih ve 2024/5022 E. - 2024/7078 K. sayılı kararı).
İstinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen kararın gerekçesinde, "davalı ... 21.328.889 adet, davalı ...A.Ş'nin 17.466.588 adet pay sahipliğinin davalı ... A.Ş'de bulunmadığı, şirket kayıtları ve fiziki hamiline hisse senetleriyle davalı ... A.Ş'de %91 davacının hissesinin bulunduğunun sabit olduğu anlaşılmıştır." şeklinde esasa dair değerlendirmeler yapılmıştır. İlk derece mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de gerekçede davanın esasına girilerek değerlendirilmeler yapılması suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması doğru olmamıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 426. maddesi gereğince menfaat çatışması halinde tüzel kişiye temsil kayyımı atanacağı kabul edilmektedir(Yargıtay 11. HD'nin 08.05.2025 Tarih 2024/4842 E. - 2025/3191 K. Sayılı kararı)
Dosya içerisindeki ticaret sicil kayıtlarına göre davalı .... A.Ş. ve ..... A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanının davacı ... olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca adı geçen davalı şirketleri temsilen yetkili ... tarafından avukata vekaletname verilmiştir. Hal böyle olunca, ...’ın yönetim kurulu başkanı olduğu şirketlere karşı açacağı davada şirketler ile davacı arasında menfaat çatışması bulunduğundan, davalı şirketlere bu davada temsil kayyımı atanmadan taraf teşkilinin sağlanması mümkün değildir. İlk derece mahkemesince bu husus değerlendirilmeden karar verilmesi de yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı ...'ın istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı ...'ın istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2026