İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/907 E. 2026/685 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/907
Karar No
2026/685
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/907 KARAR NO : 2026/685

DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 25/08/2020 KARAR TARİHİ : 23/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I.DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl borçlu müşteriye krediler kullandırıldığını, ancak borcunu ödemediğini, İhtarname keşide edilmesine rağmen borcun ödenmediğini, icra takibine geçildiğini, yetki ve sair hususlara itiraz edildiğini, takibin durduğunu, itirazın haksız olup, alacağı geciktirme amaçlı, haksız ve mesnetsiz olduğunu, iddia ederek, itirazın iptaline ve takibin devamına , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ll. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, aynı kredi çerçeve sözleşmesi kapsamında iki takipte bulunulduğunu, iki ayrı ödeme emri gönderildiğini, tekrar ilamsız takipte bulunmasının kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, ...'de bulunan taşınmaz üzerindeki ihale ve satış işlemlerinin devam ettiğini, aynı alacak için açılan farklı takipler ile alacağa birden fazla kez veya hızlı ulaşma amacının oldukça kötü niyetli olduğunu, tahsilde tekerrür olmaması için davanın reddi gerektiğini, İhale süreci devam eden icra takibindeki taşınmazın değerinin borcu karşılamaya yeterli olduğunu, aynı alacağın ikinci kez tahsil edilmeye çalışıldığını, savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. lll.İNCELEME ve GEREKÇE: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde, asıl borçlu müşteriye krediler kullandırıldığını, ancak borcunu ödemediğini, İhtarname keşide edilmesine rağmen borcun ödenmediğini, icra takibine geçildiğini, yetki ve sair hususlara itiraz edildiğini, takibin durduğunu, itirazın haksız olup, alacağı geciktirme amaçlı, haksız ve mesnetsiz olduğunu, iddia ederek, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmektedir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, aynı kredi çerçeve sözleşmesi kapsamında iki takipte bulunulduğunu, iki ayrı ödeme emri gönderildiğini, tekrar ilamsız takipte bulunmasının kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, ...'de bulunan taşınmaz üzerindeki ihale ve satış işlemlerinin devam ettiğini, aynı alacak için açılan farklı takipler ile alacağa birden fazla kez veya hızlı ulaşma amacının oldukça kötü niyetli olduğunu, tahsilde tekerrür olmaması için davanın reddi gerektiğini, İhale süreci devam eden icra takibindeki taşınmazın değerinin borcu karşılamaya yeterli olduğunu, aynı alacağın ikinci kez tahsil edilmeye çalışıldığını, savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda...E, ... K sayılı ilam ile; "Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ... 9. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasının tetkikinde; Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlulara yönelik 06.05.2019 tarihinde 121.756,74 TL asıl alacak, 19.538,02 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz, 976,90 TL BSMV, 175,76 TL masraf, olmak üzere toplam 142.447,42 TL alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, akabinde takibin durduğu, borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir. Taraflar arasında icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunun ödenmediği iddiası ile davacı banka tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalıların yasal süre içerisinde icra takibine konu borca itiraz ettiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacı bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı ve bu alacağın davalılardan talep edilip edilemeyeceği, davalıların icra takibine itirazının haklı olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Tüm Dosya Münderecatı Kapsamında; Davacı Banka'nın Asıl Borçlu Müşteri ... A.Ş. ile 150.000,00 TL ve 300.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığı, Kefiller ...ve ...sıfatı ile, sözleşme limitleri ile sınırlı olmak üzere sözleşmeleri imzaladıkları, 6098 Sayılı BK'nın 583 ve 584'ncü maddeleri açısından yapılan değerlendirmede, kefaletlerin geçerli olduğunun anlaşıldığı, Borcun ödenmemesi üzerine; 26.04.2018 Tarihinde Banka'nın ...tarihinde hesabı kat ettiğini belirterek ... 47. Noterliği vasıtası ile ... Yevmiye Numaralı ihtarnameyi keşide ettiği, ödeme için 1 gün süre verdiği, 28.04.2018 tarihinde ihtarnamenin kefillere tebliğ edildiği, asıl borçluya keşide edilen ihtarnamenin ise adreste tanınmıyor ibaresi ile iade edildiği, ancak asıl borçlu müşteri'nin (....) adresinin sözleşmede okunamadığı, 14.07.2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde belirtilen adrese keşide edildiğinin görüldüğü, bu nedenle ihtarnamenin 30.04.2018 tarihinde tebliğ edilmiş sayılması gerektiği, 30.04.2018 tarihinde kefiller açısından sürenin dolduğu (29.04.2018 tarihinin hafta sonu tatili olması nedeniyle), ancak ödeme yapılmadığı, gün sonundan itibaren kefiller açısından temerrüdün oluştuğu kanaatine varıldığı, asıl borçlu açısından ise sürenin 02.05.2018 tarihinde (01.05.2018 tarihinin resmi tatil olması nedeniyle) dolduğu, ancak ödeme yapılmadığı, 06.05.2019 tarihinde davacının.... 9.İcra Dairesi'nin ... numaralı icra dosyasında; 142.447,42 TL alacak için, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip yapıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık konusunda bankacı bilirkişiden rapor aldırılmıştır. Bankacı bilirkişice, davacı bankanın 6 adet kredi kullandırdığı, kullandırılan krediler ile ilgili hesap kat tarihi itibarı ile 99.730,00 TL kredi anapara alacağının bulunduğu, bu alacak tutarına faiz ve BSMV ilavesi ile hesap kat tarihi itibarı ile asıl alacak tutarının 100.937,01 TL olduğu, asıl borçlu, gerekse kefillerin her ikisine yapılan ihtarın tebliğ tarihlerinin farklı oluşu nedeniyle; Asıl Borçlu Davalı ... adlı şirket yönünden, 100.937.01 TL asıl alacak, 40.719,67 TL işlemiş faiz, 2.035,99 TL BSMV olmak üzere, 143.692,67 kefiller yönünden ise 100.937.01 TL asıl alacak, 40.845,85 TL işlemiş faiz, 2.042,29 TL BSMV olmak üzere 143.825,15 TL hesaplama yapıldığı görülmüştür. Rapor denetime elverişli ve usul ve yasaya da uygun olmasından ötürü hükme esas alınmıştır. Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlulara yönelik 06.05.2019 tarihinde 121.756,74 TL asıl alacak, 19.538,02 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz, 976,90 TL BSMV, 175,76 TL masraf, olmak üzere toplam 142.447,42 TL alacağın tahsili için takip yapıldığı, taleple bağlı kalarak, takip tarihi itibarı ile faizler ve ferileri dâhil olmak üzere banka alacağının hem asıl borçlu açısından 100.937.01 TL asıl alacak, 19.538,02 TL işlemiş faiz, 976.90 TL BSMV olmak üzere, 121.451,93 TL kefiller açısında ise, 100.937.01 TL asıl alacak, 19.538,02 TL işlemiş faiz, 976.90 TL BSMV olmak üzere, 121.451,93 TL olduğu anlaşılmakla, talebin bu miktarlar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Masrafın neye ilişkin olduğu bildirilmediğinden, bu husustaki talep yerinde görülmemiştir. Kefaletlerin Geçerliliği Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Sözleşme tarihi itibariyle uygulanması gereken TBK'nın 583. maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olması için; yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesi, müteselsil kefalet halinde bu ibarenin kefilin el yazısı ile yazılması, ayrıca aynı yasanın 584. maddesi gereğince kefilin evli olması halinde yazılı eş rızasının da alınması zorunludur. Dava konusu kefaletnamede tarih, kefil olunan miktar ve kefaletin türü de el yazısı ile yazılmış olup, davalıların, takibin dayanağı olan genel kredi sözleşmesindeki kefil sıfatıyla atılan imzalarına bir itirazları olmadığı gibi, yargılama sırasında sözleşmedeki yazıların kendilerine ait olmadığı da iddia edilmemiştir. Kefaletnamelerde tarih, kefil olunan miktar ve kefaletin türü de el yazısı ile yazılmış olup, bu haliyle davalıların kefaleti TBK'nın 583 ve 584.maddelerindeki şartları haiz olup geçerlidir. 6098 SY. TBK'nın 584 üncü maddesi gereğince, eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. 28.03.2013 tarih 6455 sayılı Kanunun 77 nci maddesi ile 584 üncü maddeye üçüncü fıkra olarak:“Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler...... için eşin rızası aranmaz” hükmü eklenmiştir. Davalı ... asıl borçlu olan şirketin yetkilisi ve ortağıdır. Bu sözleşme için eşinin rızasına gerek yoktur. Taraflar arasındaki sözleşme, kefalete ilişkin diğer şekil şartları da taşımaktadır ve davalının kefaletleri geçerlidir. Davalı ... ise, bekar olup evli değildir. Bu kapsamda kefaleti şekil şartlarını taşımakta olup geçerldir. İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. (Yargıtay 3.HD ...E, ... K) Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir."gerekçesi ile, '' Davanın KISMEN KABULÜNE; 1-Davalının ... 9. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasında vaki itirazının KISMEN İPTALİ ile, 2-Takibin 100.937,01 TL asıl alacak, 19.538,02 TL işlemiş faiz, 976,06 TL BSMV olmak üzere toplam 121.451,93 TL üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 3-Kabul edilen alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiştir. Karar davacı vekili ve davalılar tarafından istinaf edilmiştir. Mahkememiz kararın istinafı üzerine mahkememiz kararını inceleyen İstanbul BAM 13.HD ... E, ... K sayılı ilamı ile ; "HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen, diğer davalıların müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, kararın sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Mahkemece, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği tüm kişiler hakkında ileri sürdüğü talepleri ile ilgili olumlu/olumsuz bir karar verilmemesi, talep sonucunun karşılanmaması açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, istinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta; davacı banka ile davalı arasında 01/11/2017 tarihli 300.000,00 TL limitli ve 21/02/2017 tarihli 150.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri akdedildiği ve diğer davalıların sözleşmeleri müteselsil kefil olarak imzaladığı, sözleşmeler kapsamında davacı banka tarafından krediler kullanıldığı ve kredi alacağının ödenmemesi üzerine hesabın 24/04/2018 tarihinde kat edildiği, hesap kat ihtarında 100.937,01 TL nakit, 14.400,00 TL gayri nakit borcun bulunduğun ihtar edildiği ve bu miktarlar dikkate alınarak takip talebinde bulunulduğu, bilirkişi raporunda davacının sadece nakdi akacak talebi üzerinden inceleme yapıldığı, gayri nakdi alacak talebine ilişkin bir inceleme yapılmadığı, davacı vekili tarafından rapora bu yönden itiraz edilmesine rağmen Mahkemece ek rapor talebinin genel geçer gerekçe ile reddine karar verildiği ve gerekçede gayri nakdi alacak talebi hakkında olumlu ve olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, yine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'sinin 3/2 maddesi karşısında hangi gerekçe ile davalılar aleyhine ayrı ayrı vekalet ücreti takdirine karar verildiğinin açıklanmadığı anlaşılmakla Mahkemece eksik inceleme ve gerekçeye dayalı olarak verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, Dairemizce de denetlenememiştir. " gerekçeleriyle mahkememiz kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememiz kararının kaldırılması üzerine dava dosyası yeni esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davacı, keşide ettiği İhtamamede 14.400,00 TL'lik gayrinakit çek kredisi için bloke talebinde bulunmuşsa da ...9. İcra Dairesi'nin ... Esas numaralı “tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile" başlatılan icra takibinde gayrinakit çek kredisi için herhangi bir talepte bulunmadığı, takip talebinde bu yönde tahsil talebinde bulunulmadığı, itirazın iptali davaları, icra takibine hem alacağın miktarı hem de alacağın kaynağı bakımından sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan alacak ile sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerektiği değerlendirilerek, işbu davada gayri nakdi kredi yönünden alacak talebinde bulunamayacağı, nakdi kredi yönünden ise aldırılan rapor doğrultusunda davacı alacaklının takip tarihi itibarı ile faizler ve ferileri dâhil olmak üzere 100.937.01 TL asıl alacak, 19.538,02 TL işlemiş faiz, 976.90 TL BSMV olmak üzere, 121.451,93 TL olduğu anlaşılmakla, talebin bu miktarlar üzerinden kısmen kabulüne, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜNE 1-Davalının... 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında vaki itirazının KISMEN İPTALİ ile, 2-Takibin 100.937,01 TL asıl alacak, 19.538,02 TL işlemiş faiz, 976,06 TL BSMV olmak üzere toplam 121.451,93 TL üzerinden aynen DEVAMINA, 3-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 4-Kabul edilen asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Alınması gereken 8.296,38-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.720,41-TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 6.575,97-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, -Davacı tarafından ilk dava açılırken yatırılan 1.720,41-TL harç parasının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacının yaptığı yargılama giderlerinden başvurma harcı 54,40-TL , posta ve bilirkişi ücreti gideri 2.625,00-TL olmak üzere toplam: 2.679,40-TL 'nin davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 2.284,45-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlasının davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.36,00-TL arabuluculuk giderinin, davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 1.159,53-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 200,46 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 9-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23.09.2026.

Katip ¸

Hakim ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/907, K. 2026/685, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-907-e-2026-685-k-1a45a0fcc016