Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/294 E. 2026/1240 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/294
- Karar No
- 2026/1240
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/294 Esas 2026/1240 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/294 KARAR NO : 2026/1240
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 12/09/2023 NUMARASI : 2022/404 Esas 2023/710 Karar DAVA : İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/04/2022 KARAR TARİHİ : 25/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/09/2026
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... arasında ticari kredi sözleşmesi düzenlenmiş olup, davalının bu sözleşmeye ve borca kefil olduğunu, kredi sözleşmesi hükümleri uyarınca muaccel olan borcun müvekkili bankaya ödenmediğinden hesap kat ihtarnamesinin davalı tarafa gönderilerek kredi borcunun kat edildiğini, kat ihtarnamesi gönderildikten sonra da borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve kefil hakkında Eskişehir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2022/508 esas sayılı dosyasıyla takip yaptıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalının itirazının iptaline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra dosyasında çıkartılan tebligatın usulüne uygun olmadığını, 6-7 yıl önce dava dışı ...'un bankadan kredi çekmek için başvuru yaptığını müvekkilinin de bu kredi sözleşmesine kefil olduğunu, müvekkilinin kefil olduğu cüzi tutardaki kredi borcunun ... tarafından 6-7 yıl önce tamamen ödendiğini, davalının dava dışı ...'un bankadan daha sonra çektiği ve müvekkilinin kefil olmadığı krediler için müvekkiline 19/01/2022 tarihinde icra takibinde bulunduğunu , Eskişehir 8. İcra Müdürlüğünün 2022/508 esas sayılı dosyasında müvekkilinin imzasının olduğu hiçbir senet/sözleşme mevcut olmadığını ileri sürerek davanın reddine, takibin iptaline, davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; bilirkişi kök ve ek raporu dosya kapsamına uygun, hüküm vermeye yeterli ve elverişli olup, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı kredilerde müşterek borçlu ve müteselsil kefaletin bulunması nedeniyle, davalının, davacı bankaya 32.846,09 TL asıl alacak, 621,16 TL faiz, 31,06 TL BSMV ile 964,3 TL olmak toplam 34.462,61 TL borçlu bulunduğu, bu miktarlar yönünden itirazın haksız olduğu anlaşılmış olmakla bu miktarlar yönünden davanın kısmen kabulü ile, Eskişehir 8. İcra müdürlüğünün 2022/508 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile , takibin 32.846,09 TL asıl alacak, 621,16 TL faiz, 31,06 TL BSMV ile 964,3 TL masraftan oluşmak üzere toplam 34.462,61 TL alacak üzerinden devamına, Alacaklı olunan kredinin de 22.421,43 TL'lik bölümünün temerrüt faizinin %9, 10.424,66 TL'lik bölümünün de temerrüt faiz oranının %24,36 olarak takip talebinden itibaren faizin uygulanmasına ayrıca İİK 67 vd. maddeleri uyarınca, hükmün infazında tereddüt yaşanmaması hususu da gözetilerek devamına karar verilen alacağın %20 oranında toplam 6.892,52 TL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu icra takibinin dava yanca tarafından UYAP-Vatandaş Portaldan fark edilmesi sonucu ödeme emrine itiraz edildiğini, davalı yana ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, itiraz hakkı tebliğle başladığından ve bir hakkın doğmadan kullanılması mümkün olmadığından borca itirazının geçersiz olduğunu, davalının 6-7 yıl önce kefil olduğu kredinin asıl borçlusu ... tarafından ödendiği halde davalının kefil olmadığı ve asıl borçlu ...'ın daha sonradan çektiği krediler ve kredi kartları için davalıya takip yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki davalının kefil olduğu GKS de de davalının eşinin rızası bulunmadığından kefaletin geçersiz olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin, davalı kefil hakkında başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava konusu Eskişehir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2022/508 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlu aleyhine 32.846,09 TL asıl alacak, 1.801,06 TL işlemiş faiz, 964,30 TL masraf, 90,05 TL kat öncesi işlemiş faizi ile icra takibi başlatıldığı, takipte talep edilen temerrüt faiz oranının % 42 olduğu, davalının süresi içerisinde ödeme emrine itirazı üzerine takibin durduğu, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında 10/04/2018 tarihli 100.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi tanzim edildiği, davalı ...'un iş bu sözleşmeye aynı limitle kefil olduğu, davalı kefilin eşi ...'un rızası ve imzasının alındığı ve kefaletin TBK'nun 583 maddesi uyarınca şekil şartların uygun olduğu görülmüştür.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda; davalı tarafın, dava dışı asıl kredi borçlusu ...'un davacı bankadan 100.000 TL genel limitli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandığı kredilerde müşterek borçlu ve müteselsil kefaletin bulunması nedeniyle kredilerden dolayı kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, davacı bankanın takipte ve davada; 32.846,09 TL asıl alacak, 621.16 TL faiz, 31,06 TL BSMV ile 964,30 TL masraftan oluşmak üzere toplamda 34.462,61 TL tutarında alacaklı olduğu, alacaklı olunan kredinin de; 22.421,43 TL'lik bölümünün temerrüt faiz oranın %9,10.424,66 TL'lik bölümünün de temerrüt faiz oranın da %24,36 olarak uygulanması gerektiği tespit edilmiştir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, takibe konu kredinin dava dışı asıl borçlu ile davacı bankanın ... Şubesi arasında biri 31/04/2020 tarihinde kullanılan ... destekli 6 ayda bir ödeme 6 eşit taksitli 25.000 TL orta vadeli kredi ile kredi mevduat hesap şeklinde kullanılan kredi olduğu tespit edilmiştir. Davalı yanca kendisinin kefil olduğu 10/04/2018 tarihli GKS'den kaynaklı borcun asıl borçlu ... tarafından ödendiği, kendisinin takip nedeniyle sorumlu olamayacağı yönünde davacı tarafça da faiz oranına itiraz edilmesi üzerine tanzim edilen ek bilirkişi raporunda bilirkişi heyetince Genel Kredi sözleşmeleri doğmuş ve doğacak borçları kapsayacak şekilde düzenlendiği, bu bağlamda, özellik gösteren ihracat kredileri dışında işlem bazında sözleşme alınmadığı, davalı kefilin 100.000 TL tutarında genel limitli genel kredi sözleşmesinde 100.000 TL tutarında kefalet imzası bulunmakta olup asıl borçlunun bu limitlere kadara olan kredi kullanımlarında sorumluluğu bulunmadığı, ayrıca, davalı vekil tarafından söz konusu kredi kullanım sırasında ve öncesinde kefaletin geçerli olmadığına yönelik davacı bankaya herhangi bir yazılı başvurusu da bulunmadığı dikkate alındığında, söz konusu kredilere ilişkin kefalet riskinin deva ettiği değerlendirilmiş ise de, bilirkişi tarafından gerek kök gerek ek raporda takibe konu kredinin hangi genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanıldığı hususunda irtibatlandırma yapılmadığı görülmüştür. Davalı yanın kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmesinin " Kredi Türleri" başlıklı 2.2 maddesi irdelendiğinde; " İşbu Sözleşme uyarınca Banka, müşteri lehine açtığı yukarıda belirtilen limiti; Türk Lirası veya herhangi bir para cinsinden, teminatsız, kefalet karşılığı veya herhangi bir teminat karşılığı, nakdi veya gayri nakdi, vadesiz, kısa vadeli, orta veya uzun vadeli, cari hesap, taksitli, spot, avans ya da iskonto-iştira, ayni ve Bankaca müşterilerine ilan edilecek diğer kredileri kullandırabilecektir. Banka anılan kredilerin yeniden finansmanı amacıyla da kredi kullandırabilir, kredili ticari mevduat hesabı açabilir, vadesi gelen kredileri müşteri talebi doğrultusunda uygun bulması halinde temin edebilir, kredileri yeniden yapılandırabilir. Banka; müşteriye tahsis ettiği nakit kredileri sözleşmenin imzalanmasına müteakip yukarıda belirtilen şekil ve şartlarda kullandırabileceği gibi, kredinin bir bölümünü veya tamamını müşterinin alacaklı cari veya diğer borçlu cari hesaplarına re'sen virman yapmak suretiyle ve/veya alacaklı cari hesaplarının borçlu cari hesaba dönüştürülmesi şeklinde de kullandırabilir. " şeklinde kredi türlerinin asıl borçlu tarafından kullanabileceğinin yazılı olduğu, takibe konu ... destekli 6 ayda bir ödeme 6 eşit taksitli 25.000 TL orta vadeli kredi ile kredi mevduat hesap şeklinde kullanılan kredinin bu kredi türleri kapsamında kalıp kalmadığı yönünde bilirkişi tarafından bir inceleme yapılmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2022 tarihli ve 2019/(19)11-718 E., 2022/274 K. sayılı ilamı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2020 tarihli ve 2017/19-2076 E., 2020/117 K. sayılı ilamında itirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olduğu ve takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olduğu vurgulanmıştır. Hal böyle olunca, davalı yanın aşamalardaki savunması, mahkemece alınan bilirkişi raporunda takibe konu kredinin davalının kefil olduğu GKS kapsamında kullanılıp kullanılmadığının denetime elverişli bir şekilde tespit edilmediği dikkate alınarak, davaya konu icra takibine itirazın iptaline ilişkin açılan işbu davada bankacı bilirkişilerden banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle, öncelikle takip konusu alacak talebinin hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığının, davalının takibe konu alacağın kaynağı genel kredi sözleşmesinde imzası bulunup bulunmadığı ve takip tarihi itibarıyla alacaklının alacak miktarının tespitine yönelik rapor alınması, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delil niteliğindedir. 22/07/2020 tarih ve 7251 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 35.maddesi ile yapılan değişik HMK'nun 353/1.a-6 maddesi ise "Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" hükmünü içermektedir. Bu durumda mahkemece dosyanın yargılama aşamasında rapor hazırlayan bankacı bilirkişiye veya mahkemece gerekli görülmesi halinde başka bir bankacı bilirkişiye tevdi edilip, bilirkişiye banka kayıtları üzerinde inceleme yapma ve belgelerden suret alma yetkisi verilerek banka kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile, davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarını da karşılayacak şekilde, davaya konu takip ile tahsili istenilen alacağın hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davalının bu genel kredi sözleşmelerinde kefil sıfatıyla imzasının bulunup bulunmadığı ve takip tarihi itibariyle davacı bankanın alacağının denetlemeye elverişli olacak şekilde tespit edilerek bilirkişi delilinin toplanması gerekirken uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli niteliğe sahip bankacı bilirkişiden banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmak suretiyle yukarıda belirtilen şekilde rapor alınmadan eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesi gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2- Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 12/09/2023 tarih 2022/404 Esas 2023/710 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalı tarafından yatırılan 588,54 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/09/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -