Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/621 E. 2026/1425 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/621
- Karar No
- 2026/1425
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/621
KARAR NO: 2026/1425
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/12/2025
NUMARASI: 2025/405 Esas - 2025/975 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Ticaret sicil No'lu, ... vergi kimlik no lu ....ŞTİ.'nin ortağı ve kanuni temsilcisi olduğunu. ....Noterliği tarafından düzenlenen 08/08/2019 tarih ve ... yevmiye nolu limited şirket pay devri sözleşmesi ile şirketteki hisselerimi ... T.C.Kimlik no lu ...” a devrettiğini, yine .... Noterliğinin 23/08/2019 tarih ve ... sayı İle tasdik olunan, ....şti.'nin 08/08/2019 tarih ve 2019/1 sayılı kararı ile Şirket müdürlüğünden istifa ettiğini, şirketin müdürlüğüne 10 yıl süre ile ... seçildiğini, alınan bu kararların tescil ve ilanına karar verildiği, ancak davalı şirket ve yeni müdür tarafından alınan bu kararlar tescil ve ilan edilmediğini, kendisinin de temsil ve imza yetkisinin bulunmadığından bu kararları tescil ve ilan yaptırmaya imkanının olmadığını, alınan bu kararların şirket tarafından tescil ve ilanımın yapılması için .... Noterliğinden 03/07/2020 tarihinde ... sayı ile ihtarname göndermesine rağmen tescil ve ilan işlemi yapılmadığını, bu durumun kendisini de hukuki olarak zor durumda bırakmakta ve mağduriyetine sebebiyet verdiğinden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine limited şirketler kanuni temsilcileri vasıtasıyla yönetilmekte olduğunu, dolayısıyla tescil ve ilan işlemlerine yaptırmak da kanuni temsilcilerin görevi olduğunu belirterek Şirket ortaklığından ayrılışın ve şirket müdürlüğünden istifanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalılar, dava dilekçesi kendilerine tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; iddianın ileri sürülüşüne ve dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının davalı .... Şti.'nin ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu ancak ....Noterliği tarafından düzenlenen 08/08/2019 tarih ve ... yevmiye nolu limited şirket pay devri sözleşmesi ile şirketteki hisselerini diğer davalı ...'a devrettiği sabittir.
Davacı bu pay devri işleminin ve pay devrine bağlı olarak gerçekleştiği anlaşılan müdürlük sıfatının kalktığının ticaret siciline tescilini istemektedir. Buna göre davalı şirketin iki ortağı arasında yapılan devir işlemleri ile bütün hisselerini devrederek ortaklıktan çıkan davacının şirkette hissesinin kalmadığını ve dolayısıyla müdürlükten de ayrıldığını 6102 TTK'nin 598/2.maddesi gereğince ticaret siciline şahsen başvurarak tescil ve ilan ettirebilme imkanının bulunduğu açıkça ortadadır. Binaenaleyh, yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde gerçekleşen bu durumun 6100 sayılı HMK’nin 114/1-h maddesi gereğince dava şartı olduğu ve dava şartı eksikliğinin giderilmesi mümkün de olmadığından davacının işbu davada hukuki yararı bulunmadığı sonuç ve kanaatiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine,..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinafa konu işbu davayı açmakta, davacının hukuki yararı bulunduğunu, davacının payını davalı ...'a devrettiğini, davalı şirketin kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiğini, bu nedenle şirketi temsilen iş ve işlem yapmasının mümkün olmadığını, HMK 114/1/h maddesinde düzenlenmiş hukuki yarar, bireyin mahkemeye erişim hakkı, adalet sisteminin etkinliği ve hak arama özgürlüğü ile doğrudan ilişkili temel bir dava şartı olduğunu, hukuki yararın, davacının korunmaya değer bir menfaatinin bulunmasını gerektirmekte olup dava hakkı, Anayasa ile teminat altına alındığını, davacının 08.08.2019 tarihinden itibaren davalı şirketteki payını diğer davalıya devretmiş olması ve müdürlükten istifası nedeniyle kanuni temsilcilik sıfatı sona erdiğinden, ortaklığının 08.08.2019 tarihinden itibaren sona erdiğinin tescil ve ilan işlemini yaptıramadığını, davalıların da uzun yıllardır tescil ve ilan işlemini yaptırmadıkları için davacının ortaklığının sona erdiği dönemdeki iş ve işlemler nedeniyle hukuki ve cezai yönden sorumlu tutulmaya ve hakkında ceza davaları açılmaya devam ettiğini, hal böyle iken, yasanın aradığı, davacı müvekkilin korunmaya değer bir menfaatinin bulunduğu, Anayasa ile teminat altına alınmış dava hakkı açık olduğunu, tüm bu nedenle işbu istinafa konu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle reddi kararı usule, yasaya ve Anayasaya aykırı olduğunu, istinafa konu davaya emsal nitelikteki, tarafları aynı olan, aynı tarihlerde pay devri sözleşmesinin yapıldığı somut olaya ilişikin,
İstanbul Anadolu 1.asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/573 E. ve 2025/965 K. sayılı kesinleşmiş ilamı ile mahkeme heyetince, davanın kabulüne karar verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın usul ve esas yönünden kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, limited şirket müdürlüğü görevinden istifanın ticaret siciline tescil ve ilanı davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının müdürlük görevinden istifasının ticaret siciline tescilini isteyip isteyemeyeceği, davacının husumetinin-hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
.... Noterliğinin 08/08/2019 tarih ve ... YN'lu limited şirket pay devir sözleşmesi ile davacı, ...'ndeki hisselerini davalı ...'a devretmiştir.
Hisse devrinden sonra alınan 08/08/2019 tarih ve ... nolu ortaklar kurulu kararı ile, ortaklıktan ayrılan davacı ...'in müdürlük görevine son verilmesine, şirket müdürlüğüne 10 yıl süre ile davalı ...'ın seçilmesine karar verilmiştir. Ancak bu karar ve pay devri ticaret siciline tescil ve ilan edilmemiştir.
Davacı, davalı şirkete çektiği .... Noterliğinin 03/07/2020 tarih ve ... nolu ihtarname ile pay devri ve müdürlük görevinin sonlandırıldığı ortaklar kurulu kararının ticaret siciline tescil ve ilanı ihtar edilmiştir. Davacı tarafça, davalı şirketteki paylarını devrederek ortaklıktan ayrılmasına ve müdürlük görevinden istifa etmesine rağmen bu hususların şirket tarafından ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmediği iddiasıyla şirket ortaklığının sona erdiğinin ve müdürlük görevinden istifasının ticaret siciline tescil ve ilanına karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
TTK'nın 598/1. Maddesinde, esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulacağı, ikinci fıkrada ise, başvurunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde, ayrılan ortağın, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bunun üzerine sicil müdürünün, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre vereceği düzenlenmiştir. Anılan bu yasal düzenlemeye göre, hissesini devreden ortağın devrin tescili için şirkete başvurduktan sonra, şirket tarafından pay devrinin ticaret siciline tescil ve ilanı için gerekli başvurunun otuz günlük süre içinde yapılmaması halinde payını devreden davacı ortağın doğrudan ticaret siciline başvurma imkanı bulunduğundan pay devrinin ticaret siciline tescili istemi yönünden davacının hukuki yararı bulunmamaktadır.
Buna karşın, tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliklerin de tescil edilmesi gerekir(TTK m. 31 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 29/1). Limited şirketler bakımından TTK’nın 586 ncı maddesinde, kuruluş tescilinin şirket müdürleri tarafından talep edileceği öngörülmüş olup, aynı Kanun’un 28 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği(TSY)’nin 22'nci maddesine göre de tescil, ilgililer veya yetkili temsilcileri ile hukuki halefleri tarafından istenir.
Bu itibarla, davacının TSY'nin 22. Maddesinde sayılan ilgililerden olmaması nedeniyle doğrudan Ticaret Sicil Memurluğu'na başvurarak talepte bulunması mümkün olmadığından davalı şirkete yapılan başvurunun sonuçsuz kalması halinde davacının şirket aleyhine açacağı tescile icbar davası sonunda alacağı hükümle şirketin TSY'nin 26/1. maddesi uyarınca tescili istemesini sağlama olanağı bulunmaktadır. Yani davacının tescile icbar davası açmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır.
Bu cihetle, mahkemece, davacının talebinde hukuki yararı olduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir(Yargıtay 11. HD'nin 10/06/2020 Tarih ve 2019/4503 E. - 2020/2760 K. Sayılı kararı). Ancak ilk derece mahkemesince yerinde olmayan yazılı gerekçe ile hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2026