Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/964 E. 2026/1265 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/964
- Karar No
- 2026/1265
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/964 - 2026/1265 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/964 KARAR NO : 2026/1265
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06.02.2026 NUMARASI : 2026/91 Esas 2026/95 Karar
DAVACI :... VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1-...
: 2-... VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 03.07.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 06.07.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 08.10.2024 tarihinde davalı şirket adına kayıtlı olup, davalı ...sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacı adına kayıtlı ...plakalı ticari taksiye çarpması sonucu meydana gelen kazada davacıya ait aracın hasar gördüğünü, kazada davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğunu, davacıya ait ticari amaçla kullanılan aracın serviste kaldığı süre boyunca aracından mahrum kaldığını ve zarara uğradığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek 5,00 TL araç mahrumiyet bedeli/ticari kazanç kaybı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., sigortaya başvuru şartının gerçekleşmediğini, davacının davayı belirsiz alacak davası olarak açmakta hukuki yararının bulunmadığını, kazanç kaybı talebinin zamanaşımına uğradığını, meydana gelen kazada davacının tam kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...vekili, sigortaya başvuru şartının gerçekleşmediğini, davacının davayı belirsiz alacak davası olarak açmakta hukuki yararının bulunmadığını, kazanç kaybı talebinin zamanaşımına uğradığını, meydana gelen kazada davacının tam kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacı tarafından zorunlu arabuluculağa müracaat edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gibi dava dilekçesinde de bu hususta bir açıklamaya yer verilmediğinden, davanın, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa müracaat edilmeden açılmış olduğu anlaşıldığı, TTK'nın 5/A ve 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunun 18/A-2 maddesi göndermesi ile HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca usûlden reddine karar vermek gerektiği belirtilerek davanın, TTK'nın 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi göndermesi ile HMK'nın 114/2 ve 115/1-2 maddeleri uyarınca arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usûlden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın ilk önce Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığını ve Asliye Hukuk Mahkemesinde zorunlu arabuluculuk başvuru şartının bulunmaması nedeniyle arabuluculuğa başvurmadıklarını, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26.HD'nin görevsizlik kararına kaşı yaptıkları istinaf başvurusunu esastan reddine dair karardan sonra arabuluculuk başvurusunda bulunduklarını ve 09.01.2026 tarihinde arabuluculuk süreci anlaşamama tutanağı düzenlenerek sürecin tamamlandığından mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, 08.10.2024 tarihinde davalı şirket adına kayıtlı olup, davalı ...sevk ve idaresindeki aracın davacı adına kayıtlı ticari taksiye çarpması sonucu meydana gelen kazada davacıya ait aracın hasar gördüğünü belirterek davalılardan ticari kazanç kaybı tazminatı isteminde bulunmuş, Ankara 27.Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.05.2025 tarihli, 2024/566E.-2025/171K. kararı ile mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usûlden reddine, görevli mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilmiş, davacının kararı istinaf etmesi üzerine Dairemizin 14.11.2025 tarihli, 2025/890E.-2025/1393K.sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dosyanın tevzii edildiği mahkemece dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden dava dava şartı yokluğu nedeniyle usûlden reddine karar verilmiştir. 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usûlden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usûlden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usûlden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Somut olayda davacı vekili tarafından 20.12.2024 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 15.05.2025 tarihinde görevsizlik kararı verilmiş, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 14.11.2025 tarihli, 2025/890E.-2025/1393K.sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiş, 29.12.2025 tarihinde davacı tarafından arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu, 09.01.2026 tarihinde arabuluculuk uzlaşamama tutanağının düzenlendiği ve 14.01.2026 tarihinde davacı vekili tarafından dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunulması üzerine dosyanın tevzii edildiği mahkemece dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden dava dava şartı yokluğu nedeniyle usûlden reddine karar verilmiştir. Bu itibarla, davacı tarafından dava açılan Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görevli mahkeme olan Ticaret Mahkemesine dosya gönderilmeden önce ve görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden önce davacı tarafından dava şartı olan arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından, mahkemece davanın esasına girilerek delillerin toplanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/2757E.-2022/17299K.sayılı ilâmı) Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a.3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın esasına girilerek karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03.07.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.