Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1150 E. 2026/1313 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1150
- Karar No
- 2026/1313
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1150 - 2026/1313 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1150 KARAR NO : 2026/1313 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/01/2024 NUMARASI : 2023/156 E. - 2024/29 K.
DAVANIN KONUSU : Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/01/2024 tarih ve 2023/156 E. - 2024/29 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı şirketin 2021/120107 sayılı "..." ibareli markanın 35. sınıfta adına tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkiline ait "..." ibareli markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ve davalı başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2023-M-1035 sayılı kararının iptalini, tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, dava konusu markanın son dört harfinin (...) farklı olmasının markaları işitsel, görsel ve kavramsal olarak ortalama tüketici nezdinde farklılaştırmaya yetmediği, 6/4, 6/5. maddesi anlamında davacının markasının tanınmış marka olduğunun kanıtlanmadığı ve 6/9. maddesi anlamında davalının marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunun somut olarak ortaya konulmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TÜRPATENT YİDK'nın 27/01/2023 tarih 2023/M-1035 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı Türkpatent vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibareli marka başvurusu ile "..." unsuruna sahip itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların, tescil edilen mal veya hizmet sınıfları yönünden, aralarında benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin olmadığının tespit edildiğini, tescil edildiği mal veya hizmet sınıfında davaya konu markanın kendine özgü ve ayırt edici bir algı oluşturduğunu, kullanılan renklerin, harflerin, yazı stilinin farklı olduğunu, ayrıca davacının itiraza mesnet markalarının da ayırt edici şekil unsuruna sahip bulunduğunu, dolayısı ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceğini, markalar arasında sadece "..." ibaresinin ortak unsur olarak yer aldığını, ortak olan bu ibarenin taraf markalarında farklı yazım stiline sahip olduğunu, davaya konu markanın beyaz zemin üzerine siyah renk kullanılarak büyük harflerle tertip edildiğini, başvurunun tiketici tarafından "..." ve "..." ibarelerinin birleşimi olarak değerlendirileceğini, ilk dört harf esas alınarak ve müvekkilinin bir bütün oluşturan markasının bölünmesi suretiyle yapılan değerlendirmenin doğru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, gerekçeli kararın Anayasanın 141. Maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesine aykırı olarak ilgili ve yeterli gerekçe içermediğini, dosyada bulunan deliller ve bilirkişi raporu müvekkili lehine olmasına rağmen mahkemece verilen kararın sürpriz karar niteliğiyle Anayasa'nın 36 ve İHAS'ın 6. maddesine açıkça aykırı olduğunu, zira bilirkişi raporunda taraf markalarının benzer olmadığı tespitinin açıkça yer aldığını, karar aşamasına gelinceye kadar tüm delillerin müvekkili lehine olduğunu, davacı tarafından müvekkiline karşı marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla açılan davanın ispatlanması nedeniyle reddediliğini, bu karar ile taraf markalar arasında benzerlik bulunmadığı ve aralarında ticari ve markasal bir bağlantı olmadığını açıkça ortaya konulduğunu, taraf markalarının tüketici kitlesi tamamen farklı olduğunu, maden şirketi olan müvekkilinin müşterileri davacının müşteri kitlesinden farklı olduğu gibi müvekkilinin müşterilrinin yüksek bir dikkat seviyesine sahip olduğunu, bir bütün oluşturan "..." ibaresinin bölünerek bu bölünme ile elde edilen ... üzerinden bir benzerlik kurumasının usulüne uygun olmadığını, davacı şirketin tanınmışlığının gıda sektörüne ilişkin olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli marka arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacının itirazına mesnet markasının asli unsuru olan "..." ibaresinin davaya konu marka içinde aynen yer aldığı, "..." olarak telaffuz edilecek davaya konu markada bağımsız karakterini koruduğu, yerel mahkeme hükmünün olay ve olgular arasındaki bağlantıyı ve dayanılan hukuksal düzenlemeleri gösterecek nitelikte olduğu, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararında kabul edildiği üzere iltibas değerlendirmesinin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek nitelikte olması karşısında davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının karşılanmadığına dair istinaf itirazının da yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.