Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1153 E. 2026/1366 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1153
Karar No
2026/1366
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1153 - 2026/1366 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1153 KARAR NO : 2026/1366 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/03/2024 NUMARASI : 2022/477 E. - 2024/126 K.

DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi ve Giderilmesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/03/2024 tarih ve 2022/477 Esas - 2024/126 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili Şirketin 97/015327 sayılı "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, markanın müvekkili şirketin uzun süreli kullanımı ve yoğun gayretleri neticesinde tanınır hale geldiğini, davalı tarafın müvekkiline ait markayı izinsiz şekilde aynı alanda kullanarak müvekkilinin marka haklarına tecavüz oluşturan eylemlerde bulunduğunu, hatta 2020/98472 başvuru numaralı "... grup ... pide-döner" markası için tescil başvurusu yapmışsa da müvekkilinin itirazı üzerine bu başvurunun reddedildiğini, ayrıca müvekkili şirket yetkilisi tarafından karşı taraf aleyhine suç duyurusunda bulunulduğunu ve görülen dava neticesinde şirket yetkilisi aleyhine cezaya hükmolunduğunu, karşı tarafın eylemlerinin 6769 sayılı SMK uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve giderilmesine, dava konusu markanın aynısını ve ayırt edilemeyecek kadar benzerlerini ihtiva eden her cins ticari materyal, vasıta ve evrakın bulunduğu her yerden kaldırılmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı şirketin ortaklarının ... ... ve ... ... olduğunu, davacı şirketin, iş yerinin faaliyetine şirketin ve yetkilisi ... ...’nin borçlarından dolayı Haziran 2020 tarihi itibarıyla son verildiğini, artık ticari hayatına devam edemeyeceğini müvekkili şirket yetkililerine bildiren ... ...'nin, davacı adına kayıtlı "... + Şekil" markasını kendilerine devredebileceğini, bu haliyle fikri ortak olmak istediğini dile getirerek ortaklık teklifinde bulunduğunu, akabinde müvekkili Şirketin iş yerinde ortağı ... ... ile birlikte çalışmaya başladığını, müvekkilinin, söz konusu markanın kendisine devredileceği inancıyla davacı Şirkette çalışan şirket ortağı ... ... de dahil olmak üzere 3 kişiyi de bünyesine katarak faaliyetlerine başladığını, ... ...'nin, müvekkilinin işlettiği işyerinin adının ve logosunun halihazırda kullanılan gibi olacağını, buna yatırım yapıldığını bildiğini ve buna muvafakat ettiğini, hatta davacı şirketin ortağı olan ... ...'ün halihazırda müvekkili şirket bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, ... ...'nin müvekkili şirket bünyesinden ayrılmasının hemen akabinde huzurdaki işbu davayı ikame ettiğini, ... ...’nin konumu itibarıyla devir karşılığında maddi menfaat elde ettiğini, ancak markayı devretmesi gerekirken müvekkilini oyaladığını, müvekkilinin, markanın devredilmesi için ... ...’ye 85.000-TL’den fazla ödeme yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalıya ait işletmenin, ağırlıklı olarak kebap, pide, çorba türü yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri sunan, restoran şeklinde faaliyet gösteren bir işletme olduğu, işletmenin tabela, cam kapı, menü, servis kutusu, servis kağıdı ve ıslak mendil gibi malzemeleri ile "... ....com" adlı internet sitesinde "... pide-döner", "... restorant" ve "..." ibarelerinin markasal nitelikte kullanıldığı, bu kullanımların tamamında "..." ibaresinin baskın ve asli markasal unsur olarak konumlandırıldığı, davalıya ait işletmede kullanılan "..." esas unsurlu markaların davacı adına tescilli olan 97/015327 sayılı marka ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğu, aynı ya da aynı türden hizmetler için marka olarak kullanıldığı ve ortalama tüketici nezdinde bu kullanımlar ile davacının markası arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, davalının bahse konu kullanımlarının, davacı adına 97/015327 sayı ile tescilli olan markadan doğan haklara tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı markasına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine, durdurulmasına, giderilmesine, masrafı davalıdan alınmak üzere davalıya ait iş yerinde üzerinde ... ibaresini içeren ürün broşür, branda, araç, ürün ambalajı, iş evrakı, kataloğ, kart vizit, fatura ve bunun gibi araçların üzerindeki ... ibarelerinin silinmesine, bu mümkün olmaması halinde imhasına, dava konusu markanın aynısını ve ayırt edilemeyecek kadar benzerini ihtiva eden her cins ticari metaryal, vasıta, ve evrak ile her türlü metaryalin bulunduğu her yerden kaldırılmasına, gideri davalıdan alınmak üzere kararın kesinleşmesini ilanına karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, mahkemece taraflar arasındaki ticari ilişki değerlendirilmeden hüküm kurulmasının usule aykırı olduğunu, yargılama sırasında izah ettikleri üzere davacı şirketin ortakları olan ... ... ve ... ...’ün müvekkili ile birlikte davaya konu "..." markası altında çalışma kararı aldıklarını, fiili olarak da müvekkili iş yerinde çalıştıklarını, şirketin kuruluş tarihinden fiilen çalışma tarihine kadar bu gaye ile söz konusu markanın davacı şirket ortaklarının bilgisi, talebi ve yönlendirmesi doğrultusunda kullanıldığının inceleme dışı bırakıldığını, davacı Şirket ortağı ... ...'nin, müvekkilin işlettiği iş yerinin adının ve logosunun halihazırda kullanılan gibi olacağını, buna yatırım yapıldığını bildiğini ve muvafakat ettiğini, bununla beraber davacı şirketin diğer ortağı olan ... ...'ün halihazırda müvekkil şirket bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, ... ...'nin müvekkil şirket bünyesinden ayrılmasının hemen akabinde huzurdaki işbu davayı açtığını, bu durumda kararın "gerekçe" başlıklı kısmında atıfta bulunulan SMK'nın 7/3-d maddesinde bahsi geçen "…işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması…" koşulunun yeterli derecede irdelenmediğini, müvekkilinin iyi niyet ve marka devrinin yapılacağı inancıyla hareket ettiğini, devir karşılığında bedel ödediğini, bu devrin inancıyla yatırım yaptığını, davacı Şirketin iş yerinin kapanması sebebiyle orada çalışan kişileri de bünyesinde çalıştırmaya devam ettiğinin açıkça anlaşıldığını, müvekkili kullanımı ile davacı markasının farklı olduğunu, yöresel anlamda geniş bir kullanım alanına sahip olan "..." ibaresinin markasal anlamda gücünü yitirdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve giderilmesi ile hükmün ilanı istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı tarafça, adına tescilli "..." ibareli markanın, davalı tarafından izinsiz olarak kullanıldığı, bu kullanımların markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu ileri sürülmüş, davalı, söz konusu markanın davacı Şirketin ortaklarının bilgisi ve muvafakati ile kullanıldığını, bu markanın kendisine devredileceği inancıyla yatırımlar yaptığını, markanın devri için de davacı Şirket ortağı ... ...'ye ödeme yaptığını savunmuş, ilk derece mahkemesince de davalının "... pide-döner", "... restorant" ve "..." ibareli markasal kullanımlarının, davacı adına tescilli olan 97/015327 sayılı marka ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğu, aynı ya da aynı türden hizmetler için marka olarak kullanıldığı, ortalama tüketici nezdinde bu kullanımlar ile davacının markası arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, davalının bahse konu kullanımlarının, davacı adına 97/015327 sayı ile tescilli olan markadan doğan haklara tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalının restoran hizmetlerindeki "... pide-döner", "... restorant" ve "..." ibareli markasal kullanımlarının, davacı adına tescilli olan 97/015327 sayılı "..." ibareli markaya tecavüz oluşturduğu yönündeki ilk derece mahkemesi değerlendirmesinde bir isabetsizlik yok ise de davalının, bu kullanımların davacı Şirketin ortaklarının yönlendirmesi ve rızası ile gerçekleştiği, bu kullanımlara davacı Şirket ortakları tarafından muvafakat edildiği, hatta söz konusu markanın kendisine devredileceği inancıyla markaya yatırımlar yapıldığı ve davacı şirket ortağına ödeme yapıldığı yönündeki savunmaları üzerinde durulup, değerlendirme yapılmaması doğru olmadığından, Dairemizce davalının bu savunmasının değerlendirilmesi gerekmiştir. Dosya kapsamından; davacı Şirketin iki ortağından biri olan Ramazan ... ile davalı Şirketin tek ortağı arasında "..." markasının davalı tarafından kullanılması konusunda anlaşıldığı, bu anlaşma doğrultusunda davalı tarafından "..." markası altında iş yerinin 2020 yılı Kasım ayında faaliyete başladığı, davacı Şirket ortaklarının da bu iş yerinde çalışan olarak gösterildiği, yaklaşık bir buçuk ay bu şekilde çalışıldıktan sonra çıkan anlaşmazlık üzerine davacı Şirket yetkilisinin, davalı iş yerinden ayrıldığı, taraflar arasındaki anlaşmanın bu şekilde sona erdiği, sonrasında davacı Şirket yetkilisinin, davalı Şirket yetkilisi hakkında markaya tecavüz suçundan şikayette bulunduğu, bu nedenle davalı Şirket yetkilisinin cezalandırılmasına karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, buna göre 2020 yılı Kasım ayının ortasından yıl sonuna kadar gerçekleşen davalı kullanımının, davacı Şirketin ortaklarının rızası ile gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Davacı marka sahibi Şirketin ortakları ve yetkilisinin bilgisi ve izni dahilinde davalı tarafından söz konusu markanın kullanılması, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacaktır. Ancak, marka sahibi olan davacının markasının kullanılmasına rızasının kalktığı tarihten itibaren söz konusu markanın davalı tarafından kullanılmasının yasal bir dayanağı yoktur. Eş söyleyişle, davalının, marka sahibinin izni dahilinde markayı kullanması tecavüz oluşturmasa da bu iznin kalktığı tarihten itibaren gerçekleşen davalı kullanımı, markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturacaktır. Somut olayda da, 2020 yılının sonundan ve en geç ceza mahkemesince suç tarihi olarak kabul edilen 15.06.2021 tarihinden itibaren davacı tarafça, markasının kullanılmasına izin verilmediği, davalı tarafça ise bu tarihten sonra da "..." ibaresinin markasal olarak kullanıldığı dosya kapsamı ile ispat edildiğinden, esasen markanın kullanıldığı davalının da kabulünde olduğundan, artık davalının belirtilen tarihten sonraki kullanımları markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmektedir. O halde ilk derece mahkemesince, davacının rızası dahilinde gerçekleşen davalı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığı, buna karşılık davacı rızası kalktıktan sonraki davalı kullanımlarının ise markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı savunması değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde bulunmuştur. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun hükmün gerekçesi yönünden kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/03/2024 gün ve 2022/477 Esas - 2024/126 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile davacı markasına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine, durdurulmasına, giderilmesine, masrafı davalıdan alınmak üzere, davalıya ait iş yerinde üzerinde "..." ibaresini içeren ürün broşür, branda, araç, ürün ambalajı, iş evrakı, kataloğ, kart vizit, fatura ve bunun gibi araçların üzerindeki "..." ibarelerinin silinmesine, bu mümkün olmaması halinde imhasına, 3-Dava konusu markanın aynısını ve ayırt edilemeyecek kadar benzerini ihtiva eden her cins ticari metaryal, vasıta, ve evrak ile her türlü metaryalin bulunduğu her yerden kaldırılmasına, 4-Gideri davalıdan alınmak üzere kararın kesinleşmesini müteakip kararın ulusal çapta yayın yapan üç gazeteden birinde ilanına, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinaf eden davalı aleyhine hüküm kurulamayacağından ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 163,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 268,00-TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 1.931,50-TL yargılama giderine, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.092,90-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin davalı uhdesinde bırakılmasına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davalıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1153, K. 2026/1366, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1153-e-2026-1366-k-1d95f965670f