İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/468 E. 2026/318 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/468
- Karar No
- 2026/318
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/468 Esas - 2026/318 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/468 KARAR NO : 2026/318
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 20/10/2025 KARAR TARİHİ : 01/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/07/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkiline ait dayanak markalarda esas ibarenin ...” ibaresi olduğunu, markaların bütününde açıkça görülmektedir ki markalarda yer alan diğer ibarelerin satılan mal/verilen hizmeti tanımlayan, ayırt ediciliği olmayan tali unsurlar olduğunu, müvekkilinin birden çok alanda faaliyet gösteren birçok markaya sahip olduğunu ve bu markalar arasında var olan iktisadi bağı göstermek amacıyla “seri marka” olgusunun oluşturulmuş olduğunu, müvekkiline ait mesnet markada yer alan esas unsur ile davaya konu markanın tek ve esas unsuru arasında aynılık derecesinde benzerlik bulunduğunu, ibarenin sonuna eklenen “S” harfinin markaları farklılaştırmayı başaramamış olduğunu, markalarda yer alan ibarelerin aynı olması ve dizilişlerinin tamamen aynı olmasının tüketiciler açısından karıştırılma ihtimalini doğurduğunu, müvekkiline ait marka ile itiraza konu marka 09. sınıfta yer alan emtialar bakımından benzer emtiaları kapsadığından ikinci şartın da sağlanmış olduğunu, müvekkili markalarıyla benzer nitelikte olan, aynı sınıf ve emtiaları kapsayan davaya konu markanın tescili tümden iptal edilmemiş yalnızca kısıtlı emtiaların tescil kapsamından çıkarılmış olduğunu, çıkarılan emtiaların markalar arasında oluşacak olan karıştırılma ihtimalini bertaraf etmediğini, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu beyan ederek .... no’lu markanın tescil edilmesi durumunda hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru ile itiraz gerekçesi markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden bir bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığını, işbu başvurunun geneline hakim olan görünüşü ve bütünüyle bıraktığı izlenimi önemli ölçüde etkileyen, ilgili tüketiciler tarafından akılda kalacak ve ilk bakışta göze çarpacak unsurun, diğer bir ifadeyle, başvuru konusu markanın esas unsurunun bütün halde "...." ibaresi olduğunu, belirtilen hususlar birlikte göz önüne alındığında, çekişme konusu markaların bir bütün olarak bıraktıkları izlenim bakımından iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığını ve markalar arasında 6769 s. SMK m. 6(1) anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, başvurunun kötü niyetli olarak gerçekleştirildiği yönünde davacı yanca itiraz aşamasında yeterli delil sunulmadığından ve kötü niyet iddiası da kötü niyetin varlığı için tek başına yeterli bir sebep olamayacağından, bu iddiaya da itibar etmenin mümkün olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ....vekili dilekçeleriyle özetle; davacı tarafın itirazına mesnet gösterdiği ve tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmiş olan tüm "..." ibareli markaları için, SMK md. 19/2 ve 29/2 uyarınca kullanmama def'inde bulunduklarını, davacı tarafın, "..." ibaresini özellikle müvekkilinin faaliyet gösterdiği 09. sınıf ve aksesuar emtialarında "ciddi biçimde" kullandığını ispat edemeyeceğini, porselen veya ev tekstili alanında kullanım olmasının, müvekkilinin faaliyet alanındaki kullanımı kanıtlamayacağını, davacının, 09. sınıftaki emtialar yönünden kullanımını ispat edemediği takdirde, bu markalara dayalı itirazlarının ve davasının reddinin gerektiğini, müvekkili marka başvurusunun kendine özgü bir logo ve harf dizilimine sahip olduğunu, davacı markalarının ise "..." gibi 3 harfli kısa bir ibareden oluştuğunu, harf sayısı az olan markalarda (akronimler), tek bir harfin eklenmesi veya çıkarılması dahi görsel ve fonetik algıyı tamamen değiştirdiğini, müvekkili markası ile davacı markasının, kapsadığı mal ve hizmetler bakımından farklı olduğunu, davacının, markalarının "tanınmış marka" statüsünde olduğu ve toplumun her kesimi tarafından bilindiği iddiasının gerçeği yansıtmaktan uzak olduğunu, davacı markalarının kamuoyu nezdinde iddia edildiği düzeyde bir genel bilinirliği ve tanınırlığının bulunmadığını, davacının ticari faaliyetlerinin sınırlı, dar bir alana hitap ettiğini ve bilinirliği varsa dahi sadece bu dar çerçevede olduğunu, müvekkili şirketin, Mopal Aksesuar olarak yıllardır ticari hayatın içinde olduğunu, dava konusu marka başvurusunun, müvekkilin kendi ticari gelişimi ve ihtiyaçları doğrultusunda yapılmış olduğunu, davacının markasından yararlanma veya onun şöhretine tutunma gibi bir gayesinin bulunmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı şirket adına ..." ibaresinin Uluslararası NICE Sınıflandırma Sisteminin 09. sınıfında yer alan mallarda kullanılmak üzere tescil başvurusu 27.06.2023 tarihinde yapılmıştır. 2023/084403 sayılı marka tescil başvurusu, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 27.07.2023 tarihli ve 425 sayılı .... ilanına karar verildiği, söz konusu ilan kararına davacı şahıs ve dava dışı bir şirket tarafından itirazlarda bulunulduğu, başvurunun ilanına yapılan itirazların, ilgili daire tarafından değerlendirilerek, itirazların reddine karar verildiği, karara karşı davacı şahıs tarafından....’da görüşülmesi için itiraz dilekçesi sunulduğu, davacı itirazlarının ... ....'nın ... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER Kullanım İspatı ; 6769 Sayılı SMK’nın “Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi” başlıklı MADDE 25; “(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.” hükmüne amirdir. Hükümsüzlük talebi bakımından, davalı tarafından dava aşamasında davacının redde gerekçe markalarının kullanımının ispat edilmesi talep edilmiştir. Davacıya ait markaların tescil tarihleri .... diğer markaların kullanım ispatına konu edilebileceği anlaşılmıştır. Yapılan inceleme neticesinde, söz konusu markaların kullanımına ilişkin herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığı tespit edilmiştir. YİDK Kararının İptali Talebi Bakımından Dava konusu markanın kapsamındaki 09. sınıftaki malların davacının redde gerekçe markalarının ....) kapsamında ilişkili olarak yer aldığı, ilişkili olma durumunu açıklamak gerekirse, söz konusu redde gerekçe markaların kapsamındaki 09. sınıftaki malların 35. sınıftaki satış hizmetleri ile dava konusu markanın kapsamında yer alan 09. sınıftaki malların ilişkili olduğu, nitekim Yargıtay bir kararında, ilk derece mahkemesi tarafından “…mal üreten işletmenin karineten o malı sattığı da kabul edildiğinden doğal olarak dava konusu markanın tescil edilmek istenildiği 35. sınıf 06 emtia grubunun da 1-34. sınıfta yer alan emtialarla doğrudan ilişkilendirilmeye müsait olduğu, dolayısıyla doktrin görüşleri ve yargı kararları ile de benimsendiği üzere 1-34 emtia gruplarında yer alan mallar ile 35. sınıf 06. Alt grubunda özel olarak sınırlandırılmış malların benzerlik göstermesi halinde her iki sınıfın birbiri ile benzer olarak kabul edilmesi gerektiği…”(1....) şeklinde kurulan hükmü onaylamıştır. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu o malın pazarlanması olup, satışa konu ürün söz konusu olmadıkça bu ürünün pazarlanması hizmetinden de söz edilemeyeceği, bu nedenle dava konusu 09. Sınıftaki mallar ile bu malların satışı hizmetlerinin birbirini tamamlayıcı mallar/hizmetler olduğu, Hükümsüzlük Talebi Bakımından Hükümsüzlük talebi bakımından, kullanım ispatına konu olmayan .... sayılı marka dikkate alınmış diğer redde gerekçe markaların, kapsamlarındaki mallar/hizmetler bakımından kullanımlarının ispatlanamadığı, tespit edilmiştir. Dava konusu markanın kapsamındaki 09. sınıftaki malların davacının redde gerekçe .... sayılı markanın kapsamında ilişkili olarak yer aldığı tespit edilmiştir. İlişkili olma durumunu açıklamak gerekirse, söz konusu redde gerekçe markanın kapsamındaki 09. sınıftaki malların 35. sınıftaki satış hizmetleri ile dava konusu markanın kapsamında yer alan 09. sınıftaki malların ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Nitekim Yargıtay bir kararında, ilk derece mahkemesi tarafından “…mal üreten işletmenin karineten o malı sattığı da kabul edildiğinden doğal olarak dava konusu markanın tescil edilmek istenildiği 35. sınıf 06 emtia grubunun da 1-34. sınıfta yer alan emtialarla doğrudan ilişkilendirilmeye müsait olduğu, dolayısıyla doktrin görüşleri ve yargı kararları ile de benimsendiği üzere 1-34 emtia gruplarında yer alan mallar ile 35. sınıf 06. Alt grubunda özel olarak sınırlandırılmış malların benzerlik göstermesi halinde her iki sınıfın birbiri ile benzer olarak kabul edilmesi gerektiği…”...) şeklinde kurulan hükmü onaylamıştır. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu o malın pazarlanması olup, satışa konu ürün söz konusu olmadıkça bu ürünün pazarlanması hizmetinden de söz edilemeyeceği, bu nedenle dava konusu 09. Sınıftaki mallar ile bu malların satışı hizmetlerinin birbirini tamamlayıcı mallar/hizmetler olduğu, Tüketici Kitlesi Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Somut uyuşmazlıkta benzerliği tespit olunan 09. sınıfta yer alan malların tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/bilgi düzeyi genel olarak ortalama olduğu değerlendirilse de, söz konusu sınıflarda yer alan mallar açısından tek bir sektörün belirlemesi yapılamayacağı, nitekim bu mal ve hizmetlerin her yaş ve eğitim seviyesindeki birçok kesimdeki tüketiciye hitap ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, ayrıca söz konusu malların fiyatlarının düşük olabileceği gibi çok yüksek de olabileceği, 09. sınıfta yer alan malların bir kısmının teknolojik ürünler olması ve gündelik hayatta herkesin her zaman ihtiyaç duyacağı türden mallar/hizmetler olmaması nedeniyle hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/bilgi seviyesinin yüksek olduğu (örneğin bilgisayarlar) öte yandan ilgili malların diğer bir kısmının ise günlük hayatta herkesin kullanımına konu olabilecek türden mallar olması nedeniyle hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/bilgi seviyesinin daha düşük, makul derecede olduğu (örneğin lenslerin kutuları, kılıfları, fiş, kablo), Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı; İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal/hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaya göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaya göre değerlendirme yapılmasıdır. Somut olayın özelliklerine göre yapılan karşılaştırmada, işitsel, görsel veya kavramsal benzerliklerden bir ya da birkaçının önemi ön plana çıkabilir. Sözcük markalarında vurgunun hangi hece ya da birden fazla sözcük olması halinde hangi sözcükte olduğu değerlendirilmelidir. Görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik karşılaştırılmasında özellikle önceki markanın tercih edilmesinin arkasında yatan fikrin gözden uzak tutulmamasında fayda bulunmaktadır. Aynı düşünce başvuruya konu olan markanın seçilmesinde de etkili ise, bu durum vurgunun ya da baskın unsurun görsel veya işitsel öğelerden birinde hatta bir sözcüğün tek bir hece veya harf grubunda ortaya çıkmasını sağlayabilir. Bu açıklamalar kapsamında karşılaştırmaya konu olan markalar görsel olarak incelendiğinde, davaya konu olan marka sgsg herhangi bir şekil unsuru içermeyen düz yazı ile kelime ... ibaresinden oluştuğu, Davaya mesnet olan davacının markaları ... ....markaları da sadece kelime unsurundan oluşan bir marka olup, standart yazı karakteri ile önce ... ibaresi ve devamında..... gibi kelimelerin yer aldığı , markada yer alan bu kelimelerin anlam bakımından tescilli olan malların kendisine ve niteliğini gönderme yapması nedeniyle markada tali unsur konumunda olduğundan markanın esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğu, Bu anlamda taraf markaların esaslı unsurunun “...” ve “...” ibaresi olduğu dikkate alındığında taraf markalar arasındaki tek fark ise davaya konu olan markanın davaya mesnet olan ... markayı aynen içermekte olup, sadece sonuna “G” harfini eklemesi ile değişiklik yapmıştır. Tespit edilen bu farklılık ise davaya konu olan markayı özgün kılmadığı, markaya farklılık yaratamadığıdır. Markada ilk ve esas vurguyu yaparak vasati alıcının dikkatini çeken, çağrışım yapan, işitsel ve görsel benzerliği yaratan unsurun daha ziyade markanın başlangıcındaki ilk kelime veya hecelerdir. Doktrinde de “ortalama tüketiciler sözcüklerin başlangıcına daha fazla dikkat ettiği,...... markalarında olduğu gibi sözcüklerin ilk bölümündeki ayniyetin dahi karıştırmaya yol açabileceği” (.... kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları” da dikkate alınmalıdır (....). Taraf markalar detaylı olarak tetkik edildiğinde markada ilk konumlandırılan unsurun “...” ibaresi olduğu, davaya konu olan markada bu ibarenin yanında yer alan “G” harfi markaya ayırt edicilik kazandırmadığı, çünkü davaya konu markaya eklenen “G” harfi zaten her iki markada da ortak olarak aynı dizilimde yer almakta (...-....) diğer bir ifade ile harflerin tekrarlandığı ve markaların bu noktada da farklılaşamadığı, Bu meyanda; markaların fonetik/işitsel olarak karşılaştırılmasında, taraf markalarında esas/tek unsur olarak kullanılmış olan ibareler arasındaki harf ve dizin ortaklığından hareketle, markaların görsel olduğu kadar kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle işitsel açıdan da yakınlaştığı, Ek olarak ortalama tüketici sözcüklerin başlangıcına daha çok dikkat eder. Nitekim bu durum, OHIM nezdindeki bazı kararlara da konu olmuş ve marka işaretinin başlangıç kısmının iltibas değerlendirmesinde daha ön planda olduğu, Dava konusu markaya ait 09. Sınıfta yer alan malların bir kısmının günlük hayatta herkesin kullanımına konu olabilecek türden mallar olması nedeniyle hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/bilgi seviyesinin düşük, makul derecede olduğu (örneğin cep telefonu kılıfları, Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. şarj cihazları, : fişler, buatlar, anahtarlar piller, dekoratif mıknatıslar) , dolayısıyla, sözcüklerin ilk hecesinde veya sözcük grubu söz konusu ise ilk sözcükteki ayniyet, karıştırma ihtimaline yol açabileceği, başka bir ifade ile davaya konu olan markada ticari anlamda imaj transferine sebep olacak bir şekilde bütünsel algı taşıdığı bu nedenle markalar arasında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline neden olacağı, tüketicinin birbirinden bağımsız iki ayrı marka karşısında olduğunu derhal algılamayacağı, belirtilen bu açıklamalar kapsamında taraf markalar arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik olduğu , Tanınmışlık Bakımından Değerlendirme Davacıya ait markaların ... tanınmış marka sicilinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş, ayrıca tanınmış olduğuna dair mahkememizce de bir kanaat oluşmadığı, dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmediği, bu tehlikelerden birisinin gerçekleşme ihtimalinin ve davalı başvurusunun davacıya ait “...” esas unsurlu markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığının davacı tarafından ispat edilemediği, şu hale göre davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı, Kötü Niyet İddiaları; Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Salt markayı tescil ettirme eylemi, kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemeyeceği, kötü niyetin varlığının somut delillerle kanıtlanması gerektiği, dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren başka bir beyan veya kanıt sunulmadığı, Netice itibariyle, ... Kararının İptali Talebi Bakımından ; Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu 09. sınıftaki malların redde gerekçe markaların ... sayılı markası HARİÇ) kapsamlarında ilişkili olarak yer aldığı, Dava konusu marka ile davacı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, Dava konusu marka ile davacı markaları arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği, .....Kararı’nın 09. Sınıftaki emtialar bakımından iptali koşullarının oluştuğu, Hükümsüzlük Talebi Bakımından ; Dava konusu .... sayılı marka ile redde gerekçe .... sayılı marka arasında işitsel, görsel benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın kapsamındaki 09. sınıftaki malların redde gerekçe ... sayılı markanın kapsamındaki hizmetlerle ilişkili olarak yer aldığı anlaşıldığından dava konusu ... sayılı markanın 09. Sınıftaki emtialar bakımından hükümsüzlüğü koşullarının da oluştuğu kanaatlerine varılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, .... sayılı kararının 9. Sınıf emtialar bakımından iptaline, Davaya konu markının 9. Sınıf emtialar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 23.187,60.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.947,60.-TL Gider Avansı :20.240,00.-TL TOPLAM :23.187,60.-TL