Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1155 E. 2026/1367 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1155
Karar No
2026/1367
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1155 - 2026/1367 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1155 KARAR NO : 2026/1367 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/03/2024 NUMARASI : 2023/357 E. - 2024/87 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/03/2024 tarih ve 2023/357 Esas - 2024/87 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı firmanın diğer davalı TÜRKPATENT nezdinde başvurusunu yaptığı 2021/134928 başvuru sayılı "..." markasının tesciline davacının tescilli ve tanınmış "..." ibareli seri markalarına dayalı olarak dosyaladığı itirazların TÜRKPATENT tarafından nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bulunduğunu, zira davacının Türkiye’de modern perakende sektörünün öncülüğünü yapan, yurt içinde toplam 3109 mağazası bulunan büyük bir firma olduğunu, davacının "..." markasının ... kredi kartı ve ... kart (müşteri sadakat kartı) olarak çok yoğun reklam ve tanıtım çalışmaları neticesinde yurt çapında tanıtılmış bulunduğunu, davacının ... Bankası ile yaptığı işbirliği doğrultusunda dağıttığı "..." markalı kredi kartlarının 2009 yılından bu yana davacının mağazalarında alışveriş sırasında kullanıcılarına ayrıcalıklar sağladığını, Mayıs 2021 tarihi itibariyle bu kartlarının sayısının 271.549 adete ulaştığını, davacının yurt çapına yaygın çok sayıdaki mağazasında bu kartların tanıtımının yapıldığını, ayrıca davacının "..." markası altında bir çeşit müşteri sadakat kartının da bulunduğunu, bu kart ile davacının mağazalarından yapılacak alışverişlerde müşteriye avantajlar sağlandığını, davacının "..." markalı kartlarının piyasaya girdiği günden itibaren yakaladığı ivmeli büyüme neticesinde çok kısa bir zamanda kendi pazarında önemli bir aktör ve ciddi reklam ve kampanya tanıtımları ve tüketicilere sağlanan faydalarla da tanınmış hale geldiğini, davacının "..."li seri markalarının kullanım sonucu ayırt edici ve tanınmış hale geldiğine ilişkin bir çok Mahkeme kararının ve bilirkişi raporunun mevcut olduğunu, bütün bu hususlar göz önüne alındığında, "..." markasının davalı firma adına tescili halinde taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, ayrıca davalının davacının yoğun emek, para ve zaman harcayarak markaya kazandırdığı imajdan ve bu markanın reklam gücünden haksız olarak yararlanacağını, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, dava konusu edilen markada yer alan "..." ibaresinin işarete markasal hüviyette bir ayırt edicilik katmadığını, ayrıca dava konusu edilen markanın davacının seri markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetlerde tescil edilmek istendiğini, ayrıca "..." ibaresinin davalının www.....com.tr uzantılı alan adı kapsamında da davacı adına korunuyor olduğunu, davalının "..." markasını kendi adına tescil ettirmek isterken davacı ile haksız rekabet yapma saikiyle yani kötü niyetle hareket ettiğini ileri sürerek, YİDK’in 2023-M-5759 sayılı kararının iptaline, 2021/134928 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TÜRKPATENT vekili, bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzemediğini, genel izlenim itibariyle taraf markalarının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, uyuşmazlık konusu olan İngilizce "..." kelimesinin Türkçe’deki karşılığının "para" olduğunu ve bu anlamının herkes tarafından bilindiğini, dolayısıyla "..." ibaresinin markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bu ibare üzerinde davacıya tekel hakkı verilemeyeceğini, davalının markasında da "..." ibaresini ön plana çıkaran herhangi yazınsal bir farklılık, yazı tipi değişikliği ya da renk farklılığı gibi unsurların mevcut olmadığını, ayrıca taraf markalarının okunuşlarının da farklı olduğunu, dava konusu edilen markada kullanılmış olan kanatlarını açmış mavi renkli kuş simgesinin de bu markayı gerek davacının markalarından gerekse diğer markalardan ayırt etmekte olduğunu, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının diğer madde hükümlerinin somut uyuşmazlıkta uygulanma şartlarının gerçekleştiğini ve davalının kötü niyetli olduğunu da ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirleriyle benzer olmadığı, davacının muhtelif markaları hasebiyle davalının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların tamamı yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, dava konusu markanın kapsamına giren mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici/alıcı kesiminin seçicilik/bilinç/ dikkat/algı/özen seviyelerinin düşük olmadığı, taraf markaları arasında, karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliği, alan adından kaynaklanan hak ve tanınmışlık iddialarının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, emsal Yargıtay kararları ile müvekkili şirkete ait "..." esas unsurlu markaların, aynı mal ve hizmetlerde tescil edilmek istenen "..." ibareli markalar arasında markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırılma ihtimali bulunduğunun belirtildiğini, yerel mahkeme kararında bu hususların göz ardı edildiğini, mahkeme kararının aksine davaya konu "..." ibareli marka ile müvekkil şirkete ait ... ibareli seri markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu, mahkeme kararında, marka kapsamları arasındaki ayniyetin iltibas ihtimalini arttıran bir unsur olduğu hususunun dikkate alınmadığını, taraf markalarının başvuru markası kapsamındaki tüm mallar yönünden ortak olduğunu, “...” markasının bu haliyle orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını, söz konusu işaretler arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, müvekkili şirkete ait ... ibareli seri markalara yapılan yatırımlar ve yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazandığını ve tanınmış marka statüsünü kazandığını, başvuru konusu markanın tescil talebinin 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi gereğince de reddinin gerektiğini, itiraza konu “...” ibareli markanın, müvekkilinin www.....com.tr ibareli alan adı ile de benzer olduğunu, bu hususun da hatalı değerlendirildiğini, dava konusu karara mesnet markanın seçilmesinin haklı bir nedeni olmadığını, sadece müvekkiline ait markanın bilinirliğinden yararlanmak amacı ile bu ibarenin tescil edilmek istendiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre “...+şekil” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuru bir bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğu gibi başvuruda farklı olarak şekil unsuruna da yer verildiği, bu hali ile dava konusu başvurunun davacının itirazına mesnet markalarından hem işitsel hem de görsel olarak yeterince farklılaştığı, davacının "..." ibareli markalarının, “finansal ve parasal hizmetler” dışındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği haiz olduğu yönünde Yüksek Mahkeme kararları mevcut ise de bu durumun eldeki davaya bir etkisinin olmadığı, çünkü yukarıda açıklandığı üzere bir bütün halinde dava konusu başvuruya yeterli ayırt edicilik sağlandığı gibi başvuruda "..." ibaresinin de öne çıkarılmadığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığından, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olmalarının sonuca etkili bulunmadığı, SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında bir tescil engelinin de olmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1155, K. 2026/1367, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1155-e-2026-1367-k-86cf39d4846c