Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/158 E. 2026/1031 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/158
- Karar No
- 2026/1031
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/158 - 2026/1031 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/158 KARAR NO : 2026/1031
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26.11.2024 NUMARASI : 2023/572 Esas 2024/783 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 05.06.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 29.06.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.07.2023 tarihinde davacı ...'ın motosikleti ile seyir halindeyken yolun sağında bulunan akaryakıt istasyonundan aniden yola çıkan ... sevk ve idaresindeki, davalı tarafından İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalanan araca çarpması ile meydana gelen kazada, davacının yaralandığını halen iyileşemediğini ve sağlığına kavuşamadığını manevi zararlarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 08.07.2023 tarihinde meydana gelen kazaya karışan aracın davalı şirket nezdinde Genişletilmiş Kasko Poliçesi Sigortası ile sigortalı olduğunu, davacının fiziki muayenesi yapılmak suretiyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, manevi tazminat hesaplanırken sigortalı araç sürücüsünün kusuru, davacıların sosyal ve ekonomik durumlarının dikkate alınması gerektiğini, davalı şirketin temerrüde düşmediğini, savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, yaralama ile sonuçlanan trafik kazasından kaynaklı manevi tazminat istemine ilişkin olduğu; davalı sigorta şirketinin kazaya karışan aracın genişletilmiş kasko sigortacısı olduğu ve manevi tazminat istemlerinin poliçeye dahil olduğunun anlaşıldığı; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda; sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki araç ile akaryakıt istasyonu içinden caddeye çıkış yapacağı sırada yola gereken dikkatini vermeyip ilk geçiş hakkını karayolunda seyreden araçlara vermemesi nedeniyle asli, %85 oranında, sürücü ...'ın ise etkin frenle gerektiği şekilde önlem almaması nedeniyle tali, %15 oranında kusurlu olduğu mütala edildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen davacının iş göremezlik durumuna ilişkin raporda, davaya konu trafik kazası nedeniyle davacının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerince tüm vücut engel oranının %8 olduğu, iyileşme süresinin iki aya kadar uzayabileceği, bakıcı ihtiyacı süresinin iki hafta olduğunun mütala edildiği; 6098 sayılı TBK'nın 56.maddesi uyarınca davacının yaralanma derecesi, kazanın oluşumunda alt seviyede kusurlu oluşu, manevi tazminata hakim olan ilkeler bir arada değerlendirildiğinde 275.000,00TL manevi tazminatın olaya ve dosya kapsamına, hakkaniyete uygun düştüğü gerekçesiyle; “davanın kısmen kabulüne, 275.000,00tl manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacının tek taraflı beyanına göre tanzim edilen rapora göre karar verilemeyeceğini, ayrıca raporun Yönetmelik hükümlerine uygun tanzim edilmediğini, raporun alanında uzman en az 4 uzmanın katılması ile tanzimi gerektiğini, bu nedenle Yönetmeliğe uygun tanzim edilmeyen rapora göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca söz konusu raporun kendilerine tebliğ edilmediğinden, adil yargılanma haklarının da kısıtlandığını, HMK’nın 27. maddesi kapsamında yargılama ile bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakları olduğunu, bu nedenle rapor tebliğ edilmeksizin ve HMK’nın 281 maddesi kapsamında itiraz hakkı tanınmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş ve zenginleşmeye yol açacak miktarda olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat istemidir. Mahkemece 24.08.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davalının %85 oranında kusurlu olduğu ve davacının kaza neticesinde %8 oranında maluliyetinin meydana geldiği kanaatine varılarak, manevi tazminatın koşulları oluştuğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1-Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; haksız fiilen kaynaklanan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat istemli davalarda, manevi tazminat olarak hüküm altına alınacak miktarın belirlenmesinde, bedensel zararın ağırlığı önemli olduğundan, zarar gören cismani zarar nedeniyle maluliyetinin/engelinin meydana geldiğini ileri sürmüş ise maluliyet /engel oranın usulüne uygun şekilde alınacak rapor ile belirlenmesi gerekir. Ayrıca manevi tazminat talepli davalarda da, raporun usulüne uygun olarak tarafa tebliği sağlanmalı, rapora somut itiraz edilmesi halinde rapora yönelik itirazlar da HMK'nın 281. maddesi kapsamında değerlendirilmeden karar verilmemelidir. Somut olayda; kaza tarihinde, davacının... Şehir Hastanesinde yapılan tedavisi sonrasında düzenlenen 08.07.2023 tarihli Genel Adli Muayene raporunda, meydana gelen kaza neticesinde "L3 vertebra sağ transvers proçeste hafif deplase fraktör izlendiği" belirlenmiş, davanın devamı sırasında, mahkeme sevki olmaksızın davacının bizzat Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına müracaatı üzerine, kaza tarihinden 6 ay kadar sonra yapılan muayenesi sonucunda da, "Hastanın yapılan fizik muayenesinde; sağ dirsekte 3x2 cm hipopigmente skar, sağ ön kolda 16x3 cm alanda sarı-yeşil ekimotik alan, sağ dirsekte 0,5 cm çaplı dairesel skar olduğu, yürüyüşün ve kas gücünün doğal olduğu, lomber eklem hareketlerinin ağrılı olmaklar beraber açık olduğu değerlendirilmiştir." denildikten sonra, sonuç kısmında "meydana gelen L3 vertebra kırığı ve diğer yaralanmaları dikkate alınarak" vücut engel oranın %8 olduğu, iyileşme süresinin 2 ayı bulacağının rapor edildiği görülmüştür. Erişkinler Engellilik Değerlenmesi Hakkındaki Yönetmeliğin 11. Maddesinde "(1) Rapor sürekli veya süreli olarak düzenlenir, raporda geçerlilik süresi mutlaka belirtilir. (2) Bireyin engel durumunun ilaç tedavisi, cerrahi tedavi ve/veya rehabilitasyon uygulamaları ile zaman içinde azalma ihtimali olduğu ve hastalık bulgularının tam olarak görülemediği hâllerde süreli rapor düzenlenir. (3) Bireyin engel durumunun sabit kalması veya artması söz konusu olan hastalıklar için sürekli rapor düzenlenir." denildiğinden, maluliyetin sürekli olduğunun tespiti açısından, maluliyetinin sabit kaldığının veya azalma ihtimalinin olmadığı dönemde muayenesi yapılarak, alanında uzmanlarca yapılacak değerlendirmeye göre tanzim edilmesi gerekir. Hükme esas alınan rapor, mahkemece yapılan sevk üzerine tanzim edilmediği gibi, davacının yaralanması konusunda uzman doktor katılımı olmaksızın, alanında uzman doktordan da konsültasyon raporu alınmaksızın tanzim ediliği, öte yandan davacının kaza neticesinde "L3 vertebra sağ transvers proçeste hafif düzeyde deplase kırık izlendiği" belirtildiği, rapor için yapılan muayenesinde de "yürüyüşün ve kas gücünün doğal olduğu," ve "eklem hareketlerinin normal olduğu " belirtildiği halde, davacının ağrılı olduğuna yönelik beyanları nazara alınarak omurgaya ait sorunlar nedeniyle engeli oluştuğu kabul edilmiştir. "L3 vertebra sağ transvers proçeste" meydana gelen kırığın, hafif düzeyde olduğu yeterince değerlendirilmediği gibi, yürüyüş ve kas gücünde azalmaya neden olmadığı ve eklem hareket açıklığına etkisi olmayan yaralanmanın, sürekli engel oluşturup oluşturmadığı da yeterince değerlendirilmemiştir. Bu durumda, hükme esas alınan rapor karar vermeye elverişli olmadığından, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle tüm tedavi evrakları da dosyaya kazandırılarak, Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan, davacının meydana gelen kaza neticesinde, mevcut yaralanması ve şikayetleri çerçevesinde alanında uzman hekimin de bulunduğu heyetten, kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Erişkinler İçin Engellik Değerlenmesi Hakkındaki Yönetmelik" hükümleri gereğince, davacının meydana gelen kaza neticesinde yaralanması nedeniyle, engelinin meydana gelip gelmediği, gelmiş ise sürekli olup olmadığı, kaza ile illiyetinin olup olmadığının değerlendirildiği, buna göre engel oranın tespit edildiği rapor alınarak, bedensel zararının ağırlığı bu çerçevede tespit edilerek, sonucuna göre sorumluluk haksız fiilden kaynaklandığından, sigortanın sorumlu olduğu limitten bağımsız olarak, kaza tarihi, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, olayın oluş şekli ve olayın özelliği, davacının maluliyet oranı (bedensel zararın ağırlığı), zarar verenin ve davacının sosyal ekonomik durumu, nazara alınarak, ayrıca manevi tazminatın amacı ve niteliği gözetilerek TMK'nın 4. maddesi çerçevesinde hak ve nesafet ölçüsünde manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, davacının bedensel zararının ağırlığının tespitinde yeterli olmayan rapora göre davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek yukarıda açıklan eksiklikler giderilerek, kararın davacı tarafından istinaf edilmemiş olması ve kararın davalı yararına kaldırılmış olması nedeniyle, davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek, davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırıma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1.a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, Ankara 3. İcra Hukuk Mahkemesi 2025/74 D.İş 2025/77 K. Sayılı icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 4. Genel İcra Müdürlüğünün 2024/82606 sayılı dosyasına depo edilen, 475.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yatırana iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.