Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/687 E. 2026/1192 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/687
Karar No
2026/1192
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/687

KARAR NO : 2026/1192

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/03/2022

NUMARASI : 2021/833 Esas - 2022/193 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 30/09/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının davalı turizm acente hizmeti sunduğunu, bu hizmete istinaden müvekkili tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafa tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafça fatura konusu borcun ödenmediğini, alacağının tahsili amacıyla davalı tarafa Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, "... Davacı tarafça davalıya verilen konaklama ve seyahat hizmeti nedeniyle 19/07/2021 tarihli 383,00 TL ve 30.120,00 TL tutarlı iki adet faturanın düzenlendiği, bu faturaların ticari defterlerini ibraz eden davacı taraf kayıtlarında takip tarihi itibariyle 29.255,98 TL alacak miktarı olarak kayıtlı bulunduğu, HMK'nun 222/3.maddesi uyarınca davacı ticari defterlerindeki bu kaydın davacı lehine delil olarak kabulünün gerektiği, işbu nedenle davanın 29.255,98 TL'lik kısmının ispat edildiği, bu kısım yönünden davanın kabulünün gerektiği, fazlaya ilişkin asıl alacak kısmın ispat edilemediği, takipte talep edilen işlemiş faiz kısmı yönünden davalının takipten önce temerrüde düşürülmemesi nedeni ile davanın bu miktar yönünden de reddinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak (davalı tarafça karar tarihinden sonra dosyaya sunulan dilekçe ile; vekaletname ve mazeret dilekçesi sundukları ve bilirkişi raporunun kendilerine usulsüz olarak tebliğ edildiğinden bahisle eski hale iade talebinde bulunmuş iseler de; sunulmuş bulunan mazeretin vekaletnamenin eki olarak sunulduğundan Uyaptan ilk başta görülmemiş ve ayrıca mahkememizce karar verilmekle dosyadan el çekilmiş olduğundan davalı vekilinin talebinin istinaf talebi olarak kabulü yönünde mahkememizin 19/03/2022 tarihli ek kararı verilmekle) " Davanın Kısmen Kabulü ile davalının Büyükçekmece 2.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 29.255,98 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin ve işlemiş faiz talebinin reddine, 29.255,98 TL asıl alacağa takipten itibaren yasal faizi uygulanmasına, alacağın likit olması ve davalının itirazında haksız çıkması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 29.255,98 TL asıl alacağın %20 si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davanın davalıya usulüne uygun olarak tebliğ yapılması gerekirken hiçbir surette davalının dava sürecinden haberdar edilmediğini, hatta Bilirkişi Raporuna süresi içerisinde beyanların sunulmasına dahi izin verilmeden 07.02.2022 tarihinde gerçekleşen daha 2. duruşmadan dosya karara çıkartıldığını, mahkeme 20/12/2021 tarihli celsede verdiği 6 numaralı ara kararı gereğince dosya kapsamında tarafların iddia ve savunmaları hususlarında ayrıntılı rapor alınmasına karar verdiğini, bila tarihli bilirkişi raporu müvekkil şirket'e posta yolu ile 02.03.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, 07.03.2022 tarihli duruşmaya ise dava dosyasından bilirkişi raporu ile haberdar olunduğu için 05.03.2022 tarihinde vekalet sunulduğunu, yine 05.03.2022 tarihinde duruşma yoğunluğuna dayanak delilleri içerir mazeret dilekçesi sunulduğunu, faturanın muhteviyatını oluşturan biletler davalı şirketteki bir çalışana da ait olmayıp davalı şirketin sahibinin babasına ait bir uçak bileti olduğu, bu nedenle uçak biletinde adı yazan kişinin yahut bileti alan kişinin şahsına kesilmesi gereken bir fatura söz konusu iken davalı şirket hakkında dava ikame edilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;

Dava hizmet ilişkisinden kaynaklanan hizmet bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının davaya konu hizmet bedeli alacağından kaynaklanan iki adet istinaden 30.503,00 TL asıl alacak ve 457,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.520,90 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2021/5961 esas 2022/6352 karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere; "Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir..” hükmüne yer verildiği, Tebligat Kanunu'nun ''Tebligat Mazbatası'' başlıklı 23. maddesinin 7. bendinde; ''21. maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara müteallik muamelenin yapıldığının, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılmasının" emredildiği, ''Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesinin (f) bendinde ise; ''30. ve 31. maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılacağının" hüküm altına alındığı görülmüştür.

Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru, tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 35/f maddeleri gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin, usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde, ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde, Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliği'nin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır. Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.''

Dosya kapsamına göre; davalıya gönderilen dava dilekçesi tebligatının, muhatabın adresinin kapalı olması sebebi ile kapıcı ...'dan sorulmuş, çalışanların çarşıya gittiği sözlü beyan edilmiş, imzadan imtina edilmiştir. Tebligat ... mahalle muhtarı imzasına teslim edilmiş olup, 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır. Ayrıca ''en yakın kapıcıya haber verilmiştir'' ibaresi ile 19/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Gerçek şahıslara yapılacak tebligatta muhatabın geçici olarak adreste bulunmaması durumunda Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebligat yapılabilmesi için tebliğ memurunun, Tebligat Yönetmeliğinin 30. ve 31. maddelerinde belirtilen araştırmaları yapması gerekir. Zira, muhatabın adreste bulunmaması halinde, bunun nedeninin araştırılması ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmesi zorunludur. Her ne kadar Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi imzadan imtina eden komşusuna sorularak çalışanların çarşıya gitmesi olarak belirtilmiş ise de tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceğini, dönecekse ne zaman döneceği tevsik edilmeden yapılan tebligatın yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca usulsüz olduğu açıktır.

Kabule göre de; davalı vekili 05/03/2022 tarihinde Uyap'tan sunmuş olduğu vekaletname ile birlikte 07/03/2022 tarihli duruşmaya İstanbul 9.İcra Ceza Mahkemesi ... e. Sayılı dosyasında duruşması bulunması sebebi ile katılamayacağını, mesleki mazeretimizin kabulünü karar verilmesini talep etmesine rağmen geçerli mazereti hakkında karar verilmeden ve bilirkişi raporuna yönelik itiraz süresi sonlanmadan yargılamaya devam olunarak dosyanın kararı çıkartılması hatalı olmuştur.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesinin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı şekilde yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasının engellenmesi, açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğurur. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru hukuki dinlenilme hakkıdır. Anayasamızda yer alan hak arama hürriyetinin kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan, taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi ancak yargılamanın her iki tarafına da iddia ve savunma haklarını yeterince ve tam olarak kullanmalarına imkan tanınması halinde mümkündür. Asıl olan tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile, mutlaka dava ve duruşmadan haberdar edilmelidirler. Duruşmaya gelinmese dahi, ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden sonra karar verilmesi gereklidir. Değinilen işlemler nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemdir. Bu nedenle 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri tamamen şekli olup kanunun amacı, tebliğin muhatabına ulaşması sonucu tebliğin konusu ile ilgili olarak muhatabın bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Bu itibarla; Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak, davalı tarafa dava dilekçesi ve ekleri tebliğ ettirilip, savunma ve delillerini bildirme olanağı tanındıktan sonra işin esasına girilip hüküm kurulması gerekirken, hukukî dinlenilme hakkı göz ardı edilerek, davalının savunma ve delillerini bildirmesine ve bilirkişi raporuna yönelik belirlenen yasal süre içinde itiraz hakkı tanınmadan, Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakkını kısıtlayacak biçimde işin esasına girilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Sonuç olarak, davanın görülüp sonuçlandırılabilmesi için usuli koşullar tamamlanmadan verilen ve bu nedenle usul hatası içeren ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, eksiklikler tamamlanmak suretiyle davanın yeniden görülmesi için dosyanın, ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, (KAPATILAN)BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 07/03/2022 tarihli ve 2021/833 Esas 2022/193 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,

3-Davalının tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davalıya iadesine,

4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/687, K. 2026/1192, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-687-e-2026-1192-k-249ac9b38d01