İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/847 E. 2026/888 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/847
Karar No
2026/888
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/847 Esas KARAR NO : 2026/888

DAVA : Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 01/10/2025 KARAR TARİHİ : 06/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında borç alacak ilişkisinin olmadığını, davalının başlattığı ... 10. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile ... 2. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyalarında takibe konu edilen faturalar yönünden borçlarının olmadığını, takip talebinin iptaline, davacının davalıya borcu olmadığının tespitine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı tarafın usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamış, duruşmalara iştirak edilmemiştir. Mahkememizce Toplanan Deliller: 1-Taraflara ait BA BS formları vergi dairesinden celp edilerek incelenmiştir. 2-İcra takip dosyası UYAP sistemi arasından dosya arasına alınarak incelenmiştir. 3-Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacının ticari defter ve kayıtları delil olarak incelenmiş, davalı ise tebligata rağmen ticari defterlerini incelemeye sunmamıştır. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı ile aralarında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, davalının dayanaksız faturalar düzenleyerek takip başlattığını, ödeme emrinin fark edilmemesi sebebiyle takibe itiraz edilemediğini ve takibin kesinleştiğini, davalı tarafından davacıya herhangi bir taşıma hizmeti verilmediğini iddia ederek menfi tespit talebinde bulunmuştur. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Dava ilamsız icra takibine yönelik olarak İİK'nın 72. maddesine dayalı olarak açılan bir menfi tespit davasıdır. Bu tür davalarda ispat yükü kural olarak takip alacaklısındadır. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin varlığını kanıtlamak durumundadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/02/2015 tarih, ...E-... K. sayılı, 20/04/2016 tarih, ...-... K.) Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi ... E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak ilamsız icra takibinde alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani bu davanın davalısına aittir. Davalı taraflar arasında taşıma sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, edimin ifa edildiğini, davacıdan kaynaklanan nedenlerle gecikme ücreti oluştuğunu, Türkiye'den Taşkent'e yapılacak taşıma bakımından geçerli bir taşıma sözleşmesi kurulduğunu, bu kapsamda davacı tarafından talep edilen araçların ...'dan yükü almak için Ankara'ya geldiklerini, ancak sözleşmeye aykırı şekilde araçlara yük verilmeyerek araçların bekletildiğini, bu nedenle bekleme ve yakıt masrafı oluştuğunu kanıtlamakla yükümlüdür." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi de...E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372). Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ... Esas ve ... Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde davacı tarafından davalı ile aralarındaki ilişkinin inkar edildiği, davalı tarafından takibe konu edilen faturalar incelendiğinde; davalı tarafından kesilen faturaların uluslararası taşımacılık bedeli açıklamalı olduğu, davalının taşıyıcı olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere taşıma sözleşmeleri iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğinde olup, taşıma hizmetini ifa ettiğini iddia edenin yalnızca fatura kesmesi yeterli olmayıp, taşıma hizmetinin ifa edildiğinin ve taşıma hizmetine konu eşyaların alıcısına teslim edildiğinin de taşıyıcı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi...E.... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Davalının da borca itiraz etmiş olması nedeniyle, davacının faturaya konu taşımayı yaptığını ve ücreti hak ettiğini ispat etmesi gerekir. Buna göre ispat yükünün davacıda olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken..." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi de ... E....K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Davacının, davalıya taşıma hizmetini verdiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı tarafça, cari hesap alacağına dayanak faturalara ilişkin taşıma hizmetinin verildiği iddiası ile işbu dava açılmıştır. Ancak sadece fatura düzenlenmesi ve faturaya itiraz edilmemesi alacağı ispatlamak için yeterli olmayıp, faturaya konu taşıma işinin ifasının davacı tarafça, tüm ödemelerin yapıldığının da davalı tarafça ispatlanması gerekmektedir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi... E.,... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, ispat yükü davacıda olup dava konusu faturalara konu taşıma hizmetinin davalıya verdiğini yazılı delillerle ispatla yükümlüdür. Salt faturanın düzenlenmiş olmasının ve bu faturaların kendi ticari defterlerinde kaydedilmiş olması faturalara konu hizmetin verildiğine delalet teşkil etmez." Bu kapsamda hukuki ilişkinin inkarı halinde menfi tespit davalarında ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde olduğu, davalı tarafından davacıya kesilen faturaların taşıma ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmakla davalı taşıyıcının taşıma sözleşmesini, taşıma sözleşmesine konu malları davacıdan alarak alıcısına teslim ettiğini ispat etmekle yükümlü olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından davaya konu icra takibine dayanak yapılan faturaların ifasına ilişkin herhangi bir delil, taşıma senedi, taşıma sözleşmesi, malların kimden alındığı, kime teslim edildiği gibi hiçbir delil sunulmamıştır. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verilmiş olup, davacının ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış kapanış tasdiklerinin yapıldığı sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiş, davalı ise tebligata rağmen kesin süre içerisinde defterlerini sunmamıştır. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; davalı tarafından davacıya hepsinin tarihleri aynı olan 05.06.2025 tarihli takibe konu 7 ayrı faturanın kesildiği, sonrasında davacı tarafından bu faturaların tamamına karşı iade faturası kesildiği, davalı tarafından kesilen faturaların ve davacı tarafından kesilen faturaların taraflarca BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmaktadır. Davalı taşıyıcı tarafından kesilen faturaların tamamına karşı davacı tarafından iade faturası kesildiği, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre takibe konu faturalardan dolayı davalıya borçlu olmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda da açıklandığı üzere menfi tespit davalarında ispat yükü davalı alacaklı üzerinde olup, davacıya taşıma faturası kesen davalının; davacının talimatı ile taşıma yaptığını, taşıyıcının yaptığını iddia ettiği faturaya konu taşıma hizmetine ilişkin olarak ifayı ispatlaması gerektiği, faturalara konu taşımalar bakımından taşınan eşyayı kimden alıp kime teslim ettiğini ispatlaması gerektiği değerlendirilmiştir. Davalı taşıyıcı tarafından fatura kestiği taşımaların ifasına yönelik taşıma senedi veya taşınan eşyanın teslimine dair hiçbir belge sunmadığı, teslim tesellüm fişlerinin de bulunmadığı, faturalarda da taşımaya yönelik herhangi bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Taşımaya yönelik ticari ilişki kapsamında taşıma hizmeti alınmadığının değil taşıma hizmeti verildiğinin ispatının gerektiği, taşıyıcı davalının öncelikle faturalar karşılığında davacı şirket talimatı ile taşımaya konu eşyayı kimden teslim aldığı, kime teslim ettiği, hangi plakalı araçla teslim alarak sevk irsaliyesi/taşıma senedi düzenlendiğini imzalı belge ile ispat etmesi gerekmekte olup, davalı tarafından bu kapsamda taşıma yapıldığının taşıma belgeleri çerçevesinde ispatlanamadığı tespit edilmektedir. Taşıma sözleşmesi ve alacak yönünden menfi tespit davasında ispat yükü davalı taşıyıcı üzerinde olup, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların kesin süre içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davacının kendi defterleri ile davalıya borçlu olmadığını ispatladığı, davalının ise aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesi ...Esas,...Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ise ... Esas ve ...Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir." Zira yukarıda detaylıca açıklandığı üzere fatura tek başına hizmetin ifa edildiği anlamına gelmemekte olup, taşıma sözleşmesinde ispat yükü taşımayı gerçekleştirdiğini iddia eden taşıyıcı üzerindedir. Faturalar üzerinde uyuşmazlık bulunduğunda veya içeriğine itiraz edildiğinde ispat yükü taşıyıcı alacaklı davacı üzerinde olacaktır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi ... E.,...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmuş olması yanında defterlerde yer alan kayıtların dayanağının da usulüne uygun olması gerekir. Davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olan faturanın dayanağının da usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekir. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtını oluşturmaz(Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ... Esas ve ...Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, ... Esas ve ... Karar Sayılı İlamı). Aynı şekilde akdi ilişkinin inkar edildiği hallerde, fatura düzenlenmesi ve tebliğ edilen bu faturaya süresinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını göstermez. Ayrıca davacının ticari defterlerinin lehine delil teşkil edebilmesi için, belgeleme ve kaydın belgeye(evrak-ı müsbiteye) dayanması ilkesi["belge yoksa kayıtta yoktur" ilkesi]'ne(TTK'nın 64/2. Maddesi ve gerekçesinden) uygun olması gerekir. Bunun yanı sıra kaydın dayandığı belge dayanağının da ispatlanması gerekir." Sonuç olarak davalı-alacaklı taşıyıcı tarafından taşıma hizmetinin ifa edildiği yazılı belge ile ispat edilemediği, eldeki menfi tespit davasında ispat yükünün alacaklı davalı üzerinde olduğu, davalı alacaklı taşıyıcı tarafından taşıtana fatura kesilen taşıma hizmetlerinin tamının ifa edildiğinin ispat yükü üzerine davalı taşıyıcı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile davaya konu ... 10. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından tazminat talep edilmiş ise de; davalının kötüniyetli olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; davaya konu ... 10. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Davacının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE, 3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 117.659,58 TL harçtan, peşin yatırılan 29.414,90 TL harcın düşümü ile geri kalan 88.244,68 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan 29.414,90 TL Peşin harç ve 615,40 TL başvurma harcı 9.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.000,00 TL bilirkişi yol gideri ve 255,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 40.285,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 259.141,01 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 7- 4.600,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/10/2026

Katip ¸e-İmzalıdır.

Hakim ¸e-İmzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/847, K. 2026/888, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-847-e-2026-888-k-d1d5bddf94a6