Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/739 E. 2026/1085 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/739
- Karar No
- 2026/1085
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/739
KARAR NO : 2026/1085
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/01/2022
NUMARASI : 2020/995 Esas - 2022/5 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 09/09/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacı yanın davalıya mali müşavirlik hizmeti verdiğini ve karşılığında faturalar düzenlendiğini, faturalara davalı yan tarafından itirazda bulunulmadığını, davalı yanın 11.683,00 TL cari hesap borcunun bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerininden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmesini rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "Somut olayda davacı vekili tarafından davalıya mali müşavirlik hizmeti verildiği ve hizmet bedelinin ödenmediği ve davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı iddia edilmiş ise de hizmete dair faturaların vergi dairesine bildirim sınırının altında olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği faturalar sebebiyle alacaklı olduğunun tespit edildiği ancak davacının ticari defterleri dışında davalıya mali müşavirlik hizmeti verildiğine ilişkin dosya kapsamında başkaca delil bulunmadığı, alacağın varlığının ispatı açısından yemin deliline dayanan davacıya yemin delilinin hatırlatıldığı ancak davacı tarafından yemin metni sunulmadığı dolayısıyla mali müşavirlik hizmetinin davalıya sunulduğunun ispat edilemediği kanaati ile davanın reddine " dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davacının ticari defterlerini usulüne uygun tuttuğu bilirkişi raporu ile haklılığı ortaya çıktığı halde, davalı tarafın bilirkişi incelemesine bir belge sunmadığı ve mahkemenin bu durumu görmezden gelerek bilirkişi raporunun aksine hukuka aykırı olarak hüküm tesis ettiğini, mahkemenin hizmete dair faturaların vergi dairesine bildirim sınırının altında olduğunu gerekçesiyle davacının alacaklı olduğunu görmezden gelerek talepleri reddettiğini, bu durum hukuka aykırı olduğunu, faturaların bildirim sınırının altında olması davalı tarafın borçlu olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava mali müşavirlik hizmetinden kaynaklanan hizmet bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstanbul Anadolu 14. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının davaya konu hizmet bedeli alacağına istinaden 11.683,00 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece tarafların ilişki dönemlerine ait ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup mali müşavir bilirkişisinden alınan 04/11/2021 tarihli raporda "...Davalı yanın ticari defterleri ibraz edilmemiş olup, davacı yanın 2013-2014-2015 yıllarına ait ticari defterlerin incelemeye tabi tutulduğu, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu, defterlerin sahibi lehine delil niteliğinde olduğu, taraflar arası ticari ilişkinin 05.03.2013 tarihinde başladığı, davacı yan tarafından davalı yana 10 adet toplam 11.446,88 TL tutarında fatura düzenlendiği, davalı yan tarafından faturalara istinaden herhangi bir ödemenin yapılmadığı, taraflar arası 02.11.2015 tarihinden sonra başkaca ticari ilişki olmadığı, davacı yan tarafından davalı yana defter tutma (mali müşavirlik ve muhasebe) hizmeti verildiği, taraflar arası 18.04.2012 tarihli 2012/04-003 sayılı “mali müşavirlik hizmetleri” konulu sözleşme akdedildiği, yine Nisan 2012 döneminden Kasım 2015 dönemine kadar davacı yan tarafından kesintisiz olarak defter tutma hizmetinin davalı yana verildiğinin mübrez vergi beyannamelerinden anlaşıldığı, davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen fatura muhteviyatındaki hizmetin müşavirlik hizmet bedeli olduğu, mali müşavir tarafından (huzurdaki davada davacı) defteri tutulan mükellefe (huzurdaki davada davalı) kesilen faturanın kullanılan muhasebe programı tarafından otomatik olarak sisteme işlendiği, yani fatura tanzim edilirken muhasebeciye satış, mükellefe alış olarak otomatik olarak kaydedildiği, diğer bir ifadeyle muhasebe hizmetine ilişkin düzenlenen faturaların defteri tutulan mükellefte kayıt altına alınması noktasında ihtilaf olmadığı (olamayacağı), dosyada tarafların BA-BS formalarının mevcut olduğu, aylık bildirim sınırının altında kalındığı için taraflar arası ticaretin BA-BS formlarına yansımadığı, davacı yanın davalı yandan takip tarihi olan 30.11.2017 tarihi itibarıyla 11.446,88 TL alacaklı olduğu, davacı yanın 11.446,88 TL alacağı için 3095 sayılı yasaya (Md.1) istinaden icra takip tarihi olan; 30.11.2017 tarihinden itibaren yıllık % 9,00 oranında yasal faiz talep edebileceği, tarafların, inkâr tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin mahkemenin takdiri içinde kaldığı " bildirilmiştir.
Somut olayda ispat külfeti davacı alacaklıda olup, takip ve dava konusu hizmetin ifa edildiğini ispatlamakla yükümlüdür. Salt fatura düzenlenmiş olması alacağın varlığı için yeterli değildir. Bu nedenle davalı tarafça davaya konu faturalar yönünden hizmetin verildiğini ispatlanması gerekmektedir.
Diğer yandan ; Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/3447 Esas 2022/3634 Karar sayılı ilamı). 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür.
Mahkemenin 13/04/2021 tarihli duruşmasında "Davacı ve davalının ticari defterleri üzerinde Türk Ticaret Kanunu'nun 83-86. Maddeleri ile HMK'nın 222/1. Maddesi uyarınca 24.05.2021 tarihinde saat 11:00 itibariyle inceleme yapılmasına, davacı ve davalı tarafın, ticari defter ve eklerini, bunların dayanaklarını ve muavin hesap dökümlerini inceleme gün ve saatinde Mahkememize ibrazına, yerinde inceleme talep edilmesi(HMK m. 218/1) halinde ticari defterlerin bulundurulacağı yerin en geç inceleme gün ve saatine kadar Mahkememize bildirilmesine, kabul edilebilir bir mazeret olmaksızın ticari defter ve eklerinin ibraz edilmemesi ve/veya yerinde inceleme talep edilip de ticari defterlerin bulundurulacağı yerin süresinde bildirilmemesi halinde kendi ticari defterlerine delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının; davalının, davacı tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen davacı tarafın ticari defterlerini ibrazdan kaçınması halinde, ibrazı talep eden davalı tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağının , davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde davacının defterlerinin lehine delil sayılacağına" ilişkin ihtarın duruşma zaptı ile birlikte davalı şirkete tebliğ edilmesine rağmen davalının incelemeye gelmediği, ticari defterlerini ibraz etmediği görülmüştür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2023 tarih 2022/2881 E. 2023/5134 K. Sayılı ilamında ifade edildiği gibi; 7251 sayılı Yasa ile değişik 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
O halde, davalı tarafa HMK 222/3 maddesi uyarınca usulüne uygun ihtar yapılmasına rağmen davalının ticari defterlerini ibrazından kaçınması nedeniyle davacının defterlerindeki kayıtların davacı yararına delil olarak kabul edildiği gözetilerek davacının kayıtlarına göre, davacının takibe dayanak yapılan faturalardan kaynaklanan 11.446,88 TL bakiye hizmet bedeli alacağı bulunduğu tespit edilmekle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
İİK 67/2.maddesinde "...Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmü yer almaktadır. Davaya konu takip tutarı, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında faturaya dayalı bakiye hizmet bedeli alacağı olup alacağın belirlenebilir ve likit olması sebebiyle kabul edilen alacak miktarı yönünden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, (Kapatılan) İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/01/2022 tarihli ve 2020/995 Esas 2022/5 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
2-Davanın KABULÜ İle,
a-Davalının İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin 2019/19854 E. sayılı dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 36.874,00 TL asıl alacak üzerinden asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar işletilecek avans faizi ile birlikte tahsili için TAKİBİN DEVAMINA,
b-Davacının icra inkar tazminatı talebinin İİK 67/2 maddesi uyarınca KABULÜNE, takip tutarı 36.874,00 TL'nin %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c-Harçlar Yasası uyarınca alınması gereken 2.518,86-TL karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 141,11-TL harcın mahsubu ile kalan 2.377,75-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
ç-Davacının yaptığı 54,40 TL başvurma harcı, 141,11 TL peşin harç ile 965,50-TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.161,01 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d-Davalı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
e-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 13/2 maddesi uyarınca 36.874,00 TL avukatlık ücretinin davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine,
f-HMK'nın 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,
g-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
İstinaf giderleri yönünden;
1-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,
2-Alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından, yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harcı, 80,70 TL karar harcı ile 184,50 TL (posta - tebligat masrafı) istinaf yargılama gideri toplamı 485,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, Anayasa Mahkemesi'nin 26/02/2026 tarih ve 2026/49 Esas 2026/48 sayılı kararı uyarınca Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/09/2026