Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/421 E. 2026/1175 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/421
- Karar No
- 2026/1175
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/421
KARAR NO : 2026/1175
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/09/2021
NUMARASI : 2017/194 Esas - 2021/510 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesi)
KARAR TARİHİ: 30/09/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.05.2016 tarih ve ... sayılı “... Araştırma Hizmet Teklifi” başlıklı metinde yer alan hüküm ve şartların taraflarca kabul edilmesi ve ilgili metnin imza altına alınması ile birlikte taraflar arasında ... araştırma danışmanlık ve mühendislik hizmetlerine ilişkin bir sözleşme akdedildiğini, sözleşme kapsamında yapılması gereken işler karşılığında davalıya toplam 100.000 USD ödeme yapıldığını, sözleşme kapsamındaki ücretin tamamen ödenmiş olmasına rağmen davalının sözleşmedeki işleri tamamlamadığını, Beşiktaş 6. Noterliği'nin 16.11.2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itirazların yapılmasına rağmen davalının cevap vermediğini, yapılan ödemenin iadesi amacıyla başlatılan İstanbul 19. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı icra takibine haksız itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkeme yetkili olmadığından öncelikle yetkisizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, sözleşme gereği edimlerin yerine getirildiği ve bu edimlerin karşılığı olarak davacı tarafça kendilerine 100.000,00 USD+%18 KDV borcun peşin olarak ödeneceğinin belirlendiğini, davalının borcunun değil bilakis davacının taraflarına borcu olduğunu, ayrıca davacının harcı eksik yatırdığını, harcın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesini gerektiğini, davaya konu talebin zaman aşımına uğradığını, davacı tarafın dava dilekçesinde alacaklı olduğunu iddia ettiği miktarların hangi hukuki gerekçe ile talep edildiği konusunda yeterli açıklamayı yapmadığını, davacının sunduğu sözleşmenin tahrif edildiğini, davacının sözleşme kapsamında üzerinde düşen borcu tam olarak ifa etmediğini, davacı ile aralarında ... Araştırma Hizmeti Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme bedeli olarak belirlenen 118.000,00 USD'nin 50.000,00 USD'lik kısmının 28.05.2016 tarihinde elden ödendiğini, 06.08.2016 tarihinde ise 25.000,00 USD'lik kısmının ise yine elden ödendiği toplamda 75.000,00 USD'lik ödeme yapıldığını, makbuzda toplam 75.000,00 USD teslim oldu notunun imza edildiğinin aslının davacıda kaldığını, renkli fotokopinin ise kendilerinde kaldığını ancak daha sonra bu makbuzun değiştirildiğini ve toplam 100.000,00 USD ödendi yazısının eklendiğini, özel belgede sahtecilik suçu işlendiğinden 30.03.2017 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirmemesine rağmen taleplerde bulunduğunu, ayrıca sözleşme kapsamındaki işler ile daha sonra ekstra olarak yapılan işlerle karıştırdığını, bu ek işlerin bedelinin de ödenmediğini savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, teknik bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirme ve tespitlere göre davalı tarafından sözleşmeye göre işin % 25 inin tamamlanmış olduğu, dosyada yapılan mali inceleme tespitleri ve tarafların ayrı ayrı sundukları yapılan ödemelerin yazıldığı imzalı beyanların yer aldığı belge suretleri birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalıya 50.000,00 ve 25.000,00 olmak üzere toplam 75.000,00 USD verilmiş olup, davacı tarafından 100,000,00 USD ve faizi talep edilmekte olduğu, işin % 25 i davalı tarafından tamamlanmış olduğuna göre ve iş için KDV dahil anlaşma yapılıp, ödemelerde KDV li miktara ulaşılamadığından, KDV hariç 100.000,00 USD üzerinden anlaşma yapıldığına göre davacı tarafın işin bitirilme oranı olan % 25 e göre 25.000 USD ödeme yapması gerekirken fazladan 50.000 USD ödeme yapmış olduğu anlaşılmakla fazladan ödenen bu 50.000 USD'yi talep edebilecektir.
Dava dilekçesi eki olan 16/11/2016 tarihli ihtarnamenin (takip talebi ekindeki belgelerde yer alan tebligat parçasına göre) tebliğ tarihi olan 17/11/2016 ve ihtarnamede belirtilen "derhal" ifadesine göre temerrüt tarihi olan 18/11/2016 faiz başlangıç tarihi ve 22/12/2016 takip tarihine göre 34 gün üzerinden USD için % 5 faiz oranına göre mahkememizce resen hesaplanan (50.000x34x5/36500) 232,88 USD faizin de takip ile birlikte talep edilebilceği anlaşılmakla, itirazın kısmen iptali ile, takibin 50.000,00 USD asıl alacak, 232,88-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.232,88-USD üzerinden kaldığı yerden devamına '' gerekçesiyle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile İstanbul 19. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 50.000,00 USD asıl alacak, 232,88-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.232,88-USD üzerinden kaldığı yerden devamına,
-Belirlenen 50.000,00-USD alacağa, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine,
2-Kabul edilen alacak miktarı olan (50.232,88-USD'nin takip tarihindeki efektif satış kuru 3.5171-TL'ye göre) 176.674,06-TL'nin % 20'si olan 35.334,81-TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
3-Fazlaya ilişkin talebin reddine,'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili süresi içerisinde sunduğu istinaf dilekçesinde; davalı şirketin merkez adresinin Ankara olması nedeniyle hem icra takibinin hem de davanın yetkisiz yerde açıldığını, ortada götürülecek bir para borcu değil ispata muhtaç bir tazmin iddiası bulunduğundan TBK'nın 89. maddesine dayanılamayacağını; hükme esas alınan üç bilirkişi raporunun da bilimsel objektiflikten uzak ve hatalı olduğunu, 02.12.2019 tarihli celsede kurulan ara kararla istenen bilgilerin hiçbir raporda sunulmadığını, mahkemenin aynı heyetten ikinci kez ek rapor almak yerine yeni bir heyet görevlendirmesi gerektiğini, bu nedenle hükmün eksik inceleme sonucu kurulduğunu ve davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini; esas yönünden ise davalının sözleşme konusu işi süresinde, fenni şartlara uygun ve eksiksiz ifa ettiğini, ölçümlerin davacının işletme müdürü nezaretinde ve davacının talimatlarıyla yapıldığını, buna karşılık davacının bakiye bedeli ödemediğini belirterek, kararın kaldırılmasını, öncelikle yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddini, aksi hâlde esastan reddini ve müvekkil lehine takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere haksız takip tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili süresi içerisinde sunduğu istinafa cevap dilekçesinde; sözleşmede taahhüt edilen işin hiçbir şekilde sözleşmeye uygun olarak yapılmadığı, taahhüt edilen IP yönteminin hiç uygulanmaması nedeniyle sunulan rapor ve verilerin kullanılmasının imkânsız olduğu, sözleşmedeki yükümlülüklerin kümülatif nitelik taşıdığı ve bir hususun eksikliğinin bütün projeyi kullanılamaz hâle getirdiği, bu nedenle bilirkişi raporundaki "işin %25'inin yapıldığı" tespitinin yerinde olmadığı ve davalının hiçbir ödemeye hak kazanmadığı ileri sürülerek, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, tacirler arasındaki hizmet alım sözleşmesi kapsamında ödenen bedelin, ifa edilmeyen kısma isabet eden bölümünün iadesi amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 24.05.2016 tarihli "... Araştırma Hizmet Teklifi" başlıklı, jeofizik ön araştırma, danışmanlık ve mühendislik hizmetine ilişkin sözleşme imzalandığı, hizmet bedelinin 100.000,00 USD + %18 KDV, ödeme şeklinin peşin ve davalının sözleşmenin 7. maddesinde gösterilen banka hesabına yapılacak biçimde kararlaştırıldığı, işe başlamanın ödemeyi izleyen 3 iş günü, toplam etüt ve raporlama süresinin 45 gün olarak belirlendiği; sözleşmenin ikinci sayfası üzerindeki el yazısı ile 28.05.2016 tarihli 50.000 USD ve 06.08.2016 tarihli 25.000 USD ödeme alındığına ilişkin şerhin davalı şirket yetkilisi ...'ın imzasını taşıdığı, buna karşılık "Toplam 100.000 USD ödendi" ibaresinin imzasız olduğu ve davalının ibraz ettiği nüshada bulunmadığı; her iki tarafın usulüne uygun tasdikli 2016 yılı ticari defterlerinde ödemeye ilişkin hiçbir kayıt yer almadığı; davacı tarafından Beşiktaş 6. Noterliğinin 16.11.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ödenen bedelin faiziyle birlikte iadesinin istendiği; İstanbul 19. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasında 100.000,00 USD asıl alacak ve 949,32 USD işlemiş faiz üzerinden başlatılan takibe davalının süresinde verdiği dilekçesi ile yetkiye, asıl alacağa ve ferîlerine itiraz ettiği, takibin durması üzerine işbu davanın İİK'nın 67. maddesindeki bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi Raporları:
İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan heyetin 23.07.2019 tarihinde mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlediği 05.08.2019 tarihli kök raporda; manyetik ölçülerin hiç alınmadığı, üç hat üzerinde SP ölçüsü alınmakla birlikte verilerin işlenip değerlendirilmediği, 50 DES ölçüsünden 17'sinin yanlış değerlendirildiği, DES ölçümleriyle taahhüt edilen 300-500 m derinliklere inilemediği, 3. alanda profillerin birbirine ve alterasyon zonuna dik alınmadığı, IP ölçü karnelerindeki eksiklikler nedeniyle "Frekans Etkisi" ve "Metal Faktörü"nün hesaplanamayacağı, raporda IP kesiti olarak sunulan kondaktivite kesitlerinin rezistiviteden türetildiği ve gerçek IP kesiti olmadığı, 2B/3B görüntülerin bilimsel bir anlam taşımadığı ve maden jeoloji haritalarının hazırlanmadığı tespit edilerek sözleşme şartlarının davalı tarafından yerine getirilmediği bildirilmiştir.
02.12.2019 tarihli ara karar uyarınca heyete sözleşme bilirkişisi ve mali müşavir bilirkişi dâhil edilerek alınan 18.12.2020 tarihli ek raporda ise özetle; sözleşmedeki edimler ayrı ayrı ağırlıklandırılmış; DES ölçümlerinin toplam işin %25'ini teşkil ettiği ve %8'inin, IP ölçümlerinin %25'ini teşkil ettiği ve %8'inin, manyetik ölçümlerin %15'ini teşkil ettiği ve %0'ının, SP ölçülerinin %15'ini teşkil ettiği ve %2'sinin, haritalama ve modelleme işlerinin ise %20'sini teşkil ettiği ve %7'sinin gerçekleştirildiği belirlenerek, iş paketlerinin projedeki kapsamı, zaman-emek, maliyet ve birim ölçü fiyatları dikkate alınmak suretiyle davalının yükümlü olduğu işlerin TOPLAMDA %25'ini yerine getirdiği sonucuna varılmıştır. Mali inceleme bölümünde ise her iki tarafın ticari defterlerinde ödemeye ilişkin hiçbir kayıt bulunmadığı, davalının cevap dilekçesinde 75.000 USD ödendiğini ikrar ettiği buna göre davalıya 25.000 USD ödenmesi gerekirken 75.000 USD ödenmiş olduğundan 50.000 USD fazla ödeme yapılmış bulunduğu belirtilmiştir. 22.06.2021 tarihli ikinci ek raporda ise davalının sekiz başlıkta topladığı itirazlar sıra numarası altında tek tek karşılanarak önceki görüş aynen korunmuştur.
Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:
1- Davalı vekilinin yetkiye ilişkin istinaf sebebi yönünden;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca "Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde" ifa edilir. Dava konusu borç, sözleşmenin ihlali üzerine doğan bir iade borcu olup niteliği itibarıyla para borcu olup, götürülecek borç niteliğinde olduğundan ilk derece mahkemesinin yetki itirazının reddine ilişkin kararı isabetli olup, davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin eksik incelemeye ilişkin istinaf sebebi yönünden;
Davalının, 02.12.2019 tarihli ara kararla istenen bilgilerin bilirkişilerce sunulmadığı yönündeki iddiası dosya kapsamıyla bağdaşmamaktadır. Ara kararın (A) bendiyle istenen "her bir edimin kendi adı altında değerlendirilmesi ve hak edilen işin toplam işe oranlanması" gereği, 18.12.2020 tarihli ek raporun 31-32. sayfalarında, beş iş paketi ayrı ayrı gösterilerek ve ağırlıkları toplamı %100'ü verecek biçimde belirlenerek yerine getirilmiş; ağırlıklandırmada esas alınan ölçütler de açıkça gösterilmiştir. Ara kararın (B) bendiyle istenen "davalıdan kaynaklanmayan imkânsızlık nedeniyle yapılamayan işlerin tespiti" istemi de karşılıksız bırakılmamış, heyet hem birinci ek raporda hem de ikinci ek raporda, saha çalışmalarının planlanmasının ve topoğrafya değerlendirmesinin sözleşme öncesinde yapılmış olması gerektiğini, bu nedenle arazi koşullarının sonradan mücbir sebep olarak ileri sürülemeyeceğini gerekçeleriyle açıklayarak bu nitelikte bir iş kalemi bulunmadığı sonucuna varmıştır. HMK'nın 281. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yeni bilirkişi görevlendirilmesi mahkemenin takdirinde olup, somut olayda üç ayrı rapor alındığı, davalının itirazlarının iki kez ayrı ayrı karşılandığı, keşfin mahallinde taraf vekilleri huzurunda yapıldığı ve heyetin alanında uzman üç öğretim üyesinden oluşturulduğu gözetildiğinde, dördüncü kez rapor alınmaması takdir hakkının hatalı kullanımı ya da HMK'nın 27. maddesindeki hukuki dinlenilme hakkının ihlali olarak nitelendirilemez. Raporlar denetime elverişli olup hükme esas alınmalarında bir isabetsizlik bulunmadığından, davalının bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde değildir.
3- Davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri yönünden;
Sözleşme metni üzerindeki el yazısı şerhlerden 50.000 USD ve 25.000 USD'lik ödemeler davalı şirket yetkilisinin imzasını taşımakta olup, bu ödemeler davalının cevap dilekçesinde de ikrar edilmiştir. Teknik bilirkişi incelemesiyle davalının yükümlü olduğu işlerin %25'ini yerine getirdiği saptandığına ve taraflarca fatura düzenlenmediği mali incelemeyle sabit olduğuna göre, davalının hak ettiği bedelin 25.000 USD olduğu, buna karşılık 75.000 USD ödendiği ve 50.000 USD'nin fazladan ödendiği yönündeki kabul dosya kapsamına ve bilirkişi tespitlerine uygundur. Davalının edimlerini eksiksiz ifa ettiği ve davacıya borcu bulunmadığı yönündeki savunması ispatlanamamış olup, bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir.
Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan 3.017,15 TL harçtan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 2.285,15 TL'nin ilk derece mahkemesince talep halinde davalıya iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.30/09/2026