İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1073 E. 2026/696 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1073
Karar No
2026/696
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/1073 KARAR NO: 2026/696

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLLERİ

DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/11/2025 KARAR TARİHİ : 18/09/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 08/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya nakliye hizmeti verdiğini, bu hizmet karşılığında düzenlenen 11/09/2025 tarihli, 52.200,00 TL bedelli faturanın ödenmediğini, alacağın tahsili için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taşıma ve adreslere dağıtım yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediğini, taşıma aracının ...’te kaza yapması nedeniyle müvekkilinin ayrıca araç ve şoför göndererek malları depolamak ve dağıtımını gerçekleştirmek zorunda kaldığını, bu nedenle ek masraflara katlanarak zarara uğradığını, dava konusu faturaya 16/09/2025 tarihli ihtarnameyle süresinde itiraz edildiğini ve faturanın iade edildiğini, davacıya borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. TOPLANAN DELİLLER : -Taraflara ait Ticaret Sicil Gazetesi suretleri dosya arasına alınmıştır. -Ankara Batı İcra Müdürlüğü' nün .... takip sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir. -... Vergi Dairesi ile Nilüfer Vergi Dairesi Müdürlüklerinden tarafların 2025 yılına ait kayıtları celp edilmiştir. -Taraflara Ticari Defter ve Kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere süre verilmiş, taraflarca söz konusu kayıtların bulunduğu yerlerin bildirildiği anlaşılmıştır. -Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulundan resen seçilen SMM bilirkişi ile Taşımacılık alanında uzman Bilirkişiler ile Bursa Bilirkişilik Bölge Kurulundan resen seçilen SMM bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor tanzimi istenmiş, bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlar dosya arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu icra dosyasında ödeme emrinin davalıya 28/09/2025 tarihinde e-tebligat yolu ile tebliğ edildiği, davalı tarafından 23/09/2025 tarihli borca itiraz dilekçesi sunulmak suretiyle takibin durdurulduğu, davacı tarafından işbu davanın 12/11/2025 tarihinde yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere süre verilmiş, taraflarca ticari defter ve kayıtları ile bulundukları yer bildirilmiş, defter üzerinde inceleme yapmak üzere bir adet Mali müşavir bilirkişi görevlendirilmiştir. Ticari defterlerin delil olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 222. Madde düzenlenmiştir. Buna göre kanunun ilgili hükmü aşağıdaki gibidir; "...(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur." denilmektedir. Tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde; her ne kadar davacı ticari defterlerinde aynı taşıma işi için 21/08/2025 ve 11/09/2025 tarihli iki ayrı 52.200,00 TL kayıt bulunuyor ise de ikinci faturanın açıklamasından bunun ayrı bir taşıma işine değil, daha önce düzenlenen faturanın reddi üzerine aynı taşıma hizmeti için yeniden düzenlenen faturaya ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki HMK’nın 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin sahibi lehine delil olabilmesi bakımından karşı tarafın usulüne uygun defterlerindeki kayıtlarla doğrulanması önem taşımakta olup, davalının defterlerinde dava konusu borç kayıtlı değildir. Tarafların iddia ve savunmaları, ticari defter ve kayıtları, dava konusu faturalar, taşıma ve sevk irsaliyeleri ile bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında davalıya ait emtianın Ankara’dan Muğla bölgesindeki teslim noktalarına taşınmasına ilişkin bir taşıma ilişkisi bulunduğu, taşıma bedelinin KDV dahil 52.200,00 TL olarak kararlaştırıldığı, davacı tarafından emtianın Ankara’dan teslim alınarak Marmaris’e kadar taşındığı, ancak davacıya ait aracın Marmaris’te kaza yapması üzerine taşımanın davacı tarafından nihai teslim noktalarına kadar tamamlanamadığı hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosyaya davalı tarafından sunulan e-irsaliyeler incelendiğinde; taşımanın yalnızca Marmaris’te sona erecek tek bir teslimden ibaret olmadığı, ...’teki ... Gıda yanında ..., ... ve .... bölgesinde farklı teslim noktalarının bulunduğu görülmektedir. Bu nedenle davacının taşıma borcunun ...’e ulaşılmasıyla tamamen ifa edildiğinin kabulü mümkün değildir. Taşıma sözleşmesinde taşıyıcının temel edimi eşyayı varma yerine götürüp gönderilene teslim etmek olup sevk irsaliyeleri taşıma ilişkisinin belirlenmesinde delil niteliği taşımaktadır. 6102 sayılı TTK’nın 870/2. maddesine göre, bir taşıma veya teslim engeli nedeniyle taşıma, süresinden önce sona ererse taşıyıcı, taşımanın tamamlanan kısmıyla orantılı taşıma ücretine hak kazanır; engel taşıyıcının riziko alanındaki bir sebepten kaynaklanmışsa bu hak, tamamlanan taşımanın gönderen bakımından menfaat sağladığı ölçüde mevcuttur. Kanun gerekçesinde de ücretin tam mesafe ile fiilen alınan mesafe oranlanarak belirleneceği açıkça belirtilmiştir. Somut olayda taşımanın davacıya ait aracın kaza yapması nedeniyle kesintiye uğradığı, engelin davalı gönderenin riziko alanından kaynaklandığını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı, buna karşılık emtianın ....’dan ...’e kadar davacı tarafından taşınmış olmasının davalı yönünden ekonomik bir yarar sağladığı; zira emtianın yeniden ....’dan taşınması gerekmeyip kalan taşıma ve dağıtım işlemlerinin ...’ten itibaren davalı tarafından tamamlandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının hiç taşıma ücreti isteyemeyeceği sonucuna varılması da, taşımanın tamamı yapılmış gibi 52.200,00 TL’nin tümüne hak kazandığının kabulü de TTK’nın 870/2. maddesine uygun değildir. Bilirkişi kurulunca ... arasındaki toplam taşıma mesafesi 707 km, davacının taşıdığı ... mesafesi ise 646 km olarak kabul edilmiş olup, bu tespitler doğrultusunda TTK’nın 870/2. maddesindeki hesaplama yapılarak 47.696,18 TL davacının taşıdığı mesafeye göre hak ettiği ücret belirlenmiştir. Davalı tarafından 11/09/2025 tarihli faturaya 16/09/2025 tarihli noter ihtarnamesiyle sekiz günlük kanuni süre içerisinde itiraz edilmiştir. TTK’nın 21/2. Maddesine göre davalı bu itiraz ile fatura içeriğini kabul etmediğini belirtmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 21/2 maddesinde düzenlenen karine aksi ispat edilebilen adi bir karine olduğundan sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 13/03/2024 tarih, 2023/793 E., 2024/149 K. sayılı kararı) Somut olayda davacı taşıma ilişkisinin ve kısmi ifanın varlığını diğer delillerle ispatlamış ise de, bu deliller tam ifayı değil, ...’e kadar gerçekleşen ifayı ortaya koymaktadır. Bilirkişiler tarafından hazırlanan 01/07/2026 tarihli ek raporda seçenekli hesaplama yapılmak suretiyle davalı iddialarının kabulü ile kabul edilmemesi ihtimaline göre değerlendirmeler yapılmıştır. Davalının taşıma işlemini tamamlamak için harcadığını iddia ettiği 4.500,00 TL, taşıma ücretinin belirlenmesinde esas alınacak bir fiyat unsuru veya davacının gerçekleştirmediği taşıma kısmının karşılığı değildir. Davalının iddiasına göre bu bedel, davacının taşıma işini tamamlayamaması nedeniyle kendi şoförünü ...’e göndermek zorunda kalmasından kaynaklanan zarar/ek gider alacağıdır. Dolayısıyla ortada taşıma alacağının gerçek miktarını doğrudan belirleyen bir hesap kalemi değil, davalının davacıya karşı ileri sürebileceği ayrı bir parasal karşı istem bulunmaktadır. Dolayısıyla 4.500,00 TL’lik otel gideri, taşıma işinin karşılığı olan bedel hesabının içinde bulunan bir kalem değil, davalının taşımanın eksik ifası sebebiyle doğduğunu ileri sürdüğü ayrı zarar alacağı olduğundan teknik anlamda navlundan resen indirilecek mahsup kalemi olarak değerlendirilemez. Takas bakımından ise TBK’nın 143. maddesi uyarınca takasın gerçekleşmesi için borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesi gerekir. Davalının cevap dilekçesinde karşı taraftan belirli miktarda alacaklı olduğunu bildirmesi ve buna ilişkin hesap kayıtlarını sunması dahi, açıkça takas-mahsup def’inde bulunulmamışsa, hâkimin bu karşı alacağı davacı alacağından kendiliğinden düşmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2017/22332 E., 2019/10747 K. sayılı kararı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/20603 E., 2014/5084 K. sayılı kararı) Somut olayda; cevap dilekçesinde 4.500,00 TL’lik konaklama giderinden söz edilmiş ve buna ilişkin fatura sunulmuş ise de, bu bedelin davacı taşıma ücretinden takas edilmesini istediğine yönelik bir irade açıklamasında bulunmamış, söz konusu masrafı taşımanın gerektiği gibi yerine getirilmediğine ilişkin savunmasının delili olarak ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Salt zarar doğduğunun bildirilmesi ve zarar belgesinin dosyaya sunulması, TBK’nın 143. maddesi anlamında takas iradesinin açıklanmasıyla aynı hukuki sonucu doğurmadığından, (Takas talebi bulunmadan bilirkişi hesabıyla karşı alacağın davacı alacağından düşülmesi hakkında verilen emsal bozma ilamları dikkate alınarak) söz konusu giderler davacı alacağından düşülmemiştir.

Sonuç olarak; davacının taşıma işini tamamen ifa etmemiş olması nedeniyle 52.200,00 TL’nin tamamına hükmedilmemiş, davalının ayrı zarar kalemi niteliğindeki 4.500,00 TL’nin açık bir takas iradesi bulunmaksızın resen indirilmesi mümkün olmadığından, TTK’nın 870/2. maddesi uyarınca tamamlanan ve davalı yönünden fayda sağlayan taşıma kısmına karşılık gelen 47.696,18 TL asıl alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, takip öncesi davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin herhangi bir belge sunulmadığından faize yönelik davalı itirazının haklı olduğu anlaşılmış, alacak likit olmayıp varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 47.696,18-TL asıl alacak yönünden DEVAMINA, faize yönelik talebin REDDİNE, 2-Alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Alınması gereken 3.258,13-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 636,49-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.621,64-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 636,49-TL peşin harç ile 615,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.251,89 TL' nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan ve takdir olunan 5.003,71-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafça yapılan 24.161,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen 21.866,98-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, 9-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen 4.163,24-TL'sinin davalıdan bakiye 436,76-TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.18/09/2026

Katip ... E-imzalıdır Hakim ..E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1073, K. 2026/696, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1073-e-2026-696-k-b83c53652a80