İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/715 E. 2026/686 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/715
- Karar No
- 2026/686
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/715 Esas KARAR NO : 2026/686
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/05/2024 KARAR TARİHİ : 25/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin cari hesapta davalı şirketten alacağı olması nedeniyle davalı aleyhine ... 20.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yaptığı ilamsız icra takibinin davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, tarafların ticari defter ve muhasebe kayıtları incelendiğinde itirazın haksız olduğunun ortaya çıkacağını beyan ederek itirazın iptali ile ... 20.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, davalı şirket aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı ile ürün tedariki konusunda anlaştığını, ancak sözleşme kapsamındaki ürünlerin geç teslimi nedeniyle sözleşmenin sona erdirildiğini, yapılan testler sonucunda ürünlerin ayıplı olarak teslim edildiğinin anlaşıldığını, ayıbın ihtar ile davacıya bildirildiğini, ayıplı ürünlerin satılabilir ürünler olmadığını, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını, 629.349,73 TL tutarında bir zararın meydana geldiğini, ayrıca davacı şirket tarafından yapılan gecikmeli ürün teslimatları nedeniyle müvekkili şirketinde yurt dışındaki kendi müşterisi olan şirkete gecikmeli olarak ürün tedariki yaptığını, bundan dolayı hem maddi zarara uğradığını, hem de yurt dışından aldığı sipariş sayısında ciddi bir düşüş meydana geldiğini ve müvekkili şirketini kar kaybına uğradığını, bunlara ilave olarak müvekkili şirketin işe başlarken iş sürecinin uzun olacağını düşünerek bu iş için belli yatırımlar yaptığını, bunlara arasında davacı şirkete kalıplar için ödenen ücretler de bulunduğunu, kalıplar hatalı üretildiği için müvekkilinin işine yaramadığını, ve davacı şirketin uhdesinde kaldığını, kalıplar için 02.09.2023 tarih, ... no ve toplam 216.000,00 TL tutarlı ve 7 adet mal/hizmet için 30.11.2023 tarih, ... no ve toplam 568.000,00 TL tutarlı 2 adet faturanın davacı tarafından düzenlendiğini ve müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin zararının karşılanmadığını öte yandan davacının müvekkilinden alacağının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ... 20.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine 1.019,731,45 TL bedelli takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 30.03.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun süresinde itiraz ettiği, takibin durduğu, itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmediği görüldü. ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İlgili vergi dairelerinden tarafların BA-BS kayıtları istenilmiş olup gelen yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır. Davacı yanın ticari defter ve kayıtlarını incelemek üzere ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış olup talimat mahkemesince alınan raporda özetle; davacı şirketin defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğunu, davacı tarafın defter kayıtlarına göre net alacağının 1.019.731,46 TL olduğunu belirtmiştir. Davalı yanın ticari defterlerini incelemek üzere dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi... hazırlamış olduğu raporda özetle; davalının defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre 25.03.2024 tarihi itibari ile 934.879,48 TL borcunun bulunduğu, ancak daha sonra hesap düzeltme kayıtları ile 1.019.731,48 TL borcunun bulunduğunu belirtmiştir. ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası 12.02.2026 tarihli karar ile mahkeme dosyası ile birleştirilmiştir. Birleşen dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin makine parçası üretip bu parçaları yurt dışına ihraç eden bir firma olduğunu, müvekkili firmanın Alman firmasına yapacağı ihracat işi için gerekli döküm parçalarını davalı firmadan tedarik etmek için anlaştığını, 2023 yılında davalı firma ile bu iş ilişkisinin başladığını, davalı firmadan tedarik edilecek ürünler için kalıplar yapıldığını ve bu bedellerin müvekkili tarafından ödendiğini, davalı firma tarafından dökümlerin geç teslim edilmeye başlandığını, zaman sıkıntısı yaşandığını, müvekkilinin zamanla mağdur olduğunu, ürünleri geç aldığı için diğer firmaya da ürünlerin geç teslim edildiğini, müvekkilinin zaman aralığını daraltmak ve siparişlerini gününde teslim edebilmek adına ekstra masraf yaptığını, buna dair faturaların da mevcut olduğunu, 2023 yılında alınan işin tamamlanabilmesi için ve tüm işlemleri başa sarmamak adına ürünleri geçte olsa davalıdan teslim almak durumunda kaldığını, gecikmeli teslimat nedeniyle ürünlerin Almanya'ya dava yolu ile gönderilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin bu nedenle kar kaybına uğradığını, Alman firması tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda elde kalan ürünlerin müvekkili tarafından teste gönderildiğini ve ürünlerin ve tesliminden de ziyade ayrıca ayıplı olarak teslim edildiğinin anlaşıldığını, dava açılmadan önce taraflar arasında ihtarname sürecinin olduğunu, ancak sonuç alınamadığını, tüm bu nedenlerle; müvekkilinin mahrum kaldığı kar için şimdilik kısmi dava olarak 5.000 EURO’nun 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankaları'nın o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte tahsiline, müvekkillerinin kullanımında olmayan ancak bahse konu iş için sermaye/yatırım olarak ödediği kalıp bedellerinin şimdilik kısmi dava olarak 10.000 TL’nin ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, müvekkilinin elinde kalan ve ayıplı olduğu tespit edilen bir kısım ürünlerin işlenmesi ancak satılamaması sebebiyle oluşan zararın şimdilik kısmi dava olarak 10.000 TL’sinin ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, sipariş verilen ürünlerin hızlı şekilde ihraç edilebilmesi adına harcanan hava yolu ulaşım masraflarının şimdilik 1.000 EURO’nun 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının haksız taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ile 3.şahıs arasındaki ilişkinin mezkurdaki dava açısından herhangi bir önemi bulunmadığını, davacı tarafın dava dışı bir firma ile arasındaki ticari ilişkiyi dayanak göstererek müvekkilinden haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davacı tarafın diğer firmalarla arasında olan ticari ilişkilerden müvekkilini sorumlu tutmasının mümkün olmadığını, nitekim, müvekkili ile davacı taraf arasındaki ticari ilişki kapsamında, müvekkilinin davacının diğer firmalarla ticari ilişkilerinin devamını sağlayacağına dair herhangi bir yükümlülüğünün de bulunmadığını, dolayısıyla, davacının 3.şahıslarla arasındaki ticari ilişkinin sonlanmasından doğan zararlarını müvekkilinden talep etmesinin kesinlikle kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin bu durumda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirketin, davacı taraf ile arasındaki sözleşme gereğince edimlerini tam ve eksiksiz biçimde yerine getirdiğini, ancak bunun karşılığında davacı tarafın, müvekkiline satın aldığı ürünlere ilişkin hiçbir ödeme yapmadığını, yalnızca model (kalıp) bedeline ilişkin ödeme yapılmadığını, taraflar arasındaki anlaşma gereğince, davacının peşin ödeme yapması gerekirken hiç ödeme yapmamasının müvekkilini oldukça mağdur ettiğini, çünkü, müvekkilinin davacı için üretim yapabilmek adına ham madde, personel, enerji vb. giderlere peşinen katlandığını, davacının haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, ürünlerin hava yolu ile gönderilmesi nedeniyle oluşan hava yolu maliyetine ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, ürünlerin ayıplı olduğunun belirtilmesinin gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın kalıp bedellerinin iadesine ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirkete olan borcunu ödemediği için davacıdan alacaklı olduklarını, davacı tarafın müvekkili şirkete yalnızca model bedellerine ilişkin ödeme yaptıklarını, müvekkili şirketin diğer hususlarda ödeme almadığını, tüm bu nedenlerle; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleştirme kararı veren mahkeme tarafından dosya makine mühendisi bilirkişi, metalürji bilirkişi ve kimya mühendisi bilirkişiden oluşan heyet ile keşif icra ettiği, akabinde dosyanın heyete tevdi edilmiş olduğu görüldü. Heyet hazırlamış olduğu raporda özetle; taraflar arasında teknik şartname bulunmadığını, yapılan keşif sırasında ayıplı olarak gösterilen ürünlere ilişkin davalı yanın ürünlerin kendilerine at olmadığından bahisle itiraz ettiklerini, bir kısmın ise ihraç edildiğinden bahisle keşifte davacı tarafından gösterilmediğini, davacının ayıba ilişkin herhangi bir belge sunmadığını, ayıp tespiti yapılamadığını beyan etmişlerdir. Esas dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali, birleşen dava ise ayıplı ifadan doğan alacak davasıdır. Esas davada taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında bir sözleşme bulunup bulunmadığı, davacının sözleşmeden doğan edimlerini ifa edip etmediği, davacının davalıdan bir alacağının bulunup bulunmadığı, davacı tarafça yapılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır. Birleşen dosyada taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında kurulu olduğu her iki tarafın da kabulünde olduğu döküm parçaları alınması kalıpların hazırlanıp teslim edilmesi hususundaki anlaşma gereği, 2023 yılından itibaren başlayan ticari ilişki nedeniyle, davacının sipariş ettiği ürünlerin davalı tarafından geç teslim edilip edilmediği, ayıplı teslim edilip edilmediği, temerrüde ilişkin ve ayıba ilişkin davacı tarafından kendisine düşen yükümlülüklerinin yerine getirilip getirlemediği, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılıktan dolayı davacının sözleşme kurduğu dava dışı ... menşeil şirket ile sözleşme ilişkisindeki sipariş daralmasından dolayı davalının sorumlu tutulup tutulmayacağı, sorumlu tutulacak ise işin daralması nedeniyle davacının davalıdan talep edebileceği zarar miktarı, ürünlerin süresinde teslim edilip edilmemesinin tespitinden sonra davacıya teslim edilen ürünleri kendi sözleşenine hava yoluyla ürünleri göndermesi nedeniyle zararının bulunup bulunmadığı bu kalemin davalıdan talep edilip edilmeyeceği, detayı dava dilekçesinde vurgulanan bir kısım ürünlerin ayıplı ifa ile teslim edilip edilmediği, ayıplı ifa varsa davacının zarar miktarının ne kadar olacağı, taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle tarafların sözleşmedeki temel ve yan edim yükümlülüklerini ihlal edip etmedikleri, ihlal edilmiş ise zarar miktarının ne kadar olması gerektiğine ilişkin kısmi alacak davası olduğu tespit edilmiştir. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından esas davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir. "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay 15.H.D. ... Esas...Karar sayılı kararı) Tüm dosya kapsamı ve yasal deliller birlikte değerlendirildiğinde; dosyaya sunulan faturalar ve vergi dairesine yapılan bildirimlerden taraflar arasında ticari ilişki olduğu sabittir. Davalının davaya konu faturaları defterlerine kaydettiği anlaşılmakla faturaya konu malın teslim edilmediğini yahut ayıplı veya eksik teslim edildiğini, ispat yükü yapmış olduğu bildirimin aksini iddia eden davalı tarafta olup davalı tarafça buna ilişkin somut bir delil dosyaya sunulmamıştır. Bu kapsamda birbirlerini doğrulaya ve usulüne uygun tutulan taraf ticari defterleri doğrultusunda davacının davalıdan 1.019.731,46 TL alacaklı olduğu kabul edilmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. (Yargıtay 3.HD ... E, ... K) Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden davacının düzenlediği faturaları defterine kaydeden davalının ayıp iddiasına ilişkin dosyaya delil sunmadığı, iddiasını belgelendiremediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle 1-Esas dava yönünden; 2-Davanın KABULÜ İLE, davalının ... 20.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında vaki itirazının İPTALİ ile, takibin 1.019,731,45 TL asıl alacak, üzerinden DEVAMINA, 3-Hükmolunan alacağın %20 sine tekabül eden icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Birleşen dava yönünden; 4-Davanın REDDİNE, 5-Esas dava yönünden alınması gerekli 69.657,85 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 12.315,81TL harcın mahsubu ile eksik bakiye 57.342,04 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Esas dava yönünden avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 158.959,72 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Birleşen dava yönünden avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı için takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Esas davada davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 12.743,41TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davadan önce gidilen arabulucukta devletçe karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına, 10-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.25/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır