İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/701 E. 2026/636 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/701
- Karar No
- 2026/636
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/701 Esas KARAR NO : 2026/636
DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 05/10/2023 KARAR TARİHİ : 10/09/2026
İstanbul'daki Asliye Ticaret Mahkemelerinin tek çatı altında toplanması amacıyla Bakırköy, İstanbul Anadolu ve Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevreleri kaldırılarak İstanbul (Çağlayan) Adliyesi bünyesinde birleştirilmiş olup, bu kapsamda ....Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/701 Esas sayılı dosyası mahkememize tevzi edilerek mahkememiz 2026/701 esasına kaydı yapılmıştır. Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde: Davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM Trafik poliçesiyle sigortalı bulunan ... plakalı aracı sevk ve idaresinde bulunduran davalı ... ile ... plakalı aracı sevk ve idaresinde bulunduran müteveffa ... ... arasında 05.08.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... ... vefat ettiğini, kaza tespit tutanağında davalı sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu tespit edildiğini, kusur oranlarının tam olarak belirlenebilmesi adına, usul ekonomisi gereği ön inceleme duruşmasından önce tensip ile kusur bilirkişi raporu alınmasını, meydana gelen vefat nedeniyle müvekkilleri müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını, müvekkili ... müteveffanın eşi müvekkili ..., ... ve ... müteveffanın çocukları, müvekkil ... ise müteveffanın torunu olduğunu, müvekkili ... hali hazırda üniversite öğrencisi olduğunu, okul hayatına devam ettiğini, ayrıca bakımı ve ihtiyaçları tamamen müteveffa tarafından sağlandığını, müvekkilleri ... ve ... herhangi bir işte çalışmadığını, müteveffa ile aynı evde yaşamakta ve tüm ihtiyaçları babaları tarafından sağlanmakta olduğunu, müvekkili ...'a da müteveffa bakmakta ve aynı evde ikamet ettiklerini, müvekkilinin kısıtlanma kararında da vasisinin müvekkili ... olduğu görüldüğünü, müvekkilleri ..., ..., ... ve ...'ın aynı evde yaşadıkları, bakımlarının müteveffa tarafından sağlandığı tanık delilimiz ile ispat edileceğini, müteveffa ... Tarım Gıda Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi yetkilisi olarak ... Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı olduğunu, hayvan işletme sahibi olarak işletme tescil belgesi de bulunduğunu, üzerine kayıtlı hayvanları mevcut olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.11.2008 tarihli, 2008/1401 Esas 2008/14250 Karar sayılı kararı gereğince müvekkilinin gelirinin asgari ücretten alınmamasını ve gelirin tespit edilerek bu doğrultuda aktüer bilirkişi hesaplaması yapılmasını, müteveffanın ölümüne neden olan kaza sebebiyle davalı şirkete destekten yoksun kalma tazminatı talebi ile başvuruda bulunulduğunu, 2023 T .../1 numaralı hasar dosyası açıldığını, şirket tarafından müvekkilinin zararını tazmin eder nitelikte herhangi bir ödeme yapılmadığını, dava öncesi ikame edilen 2023/97458 arabuluculuk numaralı dava şartı arabuluculuk aşamasında da herhangi bir şekilde anlaşma sağlanamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiklerini, müvekkiller müteveffanın vefatı sonrasında desteklerini kaybetmenin yanı sıra derin bir elem ve keder içerisine düştüklerini, müvekkili ... biricik eşinin ani vefatı sonrasında hayatta bir başına kaldığını, çocuklarına ve torununa tek başına bakmaya çalışırken eşinin yasını tuttuğunu, müvekkilleri ..., ... ve ... için bir babanın kaybının ne derece zor olduğu, özellikle genç yaşta ve aniden gelen bir kaybın çocuklarının tüm yaşamında ne derece etkiler bırakacağının tahmini zor olmadığını, müvekkili ... ise kendisi için baba yarısı olan, tüm yaşamını birlikte geçirdiği dedesini kaybettiğini, çocuk ruhunda onarılması imkansız bir izle tek başına kaldığını, bu acıların sebebinin davalı sürücünün kusurundan kaynaklandığını, müvekkili ... için 500.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 200.000,00 TL olmak üzere toplam 1.000.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü ...'den olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, fazlaya ilişkin haklarI saklı kalmak kaydıyla, destekten yoksun kalmaya ilişkin belirsiz alacak davası olarak şimdilik ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tarafımıza ödenmesini, müvekkillerinin manevi zararının tazmini için müvekkili ... için 500.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 200.000,00 TL olmak üzere toplam 1.000.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsilini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde: ... plakalı kazaya karışan araç müvekkili şirkete, 24/08/2022-24/08/2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçelerden dolayı sorumluluklarının sigortalılarının kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda şahıs başına azami 1.200.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, poliçe limitini bildirmemiz davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumlulukları poliçe limitiyle sınırlı olup, keza masraf ve vekâlet ücreti sorumluluğumuz da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limiti maktuen ödenecek rakam olmadığını, başvuru kabul anlamına gelmemek kaydıyla Zorunlu Trafik Sigortası Sorumluluk sigortası olduğunu, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanması amaçlandığını, davanın dava şartı eksikliği sebebiye usulden reddinin gerektiğini, ZMM Genel Şartlarda 02.08.2016 tarihli değişiklikle sigorta şirketine başvuru yapılırken zorunlu olan evrakları saydığını, müteveffa sebebiyle talep edilen tazminata ilişkin, ilgili Genel Şartlarda tahdidi olarak sayılan belgeler eksiksiz bir şekilde müvekkili şirkete iletilmediğini, açılan davanın öncelikle usulden reddi gerekmekte ve tarafımızca talepleri olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedebilmek için, öncelikle sigortalı araç sürücülerinin kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, Zorunlu Trafik Sigortası Sorumluluk Sigortası olduğunu, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanması amaçlandığını, sigortacı ise, KTK ve Genel Şartlar mucibince poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin ettiğini, böyle bir halde zorunlu trafik sigortasında sigortacının karşılamakla yükümlü olduğu zararlar, işletme halinde motorlu aracın neden olduğu kazalarda üçüncü kişilerin zararına neden olacak bir kazanın meydana gelmesi ve bu kazada araç işletenin sorumlu bulunması gerektiğini, dolayısıyla KTK.86.madde gereğince araç işleteninin ve sürücünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğü olmayacağını, Yargıtay 11.H.D. 15.03.2001 tarih ve 2001/1244 E.ve 2001/1941 K. sayılı kararı bu yönde olduğunu, KTK madde hükmünce 86 hükmünce İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın kazanın meydana geldiğini ispat ederlerse sorumluluktan kurtulunabileceğini, müvekkili şirketin tazminata ilişkin sorumluluğundan bahsedebilmek için, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, bu durumda da tazminat sorumluluğu sigortalı araç sürücünün kusuru oranında ve elbette ki poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, bu hususun Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğunu, dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek buradan kusur raporu alınmasını, kaza tespit tutanağında görüldüğü üzere karşı araç sürücüsü K.Y.T.K 84. maddesinde yer alan asli kusurlardan 57/1-b-5 kuralını ihlal ettiğini, kabul etmemek kaydıyla tarafları aleyhine bir tazminata hükmedilecek ise Yeni Genel Şartlar uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamaları Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre değil, ZMM Genel Şart ekinde yer alan TRH-2010 kadın/erkek tablosu ve %1,65 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, Aralık 2021 Cumartesi tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar uyarınca tazminat hesaplamasının %1.65 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, yapılan hesaplama ve akabinde itiraza konu işbu kararda eksiklik bulunduğunu, müvekkili şirket aleyhine ikame edilen işbu başvuruyu kabul anlamına gelmemek kaydıyla yapılacak tazminat hesaplamalarında Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarınca benimsenen trh-2010 kadın/erkek tablosu ve %1,65 teknik faiz oranının kullanılması gerektiğini, kaza tespit tutanağından da görüleceği üzere müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığı belirlenemediğini, bu nedenle hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte müvekkil şirket aleyhine tazminata hükmedilecek ise hesaplanan tazminat tutarından %20 oranında müterafik kusur tenzilatı yapılması gerektiğini, müterafik kusur için kazada kusurlu olmak değil, kaza sonucu oluşan zararın meydana gelmesinde kusur sahibi olmak arandığını, müvekkili sigorta şirketi aleyhine ikame edilen işbu başvurunun öncelikle usule ilişkin belirtmiş oldukları gerekçelerle usulden reddini, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde ise esastan reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde: Müvekkilinin ikamet adresine yapılan tebligatta her ne kadar site yöneticisine bilgi verildiğini, tebligatın muhtarlığa teslim edildiğini, kapıya 2 nolu haber kağıdının yapıştırıldığı beyan edilmişse de müvekkilinin ikamet ettiği adresteki binanın kapısına söz konusu haber kağıdı yapıştırılmadığını, site yönetimi ve muhtarlık da müvekkiline bilgi vermediğini, müvekkili tebligattan haberdar olamadığını, Tebligat Kanunu madde 21'e aykırı olarak müvekkiline tebliğ edilmesi gerekir tebligatın muhtarlığa teslim edildiğine dair haber kağıdının adresteki binanın kapısına yapıştırılmaması nedeniyle tebligatın usulsüzlüğü aşikar olduğunu, müvekkili huzurdaki davadan 14.11.2023 tarihinde haberdar olduğundan cevap verme süresinin öğrenme tarihi olarak bu tarihten itibaren başladığının kabulüne karar verilmesini, yetki itirazında bulunduklarını, müvekkilinin ikamet adresi ... Mah. ... Bulv. No.54-58D İç Kapı No:5 ... İstanbul olduğunu, huzurdaki dava müvekkilinin ikamet adresi yönünden yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin .../ İstanbul adresi olması nedeniyle yetkili mahkeme Bakırköy Mahkemeleri olduğunu, huzurdaki dosyada yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davalı müvekkili ile müteveffa ... ... arasında Samsun'un ... ilçesi sınırları içinde müvekkili yönünden kaçınılmaz bir trafik kazası yaşandığını, kaza neticesinde ... ... vefat ettiğini, söz konusu kazanın yaşanmasında müvekkilinin herhangi bir kastı, kusuru veya ihmali bulunmamakta olup davacıların talepleri haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili 05.08.2023 tarihinde, ... plakalı araç ile Samsun'un ... ilçesinde, şehirler arası yolda ve sol şeritte, tamamen hız kuralları dahil tüm trafik kurallarına uygun olarak seyir halinde iken müteveffa ... ..., ... plakalı araç ile ara yoldan şehirler arası yoldaki kavşağa bağlanırken, öncelikli olarak dikkat etmesi gerektiği halde, müteveffanın sol tarafından gelmekte olan, müvekkilin geliş yönünü kontrol etmeden bir anda yola girdiğini, müvekkile sol şeritte ilerlerken, sağ şeritte ve müvekkilden daha ileride seyreden bir araç müvekkilinin müteveffanın, ana yoldaki kavşağa bağlandığı sokağı ve dolayısıyla müteveffanın yola girdiğini görmesine engel olduğunu, sağ şeritteki aracın önünden geçen müteveffa, bir anda müvekkilinin kullandığı aracın önüne çıktığını, müvekkilinin fren yapmasına dahi imkan olmadığını, bu haliyle yaşanan kazanın müvekkili yönünden kaçınılması imkansız olduğu açıkça ortada olduğunu, söz konusu kazanın yaşanmasında müvekkilinin herhangi bir kastı, kusuru veya ihmali bulunmadığını, müvekkili şehirlerarası yolda, kendi halinde ve tüm kurallara uygun bir şekilde seyir ettiğini, öncelikle müvekkilinin araç kullanmasıyla ilgili herhangi bir hatası veya kusuru olmadığını, müteveffa, bir anda yola girdiğini, söz konusu kazanın yaşanmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, müteveffa, aracıyla yola girdiği ve müvekkilinin aracının önüne çıktığı anda da müvekkilinin müteveffanın aracına çarpmaması veya söz konusu kazanın yaşanmasını engelleyebilmesi adına yapabileceği hiçbir şey olmadığını, bu yönden de müvekkilinin herhangi bir ihmalinin olmadığını, söz konusu kazanın yaşanmasında müteveffa asli kusur sahibi olduğunu, ana yol olarak tabir edilen şehirlerarası yolda ilerleyen araçlar ile şehirlerarası yola bağlanan araçlar arasında geçiş hakkı, şehirlerarası yolda ilerleyen araçlarından olduğunu, müteveffanın, şehirlerarası yola bağlanırken sol tarafından yani müvekkilinin geliş yönünden gelen araçları kontrol etmediği, hukuki olarak geçiş hakkına sahip araçlara yol vermediği ve bir anda yola girerek söz konusu kazanın yaşanmasına sebebiyet verdiği açıkça ortada olduğunu, söz konusu kazanın yaşanmasında müvekkilinin herhangi bir kusuru veya ihmali olmayıp asli kusurlu müteveffa olduğunu, davacılar, manevi tazminat talebinde bulunmuşsa da müvekkilinin bu üzücü kazanın gerçekleşmesinde hiçbir kusuru ve ihmali bulunmadığını, müvekkilinin hiçbir kusur ve ihmali bulunmamasına ve hatta kazanın gerçekleşmesi tamamen müteveffanın kusurundan kaynaklanmasına rağmen müvekkilinden manevi tazminat talep edilmesi haksız, hakkaniyete aykırı ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, manevi tazminat talebi, davacılar tarafından zenginleşme ve müvekkiline zarar verme aracı olarak kullanılmak istendiğini, müvekkili hiçbir kusuru olmadan gerçekleşen bu kazada şüpheli sıfatıyla hakkında soruşturma yürütülmekte iken huzurdaki dava ile maddi ve manevi tazminat talepleri ile karşılaşarak açıkça mağdur olduğunu, davacılar, kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, bu fahiş manevi tazminat talebiyle haksız bir zenginleşme ve müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığı bir kaza nedeniyle zarara uğramasını talep ettiklerini, bu sebeple, davacıların haksız bir zenginleşme ve müvekkile zarar verme amacı taşıyan manevi tazminat taleplerinin de reddine karar verilmesi gerektiğini, uyuşmazlık konusu trafik kazasının yaşanmasında müvekkilinin herhangi bir kusur veya ihmali bulunmadığını, talep edilen tazminatların müvekkiline yükletilmek istenmesi açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, söz konusu kazanın yaşanmasında müvekkilinin hiçbir kusur veya ihmali bulunmayıp tamamen müteveffanın kusur ve ihmaliyle yaşandığını, kazanın gerçekleşmesinin müvekkili yönünden kaçınılmaz olduğu aşikar olduğunu, davacıların taleplerinin reddine karar verilmesini, davacının usul ve yasaya aykırı davasının reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, ölümlü trafik kazası sebebi ile maddi ve manevi tazminat davası olduğu, 05/08/2023 tarihinde meydana gelen kazada davacıların miras bırakanı ... ...'in vefat ettiği hususunun ihtilafsız olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın davalı sigorta tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile teminat altına alınan aracın ve diğer aracın kazadaki kusur durumu ve izafe edilecek kusur var ise bu kusura isabet eden destekten yoksun kalma tazminatlarının ve manevi tazminatların miktarı konusunda toplandığı, ayrıca davalı sigorta şirketi yönünden dava açmadan önce dava şartı niteliğindeki prosedürlere uyulup uyulmadığı noktasında toplanmıştır. Davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır. Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 07.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda: "Sürücü ... ...'in idaresindeki ... plakalı kamyoneti ile tali yoldan bölünmüş ana yola çıkarken bölünmüş ana yoldan geçen araçlara yol vermediği ve ... plakalı otomobil ile kazaya karışarak EX olduğu için KTK 53/b/4 - 53/b/5 - 84/h ve KTY 102/b/4 - 102/b/5 - 157/a/8 maddelerinde açıklanan kusurları işlediği; ölümlü kazanın meydana gelmesinde asli ve %75 kusurlu olduğu; müterafik kusur verilmesini gerektirecek herhangi bir tespit olmadığı, sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı otomobili ile kavşaklara yaklaşırken yeterince yavaşlamadığı ve kavşağa kontrolsüz giren ... plakalı otomobil ile kazaya karıştığı için KTK 52/a ve KTY 101/a maddelerinde açıklanan kusurları işlediği; ölümlü kazanın meydana gelmesinde tali ve %25 kusurlu olduğu; işbu rapordaki kusur değerlendirmesinin ATK trafik İhtisas Dairesinin 16.10.2023 tarihli raporundaki kusur değerlendirmesi ile uyumlu olduğu "şeklinde rapor sunulmuştur. Bilirkişi Sıddık Bilgin tarafından hazırlanan 17.02.2026 tarihli bilirkişi raporunda: "Davacı hak sahiplerinin destekten yoksunlukluk sebebiyle maddi zararları : Eşi ...'in destekten yoksunluk sebebiyle zararı = 585.317,45 TL, kızı ...'in destekten yoksunluk sebebiyle zararı + 20.788,49 TL hak sahiplerinin destekten yoksunluk sebebiyle zararları = 606.105,94 TL davalı ... Sigorta AŞ. bakımından temerrüt tarihi 13.09.2023 tarihi olduğu, dava dilekçesinde her ne kadar davacı ... ve ... bakımından müteveffa babalarının ölümü sebebiyle destekten yoksunluk tazminatı talep edilmiş ise de, davacı oğlu...'in (36 yaşında) ve davacı kızı ...'in (39 yaşında) yetişkin olmaları sebebiyle, müteveffa babalarının ölümü sebebiyle destekten yoksunluk sebebiyle destekten yoksunluk tazminatı hesaplanması mümkün olmadığı, dava dilekçesinde müteveffanın torunu ... ... bakımından destekten yoksunluk sebebiyle maddi tazminat talebinde bulunulmuştur. 05.12.2013 Doğumlu olan davacı ... ... müteveffa dedesinin vefat ettiği tarihi itibariyle (10) yaşındadır. Dava dosyasında mevcut ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 31.03.2020 tarih ve .... Sayılı kararına göre ... ...'e ana annesi ... vasi olarak atandığı tespit edilmiştir. Davacı ... ...'in annesi ...'in 09.10.2019 tarihinde vefat ettiği babası ...'in sağ olduğu, ... ve ... (anneleri ... olan) isminde kardeşlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Medeni Kanunun 327. maddesi " Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır." Hükmüne amirdir. Bu itibarla, davacı ... ...'in babası ... sağ olup adı geçen davacı infak ve iaşeleri ile bakım ve yetiştirme giderleri müteveffa dedesi tarafından değil, halen sağ olan babası tarafından karşılanması gerektiğinden; davacı torun bakımından destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanması mümkün olmadığı" şeklinde rapor sunulmuştur. Davacılar vekili talep artırım 10.04.2026 tarihli dilekçesinde: Tazminat taleplerini belirli hale getirerek müvekkili ... yönünden 585.317,45 TL ve müvekkili ... yönünden 20.788,49 TL destekten yoksun kalma zarar tazminatının olay tarihinden başlayacak yasal faizi ile birlikte tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini, manevi tazminat talepleri yönünden dava tarihi ile günümüz ekonomik koşulları gözünde bulundurularak yaşanan hayat pahalılığı ve enflasyonist ortam sebebiyle, dava dilekçemizdeki taleplerin aynen kabulüne karar verilmesini ve olay tarihinden başlayacak yasal faizi ile birlikte tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini, talep artırım yönünden 2.054,00 TL ıslah harcı yatırılmış olup bakiye harcın tespiti halinde tamamlatılmak üzere tarafımıza süre verilmesini talep etmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile sonucunda; somut olayda davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM Trafik poliçesiyle sigortalı bulunan ... plakalı aracı sevk ve idaresinde bulunduran davalı ... ile ... plakalı aracı sevk ve idaresinde bulunduran müteveffa ... ... arasında 05.08.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... ...'in vefat ettiği anlaşılmıştır. Bilirkişi ... tarafından hazırlanan ve mahkememizce de hükme esas alınmaya elverişli bulunan 07.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere : "Sürücü ... ...'in idaresindeki ... plakalı kamyoneti ile tali yoldan bölünmüş ana yola çıkarken bölünmüş ana yoldan geçen araçlara yol vermediği ve ... plakalı otomobil ile kazaya karışarak EX olduğu için KTK 53/b/4 - 53/b/5 - 84/h ve KTY 102/b/4 - 102/b/5 - 157/a/8 maddelerinde açıklanan kusurları işlediği; ölümlü kazanın meydana gelmesinde asli ve %75 kusurlu olduğu; müterafik kusur verilmesini gerektirecek herhangi bir tespit olmadığı, sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı otomobili ile kavşaklara yaklaşırken yeterince yavaşlamadığı ve kavşağa kontrolsüz giren ... plakalı otomobil ile kazaya karıştığı için KTK 52/a ve KTY 101/a maddelerinde açıklanan kusurları işlediği; ölümlü kazanın meydana gelmesinde tali ve %25 kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Maddi tazminat yönünden; Alınan aktüer bilirkişi raporunda maddi tazminatın sadece davacılardan ... ve ... yönünden istenilebileceği belirlenmiştir. Davacılar vekili 09/09/2026 tarihli dilekçesi ile, davacılardan ... ve ... yönünden davalı Sigorta ile haricen sulh olunduğunu belirterek bu davacılar açısından davalı ... Sigorta'ya ve poliçe limiti ölçüsünde davalı ...'e yönelik maddi tazminat davasından feragat ettiklerini beyan etmiştir. Bilirkişi raporunda davacılardan ... ve ...'nin toplam talep edebileceği tazminat miktarı 606.105,94 TL olarak belirlenmiş, yine aynı raporda bu iki davacının toplam zararının poliçe limiti olan 1.200.000,00 TL nin altında olduğu belirtilmiştir. Buna göre de davalı ... yönünden davanın feragat nedeni ile reddi gerektiği yine poliçe limitini aşan bir zarar bulunmadığından davalı Uğur yönünden de bu zarar kalemleri yönünden feragat edilmiş olduğu anlaşılmış ve bu yönde karar verilmiştir. ... ve ... dışında kalan diğer davacılar yönünden bir tazminat olmayacağı bilirkişi raporunda belirlenmiş olmakla, davacı tarafın Davacılar..., ...'a vesayeten ...'in davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş. yönünden açtığı toplam 3.000,00 TL 'lik maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. Manevi tazminat yönünden; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. Maddesi (818 sayılı BK 47) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Bu kapsamda tarafların sosyal ve ekonomik durumları, müteveffanın yaşı, olayın ağırlığı, paranın alım gücü, kusur durumu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; müteveffanın trafik kazasındaki kusur durumu, davalı araç sürücüsünün % 25 oranında tali kusurlu olduğu, davacıların manevi tazminat talep miktarlar da dikkate alınarak, Davacı ...' için 200.000 TL, Davacı ... için 100.000 TL, Davacı ... için 100.000 TL, Davacı ... ... için 100.000 TL, Davacı... için 100.000 TL ollam üzere toplam 600.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.08.2023 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 400.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacılar ... ve ...'in davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş. yönünden açtığı maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, 2-Davacılar...,...'a vesayeten ...'in davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş. yönünden açtığı maddi tazminat davasının reddine, 3-Davacı ...'in davalı ... aleyhine açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.08.2023 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı ...'in davalı ... aleyhine açtığı manevi tazminat davasının kabulü ile 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.08.2023 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı ...'in davalı ... aleyhine açtığı manevi tazminat davasının kabulü ile 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.08.2023 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı ... vesayeten ...’in davalı ... aleyhine açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.08.2023 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı...'in açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.08.2023 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı alınarak davacıya verilmesine, 8-Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, 9-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gerekli 40.986,00 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.432,58 TL ile ıslah üzerine yatırılan 2.054,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.499,42 TL harcın davalı ...'den tahsili ile hazine adına irad kaydına, 10-Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan peşin olarak yatırılan 3.432,58 TL ile ıslah üzerine yatırılan 2.054,00 TL harcın toplamı 5.486,58 TL'nin davalı ...'den tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 11-Davacı tarafından yapılan 18.398,00 TL (tebligat masrafı, müzekkere masrafı ve bilirkişi rapor ücreti) yargılama giderinin kabul ve ret oranları gözetilerek 6.858,77 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 12-Maddi tazminat yönünden: a- Davalı ... Sigorta kendisini vekil ile temsil etmiş ise de, davacılar vekilinin sunduğu feragat dilekçesi ekindeki makbuz ve ibraname başlıklı belgede vekalet ücreti de belirlenmiş olmakla, davacılardan ... ve ... için açılmış olan maddi tazminat talepleri yönünden davalı ...'a ayrıca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, b-Davalı ... Sigorta kendisini vekille temsil ettirdiğinden, anlaşma ve feragat dıyında bırakılan davacılardan ... ve ... için açılmış olan maddi tazminat talepleri yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ve reddedilen miktarı geçmemek üzere 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... Sigorta'ya verilmesine, c-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 97.365,90 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...'e verilmesine, 13-Manevi tazminat yönünden: a-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 96.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine, b-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 64.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...'e verilmesine, 14-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 3.280,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve ret oranları gözetilerek 1.222,78 TL'sinin davacı taraftan, 2.057,22 TL'sinin davalı ...'den tahsili ile hazine adına irad kaydına, 15-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacıların gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacılara iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır