Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/408 E. 2026/957 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/408
Karar No
2026/957
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/408

KARAR NO:2026/957

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:22/01/2026

NUMARASI:2021/405 Esas, 2026/27 Karar

DAVANIN KONUSU:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:02/07/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; vekil eden şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 27.05.2013 tarihli sözleşme ile davacı şirketin, Adana-Ankara ...-Alt Yapı İmalat İşlerini üstlendiğini, Temmuz - 2013' te anılan hattın, ... etabına geçildiğinde, Belediye; ile yaşanan sorunlar nedeniyle önceden belirlenmiş hatta revizyon yapılmak zorunda kalındığını, ... yetkilileri ile ... Belediyesi arasında imzalanan Geçiş Hakkı Protokolü ile davalı şirketin bilgisi ve onayı dahilinde hattın, kısmen ... Belediyesi sınırları içerisinden geçirildiğini, yapılan değişiklik nedeniyle, ...Belediyesine, vekiledeni şirket tarafından 12.02.2014 tarihinde ve 04.03.2014 tarihinde geçiş hakkı ödemeleri yapıldığını, yapılan bu işlemler sonucunda hattın tamamlandığını ve iletişimin sağlanmaya başladığını, yapılan güzergah değişikliğinin, davalı tarafından onaylandığı gibi, ...' da gönderildiğini, ancak tüm girişimlere rağmen, sözleşme güzergahına ek olarak imal edilen hat imalat bedelinin; davalı şirket tarafından ödenmediğini, yapılan imalatların toplam tutarının KDV dahil, 1.166.816,34 TL olup, 29.02.2016 tarihinde faturalandırıldığını ve Kartal ... Noterliğinin 29.02.2016 tarih 03514 yevmiye nolu ihtarname ekinde 02.03.2016 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.166.816,34 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; davacı şirketin işe başlamadan önce projeyi kontrol ettiğini, idari izinleri almayı taahhüt ettiğini ve götürü bedelle işi yapmayı kabul ettiğini, yapılan rota değişikliğinin ek iş olarak değerlendirilmediğini, ayrıca davacı tarafından gönderilen mesajlarda rota değişikliğinin ek bir maliyet getireceğinden bahsedilmediğini, işin teslimi sırasında da davacı şirketin, ödenmemiş ek iş bedeli kaldığı veya bu hakkın saklı tutulduğu yönünde bir beyanının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece ilk olarak 2016/683 Esas - 2018/682 Karar sayılı kararla; mevcut sözleşme hükümleri doğrultusunda işin götürü bedel yüklenilmiş olduğu, TBK 480 madde gereği sözleşmenin konusunu teşkil eden imalatların tümünün götürü bedelle yapılması zorunlu olduğu, yapılacak iş tahmin edilen miktardan fazla masrafı gerektirse bile yüklenici bedelin artırılmasını talep edemeyeceği, somut olayda da, açıklanan gerekçelerle davacının ek imalat bedelini talep edemeyeceği, güzergah değişikliği için davalının onayının alınmasının davalının ek imalat bedeline icazet verdiği anlamanı taşımayacağı, nitekim dosyaya ibraz edilen tüm yazışmalarda hiçbir şekilde bedel artışının söz konusu edilmediği, kaldı ki sözleşme kapsamında davacı yanın güzergah değişikliği yapmayıp, ... Belediyesi ile sorunları gidermeye çalışması daha fazla zaman kaybına sebebiyet olacağından davacı yanca sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartın da değerlendirildiği, davacı tarafından ek imalat bedeli olarak düzenlenen faturanın davalı tarafından defterlere kaydedilmesinin, süresinde itiraz edilmemesinin başlı başına sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf talebinde bulunulması üzerine, Dairemizin 2018/2007 Esas - 2021/965 Karar sayılı ilamıyla; Taraflar arasında anahtar teslimi düzenlenen sözleşme maddelerine göre, yüklenicinin, projenin ifası için gerekli olan tüm onay, izin, lisans ve çalışma izinlerini, masrafları kendisine ait olmak üzere alacağı, ...'nin yazılı talebi olmadıkça yüklenici tarafından devredilmemiş diğer herhangi bir iş yapılmayacağı ve yapılması halinde yükleniciye işin bedeli için ödeme yapılmayacağı, sahaların yerlerinin değişmesi durumunda karşılıklı müzakerelerle sözleşmeye uygun olarak, gerektiğinde ilave bedellerin ödenmesi şartıyla işe devam edileceği, davacının talebinin sözleşme dışı yapılan işlere ilişkin olduğundan sözleşmenin götürü bedelli olduğu gerekçesi ile talebin reddinin yerinde olmadığı, davacı tarafça hattın kullanıldığı iddia edildiğinden, ek iş bedeli olan talebinin değerlendirilmesi için; izne tabi olup olmadığı, yasal hale gelip gelmediği, yapılan Ankara-Adana ... Hattının Alt Yapısının sözleşme kapsamında bulunmadığı halde iş sahibi yararına gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, bu hattın davalı veya diğer operatörler tarafından kullanılıp kullanılmadığı hususunun belirlenmesi gerektiği, davacı tarafça dava konusu faturanın davalı defterinde kayıtlı olduğu iddia edilmiş ancak mahkemece kayıtlı olsa da sonucun değişmeyeceği belirtilmiş ise de dava konusu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığının da araştırılarak, tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince, önce İnşaat Müh., SMMM, Elektronik ve Haberleşme Müh.'den oluşan bilirkişi heyetinden 17.05.2024 tarihli 1. Ek rapor ve BTK ve operatörlere yazılan müzekkerelere verilen cevapların dosyaya gelmesi üzerine 01.06.2025 tarihli 2. Ek rapor alınmış, daha sonra ise Mali Müşavir ..., Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı (Borçlar Hukuku) Emrah Kulaklı ve Elektronik Haberleşme Mühendisi ...'ndan oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden 17.10.2025 tarihli rapor alınmış ve yeniden yapılan yargılama neticesinde,

İSTİNAFA KONU KARARLA;Alınan 17.10.2025 tarihli son bilirkişi raporununda tüm uyuşmazlık noktalarının (fatura kayıtları, imalatın gerçekleşmesi, operatör kullanımı) eksiksiz olarak karşılanıp, teknik ve mali tespitlerin yanı sıra bu tespitlerin hukuki sonuçlarının da değerlendirmiş olup, özellikle TTK m.21/2 kapsamında faturaya itiraz edilmemesinin sonuçlarının ve hattın kullanılmamasının eser sözleşmesi bağlamında değerlendirildiği, sözleşme kapsamı dışı işler bakımından götürü bedel ilkesinin uygulanmayacağı belirlenmiş olup, önceki raporların aksine, tarafların tüm iddia ve savunmalarının değerlendirildiği, somut olayın özellikleri göz önünde bulundurarak denetime elverişli, gerekçeli ve kapsamlı bir inceleme yapıldığı, bu itibarla bu raporun hükme esas alındığı, önceki raporların ise İstinaf mahkemesinin kaldırma kararı ile belirlenen inceleme kapsamını tam olarak karşılayamaması nedeniyle hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı, somut olayda taraflar arasında akdedilen 27.05.2013 tarihli sözleşmenin niteliği, bir anahtar teslim alt yüklenici sözleşmesi olup, sözleşmenin 9.1 ve 9.5 maddelerinde işin götürü bedel üzerinden yüklenildiğinin açıkça düzenlendiği, ancak, götürü bedel ilkesinin sözleşme kapsamında öngörülen işler bakımından geçerli olduğu ve sözleşme kapsamı dışında kalan, sonradan ortaya çıkan ve tarafların iradesine bağlı olarak yapılan işler bakımından bu ilkenin doğrudan uygulanmasının mümkün olmadığı, yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan 17.10.2025 tarihli bilirkişi raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre; davacı tarafın, davalı şirketin yazılı onayı ile sözleşme kapsamı dışında ... güzergahında 19.416 km fiber optik hat imalatı yaptığı, bu imalatın teknik şartnameye uygun olarak tamamlandığı ve kabul muayenesinin yapılarak davalı tarafa teslim edildiği, imalat bedelinin 29.02.2016 tarihinde faturalandırılarak 02.03.2016 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafın TTK m.21/2 uyarınca 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz etmediği ve böylelikle fatura muhtevasının kesinleştiği, davalı tarafın fatura içeriğinin doğru olmadığını ispatlayamadığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararında belirtilen inceleme noktalarının bilirkişi raporu ile aydınlatıldığı, hattın operatörler tarafından kullanılmamasının davacının ücret hakkını etkilemeyeceği, sözleşmenin götürü bedel niteliğinde olmasının sözleşme kapsamı dışındaki işler bakımından ek bedel talebine engel oluşturmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 1.166.816,34 TL'nin temerrüt tarihi olan 10/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1-)Taraflar arasında 27.05.2013 tarihli Ankara-Adana ... Altyapı İşine ilişkin anahtar teslim götürü bedelli eser sözleşmesi bulunduğunu, davacının sözleşme kapsamında üstlendiği edimin hattın A noktasından B noktasına ulaştırılması olduğunu, ... Belediyesi'nden gerekli izinleri alamaması nedeniyle hattı farklı bir güzergahtan geçirmek zorunda kalmasının yeni bir eser veya ek iş niteliği taşımadığını, ortada ikinci bir sözleşme bulunmadığını, sözleşme ve eklerinde gerekli tüm izin, ruhsat, lisans ve geçiş haklarının yüklenici tarafından temin edilmesinin kararlaştırıldığını, ..., Yüklenici Sözleşmesi ve diğer sözleşme hükümleri gereğince teklif aşamasında öngörülemeyen durumların ortaya çıkmasının ilave bedel talep hakkı vermeyeceğinin açıkça düzenlendiğini, güzergâh değişikliği halinde ilave bedel ödenebilmesi için taraflar arasında ayrıca mutabakat ve tadil sözleşmesi yapılmasının zorunlu olduğunu, böyle bir mutabakat veya ek protokol bulunmadığını, sözleşmenin anahtar teslim ve götürü bedelli olması nedeniyle yüklenicinin öngörülenden fazla emek veya masraf yaptığını ileri sürerek bedel artışı talep edemeyeceğini, sözleşmenin 1.10, 2.15, 3.9, 6.14, 9.1, 9.5 ve 10.1 maddeleri ile ... hükümlerinin tamamının ilave bedel talebini engellediğini, bilirkişilerin sözleşmenin davalı lehine hükümlerini göz ardı ederek yalnızca davacı lehine yorum yaptıklarını, oysa dosya kapsamındaki çok sayıda raporun davacı taleplerinin haksız olduğunu ortaya koyduğunu,

2-)BAM'ın önceki kaldırma kararında açıkça davaya konu ... hattının Ankara-Adana ... sözleşmesi kapsamında bulunup bulunmadığı, iş sahibi yararına gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, izne tabi olup olmadığı, yasal hale gelip gelmediği ve fiilen kullanılıp kullanılmadığının araştırılmasının istendiğini, yapılan araştırmalar ve müzekkere cevapları sonucunda ... güzergâhının kullanılmadığının, geçiş hakkı kullanımına ilişkin olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'na bildirilmediğinin ve atıl durumda kaldığının tespit edildiğini, bilirkişi raporlarında da sözleşme kapsamındaki güzergâhların tamamlanması nedeniyle ... güzergâhının kullanılmadığının açıkça belirtildiğini, müvekkili veya başka operatörler tarafından kullanılmayan ve ekonomik yarar sağlamayan bir imalat için bedel talep edilmesinin mümkün olmadığını, iş sahibi lehine herhangi bir zenginleşme veya fayda doğmadığını, vekâletsiz iş görme hükümleri bakımından dahi iş sahibi yararı bulunmayan bir iş için bedel talep edilemeyeceğini, buna rağmen mahkemenin “kullanılmıyor olması ücreti etkilemez” şeklindeki kabulünün BAM'ın kaldırma ilamına ve dosya kapsamına aykırı olduğunu,

3-)Davacı tarafından düzenlenen faturanın imalattan yaklaşık iki yıl sonra tanzim edildiğini, VUK'un 231/5. maddesi gereğince mal teslimi veya hizmet ifasından itibaren yedi gün içinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağını, bu nedenle davaya konu faturanın hukuki sonuç doğuramayacağını, faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olmasının tek başına alacağın varlığını ispatlamayacağını, sözleşmeye dayanmayan veya içeriği tartışmalı bir faturaya itiraz edilmemesinin borcu kesinleştirmeyeceğinin Yargıtay kararlarında kabul edildiğini, davacının ihtarnamesinde dahi “indirim talebiniz varsa iletilmesini” istemesinin alacağın likit ve tartışmasız olmadığını gösterdiğini, ilk derece mahkemesinin faturaya süresinde itiraz edilmemesini davanın kabulü için yeterli görmesinin yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu,

4-)Dosyanın kaldırma kararı sonrasında birçok kez bilirkişi incelemesine gönderildiğini, önceki bilirkişi raporlarının davalı lehine değerlendirmeler içerdiğini, son raporun ise bunların tam aksine sonuçlara ulaştığını, dosyada müvekkil şirket lehine iki, davacı lehine ise bir bilirkişi raporu bulunduğunu, raporlar arasında taban tabana zıt değerlendirmeler yer almasına rağmen çelişkileri giderecek yeni bir heyetten sentez raporu alınması yönündeki taleplerinin reddedildiğini, son bilirkişi raporunun kendi içerisinde dahi tekrar ve çelişkiler içerdiğini, buna rağmen mahkemece bu rapor esas alınarak hüküm kurulduğunu, oysa teknik bilirkişinin dahi hattın kullanılmadığını, iş sahibi yararına olmadığını, sözleşme dışı işler için işveren onayı gerektiğini ve taraflar arasında fiyatlandırmaya ilişkin herhangi bir mutabakat bulunmadığını tespit ettiğini, bu nedenle raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,

5-)Bilirkişilerin geçiş hakkı bedellerinin önce yüklenici tarafından ödenip sonradan iş sahibince karşılanacağı yönünde hatalı bir değerlendirme yaptıklarını, oysa Yüklenici Sözleşmesi, ... ve Sorumluluk Matrisi hükümlerine göre tüm izin, lisans, geçiş hakkı ve benzeri bedellerin yüklenici tarafından karşılanacağının açıkça düzenlendiğini, davacının dayandığı bazı belgelerin imzasız olduğunu, ayrıca belgeler arasında bir çelişki bulunduğu varsayılsa dahi sözleşme hükümleri ve Sorumluluk Matrisi'nin öncelikle uygulanması gerektiğini, müvekkil şirket tarafından geçmişte sehven yapılmış bazı ödemelerin davacı lehine kazanılmış hak doğurmayacağını,

6-)Gerekçeli kararda dosya kapsamındaki delillerin, sözleşme hükümlerinin, taraf itirazlarının ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin tartışılmadığını, kararın HMK'nın 297. maddesi ile Anayasa'nın 141. maddesine aykırı şekilde gerekçesiz olduğunu, mahkemenin davalı tarafça ileri sürülen somut itirazları değerlendirmediğini, yalnızca bilirkişi raporuna atıf yapılmasının kararın gerekçeli olduğu anlamına gelmeyeceğini, hukuki dinlenilme hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini,

7-)Sonuç olarak; davaya konu güzergâhın sözleşme kapsamı içerisinde bulunduğunu, ek iş niteliği taşımadığını, iş sahibi yararına ve fiilen kullanılan bir imalat olmadığını, taraflar arasında ilave bedel ödenmesine ilişkin herhangi bir mutabakat veya tadil sözleşmesi bulunmadığını, davaya dayanak faturanın usulüne uygun düzenlenmediğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini ve mahkeme kararının eksik inceleme ile gerekçesiz şekilde verildiğini belirterek,kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, taraflar arasında akdedilen 27.05.2013 tarihli Ankara-Adana ... Alt Yapı İşi Anahtar Teslim Sözleşmesi'nin ifası sırasında, .../Kırşehir etabında yaşanan idari izin sorunları nedeniyle güzergah revizyonu yapılarak ... Belediyesi sınırları içerisinden geçirilen hattın imalat (sözleşme dışı ilave iş) bedelinin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Davacı taraf, taraflar arasında düzenlenen 27.05.2013 tarihli sözleşme ile davacı şirketin Adana - Ankara ... - Alt Yapı İmalat İşlerinin yapımını üstlendiğini, sözleşmeye göre işi tamamladığını ve sözleşme dışı ilave işler yaptığını, buna rağmen davalı tarafından ilave iş bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek, bu kapsamda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.166.816,34 TL alacağın davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı vekili, davacı şirketin götürü bedelle işi yapmayı kabul ettiğini, yapılan rota değişikliğinin ek iş olarak değerlendirilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesince, yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kabulünr karar verilmiş olup, bu karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.Mahkemece alınan 17.10.2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle;"Sözleşmenin niteliği bakımından; taraflar arasındaki 27.05.2013 tarihli sözleşmenin ... ile davalı arasındaki ana sözleşmeye bağlı olarak kurulmuş anahtar teslim alt yüklenici sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşme kapsamında Ankara-Adana arasında fiber optik altyapı işinin yapımının üstlenildiği, sözleşmenin götürü bedelli eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, sözleşme ve ... hükümleri uyarınca güzergâh belirleme, keşif yapma, koordinatların doğruluğunu kontrol etme, geçiş hakkı izinlerini alma ve işin eksiksiz tamamlanmasına ilişkin yükümlülüklerin yükleniciye ait olduğunun düzenlendiği,... güzergâhının sözleşme kapsamındaki yeri bakımından; sözleşme ve eklerinde yer alan saha listeleri, koordinatlar ve güzergâh bilgilerinin incelenmesi sonucunda ... güzergâhının sözleşmede tanımlanan güzergâhlar arasında yer almadığı, davacı tarafından yapılan ... hattı imalatının sözleşmede öngörülen güzergâhlardan farklı ve ilave bir imalat niteliğinde bulunduğunun tespit edildiği,Taraflar arasındaki yazışmalar bakımından; ... Belediyesi tarafından geçiş izni verilmemesi nedeniyle güzergâh revizyonu ihtiyacının ortaya çıktığı, ... güzergâhına ilişkin revizyon önerisinin davalı şirkete bildirildiği, davalı şirket tarafından geçiş hakları yönünden sorun bulunmaması halinde güzergâh değişikliğine onay verildiğinin elektronik posta yazışmalarından anlaşıldığı, bu nedenle davalının söz konusu revizyondan haberdar olduğunun değerlendirildiği,... hattının teslim ve kabul işlemleri bakımından; dava konusu hatta ilişkin test ve ölçümlerin yapıldığı, hattın devreye alındığı, kabul işlemlerinin gerçekleştirildiği, kabul raporlarının düzenlendiği, hattın eksiksiz şekilde teslim edildiğinin kabul edildiği, ayrıca ... Belediyesi tarafından geçiş hakkı izni verildiği ve belediye meclisi kararının bulunduğunun belirlendiği,... hattının kullanım durumu bakımından; ..., ..., ... A.Ş., Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Haberleşme Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen yazılar ve diğer belgelerin incelenmesi sonucunda dava konusu ... güzergâhının hâlihazırda kullanılmadığı, ... tarafından kullanılan hattın farklı bir güzergâhta bulunduğu, geçiş hakkı kullanımına ilişkin Bakanlığa bildirim yapılmadığının tespit edildiği,Fatura ve ticari defter kayıtları bakımından; davacı tarafından ... hattına ilişkin olarak 29.02.2016 tarihli 1.166.816,34 TL bedelli faturanın düzenlendiği, faturanın davalıya gönderildiği, süresinde itiraz edilmediği ve davalı ticari defterlerine kaydedildiği, sonradan düzenlenen iade faturalarının ise yasal itiraz süresinden sonra düzenlendiğinin tespit edildiği,Ana sözleşme kapsamındaki alacak hesabı bakımından; tarafların ticari defterleri, sipariş fişleri, hakediş kayıtları ve SGK bildirimlerinin incelenmesi sonucunda ana sözleşme kapsamında toplam hakediş bedelinin 10.578.861,18 TL + KDV olduğu, yapılan ödemeler düşüldüğünde davacının ana sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacağının 452.050,06 TL + KDV olarak hesaplandığı,Ek boru sözleşmesi bakımından; taraflar arasında ayrıca ek boru sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamındaki imalatların kabul edildiği, kabul raporlarının düzenlendiği, faturaların kesildiği ve kısmi ödemelerin yapıldığı, yapılan hesaplama sonucunda davacının ek boru sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağının 239.800,00 TL + KDV olduğunun tespit edildiği,SGK kayıtları ve hakediş bildirimleri bakımından; davalı tarafından SGK'ya yapılan bildirimlerde henüz ödenmeyen hakediş tutarının 691.850,06 TL olarak gösterildiği, bu miktarın heyet tarafından hesaplanan 452.050,06 TL tutarındaki ana sözleşme alacağı ile 239.800,00 TL tutarındaki ek boru sözleşmesi alacağının toplamına karşılık geldiğinin belirlendiği,Geçiş hakkı bedelleri bakımından; dosyada bulunan belgelerden davacı tarafından yapılan geçiş hakkı ödemelerinin davalıya yansıtıldığının anlaşıldığı, davacının bu bedeller yönünden aracı konumunda bulunduğu, geçiş hakkı bedelleri nedeniyle davalı lehine takas ve mahsup edilebilecek bir alacak bulunmadığının değerlendirildiği,Genel değerlendirme ve sonuç bakımından; ... güzergâhının taraflar arasındaki sözleşmede yer almayan ilave bir imalat olduğu, güzergâh değişikliğinin davalının bilgisi ve onayı dâhilinde gerçekleştirildiği, hattın kullanılmıyor olmasının tek başına ek iş bedeli talebini ortadan kaldırmayacağı, davacının ana sözleşmeden 452.050,06 TL + KDV, ek boru sözleşmesinden ise 239.800,00 TL + KDV bakiye alacağının bulunduğu, geçiş hakkı bedellerinin takas ve mahsup konusu yapılamayacağı" yönünde görüş ve kanaatte bulunulmuştur.Taraflar arasındaki 27.05.2013 tarihli Ankara-Adana ... Hattının Alt Yapısının İmaline dair sözleşmenin ... Belediye ile yaşanan sorunlar sebebiyle hatta revizyon yapıldığı ve hattın bir kısmının davalı firmanın bilgi ve onayı ile ... Belediyesi sınırlarından geçirildiği, davalının bu olayla ilgili ... Belediyesi ile geçiş hakkı protokolü imzaladığı ve 50.000,00 TL geçiş hakkı ödemesi yaptığı, ayrıca ek olarak imal edilen hat ücreti olarak KDV dahil 1.166.816,34 TL harcama için düzenlediği 29.2.2016 tarihli faturayı Kartal... Noterliğinin 29.02.2016 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ekinde davalıya gönderdiği, davalı tarafından iade faturası düzenlendiği ihtilafsızdır.Uyuşmazlık, ... güzergahı imalatının sözleşme kapsamında mı yoksa sözleşme dışı ek iş olarak mı değerlendirileceği, davacı tarafından düzenlenen 29.02.2016 tarihli 1.166.816,34 TL tutarındaki faturanın hukuki sonuçları, davalı tarafından güzergah değişikliğine verilen onayın niteliği, hattın operatörler tarafından kullanılıp kullanılmadığı, bu durumunun etkisi ve davacının talep ettiği bedele hak kazanıp kazanmadığı hususlarına ilişkindir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde;Taraflar arasında imzalanan 27.05.2013 tarihli anahtar teslim alt yüklenici sözleşmesi, sözleşme eki ... belgeleri, saha listeleri, koordinat bilgileri ve proje dokümanlarının incelenmesinde; sözleşme kapsamında yapılacak güzergâhların ayrıntılı olarak belirlendiği, dava konusu ... güzergâhının ise sözleşme ve eklerinde yer almadığı, kaldırma ilamı sonrasında alınan 17.10.2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da teknik inceleme sonucunda ... hattının sözleşmede öngörülen güzergâhlar arasında bulunmadığının açıkça tespit edildiği, hattın yaklaşık 19,416 km uzunluğunda olduğu ve sözleşme sonrasında ortaya çıkan farklı bir güzergâhta gerçekleştirildiğinin belirlendiği, bu nedenle uyuşmazlığa konu imalatın sözleşmede başlangıçta kararlaştırılan iş kalemlerinden farklı ve ilave bir imalat niteliğinde bulunduğunun anlaşıldığı,Davalı tarafça özellikle sözleşmenin 2.6, 3.3, 3.9 ve 3.19 maddeleri ile ...'in 5.1 maddesi uyarınca gerekli izinlerin alınmasının, koordinatların doğruluğunun araştırılmasının, geçiş haklarının temininin ve işin gerçekleştirilmesi sırasında ortaya çıkabilecek öngörülemeyen risklerin yüklenicinin sorumluluğunda bulunduğu, teklif aşamasında öngörülmeyen durumların sonradan ortaya çıkmasının yükleniciye ilave bedel talep hakkı vermeyeceği, ...'nin yazılı onayı olmaksızın yapılan işler bakımından ayrıca ücret talep edilemeyeceği ileri sürülmüş ise de, anılan düzenlemelerin sözleşme kapsamında kararlaştırılan güzergâhlarda gerçekleştirilecek işlerin ifası sırasında ortaya çıkabilecek maliyet artışları, uygulama güçlükleri, koordinat farklılıkları, izin süreçleri ve benzeri risklerin paylaşımına ilişkin olduğu, kaldırma ilamı sonrasında alınan bilirkişi heyeti raporunda ise dava konusu ... hattının sözleşme ve eklerinde belirlenen güzergâhlar arasında bulunmadığının, yaklaşık 19,416 km uzunluğunda farklı bir güzergâhta gerçekleştirilen ilave bir imalat niteliğinde olduğunun tespit edildiği, bu nedenle somut olayda sözleşme kapsamında kalmaya devam eden bir işin maliyet artışından veya öngörülemeyen güçlüklerinden değil, sözleşmede yer almayan yeni bir güzergâhta gerçekleştirilen ilave bir imalattan söz edildiği, ayrıca ... içerisinde sahaların yerlerinin değişmesi halinde gerekli olması durumunda ilave bedel ödenerek işe devam olunabileceğine ilişkin düzenlemelerin de bulunduğu, kaldı ki bilirkişi heyetince de anılan sözleşme hükümlerinin sözleşme kapsamında kalan işlere ilişkin risk paylaşımını düzenlediğinin, uyuşmazlığın ise sözleşmede yer almayan bir imalatın hukuki niteliğinden kaynaklandığının ortaya konulduğu, bu nedenle yalnızca anılan sözleşme hükümlerine dayanılarak dava konusu imalatın sözleşme kapsamında kaldığının ve ayrıca ücret talep edilemeyeceğinin kabulünün mümkün olmadığı,Davalı tarafça ... Belediyesi'nden gerekli izinlerin alınamamasının yüklenicinin sorumluluğunda bulunduğu, bu nedenle ortaya çıkan tüm sonuçlara yüklenicinin katlanması gerektiği ileri sürülmüş ise de, somut olayda uyuşmazlığın izin alma yükümlülüğünün ihlalinden değil, izin alınamaması üzerine proje güzergâhının değiştirilerek sözleşmede yer almayan yeni bir hatta ilişkin ilave imalat gerçekleştirilmesinden kaynaklandığı, dosya kapsamındaki yazışmalardan davalı şirketin bu süreçten haberdar olduğu, alternatif güzergâh önerisini değerlendirdiği ve gerçekleştirilen revizyona onay verdiğinin anlaşıldığı, bu nedenle uyuşmazlığın yalnızca yüklenicinin izin alma yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,Taraflar arasındaki yazışmalar, elektronik posta kayıtları, belediye yazışmaları ve geçiş hakkı belgelerinin incelenmesinde; başlangıçta planlanan güzergâhta ... Belediyesi tarafından geçiş izni verilmemesi nedeniyle fiili bir engelin ortaya çıktığı, bunun üzerine alternatif güzergâh arayışına girildiği, ... Belediyesi sınırlarından geçecek yeni güzergâh önerisinin davalı şirkete bildirildiği, davalı şirket temsilcileri tarafından geçiş hakları yönünden bir sorun bulunmaması halinde söz konusu güzergâh değişikliğinin uygun görüldüğünün yazılı olarak ifade edildiği, ayrıca ... Belediyesi ile geçiş hakkı protokolü yapıldığı, belediye meclis kararlarının alındığı ve gerekli idari işlemlerin tamamlandığı, bu suretle dava konusu imalatın davalı şirketin bilgisi dışında veya tek taraflı şekilde gerçekleştirilmediğinin dosya kapsamındaki delillerle ortaya konulduğu,Davalı tarafça güzergâh değişikliğine verilen onayın ek iş bedelinin kabulü anlamına gelmeyeceği ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamındaki yazışmaların davalı şirketin gerçekleştirilen ilave imalattan haberdar olduğunu ve bu imalatın yapılmasına muvafakat ettiğini ortaya koyduğu, ayrıca yapılan imalatın tamamlanmasından sonra kabul işlemlerinin gerçekleştirilmiş olması, hattın teknik testlerden geçirilmesi ve imalatın proje kapsamında değerlendirilerek teslim alınmasının da bu hususu desteklediği, bu nedenle davalı tarafın ilave imalattan habersiz olduğu veya yapılan işin kendi bilgisi dışında gerçekleştirildiği yönündeki savunmalarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı,Dava konusu imalatın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve teslim edilip edilmediği hususunda yapılan incelemede; dosyada bulunan kabul tutanakları, test ve ölçüm raporları, kabul evrakları ve teknik belgelerden ... hattındaki imalatın fiilen tamamlandığının, hattın testlerden geçirildiğinin, teknik kabul işlemlerinin yapıldığının ve sistemin devreye alındığının anlaşıldığı, bilirkişi heyetince de hattın tamamlanarak teslim edildiğinin açık şekilde tespit edildiği, ayrıca dosyada söz konusu imalatın yapılmadığını veya eksik yapıldığını ortaya koyan teknik içerikli herhangi bir rapor ya da delilin bulunmadığı,Dairemizin kaldırma ilamında özellikle araştırılması gerektiği belirtilen hattın kullanılıp kullanılmadığı hususunda ..., ..., ... A.Ş., Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Haberleşme Genel Müdürlüğünden gelen cevap yazılarının değerlendirildiği, söz konusu yazılarda dava konusu ... güzergâhının aktif olarak kullanılmadığının, operatörler tarafından işletilmediğinin ve kullanımına ilişkin Bakanlık kayıtlarında bildirim bulunmadığının belirtildiği, bilirkişi heyetince de bu hususun teyit edildiği, bununla birlikte aynı raporda hattın davalı şirketin bilgisi ve onayı doğrultusunda inşa edildiğinin, teknik kabul işlemlerinden geçirilerek teslim edildiğinin ve projenin devamlılığını sağlamak amacıyla gerçekleştirildiğinin belirtildiği, iş sahibi yararının yalnızca imalatın halen kullanılıyor olması ölçütüne indirgenemeyeceği, imalatın yapıldığı tarih itibariyle projenin devamının sağlanması, alternatif güzergâh oluşturulması ve sözleşme konusu fiber optik hattın kesintisiz şekilde tamamlanmasının amaçlandığı, bu nedenle gerçekleştirilen imalatın yapıldığı tarih itibariyle iş sahibi yararına sonuç doğurduğunun kabulü gerektiği, hattın sonradan kullanılmıyor olmasının tek başına iş sahibi yararının bulunmadığı sonucunu doğurmayacağı, aksi kabulün davalı şirketin bilgisi ve onayı ile gerçekleştirilen, teknik kabul işlemlerinden geçirilen ve proje kapsamında teslim alınan bir imalatın sonradan kullanılmaması nedeniyle hiç yapılmamış sayılması sonucunu doğuracağı, bunun ise eser sözleşmesinin temel prensipleri ve kabul edilmiş bir eserin hukuki sonuçları ile bağdaşmayacağı,Davaya konu 29.02.2016 tarihli ve KDV dahil 1.166.816,34 TL bedelli faturaya ilişkin yapılan incelemede; söz konusu faturanın davacı tarafından düzenlenerek davalı tarafa gönderildiği, davalı tarafından yasal süresi içerisinde faturaya itiraz edilmediği, faturanın davalı ticari defterlerine işlendiği, sonradan düzenlenen iade faturalarının ise yasal itiraz süresinden sonra oluşturulduğu, davalı tarafça faturanın Vergi Usul Kanunu'nun 231/5 maddesi kapsamında süresinde düzenlenmediği ve bu nedenle hiç düzenlenmemiş sayılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, vergi mevzuatında faturanın düzenlenme zamanına ilişkin kuralların vergi hukuku bakımından sonuç doğuracağı, taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan alacağın varlığının ise yalnızca faturaya bağlı olarak değerlendirilemeyeceği, faturanın vergi hukuku bakımından hiç düzenlenmemiş sayılmasının taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın mevcut olup olmadığı hususunda tek başına belirleyici kabul edilemeyeceği, somut olayda mahkemece hükmün yalnızca dava konusu faturaya dayanılarak kurulmadığı, taraflar arasındaki yazışmalar, kabul tutanakları, teknik incelemeler, ticari defter kayıtları, SGK bildirimleri ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşıldığı, ayrıca faturanın davalı ticari defterlerine kaydedildiğinin de bilirkişi heyetince tespit edildiği dikkate alındığında, anılan itirazın uyuşmazlığın çözümüne etkili olmadığı,Davalı tarafça faturaya süresinde itiraz edilmemesinin tek başına alacağın ispatı anlamına gelmeyeceği ileri sürülmüş ise de, ilk derece mahkemesince de yalnızca faturaya dayanılarak hüküm kurulmadığı, fatura içeriğinin taraflar arasındaki yazışmalar, kabul belgeleri, teknik incelemeler, ticari defter kayıtları ve bilirkişi raporları ile birlikte değerlendirildiği, bilirkişi heyetince gerçekleştirilen ticari defter incelemesinde faturanın davalı kayıtlarına işlendiğinin ve davalı tarafça fatura içeriğinin gerçeği yansıtmadığını ortaya koyabilecek nitelikte teknik ya da mali bir delilin dosyaya sunulmadığının tespit edildiği,Davalı tarafça önceki bilirkişi raporları ile son bilirkişi raporu arasında çelişkiler bulunduğu ve yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, son bilirkişi heyetinin Dairemizin kaldırma ilamında araştırılması gerektiği belirtilen tüm hususları ayrı ayrı incelediği, hattın kullanımı, iş sahibi yararı, davalı onayı, güzergâh değişikliğinin niteliği, ticari defter kayıtları, fatura incelemeleri, SGK kayıtları ve mali hesaplamalar dahil önceki raporlarda eksik bırakılan tüm konuları değerlendirdiği, ulaştığı sonuçları teknik ve mali verilerle desteklediği, önceki raporlarda cevaplandırılmayan veya eksik bırakılan araştırma konularını da tartıştığı, bu nedenle hükme esas alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu,Taraf ticari defterleri, sipariş fişleri, hakediş belgeleri, muhasebe kayıtları ve SGK bildirimleri üzerinde yapılan mali incelemede; ana sözleşme kapsamında toplam hakediş tutarının 10.578.861,18 TL + KDV olarak hesaplandığı, yapılan ödemeler düşüldüğünde davacının ana sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacağının 452.050,06 TL + KDV olduğu, ayrıca ek boru sözleşmesi kapsamında bakiye alacağın 239.800,00 TL + KDV olarak hesaplandığı, böylece toplam bakiye alacağın 691.850,06 TL + KDV seviyesinde bulunduğunun belirlendiği, SGK kayıtlarında yer alan bekleyen hakediş miktarının da aynı tutarla uyumlu olduğunun tespit edildiği,Geçiş hakkı bedelleri yönünden yapılan incelemede; davalı tarafça bu bedellerin sözleşme gereğince yükleniciye ait olduğu ve davacı lehine alacak hesabına dahil edilemeyeceği ileri sürülmüş ise de, bilirkişi heyetince yapılan incelemede davacının bu bedeller yönünden nihai yükümlü değil aracı konumunda bulunduğunun, yaptığı ödemeleri davalıya yansıttığının ve davalı lehine takas veya mahsup edilebilecek bağımsız bir alacak kaleminin bulunmadığının tespit edildiği,Son olarak hükme esas alınan 17.10.2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunun Dairemizin kaldırma ilamında belirtilen tüm araştırma ve inceleme konularını karşıladığı, teknik, mali ve hukuki değerlendirmeleri birlikte içerdiği, tarafların iddia ve savunmalarını tartıştığı, ulaştığı sonuçları dosya kapsamındaki belge ve kayıtlarla desteklediği, bu yönüyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte bulunduğu anlaşılmış olup, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/01/2026 tarih ve 2021/405 Esas, 2026/27 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Alınması gereken 79.705,22 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 19.927,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 59.778,22TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/408, K. 2026/957, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-408-e-2026-957-k-3fc81f873beb