Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/343 E. 2026/891 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/343
Karar No
2026/891
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/343

KARAR NO:2026/891

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:09/07/2024

NUMARASI:2024/66 Esas, 2024/638 Karar

DAVANIN KONUSU:Alacak

KARAR TARİHİ:02/07/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; taraflar arasındaki eser nedeni ile meydana gelen haksız fiil sebebi ile davacı iş sahibinin mağdurlara ödediği tazminatların rücuen tazmini talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; dava dışı ..., ..., Yadiker Kılınç, ... ve ... tarafından Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/477 Esas sayılı dosyasına kayden davalı ... A.Ş.'nin idare müteahhidi olarak yaptığı bir çalışmadan dolayı gördüğü maddi ve manevi zarar nedeniyle, davacı idareye karşı tazminat davası açtığını, ilama bağlanan alacak için ... ..., ..., ... ve ... vekili tarafından Pendik 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takibin başlatıldığını ve davacı idarenin davacı alacaklıya asıl alacak, işlemiş faizi, vekalet ücreti, mahkeme ve icra masrafları toplamının yarısına tekabül etmek üzere toplam 346.397,04 TL'nin 148.100,00 TL'yi idarelerinde bloke tutulan kısmından karşılanmak üzere ödeme yaptığını, dosyaya yapılan ödemeden 198.297,04 TL'nin ise müteahhit firmanın idarelerine herhangi bir alacağı bulunmadığından; yasal yoldan tahsili zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek; fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile taraflarınca ödenmek zorunda kalınan toplam 198.297,045 TL'nin 11/06/2013 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacının talebinin, Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/477 E. sayılı dava dosyasında davalı şirketin yüklenici olarak yaptıkları işte meydana gelen kaza nedeniyle, 3. şahısların uğramış oldukları zararların tazminine yönelik taleplerini kapsadığını, bu dava dosyasından toplamda hükmolunan tazminat tutarının 346.397,04 TL'sinin tazminat alacaklılarına ödendiğini, dava dışı tazminat alacalılarına 2013/ Haziran ayında fiilen ödenen bu 346.397,04 TL'lik tutarın, 148.100,00 TL'lik bölümünün davalı şirketin, davacı idare nezdinde doğmuş ve 24/12/2003 tarihi itibariyle davacı idare tarafından davalıya ödenmeyerek üzerine bloke uyguladığı paradan ödendiğini, davalının davacı ...’ye borçlu olmadığını, davacıdan alacaklı olduğunu, ayrıca, tazminat konusu olayın davalı yüklenicinin, sözleşmeyle üstlendiği imalat ve taahhüt işlerinin icrası esnasında meydana gelen bir fiil veya kazadan ortaya çıkmadığını, tam tersine imalatı bitmiş ve faaliyeti, gözetim ve denetimi davacı idareye geçmiş bir işten ötürü yaşandığını, bu nedenle davacının talebini sözleşmenin 28. maddesine dayandıramayacağını, buna dayanarak davalıya rücusunun mümkün olmadığını, davalının davacı nezdinde 24/12/2003 tarihinde doğmuş ve davacı tarafından bloke edilmek suretiyle kendi uhdesinde tuttuğu 148.100,00 TL'sine yasal faiz işletilmek suretiyle ceman 274.725,50 TL'sına ulaşan davalı alacağından, Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/477 E. Sayılı dava dosyasından yapılan bilirkişi incelemesi raporunda tespit olunan kusur oranları dikkate alınarak; davalı ... .... A.Ş. 'ye %27,5, ...’ e %10, ...’a %5 ve ...’a % 5 olmak üzere toplamda %47,5 oranındaki kusura isabet eden 185.105,92'nin tenkisi ile davacıya borçlu olmaması ve dava dışı 3. şahsa ödenen tazminat tutarının tamamından davalıyı sorumlu kılan ve davacının davalıya rücu hakkını doğuracak hiçbir akti veya hukuki dayanak olmadığını belirterek; davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece 10/12/2019 tarih ve 2015/801 Esas, 2019/1275 sayılı karar ile; usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen gerekçeli ve denetime elverişli nitelikteki bilirkişi raporları, kesinleşen ve tazminata esas yargılamayı yapan asliye hukuk mahkeme dosyası ile; meydana gelen ve dava dışı iki çocuğun ölümü ile sonuçlanan olayda, davacı ve davalı şirketin ağır kusurlu oldukları, bu doğrultuda davacı vekilinin sorumsuzluk sözleşmesi dolayısıyla davalının zarardan tek başına sorumlu olduğuna ilişkin iddiasının hukuki niteliğinin bulunmadığı gibi (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 25.5.2017 tarih ve 2016/2072 Esas, 2017/2016 Karar) İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Kapatılan Pendik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi ) 2005/477 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu alınan bilirkişi raporlarında, davacı ve davalı şirketin kusur oranlarının belirlendiği ve kusura ilişkin oranların mahkeme tarafından esas alınmakla birlikte tazminat davasının niteliği gereği tarafların müteselsilen sorumlu tutularak hüküm kurulduğu ve kararın kusura ilişkin kısmının kesinleştiği, dolayısıyla kusur oranının mahkeme yönünden de bağlayıcı ve 18/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda yapılan oranlamanın yerinde olduğu, bu doğrultuda yargılama yönünden; davacının % 45,71 , davalı şirketin ise % 54,29 oranında kusurlu olacağı ve ödenen 346.397,04 TL tazminatın %54,29 oranına tekabül eden kısmının 188.058,95 TL olduğu, ancak davacı uhdesinde davalının; 148.100,00-TL alacağına, davacı talebi doğrultusunda tedbir konulmuş olduğu, 09/02/2012 tarihli mahkeme ilamı ile tedbir talebi baki kalmak kaydıyla bir kamu bankasında hesap açılarak üçer aylık faiz hesabı işletilmesine karar verildiği, ancak bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere bu doğrultuda yapılan işlem olup olmadığının dosya kapsamı itibariyle belirsiz olduğu, her ne kadar davalı vekili bloke konulan tarih itibariyle faiz işletilmesini talep etmiş ise de dosya kapsamında toplanan deliller itibariyle 148.100,00 TL tutarın hangi tarihte bloke altında olduğunun tespit edilemediği, kaldı ki davalı firmanın davacı ile sürece yayılan işler yaptığı ve yapılan işlerin hak ediş tutarlarını ödeme tarihi itibariyle davacı uhdesinde bulunan teminattan aldığı göz önünde bulundurulduğunda; davalının 24/12/2003 tarihi itibariyle faiz işletilmesi talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğu, faiz işletilme başlangıç tarihinin tedbir kararına faiz işletilmesi yönünde kararın İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Kapatılan Pendik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ) 09/02/2012 tarihli kararı ile verildiği dikkate alınarak; bu tarihten ödeme tarihine kadar yasal faiz işletilmesinin yerinde olduğu, bu doğrultuda 18/06/2015 tarihli kök raporda yapılan asıl alacak ve faize ilişkin hesaplamaların, mahkemece denetime elverişli görülerek ve davanın niteliği, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve icra takip dosyasında ödeme tarihinden ve hüküm tarihinden sonra yasal faizin hüküm altına alınmış olması dikkate alınarak; 148.100,00-TL'lik davacı uhdesindeki davalı teminatına 09/12/2012 karar tarihinden, 13/06/2013 tarihine kadar yasal faiz işletildiği ve 17.857,21-TL faiz olmak üzere toplam 165.957,21-TL davacı uhdesindeki davalıya ait faizli teminat miktarı hesaplanmış olup, davalı şirketin kusuru oranında sorumlu olduğu, 188.058,95-TL'den düşümüyle birlikte davacının 22.101,74-TL bakiye alacağının kaldığı ve bu tutar üzerinden davalı şirketi rücu etmesinde yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 22.101,74-TL alacağın 13/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasala faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dairemizce 07.12.2023 tarih, 2020/1709 E., 2023/1390 K sayılı karar ile; davacı tarafın dava açarken herhangi bir harç yatırmadığı, dava harçları yatırılmadığı halde yargılama yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu, davalı Tasfiye Halinde ... A.Ş.'nin tasfiye sürecine girdiğinden; temsil yetkisinin tasfiye memurlarına ait olduğu, bu nedenle şirketin tasfiye memurlarının tespit edilerek adlarına tebligat çıkarılmak suretiyle davadan haberdar edilmesi gerektiği, gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usul yönünden kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmana karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararı sonrası, dairemiz kaldırma kararında belirtilen usulü eksiklikler giderildikten sonra, Mahkemece 09.07.2024 tarihli karar ile; ilk karar ile aynı gerekçe ile aynı kararı yani; davanın kısmen kabulüne, 22.101,74-TL alacağın 13/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasala faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile;

1-Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/477 E. sayılı dosyasına kayden davalı şirketin yüklenici olarak yaptığı bir çalışmadan dolayı, 3. kişilerin gördüğü maddi ve manevi zarar nedeni ile yapılan yargılama sonucunda verilen kararın; İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile icra takibine konu olduğunu ve 346.397,04 TL'nin 148.100,00 TL'sinin davacı idarece, blokede tutulan kısımdan karşılanmak üzere ödendiğini, yani; İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosyasına ödenmesi gereken 346.397,04 TL’nin öncelikle blokede bekleyen 148.100,00 TL lik kısmının ... Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığınca ödendiğini, kalan 198.297,04 TL’lik kısmı davalı şirketin, davacı nezdinde başkaca bir alacağı ve teminat mektubu olmadığından ayrıetten ödendiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 28. Maddesine göre yüklenicinin, yaptığı işlerle ilgili olarak ortaya çıkabilecek her türlü kaza, hasar, şikayet, zarar ve ziyandan dolayı maddi, manevi, hukuki ve cezai olarak sorumlu olduğundan; davacı idarenin icra dosyasına blokede olmayıp ödemek zorunda kaldığı 198.297,04 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiğini, 18/06/2015 tarihli bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu,

2-İş anahtar teslim şeklinde olduğundan; iş sahibi idarenin, bu tip sözleşmelerde eserin yapılması sırasında meydana gelen zararlardan sorumlu tutulamayacağını, TBK 115. maddesinin uygulanamayacağını, zira TBK 115’ te olduğu gibi; borçlunun sorumsuzluğuna dair bir anlaşma değil; tam tersi yüklenici firmanın 3. kişilere zarar vermesi durumunda ihale makamına karşı sorumluluğunu kabul ettiğine dair hüküm olduğunu, ihale sözleşmesinin 28. Maddesinin, TBK 115 anlamında ve kapsamında bir hüküm olmadığını, ihale şartlarından olduğunu,

3-Bilirkişi raporunda tazminata yönelik yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, kusura yönelik tespitlerini de kabul etmemek kaydıyla, 18/06/2015 tarihli kök bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada; Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/477 E. sayılı dosyası ile 09/02/2012 tarihinde verilen karar uyarınca,davacının bloke ettiği 148.100.00 TL davalı teminatına, 09/02/2012 tarihinden 13/06/2013 ödeme tarihine kadar 17.857,21 TL faiz işletilip toplam 165.957,21 TL’nin davalının sorumluluğundan düşürülmesinin yanlış olduğunu,

4-Pendik 2 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/477 E. sayılı dosyası ile verilen kararda; “davalı ... İnşaatın talebi dikkate alınarak; davalı ... de bloke edilen ve mahkemece üzerine tedbir konulan paranın üzerindeki tedbir hükmü baki kalmak üzere 3’er aylık faiz hesabı açılarak bir kamu bankasına aktarılması için davalı ... genel müdürlüğüne yazı yazılmasına masrafın davalı ... İnşaat vekilinden alınmasına” karar verilmiş olup, söz konusu kararı talep eden ve uygulatması gerekenin, davalı olduğunu, kararda belirtilen müzekkerenin, davacı kuruma yazılmadığını ve bu sebeple bloke edilen paraya faiz işletilmesi ile ilgili herhangi bir işlem yapılmadığını, bloke edilen para için faiz talep eden davalının, kendi menfaatini korumak için gereken işlemleri yapması gerekirken bu yöndeki kararı uygulatmadığını ve faiz talep hakkında da bu şekilde vazgeçtiğini, bu durumda elinde imkan var iken fiilen uygulatılmamış mahkeme kararına dayanarak hak iddia edilmeyeceğini, bu yönde bir hesaplama yapan bilirkişi raporunun kabul edilemeyeceğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Davacı iş sahibi kurum; davalının yüklenici olarak yaptığı iş mahallinde meydana gelen ve 2 küçük çocuğun su dolu bacanın içine düşmesi sonucu boğularak vefat etmesi nedeni ile ailesi tarafından açılan maddi manevi tazminat davası ilamının takibe konması sonucu ödediği tazminatın rücuen tazmini talep etmiştir.Mahkemece; davacı ve davalı şirketin ağır kusurlu oldukları, bu doğrultuda davacı vekilinin sorumsuzluk sözleşmesi dolayısıyla davalının zarardan tek başına sorumlu olduğuna ilişkin iddiasının hukuki niteliğinin bulunmadığı, Kapatılan Pendik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/477 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu alınan bilirkişi raporlarında, davacı ve davalı şirketin kusur oranlarının belirlendiği ve kusura ilişkin oranların mahkeme tarafından esas alınmakla birlikte tazminat davasının niteliği gereği tarafların müteselsilen sorumlu tutularak hüküm kurulduğu ve kararın kusura ilişkin kısmının kesinleştiği, dolayısıyla kusur oranının mahkeme yönünden de bağlayıcı ve 18/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda yapılan oranlamanın yerinde olduğu, bu doğrultuda yargılama yönünden; davacının % 45,71 , davalı şirketin ise % 54,29 oranında kusurlu olacağı ve ödenen 346.397,04 TL tazminatın %54,29 oranına tekabül eden kısmının 188.058,95 TL olduğu, ancak davacı uhdesinde davalının; 148.100,00-TL alacağına, davacı talebi doğrultusunda tedbir konulduğu, faiz işletilme başlangıç tarihinin tedbir kararına faiz işletilmesi yönünde kararın İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Kapatılan Pendik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ) 09/02/2012 tarihli kararı ile verildiği dikkate alınarak; bu tarihten ödeme tarihine kadar yasal faiz işletilmesinin yerinde olduğu, bu doğrultuda 18/06/2015 tarihli kök raporda yapılan asıl alacak ve faize ilişkin hesaplamaların, yerinde olduğu, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve icra takip dosyasında ödeme tarihinden ve hüküm tarihinden sonra yasal faizin hüküm altına alınmış olması dikkate alınarak; 148.100,00-TL'lik davacı uhdesindeki davalı teminatına 09/12/2012 karar tarihinden, 13/06/2013 tarihine kadar yasal faiz işletildiği ve 17.857,21-TL faiz olmak üzere toplam 165.957,21-TL davacı uhdesindeki davalıya ait faizli teminat miktarı hesaplanmış olup, davalı şirketin kusuru oranında sorumlu olduğu, 188.058,95-TL'den düşümüyle birlikte davacının 22.101,74-TL bakiye alacağının kaldığı ve bu tutar üzerinden davalı şirketi rücu etmesinde yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 22.101,74-TL alacağın 13/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasala faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Somut olayda; davalı yüklenicinin, yoldaki bacanın tıkanması nedeni ile bu tıkanıklığı gidermek için tamirat işi başlattığı ancak havanın kararması ve işin daha büyük iş makinası gerektirmesi sonucu, bacayı kapatmadan sadece çevresine güvenlik bandı ile çevirerek iş mahallini terk ettiği, 2 çocuğun ise bu kapağın açık olduğunu farketmeyerek baca içine düştüğü ve boğularak vefat ettiği, vefat eden çocukların ailesi tarafından İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde (Kapatılan Pendik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi) açılan maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin hükmün takibe konulduğu ve davacı iş sahibi kurumun bu takibe toplamda 436.397,04 TL ödediği, bu bedelin 148.100,00 TL sinin, davalının kurum nezdindeki alacağına bloke konularak ödendiği,maddi -manevi tazminat hükmünün kesinleştiği, dolayısı ile o dosyada alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen kusur oranlarının da kesinleştiği, o davada davacı ...'ye %40, davalı yüklenici şirkete %42,5, vefat eden çocuklara %12,5 kusur atfedildiği, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında da bu kusur oranlarının teyit edildiği, bu oranlara göre davacının davalıya açtığı rucuen tazminat davacında ise taraflar arasında kusur oranları, birbirine oranlandığında; davalı şirketin kusurunun %54,29' at tekabül ettiği, bu durumda davalı şirketin kusuru oranında sorumlu olduğu tutarın 188.058,95-TL olduğu, davacı ... tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin 28. Maddesinde; sorumsuzluk anlaşması olduğu iddia edilse bile, sorumsuzluk kaydının ağır kusur hallerinde geçerli olmayacağı, hem bu davada hemde maddi-manevi tazminat davasında alınan raporlarda her iki tarafında ağır kusurlu olduğunun tespit edilmesi sebebi ile davacının sorumsuzluk kaydına dayanamayacağı, icra takip dosyası yapılan toplam ödemenin 148.100,00 TL sinin davalının alacağından ödendiği, davalı teminatına( alacağına) bloke konulan 09/12/2012 tarihinden, davacı yanın dosya borcunu ödediği, 13/06/2013 tarihine kadar yasal faiz işletilerek, davalı yanın icra takip dosyası için ödemiş olduğu bedelin 17.857,21-TL faiz olmak üzere toplam 165.957,21-TL olduğu, kusur oranına göre davalının ödemesi gereken 188.058,95-TL'den ödemiş olduğu bu bedelin mahsubu sonucu davalı yanın icra dosyasına davalı adına ödemiş olduğu ve rücuen tazmini isteyebileceği bedelin 22.101,74-TL olduğu anlaşıldığından; mahkemece yazılı gerekçe ve denetime elverişli, dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporuna dayanarak; davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/07/2024 tarih ve 2024/66 Esas, 2024/638 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 846,61 TL'nin mahsubu ile bakiye 114,61 TL istinaf karar harcının istek halinde ve karar kesinleştiğinden davacıya İADESİNE,

3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/343, K. 2026/891, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-343-e-2026-891-k-956ff90c59b8