Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/438 E. 2026/1139 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/438
Karar No
2026/1139
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/438 Esas 2026/1139 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/438 KARAR NO : 2026/1139

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/01/2026 NUMARASI : 2022/549 Esas 2026/13 Karar DAVA : Ticari Şirket (Fesih/ Çıkma Payı Ödenmesi İstemli) DAVA TARİHİ : 26/05/2022

KARAR TARİHİ : 16/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/09/2026

Taraflar arasındaki davalı şirketin feshi, olmadığı takdirde çıkma payı ödenmesi istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı, taraflarca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin %40 hissesini devir alarak ortak olmasından sonra şirkette hiç genel kurul yapılmadığını ve kar payı dağıtılmadığını, şirketin mali durumunu incelemesi üzerine muhasebe standartlarına uygun olmayan tutarsız defterler tutulduğunun tespit edildiğini, şirketin ortakları tarafından gerçek olmayan borçlarla şirketin boşaltıldığını ve bu ödemelerin finansal kuruluşlar aracılığıyla yapılmadığını, ortaklığı döneminde kar payı dağıtılmadığını ve tarafına ait şirketlere haksız icra takipleri başlatıldığını, şirket yönetimine katılamadığını ve mali haklardan yararlanamadığını, ortaklar arası güvenin kalmayarak şirketin kötü yönetildiğini ileri sürerek TTK'nın 531. maddesi uyarınca şirketin feshine, uygun görülmez ise diğer pay sahiplerinin pay bedelini tarafına devretmesine veya pay değerinin hüküm tarihine en yakın gerçek değeri üzerinden ödenmesine, karar tarihinden avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının vefat eden ...'ın mirasçısı olan ...'dan düşük bedelle şirket hissesi aldığını, davacının samimiyet göstererek ve çeşitli vaatlerle güven kazandığını, şirketin eski ortağı ...'in hisselerini devrettiği dönemde davacının şirkete borcu üstlendiğini bildiği halde borcu yokmuş gibi davrandığını, şirketin gayrimenkullerinin ortaklar üzerine yapılması talebinin reddedilmesi üzerine şirkete zarar vermeye çalıştığını, 2018 yılından beri genel kurul yapılmadığı iddiasının kötü niyetli olduğunu zira 2019 yılı genel kurulunun 2020 Haziran'da yapıldığını ve kayıtların davacıya iletildiğini, davacının kendisine yapılan alacak kaydından bahsetmediğini, genel kurul gündem maddelerinin çalışılmasını engellediğini, davacının kar dağıtımı yapılmadığı iddiasının kötü niyetli olduğunu, davacının ortağı olduğu dönemde kendi şirketinin davalı şirketin tek distribütörü yapılmasıyla şirketin nakit sıkışıklığı nedeniyle kar dağıtımı yapılamadığını, davacının hisse devri için verdiği çekleri hileli bir şekilde kendi şirketine alacak olarak kaydettiğini, sahte fatura beyanının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının kötü niyetli eylemleriyle şirketi zarara uğrattığını, yurt içi ve yurt dışı bayileri olan şirketin feshini istemesinin ve tedbir talep etmesinin kötü niyetini gösterdiğini, ortaklar arası güven ve iş birliğini zedelediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasında davalı şirketin diğer ortaklarının miras bırakanının ölümü ile başlayan çekişme olduğu , şirketin genel kurulunun yapılamadığı, davalı tarafça da bu durumun kabul edildiği böylece haklı nedenin varlığının oluştuğunun kabulü gerektiği ancak feshin son çare olması gerektiği ilkesinden hareketle davacının ortaklıktan çıkarılması gerektiği vicdani sonucuna ulaşıldığı, bunun üzerine TTK'nın 531.maddesinde belirtildiği üzere karar tarihine en yakın pay değerinin tespiti yoluna gidildiği, alınan bu rapor ve diğer ek raporlarla davacıya ait payın değerinin karar tarihine en yakın olarak hesaplanarak davacının, davalı şirket ortaklığından çıkarılması ile kendisine çıkma payı ödenmesine hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle; "davanın kabulü ile, davacının davalı şirketin ortaklığından çıkmasına, 255.673.934,98TL çıkma payının kararın kesinleşmesinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararına dayanak bilirkişi raporunda şirketin değerinin düşük hesaplandığını, itirazlarının karşılanmadığını, pasiflerin artış nedeninin değerlendirilmediğini, ortaklara borçlar kısmında yer alan çok yüksek meblağlı borçların gerçek faturalara dayanmadığını, kararın istinaf incelemesi yapılarak kaldırılması gerektiğini, şirketin değerinin doğru şekilde hesaplanması gerektiğini, aksi kanaat oluşursa kanun hükmü gereği karar tarihine en yakın tarihteki değere göre karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişilerce aynı konuda farklı raporlar hazırlandığını, raporların hiçbirinin kendi talepleri üzerine düzenlenmediğini, eşitlik ilkesine ve adil yargılama hakkına aykırı hareket edildiğini, yeni rapor ve keşif taleplerine rağmen dosyada alelacele karar verildiğini, ...'tan araçlarla ilgili alınan rapor ile diğer raporlar arasında fark bulunduğunu, şirketin envanterinde bulunmayıp sanki varmış gibi hesaplanan bir çok kalem bulunduğunu, taşıtların değerleri ve sayıları ile ilgili usulsüzlükler bulunduğunu, 19/12/2024 tarihli heyet ek raporu ile 22/09/2025 tarihli heyet ek raporu arasında % 400- 500 oranında değişim olup bunun bilimsel bir açıklaması olmadığını, bilirkişilerin gereği gibi rapor tanzim etmediklerini, haklarında suç duyurusunda bulunulduğunu, başka bir heyetten rapor alınması gerektiğini ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davalı ... San.ve Tic. AŞ'nin feshine, bu talep uygun görülmez ise diğer pay sahipleri payının bedeli karşılığı davacıya devrine, uygun görülmez ise hüküm tarihine en yakın tarihteki gerçek değer üzerinden davacıya ait pay değerinin ödenmesi istemine istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır. Davacı; davalı şirketin %40 hissesini devir alarak ortak olmasından sonra şirkette hiç genel kurul yapılmadığını ve kar payı dağıtılmadığını, muhasebe standartlarına uygun olmayan tutarsız defterler tutulduğunu, şirketin ortakları tarafından gerçek olmayan borçlarla şirketin boşaltıldığını ve bu ödemelerin finansal kuruluşlar aracılığıyla yapılmadığını, tarafına ait şirketlere haksız icra takipleri başlatıldığını, şirket yönetimine katılamadığını ve mali haklardan yararlanamadığını, ortaklar arası güvenin kalmayarak şirketin kötü yönetildiğini ileri sürerek TTK'nın 531. maddesi uyarınca şirketin feshine, uygun görülmez ise diğer pay sahiplerinin pay bedelini davacıya devretmesine veya pay değerinin hüküm tarihine en yakın gerçek değeri üzerinden ödenmesine ve karar tarihinden avans faizi işletilmesine karar verilmesi istemiyle elde ki davayı açmış, Mahkemece; feshin son çare olması gerektiği ilkesinden hareketle davacının ortaklıktan çıkarılması gerektiği, alınan rapor ve ek raporlarla davacıya ait payın değerinin karar tarihine en yakın olarak hesaplanarak davacının, davalı şirket ortaklığından çıkarılması ile kendisine çıkma payı ödenmesine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle yazılı olduğu davanın kabulüne ilişkin karar verilmiştir. Mahkemece, dosya kapsamında birden çok kez bilirkişi incelemesi yaptırılarak raporlar alındığı, 05/09/2022 tarihli ön ve 30/10/2022 tarihli Doç. Dr. ... tarafından hazırlanan raporda; davacı ...' in şirketteki çıkma payına esas hisse değerinin 4.225.640,64-TL olarak hesaplandığı, bu rapora itiraz üzerine keşif de yapılmak suretiyle alınan 30/01/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı ...' in şirketteki çıkma payına esas hisse değerinin 74.092.036,15-TL olarak hesaplandığı, bu rapora itiraz üzerine aynı heyetten alınan 19/12/2024 tarihli heyet 1. ek raporunda; davacı ...' in şirketteki çıkma payına esas hisse değerinin 76.317.804,75-TL olarak hesaplandığı, bu rapora da taraflarca itiraz edilmesi üzerine en son aynı bilirkişi heyetinden alınan 22/09/2025 tarihli 2. ek raporda hesaplanan 254.506.992,98-TL' nin, mahkeme gerekçesinde yer verilmemekle birlikte hükme esas alındığı, ayrıca yine gerekçede yer verilmemekle birlikte şirkete ait 3 parça taşınmaz yönünden gayrimenkul değerleme uzmanından alınan rapor kapsamında belirlenen değerin, davacının hissesi nispetinde % 40 'ı olarak mahkemece re'sen hesaplanan 1.166.942,00 TL ile son ek raporda hesaplanan 254.506.992,98-TL'nin toplamı olan 255.673.934,98-TL'nin hüküm altına alındığı somut dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hükmün kapsamı başlıklı HMK'nın 297/2 maddesi; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmünü içermektedir. Taraflarca 22/09/2025 tarihli 2. ek raporda hesaplanan 254.506.992,98-TL'ye de itiraz edildiği, rapora yönelik itirazlar mahkemece karşılanmadığı gibi 19/12/2024 tarihli heyet 1. ek raporu ile 22/09/2025 tarihli aynı heyetin 2. ek raporu arasında hesaplanan tutarlar yönünden ( 76.317.804,75-TL ve 254.506.992,98-TL) 9 aylık süre içinde oluşan farkın gerekçesi açıklanmadığı gibi mahkemece tarafların itirazları karşılanmaksızın ve hangi raporun hükme esas alındığı açıklanmaksızın yetersiz gerekçe ile yazılı olduğu üzere karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Bu durum adil yargılanma hakkının ihlali olup aynı zamanda HMK'nun 297/2 maddesine de aykırılık teşkil etmektedir. Yine davanın niteliği ile çıkma payı hesaplanarak hüküm altına alınmış olmasına göre hüküm yerinde nispi harç alınması gerekirken mahkemece, maktu harca hükmedilmesi de isabetsiz bulunmuştur. Hal böyle olunca tarafların itirazları da göz önünde bulundurularak oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle tarafların itirazları da özellikle tarafların şirketin mal varlığına, ortaklara borç hesabının gerçekliğine ve tutarına ilişkin istinaf sebebi de yapılan hususlarında karşılanarak ve çelişkiler giderilerek hukuki dinlenilme hakkı ve HMK 297 maddesi kapsamında gerekçeleri de açıklanmak üzere tarafların her bir talebinin karşılanması suretiyle hasıl olacak sonucuna göre mahkemece bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporuna dayalı olarak yetersiz gerekçe ile karar verilmesi isabetsiz olup usul ve yasaya aykırıdır.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında isabet görülmediğinden tarafların istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma gerekçesine göre tarafların sair istinaf istemlerinin incelenmesine yer olmadığına, dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/01/2026 tarih 2022/549 Esas 2026/13 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 6-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi 16/09/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/438, K. 2026/1139, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-438-e-2026-1139-k-2f13216b8332