Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1764 E. 2026/1666 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1764
Karar No
2026/1666
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1764 Esas

KARAR NO:2026/1666 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2026/251 D.İş- 2026/257 Karar

TARİH :18/05/2026

TALEP:İhtiyati Haciz

KARAR TARİHİ:24/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TALEP:Talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; borçlu şirket hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2024/243 Esas ve 2025/666 Karar sayılı 17.06.2025 tarihli kararı ile TTK 531. maddesi gereğince 552.500.802,00 TL çıkma payı alacağının davalı şirketten tahsiline karar verildiğini, borçlunun malvarlığını teşkil eden alacak ve haklarını muvazaalı temlikler ile devretmesi, borcunu ödemeyi geciktirmek için kötü niyetli konkordato talep etmesi ve bu talebinin red ile sonuçlanması, haciz konulan araçlarını takibin iptalini fırsat bilerek kaçırması nedeniyle alacağın tahsilinin tehlike altında olduğunu beyanla müvekkilinin vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş ilama dayalı alacağının tahsilini teminen, borçlu şirketin 552.500.802,00 TL alacağı ve ferilerini karşılayacak şekilde taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ile banka hesapları üzerine İİK 259/2 uyarınca teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince 18/05/2026 tarihli karar ile; talebin kabulü ile borçluların, borç tutarı ile sınırlı olmak kaydıyla ve İcra ve İflas Kanununda muayyen tahditler dairesinde, alacak ilama dayalı olduğundan teminatsız olarak menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslarda olan hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmiş ve verilen karara karşı borçlu/karşı taraf vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.Borçlu/karşı taraf vekili ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde; ihtiyati haciz müessesesini gerektirir bir durum bulunmadığını, ilama konu dava 2013 senesinden bu yana devam etmekte olup müvekkili şirkette tek bir demirbaşın dahi satılmamış, devredilmemiş ve şirketin hiçbir şekilde değer kaybetmemiş olduğunu, bu durumda müvekkili şirketin borçtan kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya yönelik bir davranışının olmadığı ve olmayacağını, söz konusu ilam yapma borcuna ilişkin olup icra takibi dahi yapılamayacak bir ilama dayanarak ihtiyati haciz talep etmenin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu beyanla ihtiyati haciz kararının ve İstanbul 37. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası üzerinden uygulanan tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; somut olayda, ihtiyati hacze konu alacağın ilama dayalı olduğu, kesinleşmedikçe takibe konulamayacak kararlardan olmadığı, her icra dairesinden takip ve talep edilebileceği, daha önce farklı Mahkemelerden talep edildiği belirtilmiş ise de mükerrer bir takipten bahsedilmediği, farklı Mahkemece aleyhe karar verildiğine dair somut bilgi ve belge sunulmadığı, hakkın açıkça kötüye kullanıldığına dair bir tespit bulunmadığı anlaşılmakla Mahkeme ilamı ile varlığı tespit edilen muaccel alacak için usul ve yasaya uygun verilen ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiş ve karara karşı muteriz vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

MUTERİZ VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Mahkemece verilen ek kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, ihtiyati hacze konu ilamın niteliği, daha önce aynı hukuki ilişki ve aynı alacak iddiası kapsamında alınan ihtiyati haciz kararlarının akıbeti, müvekkili şirketin malvarlığı, alacağın tahsilini güçleştiren herhangi bir somut fiilin bulunmaması, ilamın doğrudan para alacağına ilişkin icra edilebilir bir eda hükmü içermemesi ve ihtiyati haczin müvekkili şirket bakımından ağır ve telafisi güç sonuçlar doğurması nedeniyle kararın kaldırılması gerektiği, talep eden tarafça daha önce de başka mahkemelerden ihtiyati haciz kararı alındığı ama süresi içerisinde esas takibe geçilmediğinden haciz kararlarının kalktığı, talep edenin bu şekilde müvekkilini baskı altında tutmaya çalıştığı, ihtiyati hacze konu edilen ilamın niteliği itibarıyla doğrudan tahsil kabiliyeti bulunan bir para alacağı ilamı olmadığı, şirketten çıkarılma ve çıkma payının belirlenmesine ilişkin olduğu, para dışında bir edimin ifasına, bir hukuki işlemin yapılmasına veya şirketler hukuku kapsamında yerine getirilmesi gereken usuli işlemlere ilişkin hükümlerin ihtiyati hacze konu edilmesinin mümkün olmadığı, verilen kararın tahsil hükmü içermediği, bir miktar paranın bir kişiye ödenmesine ya da şu kişiden tahsiline şeklinde bir hüküm kurulmadığı, ortada tazminata ilişkin bir hüküm olmadığı, kurulan hüküm ile müvekkili şirketin, karşı taraf paylarını iktisap etmek zorunda bırakılmakta olduğu, bu iktisabın gerçekleştirilebilmesi için ise Türk Ticaret Kanunu kapsamında yerine getirilmesi gereken şirketler hukuku işlemlerinin bulunduğu, müvekkili şirketin kendi paylarını iktisap etmesi, salt bir para borcunun ödenmesi gibi değerlendirilemeyecek olup; bu işlem yönünden yasal sınırlar, şirketin özvarlığı, ayrılması gereken yedek akçeler ve şirket içi prosedürlerin dikkate alınmasının zorunlu olduğu, bu sebeplerle yalnızca bir ilamın varlığından hareketle, ihtiyati hacze elverişli para alacağının mevcut olduğu ve ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunun kabul edilemeyeceği, müvekkili şirketin alacağın tahsilini engellemeye, mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya alacaklıyı zarara uğratmaya yönelik herhangi bir somut fiilinin de bulunmadığı, müvekkili şirketin mali yapısı incelendiğinde de görüleceği üzere, ihtiyati hacze konu 552.500.802,00 TL bedeli karşılayacak şekilde taşınır ve taşınmaz malvarlığının mevcut olduğu, müvekkili şirketin taşınmazları hakkında ihtiyati tedbir kararı bulunduğundan mal kaçırma ihtimalinin bulunmadığı, Mahkemece verilen ek kararda itirazların karşılanmadığı, kararın gerekçesiz olduğu ve kaldırılması gerektiğine ilişkindir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, ortaklıktan çıkma ile birlikte ödenmesine karar verilen çıkma payı alacağını teminen ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati haciz talebinin kabulüne, bu karara karşı borçlu tarafça yapılan itirazın ise yukarıda açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmiş, verilen ek karara karşı muteriz vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İİK'nın 257/1. fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir.Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.Somut olayda; ihtiyati haciz talebinin dayanağının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2024/243 Esas ve 2025/666 Karar sayılı ve 17/06/2025 tarihli kararı olduğu, bu karar ile talep eden şirketin, şirketin feshi talebinin, payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değeri ödenerek ortaklıktan çıkarılması şeklinde kabulüne ve talep eden şirkete 19.320 adet payına karşılık 552.500.802,00 TL'nin çıkma payının ödenmesine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/7102 Esas, 2026/1698 Karar sayılı ve 25/03/2026 tarihli kararı ile onanarak bu tarih itibariyle kesinleştiği, buna göre talep eden şirketin kesinleşmiş ilam uyarınca karşı taraf şirket ortaklıktan çıktığı, yani TTK'nın 382//1-c bendi uyarınca karşı taraf şirketin, talep edenin paylarını iktisap ettiği ve talep edene çıkma payının ödenmesi gerektiği, payların devralınmasına dair yapılacak usuli işlemlerin alacağın varlığına ve muacceliyetine etki etmediği, alacağın ilama dayalı ve muaccel olduğu, yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu, itiraz eden vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, daha önce verilen ancak kesin hacze dönüştürülmediği için kalkmış olan ihtiyati haciz kararlarının yeniden ihtiyati haciz kararı verilmesine engel teşkil etmediği, muaccel para alacakları yönünden ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK'nın 257/2. maddesinde yer alan şartların aranmadığı, bu itibarla mahkemece itirazın reddine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden muterizin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Muterizin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1764, K. 2026/1666, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1764-e-2026-1666-k-f1ca9db42eea