Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1089 E. 2026/1156 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1089
Karar No
2026/1156
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1089 - 2026/1156 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1089 KARAR NO : 2026/1156 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/11/2017 NUMARASI : 2017/99 E. - 2017/536 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararı İptali, Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2017 tarih ve 2017/99 E. - 2017/536 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2000 17287, 2012 79747, 2000 06988, 2000 19681, 2001 23122, 2000 19683, 2000 21346, 2005 43579, 2002 02061, 2000 18009 sayılı "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2016/02435 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itiraz yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun bu markalarla karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer olduğunu, müvekkile ait markalar ile davalı markanın esas ve ortak unsurlarının aynı olduğunu, davalı markanın müvekkilinin “...” ve “...” ibareli seri markalarının yeni bir versiyonu ve/veya işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimi yarattığını, davalının marka başvurusunda kötüniyetle hareket ettiğini ileri sürerek, 2016-M-12276 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvurunun “... ...+şekil” ibaresinden oluştuğu, kapsamında 42. sınıftaki "Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi. Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri. Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri." mal ve hizmetlerin bulunduğu, itiraza dayanak markaların ise "..." ibaresinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 01 ile 45. Sınıflar arasındaki tüm mal ve hizmetlerin yer aldığı, başvuru kapsamındaki malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetler ile benzer olduğu, başvuru standart karekterle yazılmış "... ...+şekil" ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı "..." ibarelerinden oluştuğu, taraf markalarının hem görsel olarak hem de telaffuz edildiğinde birbirinin aynı veya devamı olduğu intibaını uyandırmadığı, davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı, davalının kötüniyetli hareket ettiğine ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı, somut olay açısından tanınmışlık şartlarının gerçekleşmediği, bununla birlikte, görsel basına ait kampanya, reklam faaliyet faturaları, basın görselleri, çeşitli haber örnekleri gibi belgelerin sunulmuş olmasına rağmen, yukarıda taraf markalarının 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığı da ifade edildiğinden somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinin uygulanması mümkün görünmediği, davacı markalarının tanınmış marka olduğu yönünde bir kanaat oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin yoğun emeği ve yatırımı ile geliştirdiği “...” ve “...” serisi markalarının davalı başvurusu ile benzerliği bu denli ortadayken, mahkemenin davanın reddine karar verdiğini, müvekkilinin markasının seri olduğunu, davaya konu olan markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak karşılaştırılabileceğini, “...” ve “...” ibarelerinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu iddiasının gerçeği temsil etmediğini müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, “...” başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." kelimesinin doğrudan ... telefonu ibaresi yerine kullanıldığı, "..." ibareli markaların da tüketicide ... telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğu algısını oluşturduğu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliğin sağlanması halinde herkesçe kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da dava konusu başvurunun, davacının "..." ve "..." ibareli markalarından yeterince farklılaştığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/11/2022 Tarih, 2021/4488 Esas ve 2022/8514 Karar sayılı ilamında "..." ibaresinin, 19/12/2022 Tarih, 2021/5323 Esas ve 2022/9208 Karar sayılı ilamında "..." ibaresinin davacının "..." esas unsurlu markalarıyla benzer bulunmadığı, yine "..." ibareli başvuruyu davacının "..." ibareli markaları ile benzer gören Ankara 4. FSHHM'nin 2017/178 Esas ve 2018/353 Karar sayılı kararının, Dairemizin 2019/42 Esas ve 2020/438 Karar sayılı ilamında belirtilen markaların benzer olmadığı gerekçesiyle kaldırılarak davanın reddine karar verildiği ve Dairemizin anılan kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/7029 Esas ve 2022/1579 Karar sayılı ilamı ile onandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4477 Esas ve 2024/1977 Karar sayılı ilamında da "..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibareli markasının benzer bulunmadığı, diğer yandan davalının kötüniyetli hareket ettiğine ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı gibi somut olay açısından tanınmışlık şartlarının da gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan harçtan mahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1089, K. 2026/1156, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1089-e-2026-1156-k-fb0afab9ece4