Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1923 E. 2026/4006 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1923
Karar No
2026/4006
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/887 E., 2025/375 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Lüleburgaz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/241 E., 2022/121 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... vekili ve ... ve arkadaşları vekili ile davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kırklareli ili .... ilçesi ... köyünde bulunan 2552 parsel sayılı taşınmazın, 766 sayılı Tapulama Kanunu (766 sayılı Kanun) kapsamında 1984 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında, ... çocukları ... , ..., ...,... ve ... adlarına 1/6 pay ile senetsizden 28.12.1984 tarihinde tescil edilmiştir. 1979 yılında yapılan 6831 sayılı Orman Kanun'un (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uyarınca yapılan aplikasyon ve orman kadastro çalışmaları sırasında orman tahdidi dışında tutulduğu, ancak 1985 yılında yapılan 6831 sayılı Kanun'un 2896 sayılı Kanun uyarınca yapılan 2/B ve orman kadastro çalışmaları sırasında 1091-1112 O.S hattında bulunan 1108,11 09... numaralı hattın iptal edilerek orman dış sınır hattının 1108, 1187, 1188, 11 89... O.S noktaları olarak belirlendiği, söz konusu çalışmanın 1985 yılında ilan edilerek kesinleştiği, dava konusu taşınmazın söz konusu çalışmada orman tahdidi içine alındığı, 1987 yılında yapılan 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde çalışmalarında orman tahdidi içinde bırakıldığı ve eylemli olarak dava konusu taşınmaz üzerinde 30-40 yıllık meşe ağaçları ile kaplı olduğu görülmüştür. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Kırklareli ili ... ilçesi ... köyü ... mevkinde bulunan 2552 parsel sayılı taşınmazın 1979 yılında yapılan Orman Aplikasyon çalışmasında, parselin orman sınırlarının dışında tutulduğunu ancak 1985 yılında 2896 sayılı Kanun çalışması sırasında orman sınırının güncellenmesi ile 1091-1112 sınır hattında bulunan 1108, 1109, 1191 hattının iptal edilerek orman dış sınır hattının 1108, 1187, 1188, 1189, 1113 OS noktaları olarak belirlendiğini, bu suretle ... numaralı tapulama parselinin orman sınırları içinde kalarak askı ilanına çıkarıldığını, 1987 yılında yapılan 3302 sayılı Kanun çalışmalarında da taşınmazın vasfında bir değişiklik olmadığını, söz konusu çalışmaların ilan edilip kesinleşmiş olduğunu, dava konusu taşınmazın orman vasfında olup özel mülkiyete konu olmasının ve yine orman olan bir yerin zamanaşımı yoluyla kazanılmasının da mümkün olmadığını ileri sürerek, 2552 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescilini ve müdahalenin önlenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde; Orman sınırının güncellenmesi sırasında 1091-1112 sınır hattında bulunan 1108, 1109, 1191 hattının iptal edilerek orman dış sınır hattının 1108, 1187, 1188, 1189, 1113 OS noktaları olarak belirlenmiş olduğunu; bu suretle ... numaralı tapulama parselinin orman sınırlarının içinde kalmış olduğu belirtilerek müvekkilinin ve hissedarlar adına devletçe verilen tapunun iptalinin talep edilmekte olduğunu, Devletin iş ve işlemlerinin keyfi olmayacağı gibi idarenin işlemlerinin de yetki, sebep, şekil açısından ve hukuka uygun olmasının gerektiğini, sonuç olarak davacı idarenin Anayasal hak olan mülkiyet hakkının ihlali niteliğindeki işbu davasının haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "dava konusu Kırklareli İli, .... ilçesi, ... köyü, 2552 parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un değişik 1744 sayılı Kanuna göre 1979 yılında yapılan orman tahdidinde orman sınırları dışında kaldığı ve tarla vasfı ile 1984 yılında senetsizden tapulama tespit yapıldığı, 2896 sayılı Kanun'a göre yapılan Orman Kadastro çalışmaları sonucunda 1108-1109-11 91... ... no.lu OS noktalarını birleştiren orman hattı iptal edilerek dava konusu taşınmazın orman sınırları içerisine alındığı, 1987 yılında yapılan 3302 sayılı yasa çalışmalarında da taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığı, 2896 sayılı Kanun'a ve 3302 sayılı Kanun'a göre yapılan orman kadastro çalışmalarının ilan edilerek kesinleştiği, bilirkişi raporları ve taşınmaza ait hava fotoğrafları ile tespit edildiği üzere taşınmaz üzerinde zirai faaliyet bulunmadığı ve yine taşınmaz üzerinde 30-40 yıllık meşe ağaçları bulunduğu, bu hali ile taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içerisinde yer aldığı, Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalan yerlerde oluşturulan tapu kayıtlarının iptali gerektiği anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, 2552 parsel sayılı taşınmazın davalılar ... ile murisleri ... ve ... adlarına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu taşınmazın 1985 yılında 2896 sayılı Kanun uyarınca yapılan 2/B ve orman kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın orman tahdidi içine alındığı, sözkonusu çalışmanın ilan edilerek kesinleştiği, 1987 yılında 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) uyarınca yapılan 2/B çalışmalarında tahdit dışına çıkarılmadığı, dava konusu taşınmazın kesinleşen tahdit içinde bulunduğu, hak düşürücü süreye tabi olmaksızın ... tarafından her zaman dava açılabileceğinden, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olup mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirme yönünden verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 1985 yılında orman sınırları içine alındığı bildirilmiş ise de müvekkilinin bu yeri maliki evvellerinden satın almak sureti ile iktisap ettiğini, tapuya güvenerek aldığını, yapılan kadastro çalışmaları sırasında da bu yerin orman olarak belirtilmediğini, Orman Bakanlığının itirazı üzerine böyle bir karar alındığını ve 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olmasına rağmen tapunun iptaline karar verildiğini, kullanılmayan tarla üzerinde ağaca benzer bir bitki örtüsünün olmasının bu yerin orman vasfında olduğuna karine teşkil etmesinin mümkün olmadığını, yapılan tespitlerin ve verilen bilirkişi raporlarının bağlayıcı bir hükmü olmadığını, müvekkilinin mağdur edildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; tapulama üzerinden 10 yıl geçmekle davacı idarenin talebinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımının hak düşürücü nitelikte ve itiraz niteliğinde olduğundan İlk Derece Mahkemesince resen gözetilmesi gerekirken aksine karar verilmiş olduğunu, kararın bu yönünün hukuk dışı olduğunu, tapu sicilinin kanuna aykırı tutulmasında Devlet sorumlu olduğunu, yıllardır mülkleri olan "Orman Vasfı" kazandığı iddiası ile kağıt üzerinde yapılan orman sınır noktası güncellenmesinin ve orman dışında bulunan taşınmazın OS noktalarına güncellemesi bahanesiyle kağıt üzerinde orman içine alınmasının hak ve hukuka uygun olmadığını, 01.01.1984 tarihinden önce orman sınırları dışına çıkarılan bir yerin daha sonra orman sınırları içerisinde gösterilmesinin mümkün olmadığını, hukuka aykırı işlemlerin müvekkillerini mağdur ettiğini, ... ile gerçek kişiler arasındaki kadastro tespitine itiraz davası sonunda verilen ve dava konusu yerin orman olmadığı belirlenerek gerçek kişiler adına tesciline ilişkin kesinleşmiş mahkeme ilâmının, Hazine yönünden de bağlayıcı olmadığını, Hazinenin taşınmazın orman olduğu iddiası ile tapu iptali ve tescil davasını açamayacağını, hak düşürücü sürenin resen gözetilmesi gerekirken bunun yapılmadığını ve denetime ve hükme elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanarak verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalılar ... ve ... temyiz dilekçesinde; dava konusu olan 2552 parselin tapulama tutanağından ve tapu kaydından ilk tapulama tarihinin 1984 yılı olduğunun anlaşıldığını, 1979 yılında yapılan orman aplikasyon çalışmasında ... numaralı OS noktasından başlayarak ... numaralı OS noktasına kadar ki hatta çalışıldığını, bu çalışmada 2552 parselin orman sınırları dışarısında kaldığının belirtildiğini, 1984 tarihinden önce orman sınırları dışına çıkarılan bir yerin daha sonra orman sınırları içerisinde gösterilmesinin mümkün olmadığını, tapu senedinin mülkiyet hakkının belgesi ve göstergesi olduğunu, bilirkişi raporlarının hükme esas alınacak nitelikte olmadığını, tarım arazisi olarak işlenmemiş olmasının; orman vasfında olduğunu göstermeyeceğini, orman vasfı kazandığı iddiası ile kağıt üzerinde yapılan orman sınır noktası güncellemesi bahanesiyle kağıt üzerinde orman içerisine alınması hak ve hukuka uygun olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescili talebine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ... vekili ve ... ve arkadaşları vekili ile ... ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1923, K. 2026/4006, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1923-e-2026-4006-k-89a86bd8e91b