Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3839 E. 2026/4009 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3839
- Karar No
- 2026/4009
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/799 E., 2025/986 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karasu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/62 E., 2023/30 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu, Sakarya ili ... ilçesi ... köyünde bulunan davacının talep ettiği tescil harici alanın 1969 yılında yapılan kadastro çalışmalarında 1 77... parsel Hazine adına tespit edilmiş ve beyanlar hanesine ise “... ile ... oğlu ...’nun işgalindedir” şerh düşülmüş ancak ... ve ... tespite itiraz davası açmış ve Karasu Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.05.1969 tarihli ve 1969/313 Esas ile Orman Bakanlığının yazısına istinaden davanın reddine ve dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olduğundan tespit harici bırakılmasına karar verilmiştir. 03.08.1978 tarihinde kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde çalışmaları ile 08.11.1998 tarihinde kesinleşen 6831 sayılı Kanun'a göre orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde çalışmalarında (A) harfiyle gösterilen 1.053,25 m²'lik kısmı 03.08.1978 tarihi itibariyle kesinleşen orman kadastrosunun 195-196-197 orman sınır noktalarının oluşturduğu kırık hattının batısında sarı renkli orman sayılmayan alanda, (B) harfiyle gösterilen 5.742,38 m²lik kısmı ise 08.11.1998 tarihinde kesinleşen 2/B madde uygulamalarına göre 199-200 orman sınır noktalarının birleştiren düz hattın kuzeyinde, orman sınırları dışına çıkarılmış olan LXXXI numaralı 2B bloğu içinde kalmaktadır. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkinde doğusu, kuzeyi ve güneyi davacı müvekkilen ait pafta 1 77... sayılı parsel taşınmaz ile çevrili, yine batısı ise ... zilyetlik ve tasarrufunda olan taşınmaz ile çevrili taşınmaz yaklaşık olarak 40 yıl önce başkasından satın alındığını, uzun yıllar tarım yapıldığını, son olarak kavak yetiştirmeye başlandığını, hatta bir defasında kesim yapılıp satıldığını, ikinci defa kavak dikildiğini, avlu ile çevrili, yıllardır tarım yapılan sarı alan olduğunu, yaklaşık olarak 17.000 m² miktarındaki taşınmazın müvekkili ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davacı vekili 24.06.2019 tarihli dilekçesinde; (A) harfiyle gösterilen kısmın davacı adına tapuya tesciline, (B) harfiyle gösterilen kısmın ise 2B kapsamında kaldığı ve 2/B çalışmalarının üzerinden 20 yıl geçtiğini bu nedenle özel mülke konu olabileceğinden davacı adına tapuya Tescilini aksi durumda beyanlar hanesine davacının kullanıcı olduğunun yazılmasını talep etmiştir. 4. Hazine vekili ise yazılı beyanında; davacının 17.000 m²'lik talep ettiği alanın, keşifte 6.847,62 m² olduğu ve ölçüm yapılan alanın tapulama kadastrosu çalışmalarında Yukarı Aziziye Mahallesi 1 77... parsel içinde kaldığı tespit edilmiş ve bu durumda da davacının talebinin reddine, Hazine adına tesciline talep etmiştir. II. CEVAP 1. ... cevap dilekçesinde özetle; öncelikle pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine, taşınmaz orman arazisi vasfında ise ... adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Hazine vekilinin 07.08.2017 tarihli dilekçesinde özetle: davacı tarafın taşınmazın 40 yılı aşkın süredir kullanıldığını iddia etse de dava konusu taşınmazın niteliklerinin tespiti ile orman 2/B ya da devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup olmadığının da kesin olarak tespiti gerektiğinin, ayrıca davacı yanın iddia ettiği gibi ... isminde kimseye satış yapılmadığının görülmekte olduğunu, davacının dava konusu taşınmazı 40 yıl önce başkasında satın aldığını iddia etmiş ise de buna ilişkin herhangi bir senet veya delil sunmadığından, kimden alındığını da belirtmediğinden soyut iddiayı kabul etmediklerini, iş bu davada Hazine mülkiyet sahibi olması hasebiyle yasal hanım durumunda olduğunu, yargılama giderlerinden Hazinenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığnı, tüm arz ve izah edilen nedenler ile yargılama sırasında Mahkememize resen görülecek nedenlerle Hazine aleyhine açılan haksız davanın reddi ile dava konusu taşınmazın Hazine adına tescilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumet yönünden davaya itiraz ettiklerini, açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Ziraat bilirkişi heyetinin 08.11.20 21... .08.2022 tarihli raporları doğrultusunda, dava konusu taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu, üzerinde 3-30 yaşlarında bitkiler bulunduğu, 30-40 yıldan beri ekonomik olarak üretim yapıldığı, ekonomik amaca yönelik zirai ve tarımsal üretim bulunduğu, davacının ekonomik amaca yönelik zilyetliğinin bulunduğu, en az 30 yıldan beri bakım, emek gördüğü, dava konusu taşınmazda en az 25-30 yıldır arazinin toprağının yapısından kavak yetiştiriciliği ve hayvancılık yapıldığı, orman ve fen bilirkişi heyetinin 24.06.20 22... .12.2022 tarihli raporu doğrultusunda dava konusu yerin 10.07.1970 tarihi itibariyle orman sayılan yerlerden olması sebebiyle Mahkeme kararıyla tespit harici bırakıldığı, aynı raporda dava konusu taşınmazın bir kısmının (1.091, 19... ) (A) harfiyle nitelendirildiği ve 03.08.1978 tarihi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğu, (B) harfiyle nitelendirilen 5.756,43 m²'lik kısmının 2/B uygulamaları nedeniyle tarım arazisine dönüşmüş olması nedeniyle 28.11.1996 tarihi itibariyle 2/B madde parseli içinde orman sayılmayan yerde kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile; 1. Karara ekli 24.06.2022 havale tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen 1.091,19 m²'lik tescil harici taşınmazın tarla vasfı ile ... TC kimlik numaralı ... adına tapuya tesciline, 2. Davacının hak iddia ettiği ve karara ekli 24.06.2022 havale tarihli bilirkişisi rapor ve krokisinde (B) harfiyle gösterilen 5.756,43 m²'lik kısmın 2/B arazisi kapsamında kaldığından Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazın beyanlar hanesine "... TC Kimlik Numaralı ...'in kullanımındadır" şerhi düşülmesine, 3. 24.06.2022 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinin kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, "dava konusu taşınmaz bölümlerinden bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümü bakımından kesinleşmiş orman tahdidi dışında kaldığı ve davacı lehine zilyetlikle taşınmaz iktisabı koşullarının oluştuğu, neticede Mahkemece esas yönünden varılan sonuçta bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dava konusu taşınmaz bölümlerinden bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümü bakımından; taşınmaz hakkında dosya kapsamı ve elde edilen bilirkişi raporlarına göre taşınmazın lehine tescil hükmü kurulmasını talep eden Hazine adına tescilinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte; kullanım kadastrosu çalışması bulunmadığı halde idarenin yerine geçerek taşınmazın beyanlar hanesine davacı lehine kullanıcı şerhi verilmesi isabetsiz olduğundan;" kanunun olaya uygulanmasında hata veya kararın gerekçesinde hata edilmesi düzenlemesi kapsamında, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 hükmü gereğince davalılardan Karasu Belediyesi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Karasu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24/01/2023 tarih ve 2021/62 Esas, 2023/30 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak; Davanın kısmen kabulü, kısmen reddine, karara ekli 27.06.2022 havale tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen 1.091,19 m²'lik tescil harici taşınmazın "tarla" vasfı ile ... TC kimlik numaralı ... adına tapuya tesciline, davacının hak iddia ettiği ve karara ekli 27.06.2022 havale tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfiyle gösterilen 5.756,43 m²'lik kısmın bulunduğu adanın son parsel numarası verilmek suretiyle "Tarla" vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 27.06.2022 havale tarihli bilirkişi rapor ve krokisinin kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, kazanım koşullarının oluşmadığını, redde konu kısım için kullanıcı şerhi verilmesinin hatalı olduğunu, çelişki oluşturduğunu, davanın tümden reddi gerektiğini beyan ederek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetliğe dayalıtapusuz taşınmazın tescil talebine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dairemiz önüne gelen tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin davada, taraflar arasındaki uyuşmazlık, hükmen orman olarak tescili harici bırakıldıktan sonra, orman kadastrosu çalışmalarında tahdit sınırları dışında bırakılan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılıp kazanılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Sayın Çoğunluk, temyize konu taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön görmemiş; bu yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir. Aşağıda açıklamış olduğum nedenlerle, Sayın Çoğunluğun bu görüşüne katılmam mümkün olmamıştır: Temyize konu taşınmaz bölümünün, Sakarya ili .... ilçesi ... Mahallesinde 1969 yılında yapılan tapulama çalışmalarında 1 77... parsel olarak Hazine adına tespit edildiği, eldeki davanın tarafı olmayan üçüncü kişilerce tespite itiraz edilmesi üzerine Karasu Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 10.07.1970 tarihli ve 1969/313 Esas, 1970/321 Karar sayılı hükmü ile taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğundan bahisle tescil harici bırakılmasına karar verildiği ve bilahare, yörede yapılıp 03.08.1978 tarihinde kesinleşen 6831 sayılı Kanun'a göre orman kadastrosu ve anılan Kanun' un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B maddesi çalışmalarında, orman tahdit sınırları dışında bırakıldığı anlaşılmaktadır. Temyize konu taşınmaz bölümünün bulunduğu mevkide tapulama çalışmalarının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan tapulama mevzuatına göre orman sayılan yerlerin tescile tabi olmaması nedeniyle, Karasu Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tespite itiraz davası neticesinde bu taşınmaz, orman sayılan yerlerden (orman vasfında) oldukları belirlenmesine rağmen tapulama harici bırakılmıştır. Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 4. Bölümünde yer alan "Belge ve Bilgilerin Toplanması" başlığı altında düzenlenen 12. maddesinde, orman kadastro komisyonlarının, İşletme Müdürlüklerinden çalışma alanları ile ilgili isteyecekleri bilgi ve belgeler gösterilmiş olup, anılan maddenin (e) bendinde, orman vasfı ve mülkiyeti bakımından yargıya intikal eden yerlerde; kesinleşmiş yargı kararları kapsamında kesinleşme şerhi bulunan Mahkeme kararları, bilirkişi raporları, harita ve krokileri kapsayan bilgi ve belgelerin de İşletme Müdürlüklerinden istenileceği ifade edilmiş olup, anılan Yönetmelik hükmü uyarınca, bir taşınmazın orman vasfında olup/olmadığının tespitine ilişkin kesinleşmiş Mahkeme kararının, orman kadastro çalışmalarında dikkate alınması gerektiği açıktır. Yine söz konusu Yönetmeliğin "Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler" başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde, Devlet ormanı olduğuna dair kesinleşmiş Mahkeme kararı bulunan yerlerin, orman kadastro komisyonlarınca Devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı belirtildikten sonra; maddenin 2. fıkrasında, (g) bendine göre orman rejimine girmiş olan sahaların, herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının, bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı; 3. fıkrasında da, bu gibi yerlerin orman sınırları dışında kaldığı tespit edildiğinde orman sınırları içine alınarak haritasına işleneceği, arazide orman sınırlarının buna göre düzeltileceği ve tutanak defterinin sırası gelmiş sayfasında da durumun etraflıca izah edileceği hüküm altına alınmıştır. Bu itibarla; temyize konu taşınmaz bölümlerinin 1969 yılında yapılan tapulama çalışmasında Hazine adına tespiti yapılan ve daha sonra bu tespite itiraz edilmesi üzerine Karasu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10.07.1970 tarihli ve 1969/313 Esas, 1970/321 Karar sayılı kararıyla hükmen orman olarak tescil harici bırakılan 1 77... parselin çapı içinde kaldığı dosya kapsamıyla sabit olduğundan, 1978 yılında yapılan orman kadastrosu ve 6831 sayılı Orman Kanunu' nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi çalışması sonucu oluşan tahdit dışında bırakılan temyize konu taşınmaz bölümünün, Karasu Asliye Hukuk Mahkemesi' nde görülen arazi kadastro tespitine itiraz davası neticesinde, 10.07.1970 tarihli ve 1969/313 Esas, 1970/321 Karar sayılı kararla orman vasfında olduğunun belirlendiği, ne var ki, o tarihte yürürlükte bulunan Tapulama Kanunu uyarınca ormanlar tescile tabi olmadığından tapulama harici bırakıldığı, mahkeme kararıyla orman olduğu belirlenen temyize konu taşınmaz bölümünün, Orman Kadastrosu ve 2/B uygulama Yönetmeliğinin 16 ncı maddesi uyarınca sonraki orman kadastrosu sırasında da orman olarak sınırlandırılması gerektiği, kaldı ki, aplikasyonla da kesinleşmiş orman sınırlarının değiştirilemeyeceği, herhangi bir şekilde sınırlama dışında bırakılmalarının taşınmazların orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 169/2 nci maddesi uyarınca, ormanların zamanaşımı ile mülk edinilmelerinin mümkün olmadığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 18. maddesi gereğince de, orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz malların, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile iktisap edilemeyeceği gözetilerek, temyize konu taşınmaz bölümü yönünden, orman vasfında oldukları ve zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın kabul edilmiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunmadığı ve bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.