Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/728 E. 2026/1005 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/728
- Karar No
- 2026/1005
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi Esas No: 2024/728 Karar No: 2026/1005 T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/728 KARAR NO : 2026/1005
TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2024 NUMARASI : 2015/28 Esas, 2024/114 Karar DAVACI : ... DAVALI : 1 -... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : 2 -... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)|İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 16/07/2026 K. YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı iş sahibi vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında 12.03.2014 tarihinde Studio Santral Yurt Binası Müteahhit Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davacının işveren ve arsa sahibi, davalının ise yüklenici sıfatını taşıdığını, sözleşmenin 2. maddesinde İstanbul ili Eyüp ilçesi Emniyettepe Mahallesi Fil Köprüsü Caddesi 91 pafta 378 ada 7 parselde bulunan yurt binasının çatı ve cephe imalatları, kalıp, demir, beton, geogrid ve zemin ıslahı, dolgu, kısmi hafriyat, altyapı, rögar ve drenajlar, su ve ısı izolasyonları, dewatering ve benzeri işlerin yapımının kararlaştırıldığını, sözleşmenin 37. maddesi gereğince A, B ve C bloklarına ilişkin işlerin başlangıç tarihinden itibaren 50 takvim günü içinde sözleşme ve eklerine uygun biçimde tamamlanarak geçici kabule hazır hâlde teslim edilmesi gerektiğini, buna rağmen davalı yüklenicinin iş programına, kalite ve titizlik ölçütlerine uygun hareket etmediğini, kaba inşaatı süresinde bitirmediğini, istinat duvarları ve topuk betonları dâhil temel imalatları tamamlamadığını, temel izolasyonunu eksik ve yetersiz yapması nedeniyle C blok ikinci bodrum katının su altında kaldığını, temel kenar ve perde izolasyonlarının bohçalama bitişlerini yapmadığını, beş yıllık izolasyon garantisini vermediğini, dökülen betonlarda segregasyon ve tamir gerektiren bölgeler bulunduğunu, beton ve demir numunelerine ilişkin test sonuçlarını teslim etmediğini, kenetli çatı imalatını eksik bıraktığını, cephe aqua panel kaplamaları ile sıva ve boya işlerini tamamlamadığını, monte edilen panellerin bozuk olduğunu, cephe kutu profillerini gereken ölçülerde yapmadığını, işçilerin şantiyede bulunmadığını, işçi ücretleri ile sigorta primlerini ödemediğini ve ücret bordroları ile SGK ödeme belgelerini ibraz etmediğini, sözleşmenin 45. maddesinde yüklenicinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi hâlinde işverenin 10 günlük yazılı süre verebileceğinin, bu sürede aykırılıkların giderilmemesi hâlinde sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceğinin, teminatları nakde çevirebileceğinin ve doğrudan ve dolaylı zararlarını talep edebileceğinin düzenlendiğini, bu hüküm uyarınca Beyoğlu 37. Noterliğinin 08.08.2014 tarihli 19376 ve 19377 yevmiye numaralı ihtarnameleriyle eksik ve kusurlu işlerin 10 gün içinde tamamlanmasının, aksi hâlde kalan işlerin üçüncü kişilere yaptırılarak bedellerinin davalıya rücu edileceğinin, nakdi ve kati teminatların paraya çevrileceğinin, sözleşmenin 8. maddesindeki gecikme cezasının tahsil edileceğinin ve sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini, ihtarnamelerin 11.08.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, Beşiktaş 3. Noterliğinin 12.08.2014 tarihli 25117 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki tutanağında kenetli çatı kaplamasının bir bölümünün eksik bırakıldığının, su testi, yağmur dereleri, izolasyon, süzgeç, profil karkas, OSB, taşyünü, cephe kör kasaları, kutu profilleri, perde izolasyonları, parapet topukları ve betonarme yüzeylerde eksik ve kusurlu imalatlar bulunduğunun fotoğraflarla tespit edildiğini, verilen sürenin 21.08.2014 tarihinde sona ermesine rağmen eksikliklerin tamamlanmadığını ve ayıpların giderilmediğini, bu nedenle Beyoğlu 37. Noterliğinin 22.08.2014 tarihli 20617 ve 20618 yevmiye numaralı ihtarnameleriyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin bildirildiğini, fesih ihtarnamelerinin davalıya 25.08.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/106 Değişik İş sayılı dosyasında yapılan tespit ile Beşiktaş 3. Noterliğinin 26426 yevmiye numaralı tutanağında da taşınmazın fesih tarihindeki eksik ve ayıplı durumunun belirlendiğini, yurt binasının en geç 2014 yılı Eylül ayı ortasında faaliyete geçirilmesi gerektiğini, davalının edimlerini süresinde ve gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle binanın yeni eğitim dönemine yetiştirilemediğini, eksik ve ayıplı işlerin üçüncü kişilere yaptırılmak zorunda kalındığını, davalıya hak ettiği tüm hakedişlerin ödendiğini, ayrıca erken avans ve ara ödemeler yapıldığını, sözleşmenin 15. maddesi gereğince davalının ödemesi gereken damga vergisi payı için 8.833,42 TL, sözleşmenin 25. ve 53. maddeleri gereğince davalı çalışanlarının işçilik ücretleri, yemek bedelleri, SGK primleri ve alt taşeron SGK ödemeleri için 97.733,64 TL, sözleşmenin 57. maddesi gereğince temizlik giderleri için 276.945,07 TL, davalının malzeme temini ve alt taşeronlarına ödeme yükümlülüğü kapsamında beton, hafriyat ve dolgu bedelleri için 490.796,22 TL, şantiyede bırakılan malzeme ve ekipmanın muhafazası için 1.540,00 TL, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca 113 günlük gecikme karşılığı 226.000,00 TL, çatı imalatı, yapı çevresi izolasyonu ve ikinci bodrum kat enjeksiyon izolasyonunun üçüncü kişilere yaptırılması nedeniyle 32.021,54 TL, all risk katılım payı, iş sağlığı ve güvenliği katılım payı, iş sağlığı ve güvenliği cezaları ile nefaset kesintileri için 69.157,16 TL olmak üzere maddi tazminat kalemlerinin toplam 1.203.027,05 TL olduğunu, ayrıca işin eksik, ayıplı ve süresinde tamamlanmaması nedeniyle boş kalan odalardan doğan kâr mahrumiyeti için 890.406,00 TL, boş kalan dört ticari üniteden mahrum kalınan kira bedeli için 113.280,00 TL, boş kalan altı ATM alanından mahrum kalınan kira bedeli için 21.240,00 TL, iletişim hizmetleri için ayrılan alanlardan mahrum kalınan kira bedeli için 8.850,00 TL, öğrencilerin üç ayrı otelde konaklatılması nedeniyle 731.533,25 TL, oteller ile üniversite arasındaki ulaşım giderleri için 29.358,40 TL, idari personel maaşları için 81.859,28 TL, idari personel SGK giderleri için 14.325,39 TL, elektrik ve su giderleri için 9.730,76 TL olmak üzere müspet zarar kalemlerinin toplam 1.900.583,08 TL olduğunu, davalının kusuru nedeniyle yurt binasının öğrencilere vaat edilen tarihte açılamamasının davacının ticari itibarını zedelediğini ve tüzel kişilik haklarına zarar verdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250.000,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı yükleniciden tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili, taraflar arasında 12.03.2014 tarihli Studio Santral Yurt Binası Müteahhit Sözleşmesi uyarınca davalının sözleşmede kararlaştırılan imalatları gerçekleştirmek ve gerekli malzemeleri temin etmek, davacının ise hakediş bedellerini sözleşmede öngörülen usule göre ödemekle yükümlü olduğunu, davacı iş sahibinin hakediş ödemelerini süresinde yapmayarak sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediğini, şantiyeye başka taşeronlar sokup yüklenicinin çalışanlarının şantiyeye girişini engelleyerek işin yürütülmesini fiilen imkânsız hale getirdiğini, bu hususun tutanaklar ve tanık beyanlarıyla ispatlanacağını, davacı tarafından 08.08.2014 tarihli ihtarnamede ileri sürülen eksik ve ayıplı imalat iddialarının gerçeği yansıtmadığını, Antalya 11. Noterliğinin 21.08.2014 tarihli cevabi ihtarnamesiyle temel izolasyonuna ilişkin su baskınının dışarıdan gelen sel sularından kaynaklandığını, çevre düzenlemesi ve peyzaj kotlarının davacı tarafından verilmemesi nedeniyle izolasyon imalatlarının tamamlanamadığını, beton ve demir test sonuçlarının teslim edildiğini, kenetli çatı ve cephe imalatlarının davacının başka taşeronları şantiyeye alması ve yüklenicinin çalışmalarını engellemesi nedeniyle bitirilemediğini, hakedişlerin ödenmemesi nedeniyle çalışmaların durduğunu, iş güvenliği ve SGK yükümlülüklerinin hakedişlerin ödendiği süre boyunca eksiksiz yerine getirildiğini, işveren talimatıyla gerçekleştirilen ilave işler ile proje değişikliklerinden kaynaklanan maliyet artışlarının da davacı tarafından karşılanmadığını, davacının haksız eylemleri nedeniyle İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/90 Değişik İş sayılı dosyasında delil tespiti yaptırıldığını, 26.08.2014 tarihli bilirkişi raporunda gerçekleştirilen imalat bedelinin 618.092,00 TL olarak belirlendiğini, bu alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/230 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, TBK'nın 475. maddesi uyarınca iş sahibinin sözleşmeden dönme hakkının bulunmadığını, ayıp bulunduğu kabul edilse dahi bunun TBK'nın 476. maddesi kapsamında iş sahibinin talimat ve müdahalelerinden kaynaklandığını, sözleşmeye göre parça parça teslim edilen imalatların davacı tarafından kabul edilerek hakedişlerinin ödendiğini, buna rağmen davacının bedel ödeme borcunu yerine getirmediğini, TBK'nın 484. ve 485. maddeleri* uyarınca yapılan iş bedeli ile yüklenicinin zararlarını talep hakkının bulunduğunu, bu nedenle davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshetme ve maddi ile manevi tazminat isteme koşullarının oluşmadığını, aksine sözleşmeden kaynaklanan alacaklı tarafın yüklenici olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyada davacı vekili; davacı vekili İstanbul 14. Asliye Ticaret mahkemesinin 2015/230 nolu esasına kaydedilen ve daha sonra mahkememiz dosyası ile birleştirilen dava dilekçesinde, Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 12 Mart 2014 tanzim İstanbul İli Eyüp İlçesi Emniyettepe mh, Fil Köprüsü cd. Dış kapı no:1 91 pafta 378 Ada 7 molu parsel İstanbul adresindeki davalıya ait arsaya Yurt Binası inşaat yapımı konunda anlaşma inızalandığını, anlaşmaya göre, tespit talep eden şirketin yine sözleşmede kalem kalem belirlenen işleri yapmak, bu işler için gereken malzemeleri almak, arsa üzerine sözleşmede belirlenen kar marjlarını ekleyerek yurt binasını yapmak ile yükümlü iken, işverenin ödemeleri yine sözleşmede belirlenen hak ediş usulü ile yapmak ve diğer edimler ile yükümlü olduğunu, ancak işveren kendi edimleri yerine getirmediği gibi davacının çalıştığı ve imalat yaptığı şantiyeye taşeronlar soktuğunu, taahhüt sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere, eserin-yurt binasının yapılıdığı yer boş bir arsa olup üzerine yapılan tüm imalatlar, 08.08.2014 tarihili delil tespiti ile sabit olan, sözleşme kapsamında davacı vekil eden tarafça yapıldığını, ancak davalı taraf, 2014 yılının Ağustos ayı başında davacının çalışanlarının bayram tatiline gitmesini fırsat bilerek başka bir taşeronu şantiyeye yerleştirdiğini, onun çalışanlarını çalıştırmaya başladığını, İnşaat faaliyetlerinin davacı vekil eden tarafından yapılmaya devam etmekte iken, hak edişinin ödenmemesi ve fiziki müdahale nedeniyle davacı vekil edenin çalışması durma seviyesine geldiğini, belli bir süre sonra davacının faaliyetinin davalının kusurlu ve şiddet içren eylemleri sonuçu tamamen durdurulduğunu, Davacı müvekkil, davalımın haksız eylemleri nedeniyle 12 Mart 2014 Müteahhitlik Sözleşmesi gereğince iş yapamaz duruma geldiğinden İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/90 D.İş sayılı dosyası üzerinden delil teşpiti talebinde bulunduğunu, tespit talebinde, davacı vekil edenin şantiye sahasında bulunan-bulunmayanve binanın yapımı için aldığı mallar ile mevcut durumda bulunan natamam binanın değerinin tespit tarihi itibariyle belirlenmesi ve tespit tarihi itibariyle tespit talep eden müteahhidin imalata, binanın yapıma dair edimlerini yerine getirip getirmediğinin yüzdelik oran üzerinden belirlenmesi talebinde bulunulduğunu, davalının haksız eylemleri nedeniyle Tespit tarihine kadar yapılan yapımın maddi değerinin teşpiti, eser için alınan ve kullanılamayan malların değerinin tespiti, tespit talep edenin edimleri toplamının maddi değerinin ve tespit tarihi itibariyle kaç oranında gerçekleştiğinin belirlenmesi için delil tespiti yoluna gidildiğini, İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/90 D.İş sayılı dosyası sunulan 26/08/2014 tarihli bilirkişi raporuyla, müvekkili tarafından yapılan işlerin değeri ve imalat bedeli kalem kalem çıkarıldığını, Tespit edilen bu değer cari hesaba kayıtlı olduğu gibi ilave işler ayrıca faturalarla kayıt altına alındığını, bu kayıtlar davacı vekil edenin ve davalımın ticari defter ve belgelerinde işli olduğunu, davacı tarafından sözleşme gereğince yapılan tüm işlerin değeri ve imalat bedelinin İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/90 D.İş sayılt dosyasına sunulan 26/08/2014 tarihli bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, Belirlenen maliyet ve bedeller üzerinden davacı vekil edenin bakiye kalan alacağı 618.092,00 TL olduğunu, davalı tarafın bu bedeli ödememesi nedeniyle Antalya 2. İcra Müdürlüğünün 2014/9489 E. sayılı icra dosyasıyla İcra takibi başlatıldığını, davalı- borçlunun yetkiye itirazı sonucu icra dosyası yetkili İstanbul İcra dairelerine gönderildiğini, dosyanın tevzisi ile İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün 2014/37455 E, sayılı dosyası Üzerinden kaydı yapıldığını, davalı bu takibe de itiraz ettiğini, davalının itirazının haksız olduğunu belirterek 618.092,42 TL'lik asıl alacak yönünden itirazın iptaline, alacağının da likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili; davalı vekili cevap dilekçesinde, sözleşmenin KNM Gayrimenkul İnş. Taah. Mob. İth. İhrc. San. Tic. Ltd. Şti ile yapıldığını, itirazın iptali davasının ise ...tarafından açıldığını, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacı tarafın sözleşmeden yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi yerine getirmediğini, sözleşmede belirlenen sürede işi bitirmediğini, işin 50 gün içinde bitirilmesi gerektiğini, sözleşmenin 45. Maddesi gereğince 10 günlük ilave süre verildiğini, ancak yine işi tamamlayamaması nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davacı tarafın yapmış olduğu işlerin ayıplı olduğunu ayrıca işleri eksik bıraktığını, söz konusu eksik ve ayıplarla ilgili olarak noter vasıtasıyla tutanak düzenlettirdiklerini, İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesince düzenlenen tespit raporuna müvekkilince itiraz edildiğini, davacı tarafın iddialarının aksine 13/08/2014 tarihli inşaat alanında hiçbir şeklide şirket elemanlarının çalışmadığını, müvekkili şirketin davacı şirkete infa etmiş olduğu işe tekabül eden ve sözleşmeye uygun şekilde talep ettiği tüm hakedişlerini ödediğini , davacının başkaca alacağının bulunmadığını, fesih ihtarnamelerinin tebliğinden 1 gün sonra müvekkilinin talebiyle İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/106 D.iş sayılı dosyasından delil tespiti talebinde bulunulduğunu, davalı tarafça hiç veya gereği gibi yerine getirilmeyen işlerin müvekkilince üçüncü kişilere yaptırıldığını, sözleşmeye fesihte müvekkilinin haklı olduğunu, davacının davasının reddi gerektiğini, dava konusu alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle likit olmadığını bu nedenle icra inkar tazminatı istenemeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi istemiştir. Mahkemece, taraflar arasında 12.03.2014 tarihli eser sözleşmesi bulunduğu, dosya kapsamındaki sözleşme hükümleri, noter ihtarnameleri, delil tespiti dosyaları, bilirkişi raporları, ticari defter ve kayıtlar ile ödeme belgelerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacı iş sahibinin sözleşmeyi haklı nedenle feshetmediği, buna bağlı olarak müspet zarar niteliğindeki talepler ile sözleşmede düzenlenen gecikme cezasını talep edemeyeceği, ancak sözleşme hükümleri gereğince yüklenici adına yaptığı ve belge ile ispatlanan ödemeleri isteyebileceği, bu kapsamda sözleşmenin damga vergisine ilişkin hükmü uyarınca davacı tarafından ödenen damga vergisinin yükleniciye ait kısmının davalı ticari defterlerinde de işveren alacağı olarak kayıtlı bulunduğu dikkate alınarak 8.700,00 TL damga vergisinin tahsiline, sözleşmenin işçilik, sosyal haklar ve SGK yükümlülüklerine ilişkin hükümleri gereğince davalı yüklenicinin çalışanları ile alt taşeronuna ait işçilik, yemek ve SGK ödemelerinin davacı tarafından yapıldığının dosyaya sunulan ödeme belgeleri ve bilirkişi raporları ile sabit olduğu gözetilerek dava dilekçesiyle talep edilen 82.000,00 TL'nin tahsiline, sözleşmenin işyerinin temizlenmesine ilişkin hükmü uyarınca yüklenicinin şantiyeyi temizlemeden terk ettiği, işverenin temizlik gideri yaptığı anlaşılmakla dava dilekçesiyle talep edilen 1.000,00 TL temizlik giderinin tahsiline, yüklenicinin temin etmekle yükümlü olduğu beton, hafriyat ve dolgu bedellerinin işveren tarafından ödenerek yükleniciye yansıtıldığı, dosyaya sunulan üç adet yansıtma faturası ile bilirkişi raporlarında beton bedellerinin 490.796,22 TL olarak belirlendiği, ancak dava dilekçesiyle bu kalemde şimdilik 99.000,00 TL talep edildiği dikkate alınarak bu miktarın tahsiline, sözleşmenin feshi sonrasında yükleniciye ait ekipmanların ihtara rağmen süresinde teslim alınmaması nedeniyle davacının 14 gün süreyle muhafaza giderine katlandığı anlaşıldığından dava dilekçesiyle talep edilen 1.500,00 TL muhafaza giderinin tahsiline, sözleşmenin birim fiyat esasına göre düzenlenmiş olması nedeniyle bedeli ödenmeyen eksik işlerin ayrıca talep edilemeyeceği, buna karşılık bedeli ödenmesine rağmen ayıplı bırakılan imalatların giderim bedelinin yükleniciye ait olduğu, bilirkişi raporlarında ayıp giderim bedelinin 39.757,25 TL olarak hesaplandığı, davacının bu kalemde dava dilekçesiyle şimdilik 23.000,00 TL talepte bulunduğu gözetilerek bu miktarın tahsiline, sözleşmede düzenlenen All Risk ve İş Sağlığı Güvenliği katılım paylarına ilişkin hükümler ile dosyadaki yansıtma faturaları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde bu kalemlerden kaynaklanan alacağın 21.500,00 TL olduğu anlaşıldığından bu miktarın tahsiline, buna karşılık işveren tarafından gerçekleştirilen feshin haksız bulunması nedeniyle sözleşmeye dayalı gecikme cezası talebinin reddine, sözleşmeyi fesheden tarafın aynı zamanda müspet zarar kapsamında kâr mahrumiyeti ve benzeri taleplerde bulunamayacağı, menfi zarar ile müspet zararın birlikte istenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle boş kalan odalar, ticari üniteler, ATM alanları, iletişim hizmetleri, otel konaklama giderleri, ulaşım giderleri, idari personel maaş ve SGK giderleri ile elektrik ve su giderlerinden oluşan diğer maddi tazminat taleplerinin reddine, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddine, ıslah dilekçesiyle artırılan maddi tazminat isteminin zamanaşımı nedeniyle reddine, sonuç olarak asıl dava yönünden 8.700,00 TL damga vergisi, 82.000,00 TL işçilik, sosyal hak ve SGK ödemeleri, 1.000,00 TL temizlik gideri, 99.000,00 TL beton, hafriyat ve dolgu ödemeleri, 1.500,00 TL muhafaza gideri, 23.000,00 TL ayıplı imalat giderim bedeli ve 21.500,00 TL All Risk ile İş Sağlığı Güvenliği katılım payı olmak üzere toplam 236.700,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemleri ile manevi tazminat isteminin ve ıslahla artırılan talebin reddine, birleşen dava yönünden ise bilirkişi raporları, ticari defterler ve dosya kapsamındaki deliller uyarınca yüklenicinin bakiye iş bedeli alacağının bulunduğu sonucuna varılarak İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün 2014/37455 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 535.277,33 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden takip tarihinden itibaren %9 oranını geçmemek üzere yasal faiz uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin istem ile alacağın likit nitelikte bulunmaması nedeniyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle,Davacı, birleşen dava davalısı iş sahibi vekili istinaf dilekçesinde, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan 12.03.2014 tarihli eser sözleşmesi uyarınca yüklenicinin sözleşme konusu işi kararlaştırılan süre içerisinde, sözleşme ve eklerine uygun şekilde tamamlayarak teslim etme borcu altında bulunduğunu, buna karşın işin süresinde tamamlanmadığını, eksik ve ayıplı imalatların bulunduğunu, bu hususların noter ihtarnameleri, noter tespit tutanakları, delil tespiti dosyaları ve bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, yükleniciye sözleşmenin 45. maddesi uyarınca eksikliklerin giderilmesi için usulüne uygun şekilde süre verildiğini, verilen süre içerisinde eksikliklerin giderilmemesi üzerine sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, buna rağmen mahkemece feshin haksız olduğunun kabul edilmesinin dosya kapsamındaki deliller, sözleşme hükümleri ve bilirkişi raporlarıyla bağdaşmadığını, yüklenicinin hakedişlerinin eksiksiz ödendiğini, hakedişlerin ödenmediği ve işverenin temerrüde düştüğü yönündeki savunmaların gerçeği yansıtmadığını, yüklenicinin işi tamamlamamasının kendi kusurundan kaynaklandığını, mahkemece feshin haksız kabul edilmesine bağlı olarak sözleşmede düzenlenen gecikme cezası, boş kalan yurt odaları, ticari üniteler, ATM alanları ve iletişim hizmetlerinden mahrum kalınan kira gelirleri, otel konaklama ve ulaşım giderleri, idari personel maaş ve SGK giderleri ile elektrik ve su giderlerinden oluşan müspet zarar kalemlerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşme gereğince bu zararların yükleniciden tahsilinin mümkün bulunduğunu, manevi tazminat talebinin de haksız olarak reddedildiğini, ayrıca yargılama sırasında birbirleriyle çelişen çok sayıda bilirkişi raporu düzenlenmesi ve gerçek zarar miktarının ancak uzun süren yargılama sonunda belirlenebilmesi nedeniyle maddi tazminat talebinin ıslah yoluyla artırıldığını, buna rağmen ıslahla artırılan kısmın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin Anayasa Mahkemesinin mahkemeye erişim hakkına ilişkin kararları ile yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, gerçek zarar miktarının bilirkişi incelemeleri tamamlanmadan belirlenmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle ıslah talebinin zamanaşımı nedeniyle reddedilemeyeceğini, ayrıca davanın kısmen reddedilmesi nedeniyle davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3. maddesine aykırı olarak hesaplandığını, birleşen dava yönünden ise yüklenicinin icra takibine konu alacağının bulunmadığını, aktif husumet ehliyetinin mevcut olmadığını, hakediş bedellerinin ödendiğini, itirazın iptali koşullarının oluşmadığını, bu nedenle birleşen davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin de isabetsiz olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri ile ıslah talebine ilişkin kısmının ve birleşen dava yönünden verilen kabul hükmünün kaldırılmasına, asıl davanın tüm talepler yönünden kabulüne, birleşen davanın reddine, aksi görüşün benimsenmesi hâlinde ise vekâlet ücretine ilişkin hükmün düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında 12.03.2014 tarihli eser sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme süresince işverenin hakediş ödemelerini sözleşmeye uygun şekilde ve zamanında yapmadığını, şantiyeye başka taşeronlar alarak yüklenicinin çalışmalarını engellediğini, bu nedenle yüklenicinin eksik ve ayıplı olduğu ileri sürülen imalatları tamamlama imkânının ortadan kaldırıldığını, işveren tarafından gerçekleştirilen feshin haksız olduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporlarında ilave işler nedeniyle süre uzatımı verilmesi gerektiğinin, işverenin temerrüde düştüğünün, yüklenicinin temerrüdünden söz edilemeyeceğinin ve feshin haklı olmadığının tespit edildiğini, buna rağmen mahkemece asıl dava yönünden damga vergisi, işçi ücretleri, sosyal haklar, SGK ödemeleri, temizlik gideri, beton, hafriyat ve dolgu ödemeleri, muhafaza gideri, üçüncü kişilere yaptırılan ayıplı imalat giderleri ile All Risk ve İş Sağlığı Güvenliği katılım payı alacaklarının kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, işverenin sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi nedeniyle bu taleplerde bulunamayacağını, ayrıca hüküm altına alınan alacaklara dava tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesinin ve yargılama sırasında sonradan dosyaya sunulan belgelerin hükme esas alınmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen dava yönünden ise dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ve ticari defter kayıtlarına göre yüklenicinin yaptığı imalatlar karşılığında daha yüksek miktarda alacaklı bulunduğunu, özellikle kök bilirkişi raporunda 691.009,28 TL alacaklı olduğunun belirlendiğini, mahkemece esas alınan son bilirkişi raporunun teknik değerlendirmelerinin tarafsız ve denetime elverişli olmadığını, yüklenici alacağının eksik hesaplandığını, ayrıca alacağın likit olmasına rağmen icra inkâr tazminatı isteminin reddedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın tümüyle reddine, birleşen davanın kabul edilen miktarla sınırlı kalmayıp talepleri doğrultusunda tamamen kabulüne, icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı-birleşen davada davalı iş sahibi, birleşen davada davacı-asıl davada davalı yüklenicidir. Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında 12.03.2014 tarihli Studio Santral Yurt Binası Müteahhit Sözleşmesi imzalandığını, davalının yüklenici sıfatıyla sözleşmeden doğan edimlerini gereği gibi ve süresinde yerine getirmediğini, işin 50 günlük sürede tamamlanmadığını, eksik ve ayıplı imalatlar bulunduğunu, bu hususların ihtarnameler, noter tespitleri ve delil tespiti bilirkişi raporları ile belirlendiğini, davalıya sözleşme uyarınca süre verilmesine rağmen eksikliklerin giderilmemesi üzerine sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, eksik ve ayıplı işlerin üçüncü kişilere yaptırılmak zorunda kalındığını, bu nedenle sözleşme gereği davalı adına ödenen damga vergisi, işçilik, SGK, sosyal hak, temizlik, beton, hafriyat ve dolgu giderleri, muhafaza giderleri, gecikme cezası, üçüncü kişilere yaptırılan imalat bedelleri, boş kalan odalar, ticari üniteler ve ATM alanlarından kaynaklanan kira kayıpları, otel konaklama ve ulaşım giderleri, idari personel maaş ve SGK giderleri ile elektrik ve su giderleri nedeniyle maddi zarara uğradığını, ayrıca yurt binasının zamanında faaliyete geçirilememesi sebebiyle ticari itibarının zedelendiğini ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250.000,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında 12.03.2014 tarihli eser sözleşmesi uyarınca yurt binası inşaatının yapımının kararlaştırıldığını, yüklenicinin sözleşme kapsamındaki imalatları yerine getirdiğini, ancak işverenin hakediş ödemelerini yapmadığını, şantiyeye başka taşeronlar alarak yüklenicinin çalışmalarını fiilen engellediğini ve bu nedenle işin tamamlanmasının işverenin kusurlu davranışları nedeniyle imkânsız hâle geldiğini, işveren tarafından gönderilen ihtarnamelerde ileri sürülen eksik ve ayıplı imalat iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ihtara verilen noter cevabında her bir iddianın teknik gerekçeleriyle açıklandığını, İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/90 Değişik İş sayılı dosyasında düzenlenen 26.08.2014 tarihli bilirkişi raporunda gerçekleştirilen imalat bedelinin 618.092,00 TL olarak belirlendiğini, bu alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığını, işverenin sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, TBK'nın 475. maddesi uyarınca taşınmaz üzerinde meydana getirilen eser yönünden sözleşmeden dönme hakkının bulunmadığını, eserin ayıplı olduğu kabul edilse dahi bunun işverenin talimat ve müdahalelerinden kaynaklandığını, hakediş bedelleri ödenmediğinden işverenin kendi edimini yerine getirmediğini, TBK'nın 484 ve 485. maddeleri uyarınca yüklenicinin yaptığı iş bedeli ile zararlarını talep hakkı bulunduğunu, bu nedenlerle maddi ve manevi tazminat istemlerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen dava davacısı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında 12.03.2014 tarihli eser sözleşmesi uyarınca yurt binası inşaatı yapımının kararlaştırıldığını, yüklenici olarak sözleşme kapsamındaki imalatları yerine getirdiğini, işverenin hakediş ödemelerini yapmadığını ve şantiyeye başka taşeronlar alarak yüklenicinin çalışmasını engellediğini, bu nedenle işin tamamlanmasının davalının kusurlu davranışları sonucu imkânsız hâle geldiğini, İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/90 Değişik İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti sonucunda düzenlenen 26.08.2014 tarihli bilirkişi raporuyla gerçekleştirilen imalatların ve bakiye alacağın 618.092,42 TL olarak belirlendiğini, bu alacağın tahsili amacıyla başlatılan İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün 2014/37455 Esas sayılı icra takibine davalının haksız şekilde itiraz ettiğini, borca itiraz sebeplerini sonradan değiştiremeyeceğini, alacağın likit nitelikte olduğunu, davalının kötüniyetli itirazı nedeniyle icra inkâr tazminatına hükmedilmesi ile itirazın iptali ile takibin takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte devamına, icra inkâr tazminatına ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Birleşen dava davalısı vekili cevap dilekçesinde,, itirazın iptali davasında icra dosyasındaki itiraz sebepleriyle bağlı olunmadığını, HMK hükümleri uyarınca savunmaların genişletilebileceğini, taraflar arasındaki hukuki sürecin sözleşme, ihtarnameler, noter tespitleri ve delil tespiti dosyalarıyla sabit olduğunu, işveren tarafından keşide edilen ihtarnameler sonrasında eksik ve ayıplı imalatların giderilmemesi nedeniyle sözleşmenin 22.08.2014 tarihinde haklı olarak feshedildiğini, İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/106 Değişik İş sayılı dosyasında düzenlenen ve süresinde itiraz edilmeyerek kesinleştiği ileri sürülen delil tespiti bilirkişi raporunda fesih tarihinde işlerin tamamlanmadığı, eksik ve hatalı imalatların bulunduğu ve feshin haklı olduğunun tespit edildiğini, buna karşılık davacı tarafın dayandığı İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/90 Değişik İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporuna süresinde itiraz edildiğinden hükme esas alınamayacağını, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta sözleşme hükümlerinin öncelikle uygulanması gerektiğini, ayıplı ve eksik ifanın yükleniciden kaynaklandığını, yüklenicinin hakedişlerinin ödendiğini, TBK hükümlerine dayanılarak ileri sürülen iddiaların somut olaya uygulanamayacağını, birleşen davanın usulden ve esastan reddine, icra inkâr tazminatı ile ticari faiz taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasında 12.03.2014 tarihli eser sözleşmesi bulunduğu, sözleşmenin birim fiyat esasına göre düzenlendiği, tarafların iddia ve savunmaları, delil tespiti dosyaları, noter ihtarnameleri, bilirkişi raporları, ticari defter ve belgeler birlikte değerlendirilerek davacı işveren tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, bu nedenle sözleşmeden kaynaklanan müspet zarar niteliğindeki talepler ile gecikme cezası talebinin kabul edilemeyeceği, buna karşılık sözleşme hükümleri gereğince davalı yüklenici adına yapılan damga vergisi, işçi, sosyal hak ve SGK ödemeleri, temizlik gideri, beton, hafriyat ve dolgu ödemeleri, muhafaza gideri, ayıplı imalatların üçüncü kişilere giderilmesi için yapılan ödemeler ile all risk ve iş sağlığı güvenliği katılım payına ilişkin taleplerin ispatlandığı, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, ıslah dilekçesiyle artırılan maddi tazminat isteminin ise zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiği kabul edilerek asıl davanın kısmen kabulü ile toplam 236.700,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat talepleri ile manevi tazminat isteminin ve ıslahla artırılan maddi tazminat talebinin reddine, birleşen dava yönünden ise yüklenicinin bakiye hakediş alacağının bulunduğu kabul edilerek itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 535.277,33 TL asıl alacak üzerinden, takip talebindeki %9 oranını geçmemek üzere yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istem ile alacak likit nitelikte bulunmadığından icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında bulunan tarafların iddia ve savunmaları, taraflar arasında düzenlenen 12.03.2014 tarihli eser sözleşmesi, Beyoğlu 37. Noterliğinin 08.08.2014 ve 22.08.2014 tarihli ihtarnameleri, İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/106 D.İş ve İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/90 D.İş sayılı delil tespiti dosyaları ile mahkemece hükme esas alınan 07.02.2019, 02.12.2019, 19.01.2021, 31.08.2023 ve 27.11.2023 tarihli bilirkişi raporları birlikte incelenmiştir. Anılan bilirkişi raporlarında tarafların ticari defter ve kayıtları ile ödeme belgeleri karşılaştırılmış, sözleşme kapsamında gerçekleştirilen imalatlar, eksik ve ayıplı işler ile tarafların karşılıklı alacak ve talepleri hem asıl dava hem de birleşen dava yönünden ayrı ayrı değerlendirilmiştir.Dosya kapsamında alınan 07.02.2019 tarihli kök bilirkişi raporu, 02.12.2019 tarihli ek bilirkişi raporu, 19.01.2021 tarihli ikinci ek bilirkişi raporu, 31.08.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile 27.11.2023 tarihli mali bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, önceki raporlar arasında bulunan çelişkilerin mahkemenin ara kararları doğrultusunda giderildiği, özellikle 31.08.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile 27.11.2023 tarihli mali bilirkişi raporunda asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı incelendiği, tarafların iddia ve savunmaları, sözleşme hükümleri, noter ihtarnameleri, delil tespiti dosyaları, hakedişler, taraf ticari defter ve kayıtları, yansıtma faturaları ile ödeme belgeleri birlikte değerlendirilerek hesaplamaların ayrıntılı ve gerekçeli şekilde yapıldığı, tarafların itirazlarının karşılandığı, raporların taraf, mahkeme ve istinaf denetimine elverişli nitelikte düzenlendiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince anılan bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, tarafların karşılıklı istinaf sebeplerinin değerlendirilmesinde öncelikle iş sahibi tarafından gerçekleştirilen feshin hukuki niteliğinin ve bunun tarafların talep edebilecekleri alacak kalemlerine etkisinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, sözleşmenin haklı veya haksız olarak feshedilmiş olması, tarafların talep edebilecekleri zarar kalemlerinin kapsamını doğrudan etkilemektedir.Müspet zarar, sözleşmenin gereği gibi ifa edilmiş olması hâlinde alacaklının malvarlığının ulaşacağı durum ile mevcut durumu arasındaki farkı ifade etmekte olup, kâr mahrumiyeti, kira kaybı ve sözleşmenin ifasına bağlı diğer kazanç kayıplarını kapsamaktadır. Buna karşılık menfi zarar, sözleşmenin kurulmasına ve ifa edileceğine güvenilerek yapılan giderler ile sözleşme yapılmamış olsaydı katlanılmayacak zararları ifade etmektedir. Bu itibarla, sözleşmeyi haksız olarak fesheden tarafın müspet zarar ile sözleşmeye bağlı gecikme cezasını talep edemeyeceği, buna karşılık dosya kapsamındaki delillerle ispatlanan ve sözleşmenin tasfiyesi kapsamında değerlendirilmesi gereken giderlerin somut olayın özelliklerine göre talep konusu yapılabileceği kabul edilmelidir.İlk derece mahkemesince, dosya kapsamındaki deliller, noter ihtarnameleri, delil tespiti dosyaları ve hükme esas alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek davacı iş sahibi tarafından gerçekleştirilen feshin haksız olduğunun kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda, davacı vekilinin feshin haklı olduğuna ve bu nedenle müspet zarar niteliğindeki kâr mahrumiyeti, ticari ünite kira kayıpları ile sözleşmesel gecikme cezasına hükmedilmesi gerektiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde olmadığı gibi, davalı vekilinin haksız fesih nedeniyle iş sahibinin hiçbir talepte bulunamayacağına yönelik istinaf sebepleri de dosya kapsamındaki deliller ve kabul edilen tasfiye kapsamındaki giderler karşısında yerinde görülmemiştir.Davacı vekilince, 13.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemi 250.000,00 TL'den 957.257,30 TL'ye yükseltilmiş ise de, ıslah dilekçesinde artırılan istemin hangi talep kalemlerine ne miktarda ilişkin olduğuna dair ayrıntılı bir açıklamaya yer verilmediği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, somut olayda ıslah ile artırılan istem yönünden uygulanacak zamanaşımı süresinin dolmuş bulunması karşısında, bu hususun sonuca etkili olmadığı, ilk derece mahkemesince ıslahla artırılan maddi tazminat isteminin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Dosya kapsamındaki deliller ile hükme esas alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince davacı iş sahibinin feshinin haksız olduğu kabul edilerek, bu kabul doğrultusunda müspet zarar niteliğindeki kâr mahrumiyeti, ticari ünite kira kayıpları ve gecikme cezasına ilişkin istemlerin reddine, buna karşılık ticari defter, ödeme belgeleri ve diğer delillerle ispatlanan damga vergisi, işçilik, sosyal hak, SGK, temizlik, beton, hafriyat ve dolgu, muhafaza, ayıplı imalat giderleri ile All Risk ve İş Sağlığı ve Güvenliği katılım payına ilişkin taleplerin kabulüne karar verilmesinde dosya kapsamına, bilirkişi raporlarına ve uygulanan hukuk kurallarına aykırılık bulunmadığından, taraf vekillerinin bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekili, 13.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile artırılan maddi tazminat isteminin zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 12.03.2014 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklandığı, sözleşmenin davacı iş sahibi tarafından 22.08.2014 tarihinde feshedildiği, eldeki davanın 09.01.2015 tarihinde açıldığı, maddi tazminat isteminin ise 13.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile artırıldığı anlaşılmaktadır.Davacının artırdığı istemler eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak niteliğinde olup, bu talepler hakkında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147 nci maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Alacakların en geç sözleşmenin feshedildiği 22.08.2014 tarihinde muaccel hâle geldiği kabul edildiğinde, beş yıllık zamanaşımı süresi 22.08.2019 tarihinde dolmuş olup, istem artırımını içeren 13.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi bu tarihten sonra verilmiştir. Islah dilekçesinde artırılan istemlerin hangi talep kalemlerine ne miktarda ilişkin olduğu ayrıntılı olarak gösterilmemiş ise de, bu husus somut olayda sonucu değiştirecek nitelikte olmayıp, ilk derece mahkemesince ıslahla artırılan maddi tazminat isteminin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin feshin haklı olduğuna, müspet zarar ile manevi tazminat istemlerinin kabulü gerektiğine, ıslahla artırılan maddi tazminat isteminin zamanaşımı nedeniyle reddinin hukuka aykırı olduğuna ve vekâlet ücretine ilişkin, davalı vekilinin ise kabul edilen maddi tazminat kalemlerine yönelik istinaf sebepleri ile dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesine ilişkin diğer istinaf sebeplerinin usul ve yasaya aykırı olduğu kanıtlanamadığından, asıl davaya yönelik tüm istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.Birleşen dava yönünden yapılan incelemede; yüklenici tarafından bakiye iş bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemi hakkında ilk derece mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları, sözleşme hükümleri, hakedişler, taraf ticari defter ve kayıtları, yansıtma faturaları, ödeme belgeleri ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek, önceki raporlar arasındaki çelişkileri gideren, asıl dava ile birleşen davayı ayrı ayrı inceleyen, taraf itirazlarını karşılayan ve hesap yöntemini denetlenebilir şekilde ortaya koyan 31.08.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile 27.11.2023 tarihli mali bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yüklenicinin 535.277,33 TL bakiye iş bedeli alacağı bulunduğunun kabulüne, bu miktar yönünden itirazın iptaline, fazlaya ilişkin istem ile alacağın yargılamayı ve bilirkişi incelemesini gerektirmesi nedeniyle likit nitelikte bulunmadığından icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla, birleşen dava davacısı yüklenici vekilinin alacağın eksik hesaplandığı, ilk bilirkişi raporunun esas alınması ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğine, birleşen dava davalısı iş sahibi vekilinin ise yüklenicinin bakiye iş bedeli alacağı bulunmadığı ve davanın reddi gerektiğine ilişkin istinaf sebepleri dosya kapsamındaki deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporları ile doğrulanmadığından, taraf vekillerinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının da esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/02/2024 tarih ve 2015/28 Esas, 2024/114 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA 3-Alınması gereken 36.564,79 TL nisbi istinaf karar harcından asıl davada davalı ... tarafça peşin olarak yatırılan 4.042,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 32.522,55 TL harcın asıl davada davalı...'nden alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Alınması gereken 36.564,79 TL nisbi istinaf karar harcından birleşen davada davalı ...Ş. tarafça peşin olarak yatırılan 9.150,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 27.414,79 TL harcın birleşen davada davalı ...Ş.'den alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5 -Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 16/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.