Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/711 E. 2026/1007 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/711
- Karar No
- 2026/1007
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/711
KARAR NO:2026/1007
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/12/2021
NUMARASI:2017/345 Esas, 2021/1189 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:16/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, davacı .... Şti. ile davalı ... arasında, davalı ... Kooperatifine ait İstanbul ili, Esenyurt ilçei, ... Mahallesi, 1.084 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilecek A, B ve C bloklardan oluşan işyerlerinin ... betonarme ve demir işlerinin yapılmasına ilişkin 10.06.2015 tarihli ... İşleri Sözleşmesi imzalandığını, davacının bu sözleşme uyarınca alt yüklenici olarak hafriyatın yapılması, temel ve ... betonarme imalatları, demir temini ve işçiliği, kalıp imalatları, beton dökümü ve sözleşme kapsamındaki tüm ... işlerini malzeme ve işçilik dahil eksiksiz şekilde tamamlayarak toplam 46.667,54 m² kapalı alanın inşasını gerçekleştirdiğini, yapılan imalatların davalı yüklenicinin vekili ...'ya teslim edildiğini, davacının hak ettiği iş bedellerinin ödenmesi amacıyla hakediş ve faturaları davalı yükleniciye gönderdiğini ancak faturaların iade edildiğini, bunun üzerine Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı yüklenicinin haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu, ayrıca davalı şirket yetkilisinin hakaret ve tehdit eylemleri nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı iş sahibine de Bakırköy ... Noterliğinin 09.02.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ödeme talebinde bulunulmasına rağmen sonuç alınamadığını, bu nedenle davacının üçüncü kişilere olan borçlarını ödeyemediğini, ticari itibarının zedelendiğini ve hakkında icra takipleri başlatıldığını, davacının 95 adet işyeri yapımına ilişkin 13 numaralı hakedişten kaynaklanan iş bedeli, sözleşme uyarınca hakedişlerden kesilen %5 nakdi teminat tutarı, C blokta kullanılan fazla demir ve beton nedeniyle oluşan fazla malzeme bedeli, sözleşmenin 5. maddesi uyarınca beton ve demir fiyat farkları ile hakedişlerin süresinde ödenmemesinden doğan vade farkı alacaklarına hak kazandığını, davalı ...'ün yüklenici sıfatıyla sözleşmeden doğan borçlardan sorumlu bulunduğunu, davalı kooperatifin ise iş sahibi olarak sözleşme hükümleri, BK'nın 127. maddesinde düzenlenen halefiyet hükümleri, yapılan imalatları teslim alıp yararlanması ve davacının emeği ile meydana getirilen yapı nedeniyle sebepsiz zenginleşmesi karşısında sorumluluğunun bulunduğunu, kooperatifin yükleniciye yapılacak ödemeleri ve yaklaşık 4.000.000,00 TL tutarındaki teminatı uhdesinde tuttuğunu, bu nedenle davacının alacağının güvence altına alınabilmesi için kooperatife ait taşınmaz üzerine TMK'nın 893. maddesi uyarınca kanuni ipotek tesis edilmesi gerektiğini, taşınmazların üçüncü kişilere devri ihtimali bulunduğundan dava konusu taşınmazların tapu kayıtları üzerine tedbir konulmasını, davalı ...'ün 10.06.2015 tarihinden sonra edindiği taşınır ve taşınmaz malları ile banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine, ayrıca davalı kooperatif nezdindeki hak ve alacakları ile teminatları üzerine ihtiyati tedbir uygulanmasını, fazlaya ve ıslaha ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir.** Davalı ... Kooperatifi vekili, davacının kooperatif ile akdettiği herhangi bir eser sözleşmesinin bulunmadığını, davacının yalnızca diğer davalı ...'ün alt taşeronu olduğunu, kooperatif ile yüklenici arasında 1.101 ada 1 parsel ile 1.084 ve 1.085 adalarda yapılacak inşaatlara ilişkin ... betonarme ve demir işleri sözleşmesi imzalandığını, davacının bu sözleşmenin tarafı olmayıp yüklenicinin kendi alt taşeronlarından biri olduğunu, davacının hangi işleri yaptığı, yaptığı işlerin miktarı, sözleşmeye uygunluğu, teslim edilip edilmediği ve alacak iddialarının kooperatif tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davacının fatura ve hakedişlerini doğrudan yükleniciye düzenlediğini, bu nedenle taraflar arasında akdi ilişki bulunmadığından kooperatife yöneltilebilecek herhangi bir talep hakkının mevcut olmadığını, davacının alacak iddiasının yüklenici tarafından da kabul edilmediğini, bu nedenle faturalara dayalı icra takibine itiraz edildiğini, davacının talep ettiği alacak miktarlarının fahiş, gerçeğe aykırı ve şişirilmiş olduğunu, fiyat farkı ve vade farkı gibi taleplerin kooperatife yöneltilmesinin hukuken mümkün bulunmadığını, davacının dayandığı BK'nın 127. maddesindeki halefiyet koşullarının somut olayda gerçekleşmediğini, zira yüklenici tarafından kooperatife usulüne uygun halefiyet bildirimi yapılmadığı gibi kooperatifin üçüncü kişi tarafından tatmin edilmesinin de söz konusu olmadığını, diğer davalı yüklenicinin kooperatife karşı sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kesin kabul ve kesin hesabın yapılmadığını, geçici kabul sırasında eksik ve ayıplı imalatların tespit edildiğini, bunların giderilmediğini, sigorta primlerinin ödenmediğini, alt taşeronlardan alınması gereken ibranamelerin ibraz edilmediğini, bu nedenlerle sözleşme gereğince yüklenicinin hakedişleri ile teminatlarının iadesi şartlarının oluşmadığını, kooperatifin sebepsiz zenginleşmediğini, yükleniciye ait teminatların sözleşme hükümleri uyarınca haklı olarak uhdesinde tutulduğunu, davacının kanuni ipotek talebi bakımından TMK'da öngörülen şartların gerçekleşmediğini, alacak miktarının kesinleşmediğini, işin tamamlanmadığını ve kanuni süresi içerisinde geçici tescil talebinde bulunulmadığını, bu nedenle kanuni ipotek isteminin dinlenemeyeceğini, ayrıca yaklaşık 4.000.000,00 TL tutarında olduğu ileri sürülen ihtilaflı bir alacak nedeniyle çok yüksek değerde taşınmazlar, bağımsız bölümler, yüklenicinin hak ve alacakları ile teminatları üzerine ihtiyati tedbir ve kanuni ipotek konulmasının ölçüsüz ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davanın, ihtiyati tedbir ve kanuni ipotek taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davacı ile davalı ... arasında eser sözleşmesi bulunduğu, davacının sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirdiği, davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşmedeki imzaların ve sonradan eklendiği değerlendirilen aylık %3 vade farkına ilişkin hükmün davalı tarafından kabul edilmediği ve grafolojik inceleme sonucunda davacı nüshasındaki imzaların davalı ...'e ait olmadığının tespit edilmesi nedeniyle SGK'ya sunulan sözleşmenin esas alınması gerektiği, bu sözleşme hükümleri doğrultusunda alınan ikinci ek bilirkişi raporuna göre davacının davalı ...'ten 1.466.766,11 TL alacaklı olduğu, 06.01.2017 tarihinde başlatılan icra takibi nedeniyle ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, davacı ile davalı kooperatif arasında akdi ilişki bulunmadığından ve sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince iş sahibinin alacaktan sorumlu tutulamayacağından kooperatif yönünden davanın ve kanuni ipotek talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı ... yönünden 1.466.766,11 TL'nin 100.000,00 TL'sine dava tarihi olan 07.04.2017 tarihinden, bakiye 1.366.766,11 TL'sine ise 02.11.2021 tarihli ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... Kooperatifi yönünden ise davanın reddine karar vermiştir.Davacı vekili, yerel mahkeme kararının eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayandığını, davaya konu imalatların davacı tarafından eksiksiz tamamlanarak davalılara teslim edildiğinin uyuşmazlık konusu olmadığını, davacı nüshasındaki sözleşme üzerinde bulunan imzanın davalı ...'e ait olmadığı yönündeki grafoloji raporuna dayanılarak ikinci ek bilirkişi raporunun esas alınmasının isabetsiz olduğunu, sözleşmenin davalı yüklenicinin şantiye şefi ve vekili ... tarafından imzalanıp onaylandığını, ...'nın temsil yetkisinin ve dosyaya sunulan metraj, kesin hesap ile demir ve beton miktar artışına ilişkin imzalı tutanakların dikkate alınmadığını, kök bilirkişi raporunun esas alınması gerekirken davalı savunmalarına üstünlük tanındığını, gerekirse mahallinde keşif yapılarak imalat miktarının tespit edilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davalı ... Kooperatifi yönünden verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, kooperatifin iş sahibi sıfatıyla sözleşmenin 21. maddesi uyarınca yükleniciye yapılacak ödemeleri ve teminatları uhdesinde tuttuğunu, davacıya doğrudan ödeme yaptığı gibi ticari defter kayıtlarına göre de davacıya borçlu olduğunun belirlendiğini, BK'nın 127. maddesindeki halefiyet hükümleri ile sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca da sorumluluğunun bulunduğunu, kooperatif lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, davanın kooperatif yönünden husumet nedeniyle reddedildiği kabul edildiğinden yalnızca maktu vekâlet ücretine hükmedilebileceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili, ilk derece mahkemesi kararının dosyadaki yazılı delillere, taraflar arasında imzalanan kesin hakediş belgesine ve bilirkişi tespitlerine aykırı olduğunu, huzurdaki davanın itirazın iptali davası olmayıp bağımsız alacak davası niteliğinde bulunması nedeniyle daha önce başlatılıp itiraz üzerine takipsiz bırakılan icra takibinin zamanaşımını kesmeyeceğini, bu nedenle ıslaha karşı ileri sürdükleri zamanaşımı def'inin kabulü gerekirken reddedilmesinin hatalı olduğunu, davalı kooperatif tarafından kendi nam ve hesabına davacıya ödendiği ticari defter kayıtları, muavin hesap kayıtları, ödeme belgeleri ve makbuzlarla sabit olan 300.000,00 TL, 33.320,71 TL ve 81.720,00 TL'nin davacı alacağından mahsup edilmediğini, davacının eksik ve ayıplı imalatları mahkeme marifetiyle tespit edilmiş olmasına rağmen hakedişlerden kesilen %5 nakdi teminat bedellerinin iade edilerek alacak hesabına dahil edilmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan kesin hakediş belgesinde teminatlar dahil davacı alacağının KDV dahil 1.064.767,64 TL olarak belirlendiğini, demir ve beton fiyat farkları da dikkate alındığında davacının en fazla 1.016.880,34 TL talep edebileceğini, buna rağmen 1.466.766,11 TL'ye hükmedilmesinin doğru olmadığını, davacı tarafından ibraz edilen sözleşmede sonradan vade farkı hükmü eklendiğinin ve belgede sahtecilik yapıldığının grafoloji incelemesi ile ortaya çıktığını, buna rağmen bilirkişilerin davacının hazırladığı cari hesap tablolarını denetim yapmaksızın rapora aktardıklarını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraf ticari defter ve kayıtları yerine davacının tek taraflı belgelerine dayanılarak düzenlendiğini ve bu nedenle hüküm kurmaya elverişli bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın tümden reddine, istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar icranın geri bırakılmasına ve duruşma açılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı alt yüklenici, davalı ... İnşaat Mim. Müh. ... yüklenici, davalı ... Kooperatifi iş sahibidir.Davacı, davalı ... ile 10.06.2015 tarihli ... İşleri Sözleşmesini imzaladığını, bu sözleşme kapsamında davalı kooperatife ait taşınmaz üzerinde inşa edilen işyerlerinin ... betonarme ve demir işlerini malzeme ve işçilik dahil üstlendiğini, sözleşme kapsamındaki imalatları tamamlayarak teslim ettiğini, hakediş, teminat kesintisi, C blok fazla malzeme bedeli, beton fiyat farkı, demir fiyat farkı ve vade farkından kaynaklanan alacaklarının ödenmediğini, düzenlediği faturaların davalı tarafından iade edildiğini ve başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, davalı kooperatifin iş sahibi sıfatıyla sözleşme hükümleri uyarınca yüklenici hakediş ve teminatlarını uhdesinde bulundurduğunu, Borçlar Kanununun halefiyete ilişkin hükümleri ile sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince sorumlu olduğunu ileri sürerek davalı kooperatife ait taşınmaz üzerine kanuni ipotek tesisine, ihtiyati tedbir uygulanmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla başlangıçta 100.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı kooperatif vekili, davacı ile kooperatif arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, davacının diğer davalı ...'ün alt yüklenicisi olduğunu, davacının yaptığı iddia edilen işlerin kapsamı, miktarı ve sözleşmeye uygun şekilde yerine getirilip getirilmediğinin kooperatifçe bilinmesinin ve denetlenmesinin mümkün olmadığını, davacının alacağını dayandırdığı faturaların diğer davalı tarafından kabul edilmeyerek icra takibine itiraz edildiğini, yüklenicinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmemesi nedeniyle kesin kabulün yapılmadığını, yüklenicinin hakediş alacağının bulunmadığını, yalnızca sözleşme kapsamında teminatlarının mevcut olduğunu, teminatların ise sözleşmede öngörülen koşullar gerçekleşmeden iade edilemeyeceğini, davacının kooperatife karşı halefiyet, sebepsiz zenginleşme, kanuni ipotek ve ihtiyati tedbir taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve kanuni ipotek istemine ilişkin olduğu, grafolojik inceleme ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek davacı tarafından ibraz edilen sözleşmedeki el yazısı davalı imzasının davalı eli ürünü olmadığı, taraflar arasında geçerli sözleşmenin SGK'ya sunulan sözleşme olduğu, davacı tarafından sunulan sözleşmedeki aylık yüzde 3 vade farkına ilişkin ibarenin sonradan eklendiğinin anlaşıldığı, bu nedenle ikinci ek bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre davacının davalı ...'ten 1.466.766,11 TL alacaklı bulunduğu, davalı kooperatifin sözleşmenin tarafı olmaması nedeniyle alacaktan sorumlu tutulamayacağı ve kanuni ipotek koşullarının oluşmadığı, davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı itirazının daha önce başlatılan icra takibi ile zamanaşımının kesilmiş olması nedeniyle yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın davalı kooperatif yönünden reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne, 1.466.766,11 TL'nin 100.000,00 TL'sine dava tarihi olan 07.04.2017 tarihinden, 1.366.766,11 TL'sine ise 02.11.2021 tarihli ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. 10.06.2015 tarihli ... İşleri Sözleşmesinin 1. maddesinde tarafların işveren sıfatıyla ... İnşaat Mimarlık Mühendislik ... ile yüklenici sıfatıyla .... Şti. olduğu, 2. maddesinde yüklenicinin ... Kooperatifine ait 1084 ada 6 parsel üzerindeki A, B ve C blokların ... işlerini üstlendiği, 4. maddesinde iş bedelinin gerçekleşen metraj ve birim fiyat esasına göre hakedişlerle belirleneceği, 5. maddesinde sözleşmenin birim fiyat esasına göre düzenlendiği, hakedişlerden %5 oranında nakdi teminat kesintisi yapılacağı ve vadesinde ödenmeyen hakedişlere aylık %3 vade farkı uygulanacağı, 8. maddesinde iş miktarında %20'yi aşan artışlarda birim fiyatların yeniden belirleneceği, 9. maddesinde nakdi teminat kesintisinin geçici ve kesin kabul aşamalarında çözüleceği, 17., 18. ve 19. maddelerinde geçici kabul, kesin hesap ve kesin kabul usullerinin düzenlendiği, 22. maddesinde ise uyuşmazlıklarda Bakırköy Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu, ayrıca ... Kooperatifinin davacı şirketin alt yüklenici olduğunu kabul ettiği ve doğacak alacaklardan sorumlu olduğunun düzenlendiği görülmüştür.Taraflar arasında SGK ibraz edilen sözleşme üzerinde yer alan el yazısı bölümdeki yazı ve imza incelemesi yaptırılmıştır. Grafolog ... tarafından düzenlenen raporda, davacı tarafından dosyaya sunulan 10.06.2015 tarihli ... İşleri Sözleşmesi, sözleşme eki ... başlıklı belge ile ekindeki el yazılı belgelerde ... kaşesi üzerine atılan imzalar ve yüklenici vekili şerhi altındaki imzaların, mukayese imzaları ile yapılan inceleme sonucunda davalı ...'ün eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Mahkemece dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 04.09.2018 tarihli kök bilirkişi heyeti raporunda, SMMM ..., İnşaat Mühendisi ... ve Hakediş Uzmanı İnşaat Yüksek Mühendisi tarafından tarafların ticari defter ve kayıtları, sözleşme, hakedişler ve ödeme belgeleri incelenerek davacının 05.12.2016 tarihine kadar kesilecek fatura tutarı olan 2.879.589,31 TL ile 25.12.2016 tarihi öncesi faturası kesilmiş cari hesap alacağı olan 406.674,23 TL olmak üzere toplam 3.286.263,54 TL alacaklı olduğu kanaatine varılmış, alınan ek 9.09.2018 tarihli ek bilirkişi heyeti raporunda da aynı miktar itibariyle davacı alacaklı olduğu bildirilmiştir. Aynı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 16.03.2021 tarihli ikinci ek bilirkişi heyeti raporunda, aynı bilirkişi heyeti tarafından grafolojik inceleme raporu sonrasında davalı tarafından ibraz edilen ve SGK'ya sunulan sözleşme esas alınarak yapılan yeniden hesaplamada, vade farkı hükmünün dikkate alınmaması ve sözleşme hükümlerinin uygulanması sonucunda davacının 05.12.2016 tarihine kadar kesilecek fatura tutarının 1.060.092,88 TL, 25.12.2016 tarihi öncesi cari hesap alacağının 406.674,23 TL olduğu ve toplam 1.466.767,11 TL alacaklı bulunduğu kanaatine varılmıştır.Kök bilirkişi raporu ile ilk ek bilirkişi raporunda davacının alacağı 3.286.263,54 TL olarak hesaplanmış ise de, grafolojik inceleme sonucunda davacı tarafından ibraz edilen sözleşmedeki imzaların davalı ...'e ait olmadığının tespit edilmesi üzerine SGK'ya sunulan sözleşme hükümleri esas alınarak vade farkı hükmü ve KDV hesaplaması yeniden değerlendirilmiş, bu nedenle düzenlenen ikinci ek bilirkişi raporunda davacının alacağı 1.466.767,11 TL olarak hesaplanmıştır.Taraf sıfatı, davaya konu edilen maddi hukuk ilişkisinde tarafların hak ve borç sahibi olup olmadıklarını ifade etmekte olup, davacı sıfatı hakkın sahibini, davalı sıfatı ise o hakka ilişkin yükümlüyü belirlemektedir. Taraf sıfatı usul hukukuna değil maddi hukuka ilişkin bir kurum olup, taraflarca her aşamada ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen gözetilmesi gerekir.Borçlar hukukunda geçerli olan sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince sözleşmeden doğan hak ve borçlar kural olarak yalnızca sözleşmenin tarafları bakımından hüküm ve sonuç doğurur. Bu ilke uyarınca, alt yüklenici ile asıl iş sahibi arasında doğrudan sözleşmesel bir ilişki bulunmadığı sürece alt yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan alacağını doğrudan asıl iş sahibından talep etmesi mümkün değildir.Somut olayda, davanın dayanağını oluşturan 10.06.2015 tarihli ... İşleri Sözleşmesinin davacı .... Şti. ile davalı ... arasında imzalandığı, davalı ... Kooperatifinin sözleşmenin tarafı olmadığı, mahkemece de davacı ile anılan kooperatif arasında davaya konu alacağın dayanağını oluşturan eser sözleşmesine dayalı doğrudan bir akdi ilişkinin bulunmadığının kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının eser sözleşmesinden kaynaklanan hak ve alacaklarını kural olarak kendi akidi olan davalı ...'e yöneltebileceği, davalı kooperatif yönünden ise taraf sıfatının bulunmadığı gözetilerek davanın bu davalı bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Eser sözleşmelerinden doğan alacaklar kural olarak beş yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten (istenebilir hâle geldiği andan) itibaren işlemeye başlar. Kural olarak eser sözleşmelerinde alacak, eserin tamamlanıp teslim edildiği tarihte muaccel hâle gelir. Ancak sözleşme eki şartnamelerde veya taraflar arasındaki uygulamada "kesin kabul" ve "kesin hesap" yapılması öngörülmüşse, zamanaşımının başlangıç anı değişmektedir. Kesin hesap, yüklenicinin yaptığı tüm işlerin, kesintilerin ve ödemelerin nihai olarak tasfiye edildiği, tarafların alacak-borç bakiyesinin tam ve kesin olarak belirlendiği işlemdir. Bu tür durumlarda yüklenicinin kesin hakediş veya bakiye alacağı, fiili teslim veya ibraname tarihinde değil; kesin kabulün yapılıp kesin hesabın onaylandığı tarihte muaccel olur. Dolayısıyla zamanaşımı da kesin hesabın onaylandığı bu tarihten itibaren işlemeye başlar.TBK 147/6: Eser sözleşmesinden doğan alacaklar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Maddenin somut olayla ilgisi; davanın temelini oluşturan bakiye iş bedeli alacağının tabi olduğu azami süreyi belirlemesidir. TBK 149: Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Maddenin hukuki işlevi, sürenin başlama noktasını tayin etmesidir. Uyuşmazlığa etkisi; alacağın fiilen istendiği tarih ile hukuken istenebilir (muaccel) olduğu tarih (kesin hesap tarihi) arasındaki ayrımın yapılmasını zorunlu kılmasıdır.Taraflar arasındaki kesin hesabın 25.12.2016 tarihinde düzenlenmesiyle dava konusu alacağın bu tarihte muaccel hale geldiği, TBK'nın 147/6. maddesi uyarınca işlemeye başlayan beş yıllık zamanaşımı süresi içerisinde davacının 07.04.2017 tarihinde kısmi dava açtığı ve 02.11.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu artırdığı, bu itibarla ıslahla artırılan alacak yönünden de zamanaşımı süresi dolmadığından davalının ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı ve ilk derece mahkemesince bu yönde verilen karar sonucunun isabetli bulunduğu anlaşılmıştır.Davalı vekilinin, davacı tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen eksik ve ayıplı imalatlar nedeniyle teminat kesintilerinin alacağa dahil edilmemesi gerektiği, kooperatif tarafından davalı adına yapıldığı ileri sürülen 300.000,00 TL, 33.320,71 TL ve 81.720,00 TL tutarındaki ödemelerin mahsubu gerektiği, kesin hakediş belgesinin esas alınması gerektiği, demir ve beton fiyat farkları ile teminat kesintilerinin hatalı hesaplandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı ve davacının alacağının daha düşük olduğu yönündeki istinaf sebepleri yönünden, dosya kapsamında alınan grafolojik inceleme raporu sonrasında aynı bilirkişi heyetince davalı tarafından ibraz edilen ve geçerli kabul edilen sözleşme hükümleri esas alınarak düzenlenen 16.03.2021 tarihli ikinci ek bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, mahkemece bu rapor esas alınarak delillerin dosya kapsamına uygun şekilde değerlendirildiği, anılan istinaf sebeplerinin mahkemenin delil takdirini ve hükmünü değiştirmeyi gerektirir nitelikte bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı ile davalı vekillerinin istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1-Davacı ile davalı vekillerinin istinaf taleplerinin KISMEN KABULÜNE,
2-(KAPATILAN)BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/12/2021 tarih ve 2017/345 Esas, 2021/1189 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Davanın, davalı ... Kooperatifi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine,
4- Davanın, davalı ... yönünden kısmen kabulü ile, 1.466.766,11 TL'nin 100.000,00 TL'sine dava tarihi olan 07.04.2017 tarihinden, bakiye 1.366.766,11 TL'sine ise 02.11.2021 tarihli ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
5- Davacının, davalılar ... Kooperatifi ile ... hakkında açtığı kanuni ipotek tesisine ilişkin davasının reddine,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN
1-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 138,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 1.707,75 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan tebligat, posta gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.676,30 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 2.533,51 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yapılan tebligat posta gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 660,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 359,88 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye miktarın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 84.136,81 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 96.482,41 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1-Davacı ile davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde taraflara İADESİNE,
2-Davalı ile davacı tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile posta giderlerinin kendi ÜZERLERİNDE BIRAKILMASINA,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 16/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.