Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/883 E. 2026/1048 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/883
- Karar No
- 2026/1048
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/883
KARAR NO:2026/1048
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:21/12/2021
NUMARASI:2018/1267 Esas, 2021/1214 Karar
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:16/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit davası olup, davanın kabulüne dair karar davalı yanca istinaf edilmiştir.Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirketin 2999,5 m2 kumaşlı PVC yer kaplaması işinin yapımı konusunda anlaştıklarını, işin yapımını taahhüt eden davalıya müvekkili tarafından iş bedeli olarak 20.04.2018 tarihinde ... ... Şubesine ait ... nolu 28.02.2019 tarihli 103.500,00 TL ve ... ... Şubesine ait ... nolu 31.03.2019 tarihli 103.500,00 TL toplam 207.000,00 TL bedelli iki adet çek verildiğini, davalı tarafça anlaşma konusu işe hiç başlanılmadığını ve dolayısıyla teslim edilmediğini, buna rağmen sanki iş bitirilip teslim edilmiş gibi teslim tarihine fatura düzenlendiğini, söz konusu 02.05.2018 tarihli ... seri no.lu 207.001,45 TL bedelli faturanın müvekkil şirkete gönderildiğini ancak müvekkil tarafında kabul edilmediğini ve faturanın iade edildiğini, ancak davalı tarafça ısrarla yapımına dahi başlanılmayan ve teslim edilen işin faturasının gönderilmeye devam edildiğini, sonunda Kadıköy ... Noterliği'nin 11.10.2018 tarih ... 12.10.2018 tarih ... yevmiye nolu ihtarnameleri ile işin yapılmadığı bu nedenle faturanın iade edildiği ve iki adet çekin iade edilmesinin ihtar edildiğini, ancak davalı şirket adreste bulunamadığından, yeni adresi de tespit edilemediğinden ihtarnamelerin tebliğ edilemediğini, bu nedenle davanın kabulüne, anlaşma dolayısıyla belirlenen yükümlülüklerinin davalı şirket tarafında kasten ve hiçbir surette yerine getirilmemiş olması sebebiyle, davalı şirket lehine keşide ettiği çekler karşılığında davalı şirkete herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, dava konusu çeklerin istirdadına, dava konusu çeklerin tahsili halinde, müvekkil şirketin ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı muhtemel olduğundan dava konusu çeklerin, teminatsız veya mahkemenizce uygun görülecek bir teminat mukabilinde ve işbu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, dava konusu çeklerin ödenmesini engeller mahiyette ve muhtemel icra takiplerinin durdurulması amacıyla ihtiyat-i tedbir konulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, dava konusu iddiaları kabul etmemek kaydıyla sayın mahkeme huzurunda ikame edilen davanın yetkisiz yerde açıldığını, davaya konu çeklerde keşide yeri İstanbul olduğundan yetkili mahkemenin de İstanbul Merkez Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde delillerden bahsetmişse de tarafa yalnızca tensip zaptı ile dava dilekçesi tebliğ edildiğini, davacı tarafın hiçbir haklı ve hukuki nedeni bulunmadığı halde, 20.04.2018 tarihinde müvekkille verdiğini iddia ettiği ödeme tarihi 28.02.2019 ve 31.03.2019 olan çekler ile ilgili menfi tespit davasını ikame etiğini, davacının iddiası çeki PVC Yer kaplaması işi için verilmiş ise de doğru olmadığını, taraflar arasında hiçbir zaman böyle bir sözleşme yapılmadığını, müvekkilin hiçbir zaman davacının PVC Yer Kaplaması işini üstlenmediğini, davacı tarafın müvekkil şirketten PVC Kaplama için malzeme satın aldığını, ödemeyi çek ile yapmak istediğini ve davaya konu çekleri müvekkil şirkete verdiğini, müvekkil şirketin adresinin hiçbir zaman değişmediğini, davacı tarafın ise fatura iadesi yapmaya çalıştığını, ancak şirketin adreste bulunmadığını ve yeni adresin tespit edilemediğini iddia ederek iade yapamadıklarını beyan ettiğini, ancak müvekkil şirketin müvekkil şirketin hiç değişmemiş olan adresine tebliğ ettiğini, neticeten; yetki itirazının kabulü ile dosyanın yetkili İstanbul Merkez Mahkemelerine gönderilmesine, davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, bilirkişi raporunda davaya konu çeklerin 20/04/2018 tarihli tahsilat makbuzu ile davalıya teslim edildiği, davalı tarafından ise tahsilat makbuz tarihinden sonra 02/05/2018 tarihinde ... numaralı faturanın düzenlediği, kural olarak çekin bir ödeme aracı olup mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiğini, çekin ödeme dışında başka bir amaçla örneğin avans olarak verildiği iddiasının HMK'nın 200. maddesi uyarınca borçlu tarafından ispatlanması gerekeceği, davacı tarafça dava konusu çeklerin PVC yer kaplaması işi için verildiği, davalı tarafça iş yapılmaksızın fatura düzenlendiği, düzenlenen faturanın davalıya iade edildiğinin iddia edildiği, yapılan bilirkişi incelemesinde davacı ve davalının ticari defter ve belgelerinin lehlerine delil niteliğinin bulunması, dosyada mübrez 20/04/2018 tarihli tahsilat makbuzunun fatura tarihinden önce düzenlenmiş olması, davalı tarafından söz konusu tahsilat makbuzunun içeriğine ve tarihine ilişkin bir itirazının bulunmaması karşısında davacı tarafından söz konusu çeklerin davalıya avans çeki olarak verildiğinin mahkemece kabul edildiği, bu durumda artık davalı tarafından faturaya konu işin yapıldığının ispat edilmesi gerekeceği, davacının söz konusu faturayı defterlerine işlemeyerek iade etmiş olması ve davalının faturaya konu işin yapıldığına dair herhangi bir yazılı delil sunmaması nedeniyle mahkemece davalıya yemin deliline dayanıp dayanmayacağını bildirmek üzere süre verildiği, davalının yemin deliline dayanması üzerine davacı şirket yetkilisi tarafından faturaya konu işin davalı tarafça yapılmadığı konusunda yemin edildiği, davacı şirket yetkilisi tarafından usulüne uygun olarak yemin eda edildiğinden davalının faturaya konu işi yaptığını ispat edemediği, dolayısıyla dava konusu çeklerin bedelsiz kaldığının mahkemece kabul edildiği, yargılama devam ederken davaya konu çeklerin tahsil edildiğinin bankadan gelen yazı cevaplarında bildirilmesi ve huzurda görülen davanın İİK.m.72/6 uyarınca kendiliğinden istirdat davasına dönüşmesinden dolayı davacının menfi tespit talebinin kabulü ile davaya konu ... numaralı çeke ilişkin olarak ödenen 103.500,00 TL'nin ödeme tarihi olan 28/02/2019 tarihinden, ... numaralı çeke ilişkin olarak ödenen 103.500,00 TL'nin ise 01/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, taraflar arasında PVC yer kaplaması yapılacağına dair bir sözleşme yapılmadığını, sadece PVC yer kaplama malzemesi satımına dair sözleşme olduğunu ve müvekkilinin bu edimini de yerine getirdiğini, ticari defterlerden de malzeme satımının gerçekleştiğinin görüldüğü, davacı tarafından faturanın yasal sürede iade edilmediğini belirterek kararın kaldırılması talep edilmiştir.DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Davacı vekili özetle, müvekkilinin davalıya PVC yer kaplaması işi için her biri 103.500,00 TL tutarında iki adet çek verdiğini, ancak davalının işi yapmadığını belirterek çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitini ve çeklerin istirdadını talep etmiştir. Davalı vekili özetle, müvekkili ile davacı arasında PVC yer kaplaması işine dair bir anlaşma bulunmadığını, müvekkilinin davacıya PVC yer kaplaması için malzeme sattığını ve çeklerin de bu nedenle müvekkiline verildiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece özetle, her ne kadar menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü borçluda olsa da, yargılama konusu olayda, davalının düzenlendiği faturanın davalıya iade edildiği, tarafların ticari defter ve belgelerinin lehlerine delil niteliğinin bulunduğu, 20/04/2018 tarihli tahsilat makbuzunun fatura tarihinden önce düzenlendiği, davalı tarafından söz konusu tahsilat makbuzunun içeriğine ve tarihine itiraz edilmediği, bu nedenlerle davacı tarafından söz konusu çeklerin davalıya avans çeki olarak verildiğinin mahkemece kabul edildiği, bu durumda artık davalı tarafından faturaya konu işin yapıldığının ispat edilmesi gerekeceği, davalının faturaya konu işin yapıldığına dair herhangi bir yazılı delil sunmaması ve davalının yemin deliline dayanması üzerine davacı şirket yetkilisi tarafından faturaya konu işin davalı tarafça yapılmadığı konusunda yemin edildiği, bu nedenlerle davalının faturaya konu işi yaptığını ispat edemediği, dolayısıyla dava konusu çeklerin bedelsiz kaldığının mahkemece kabul edildiği, yargılama devam ederken davaya konu çeklerin tahsil edildiği, bu sebeple davanın İİK.m.72/6 uyarınca kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğü belirtilerek davacının menfi tespit talebinin kabulü ile davaya konu ... numaralı çeke ilişkin ödenen 103.500,00 TL'nin ve ... numaralı çeke ilişkin ödenen 103.500,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Dosyada mevcut deliller ele alındığında; SMMM bilirkişisi tarafından sunulan 11/11/2019 tarihli raporda; Dava konusunun, davacının ... ... Şubesine ait ... no.lu 28.02.2019 tarihli 103.500,00 TL ve ... ... Şubesine ait ... no.lu 31.03.2019 tarihli 103.500,00 TL toplam 207.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı davalıya borcunun bulunmadığının tespiti ve çeklerin istirdadı talebinden ibaret olduğu, davacının 2018 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre, dava tarihi (21.12.2018) itibariyle davacının davalıdan 207.000,00 TL alacaklı olduğu, davalının 2018 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre dava tarihi(21.12.2018) itibariyle davalının davacıdan borç/alacağının bulunmadığı, dava konusunun davacının davalıya vermiş olduğu 2 adet toplamda 207.000,00 TL tutarlı çeklerden ibaret olduğu, davacının davalıya düzenlemiş olduğu çeklerin davalı ticari defterlerinde 10.05.2018 tarihinde kayıtlı olduğu, davalı şirket ticari defterlerine göre davacıdan almış olduğu çeklere istinaden davalının davacıya düzenlemiş olduğu “02.05.2018 tarihli, ... numaralı, ... açıklamalı ve 207.001,45 TL (KDV Dahil) tutarlı” faturaya dayanak evrakın dosyaya mübrez evraklar içerisinde bulunmadığı, bulunsa dahi fatura içeriğindeki hizmetin davacıya yapılıp yapılmadığı hususunun uzmanlık alanı dışında olduğundan mezkur faturanın davalı ispatına muhtaç bırakılarak hesaplama dışı bırakılması gerekeceği, özetle, dava konusu çeklerin taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, çek bedeline istinaden davacı tarafından yapıldığı iddia olunan hizmet karşılığında davalı tarafından “02.05.2018 tarihli, ... numaralı, Kumaşlı PVC Yer Kaplaması açıklamalı ve 207.001,45 TL (KDV Dahil) tutarlı” fatura düzenlendiği, mezkur faturanın davacı şirket tarafından hizmeti almadığından mezkur faturanın kabulünde olmadığı ve en son Kadıköy ... Noterliği'nin ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davalıya iade edildiği, ancak adreste bulunmadığından ihtarnamelerin iade edildiği, neticeten davacının dava konusu çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.İstinaf incelemesine konu hususlar ele alındığında;Uyuşmazlık konusu olayda, davacı tarafça davalı ile PVC kaplama işi için anlaşmaya varıldığı, bu amaçla davalıya iki adet çek verildiği ancak davalının edimini yerine getirmediğini belirterek verilen çeklerden dolayı menfi tespit talep etmiştir. Davalı ise, davacıdan iki adet çek aldığını kabul etmekle birlikte, davacıyla PVC kaplama işi için anlaşma yapılmadığını, sadece PVC malzemeleri satışı hususunda bir sözleşme bulunduğunu, çeklerin de bu amaçla alındığını ve PVC malzemelerinin davacı tarafa teslim edildiğini ifade etmiştir.Bu durum karşısında, öncelikli olarak arasındaki sözleşmenin niteliğini saptamak ve çekin hangi amaçla verildiğini tespit etmek gerekmektedir.Davacı taraf, davalı ile PVC kaplama işi için anlaşmaya varıldığı iddia etmiş olup, bu haliyle eser sözleşmesi söz konusudur. Taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğunu iddia eden taraf, bunu ispatlamakla yükümlüdür. Dolayısıyla olayımızda eser sözleşmesinin varlığını davacı tarafın ispat etmesi gerekmektedir. Davacı taraf, eser sözleşmesinin varlığını ispat edebilecek herhangi bir delil sunmamıştır. Bu itibarla ispat yükünü yerine getirmemiştir.Diğer yandan ilk derece mahkemesi, hatalı olarak ispat yükünü davalıya yükleyerek PVC malzemelerinin davacıya teslim edilmediğini kabul etmiş ise de; davalı tarafın davacının iddiasını reddetmesi ve karşısında vasıflı ikrarda bulunması, ispat yükünün yer değiştirmesine neden olabilecek bir durum değildir. Bu sebeple ispat yükü halen davacıda olup, PVC işinin yapılmadığını ve ayrıca PVC malzemelerinin kendisine teslim edilmediğini ispatla yükümlüdür. Kaldı ki, davacı taraf davalıya dava konusu çekleri verdiğini beyan etmekte olup, kural olarak çek ödeme vasıtasıdır. Bu nedenle çek veren taraf, -kural olarak- çekin dayanağı sözleşmede karşı tarafın edimini yerine getirdiğini kabul etmiş sayılmaktadır. Bu yön itibariyle de ispat yükü davacıdadır. Çeklerin faturadan önce düzenlenip karşı tarafa verilmesi, bahsi geçen kuralı ve buna bağlı olarak ispat yükünü yer değiştirecek bir olgu olarak kabul edilemez.Davacı taraf ispat yükünün yer değiştirdiğine ilişkin emsal nitelikte Hukuk Genel Kurulu kararı dosyaya sunmuş olup, ilk derece mahkemesinin gerekçesi dikkate alındığında söz konusu HGK kararının ilk derece mahkemesince benimsendiği anlaşılmaktadır. Ancak Dairemizce yapılan değerlendirmede, vasıflı ikrar halinde ispat yükünün yer değiştireceğine dair bahsi geçen kararın Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına uygun düşmediği görülmektedir. Nitekim söz konusu HGK kararı oy çokluğu ile çıkmış olup, Yargıtay'ın eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümüne bakmakla görevli Dairesinden görüşmelere katılan üye hakim, Yargıtay'ın yerleşik kararları doğrultusunda muhalif kalmıştır.Bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmüş olup, ispat yükü halen davacıda olduğundan ancak davacı bu ispat yükünü yerine getiremediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Ancak söz konusu eksiklik yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,
2-(KAPATILAN)BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/12/2021 tarih ve 2018/1267 Esas, 2021/1214 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Davanın REDDİNE,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN
1-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 3.535,05 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 2.803,05 TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı tarafa İADESİNE,
2-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 76,10 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 296,80 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 16/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.