Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/884 E. 2026/955 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/884
- Karar No
- 2026/955
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/884 Esas
KARAR NO: 2026/955
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/03/2024
NUMARASI: 2023/961 E. - 2024/354 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça, müvekkili hakkında ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibin halen derdest olduğunu, takibin 70.000 TL bedelli bonoya dayandırıldığını, müvekkilinin davalı tarafa söz konusu bonodan dolayı hiçbir borcu bulunmadığını, söz konusu bononun müvekkilinin rızası dışında yedinden çıktığını, senedin içeriğinde düzenleme tarihi, düzenleme yeri, senet miktarı, bedel kısmının tamamıyla davalı tarafından doldurulduğunu, müvekkilinin, ... isimli şahsı hiçbir şekilde tanımadığını, taraflar arasında kambiyo hukukundan doğan herhangi bir hak olmadığı gibi taraflar arasında bir hakkın doğumuna sebep teşkil edecek temel ilişkinin de bulunmadığını, senedin zamanaşımına uğradığını, davalı tarafça başlatılan işbu haksız ve kötü niyetli icra takibi neticesinde müvekkili aleyhine haciz talepleri gönderildiğini, müvekkilinin işbu haksız takipten dolayı oldukça büyük zararlara uğradığını, taleplerinin kabulü ile davalı ... ile müvekkili arasında mevcut ve geçerli bir hukuki ve ticari ilişkinin bulunmadığı ve söz konusu bononun müvekkilinin rızası dışında elinden çıkmış olduğunu ve dolayısıyla müvekkilinin söz konusu bonodan kaynaklı olarak davalı tarafa herhangi bir borcu olmadığının tespitine, mahkemece takdir edilecek teminat mukabilinde yahut teminatsız olarak .... İcra Müdürlüğünün ... E. dosyasına ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesine ve söz konusu icra dosyası kapsamında müvekkil aleyhine yapılmış olan tüm haciz işlemlerin kaldırılmasına, neticeten .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı haksız icra takibinin durdurulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydıyla bu dava sebebiyle uğramış oldukları zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kambiyo senetlerinin ticari evrak olduğunu buna dair davaların Asliye Ticaret mahkemelerinin görev alanına girdiğini, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, takibe konu kambiyo senedine ilişkin 2008 yılında takip başlatıldığını, 2005 yılında keşide edilen, 2008 yılında ise icra takibine konu olan bonoya ilişkin takibin kesinleştiğini ve taşınmaz hacizleri yapıldığını, borçluya mirasen intikal eden taşınmaza haciz konulduğunu ve İstanbul 2. Sulh Hukuk Mah. 2013/570 E. sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası görüldüğünü, tüm bu yargı süreçlerine borçlunun aktif olarak katıldığını, borçlu ...'ın, senedin düzenlendiği tarihlerde ayakkabı taban işi ve ayakkabı imalatı yaptığını ve nakit paraya ihtiyaç duyduğunu, tarafların ortak tanıdığı olan ...'nün, müvekkili ile davacı-borçluyu tanıştırdığını, davacı-borçlunun işletmesini geliştirmek için nakit paraya ihtiyacı olduğundan bahisle müvekkilden borç para istediğini, ortak tanıdıkları olan ...' nün de isteği ile müvekkilinin, davacı-borçluya senette yazılı parayı borç olarak verdiğini ve karşılığında takibe konu senedi aldığını, davacı-borçluyu müvekkili ile tanıştıran ve müvekkilinin borç para vermesini isteyen ...' nün banası olan ...'nün de borçluyu tanıdığından senede kefil olduklarını, HMK nın 200. maddesine göre davacı-borçlunun iddialarını yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini, bononun üzerinde bulunan imzanın davacı-borçlu ...'a ait olduğunu, öncelikle görevli mahkemede açılmamış bulunan davanın, dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmesini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli davadan dolayı davacının, İ.İ.K. md 72/4 uyarınca takibe konu asıl alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2023/961 esas, 2024/354 karar sayılı, 28/03/2024 tarihli kararı ile; "Davaya konu .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu 70.000TL bedelli 26/02/2005 düzenleme tarihli, 02/03/2005 vade tarihli bonoya dayanarak 07/03/2005 tarihinde kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığı, senedin vade tarihinden takip tarihine kadar, TTK 779/1-h bendi yollamasıyla TTK 749/1 maddesinde düzenlenen 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, senedin zamanaşımına uğramış olması sonucu bono niteliğini kaybettiği ve böylece kambiyo senetlerine özgü takibe konu edilemeyeceği, takip talebi incelendiğinde kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığı anlaşıldığından davanın KABULÜ ile; davacının .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu 70.000TL bedelli 02/03/2005 düzenleme tarihli bono nedenle işlemiş faiz de göz önüne alınarak 129.801,10TL yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek karara karşı yasal süresi içinde istinaf yoluna başvurduğunu, davacı-borçlunun müvekkilinden nakit para alarak karşılığında icra takibine konu senedi verdiğini, borçlunun ödeme yapmaması üzerine ihtiyati haciz kararı alınarak kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, borçlunun kendisine yapılan tebligata rağmen borca veya zamanaşımına yönelik bir itirazda bulunmadığını, takibin kesinleşmesinin ardından borçlunun miras payına haciz konulduğunu ve ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, davacının yaklaşık 12 yıl süren bu yargılama boyunca borca veya zamanaşımına dair hiçbir beyanda bulunmadığını, taşınmazın satış aşamasına gelmesiyle birlikte kötüniyetli olarak menfi tespit davası açtığını, yerel mahkemenin ise zamanaşımının resen dikkate alınamayacağı kuralını ve 5 günlük yasal itiraz süresini göz ardı ederek kendisini İcra Hukuk Mahkemesi yerine koyup davanın kabulüne karar verdiğini ifade ederek; usul ve yasaya aykırı bu kararın kaldırılmasını, haksız davanın reddini, müvekkili lehine %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı kambiyo senetlerine özgü icra takibine konu 70.000 TL bedelli, 26/02/2005 düzenleme tarihli, 02/03/2005 vade tarihli bonoya ilişkin borçlu olmadığının tespiti talebiyle Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/961 Esas sayılı menfi tespit davası açıldığını, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde belirtildiği üzere senedin zamanaşımına uğradığını, ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu, davalının istinaf başvurusunun reddine, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/961 esas, 2024/354 karar sayılı, 16.04.2024 tarihli kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; İİK'nın 72.maddesi kapsamında icra takibine dayanak bono yönünden menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür.
Dosyanın tetkikinde; .... İcra Müdürlüğünün (eski esas:...) ... esas sayılı dosyasına dayanak dava konusu 26/02/2005 düzenlenme tarihli, 02/03/2005 vade tarihli, 70.000-TL bedelli bono keşidecisinin davacı, lehtarının davalı olduğu, düzenlenme sebebinin ''nakden'' şeklinde yazılı olduğu, imza inkarının bulunmadığı, işbu bonoya dayalı olarak davalı tarafından davacı aleyhine 07/03/2008 tarihinde yukarıda bahsi geçen kambiyo senetlerine özgü icra takibinin başlatıldığı görülmüştür.
Davacı tarafın bono imza edildikten sonra iradesine aykırı olarak davalının eline geçtiğini ve senedin zamanaşımına uğradığını iddia ederek menfi tespit talebinde bulunduğu, mahkemece zamanaşımına uğradığı tespit edilen senet yönünden kambiyo senetlerine özgü takip yapılamayacağı gerekçesi ile davacının menfi tespit isteminin kabulüne karar verildiği, davalı tarafın ise yerel mahkemenin kendisini icra hukuk mahkemesi yerine koyarak ve davacı tarafından süresinde zamanaşımı defiinde bulunmuş gibi değerlendirme yaparak karar verdiği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür.
TTK'nın 778/1-a maddesinin atfıyla bonolarda uygulanması gereken TTK'nın 749. maddesinin; ''Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.'' şeklindeki düzenlemesi ışığında bakıldığında, davaya konu bononun takip tarihi itibari ile zamanaşımına uğradığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla senedin kambiyo vasfını kaybettiğine yönelik mahkeme değerlendirmesinin isabetli olduğu anlaşılmakta ise de zamanaşımına uğrayan senet taraflar arasındaki temel ilişki yönünden delil başlangıcı niteliğindedir. Nitekim davanın tarafları keşideci ve lehtar olduğundan aralarında temel ilişkinin bulunduğu görülmekle, alacağın mevcudiyeti bakımından ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Ancak mahkemece bu yönler üzerinde durulmayarak davalı tarafa ispat olanağı tanınmadan senedin bono niteliğini kaybettiği ve böylece kambiyo senetlerine özgü takibe konu edilemeyeceği, takip talebi incelendiğinde kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmekle icra hukuk mahkemesine özgü şekli bir değerlendirme ile sonuca ulaşıldığı anlaşılmıştır.
Dolayısıyla davalı tarafın dayandığı deliller kapsamında, delil başlangıcının bulunması karşısında davalı tarafa ispat imkanı verilmesi gerekirken kambiyo senedine özgü takip yapılamayacağından bahisle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın belirtilen eksikliğin giderilmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2-Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../03/2024 tarih, 2023/... E. 2024/... K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026