Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/454 E. 2026/1583 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/454
- Karar No
- 2026/1583
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/454 KARAR NO : 2026/1583
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2024 NUMARASI : 2024/98 Esas - 2024/707 Karar DAVACI : ... (T.C. NO:...) -.... Küçükçekmece/İSTANBUL VEKİLİ : Av. ... - .... Serdivan/SAKARYA DAVALI : ... (T.C. NO:...) - ... Adapazarı/SAKARYA VEKİLİ : Av. ... - .... Adapazarı/SAKARYA DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/03/2023 KARAR TARİHİ : 18/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 01/10/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ile borçlu davalı arasında adi borçtan kaynaklı 01/11/2017 tanzim, 20/12/2017 vade tarihli 50.000 TL bedelli bononun davalı tarafından ödenmediği, davacının yasal süresi içinde tarafların arkadaş olması ve borcun ödeneceğinin de davalı tarafından vaad edilmesi nedeniyle başvuru hakkını 3 yıl içerisinde kullanmadığından kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapma hakkını yitirdiğini, ancak borçlu borcunu ödemediğinden alacağın zamanaşımına uğramadığını, bu kapsamda davacı tarafından Sakarya 1. İcra Müdürlüğü 2022/13990 Esas sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlatıldığını ancak borçlu olan davalının borca yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durduğunu, bu nedenle iş bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, davalının yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenle öncelikle haricen edilen bilgilere göre borçlunun bir çok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini,yargılama sonucunda davalının icra takibine yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini söz konusu borcun davalı tarafından davacıya faiziyle ödendiğini ve ellerinde dekont bulunduğunu, davacının 2017 senesinde arsa satımı için müvekkiline 35.000,00 TL kapora verdiğini, daha sonra bu işlemin mücbir sebeplerle gerçekleştirilememesi üzerine davacının mağdur olmaması için tarafına 50.000-TL bono tanzim edildiğini, satışın gerçekleşemeyeceğinin kesinleşmesi sonrasında bu paranın faiziyle geri ödendiğini, davalı ve davacı arasında başkaca da bir borç ilişkisinin bulunmadığın bu nedenle açılan davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının Sakarya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2022/13990 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 50.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davalının takibe yapılan itirazın kabuk edilen miktarca haksız olması nedeniyle asıl alacak miktarı olan 50.000,00 TL 'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usul yönünden değerlendirildiğinde söz konusu bono zaman aşımına uğramış ve artık kıymetli evrak vasfını yitirdiğini, işbu nedenle bu davanın Asliye Ticaret mahkemesinde görülmesinin usule aykırı olduğunu, banka yoluyla senet ödemesi yapılabileceğini ve yapılan ödemenin başka bir alacağa yönelik olduğu iddiasını kanıtlamakla alacaklının mükellef olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen karar detaylıca incelendiğinde, mahkemenin tüm delilleri titizlikle değerlendirdiği ve kararını somut vakıalara dayandırdığı görüldüğünü, Davalının delillerinin yetersiz olduğu açıkça ortada olmasına rağmen, davalının aynı iddiaları istinafa taşıması, süreci uzatma çabasından ibaret olduğunu beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/12/2024 Tarih - 2024/98 Esas - 2024/707 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; bonodan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; davacının, 01/11 2017 tanzim ve 20/12/2017 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli bonoya dayalı alacağının, davalı tarafından ödenmediğini, kambiyo senedine özgü takip süresinin geçirilmesi nedeniyle, Sakarya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2022/13990 E. sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz etmesi üzerine itirazın iptali istemiyle eldeki davanın açıldığının belirtildiği, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde ise; borcun daha önce ödendiğini, taraflar arasındaki arsa satışı nedeniyle davacı tarafından 35.000,00 TL kapora verildiğini, satışın gerçekleşmemesi üzerine bu bedelin iadesini güvence altına almak amacıyla 50.000,00 TL bedelli bononun düzenlendiğini, satışın gerçekleşmeyeceğinin kesinleşmesi sonrasında söz konusu bedelin faiziyle birlikte davacıya ödendiğini ve taraflar arasında başka da bir borç ilişkisi de bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile resen mahkeme, ilk önce görevli olup, olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. 6102 sayılı TTK'nın 16-(1) maddesine göre Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar. Anılan kanun hükmü gereğince davacı ile davalının tacir olduklarına dair bir iddia bulunmamaktadır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 3. maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işlerden olduğu, 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. 6102 Sayılı TTK'nın 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. 6102 Sayılı TTK'nın 778-(1)-h) maddesinin yollaması ile 6102 Sayılı TTK'nın 749. maddesi uyarınca; bonolarda zamanaşımı süresi vade tarihiden itibaren (3) yıldır. Vade tarihinden itibaren (3) yıllık zamanaşımı süresi dolan ve zamanaşımına uğrayan bonolar kambiyo vasfını kaybedecektir, 6102 Sayılı TTK'nın 700. maddesi vd. uyarınca; avalistin kambiyo senedinden doğan aval sorumluluğu ortadan kalkacaktır. 6102 sayılı TTK'nın 732 maddesinde; "(1) Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar."hükmü düzenlenmiştir. Bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile birlikte bonoya dayalı talep hakkı kendiliğinden sona ermemektedir (Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 1997, s. 879; Kendigelen, Abuzer/Kırca, İsmail: Kıymetli Evrak Hukuku Genel Esaslar Kambiyo Senetleri, İstanbul 2019, s. 264). Bu itibarla hamil, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi hâlinde dahi bonoya dayanarak borçluya karşı takip yapabilir veya genel mahkemelerde alacak davası açabilir. Ancak borçlunun zamanaşımı def’înde bulunması hâlinde, alacaklı kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitirecektir. Bu durum, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile değil, borçlunun zamanaşımı def’înde bulunması ile ortaya çıkmaktadır. Borçlu süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunmazsa söz konusu bono, hamile zamanaşımına uğramamış bir bononun sağladığı tüm imkânları sağlayacaktır. Zamanaşımına uğrayan bir bono kambiyo senedi vasfını kaybettiği için kambiyo hukukunun tanıdığı özel imkânlardan yararlanamayacak ve hatta adi senede dahi dönüşemeyecektir. Zira zamanaşımına uğrayan bono fiziki olarak ortada olsa bile maddi hukuk anlamında artık hiçbir şey ifade etmemekte sadece ispat hukuku alanında delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir (Öztan, s. 878; Kendigelen/Kırca, s. 264). Bu itibarla zamanaşımına uğrayan bono adi senede dönüşmeyeceği için, alacağın ispatı açısından tek başına yeterli olmayacak, bununla birlikte sadece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 202. maddesi kapsamında bir (yazılı) delil başlangıcı olarak kullanılabilecektir. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 25.03.2021 tarihli ve 2017/(19)11-937 E., 2021/357 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 202-(2) maddesine göre, iddia konusu hukukî işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukukî işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge, delil başlangıcı sayılır. Zamanaşımına uğrayan bono, delil başlangıcında bulunması gereken tüm unsurları taşımaktadır. Bu nedenle zamanaşımı nedeniyle kambiyo vasfını kaybeden bonoya dayanma imkânı olmayan hamil, temel ilişkiye dayanarak açılan davalarda, zamanaşımına uğrayan bonodan delil başlangıcı olarak yararlanabilir ve senetle ispatı gereken bir hukukî işlem hakkında iddiasını tanık dinleterek veya başka delillerle ispat etme imkânına sahip olur (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 25.12.2019 tarihli ve 2019/1 E., 2019/8 K. sayılı kararı). Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır. Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinin 1 inci bendinin (a) alt bendi uyarınca bu Kanunda düzenlenen hukuk davaları mutlak ticari davalardır. Nispi ticari davalar ise konusu ne olursa olsun, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarıdır (TTK.m.4/1). Kanuni düzenleme uyarınca sadece mutlak ya da nispi ticari davalar asliye ticaret mahkemesinde görülürken, bunlar dışında kalan davalar (istisnalar saklı kalmak kaydıyla) asliye hukuk mahkemelerinde görülmelidir. İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir. Konu hakkında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09/11/2016 tarih 2014/19-1241 Esas- 2016/1033 Karar sayılı İçtihadının her somut olay bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. Eldeki davada, davanın, genel haciz yoluyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davanın ilk olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, anılan mahkemece uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, dosyanın bu karar üzerine Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği ve Asliye Ticaret Mahkemesince görevsizlik hususu yeniden değerlendirilmeden yargılamaya devam edilerek işin esasına girildiği ve davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmektedir. Eldeki davada uyuşmazlığın niteliği itibariyle Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olup olmadığı hususu öncelikle değerlendirilmelidir. Az yukarıda da belirtildiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. ve 5. maddeleri uyarınca bir davanın ticari dava niteliğinde bulunabilmesi için uyuşmazlığın kanunda belirtilen mutlak ticari davalardan olması veya her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması gerekmektedir. Somut olayda; davacının açıkça temel ilişkideki adi borç için düzenlenen bononun zamanaşımına uğraması nedeniyle ilamsız takip yapıldığını ancak temel ilişkideki alacağı yönünden zamanaşımının dolmadığını ileri sürdüğü, davalının ise temel ilişkinin, arsa satışı amacıyla verilen kaporanın iadesi ve bu kapsamda düzenlendiği ileri sürülen bono olduğunu savunduğu, davacının davada kambiyo haklarına dayanmadığı, bu durumda davacının bonoya delil başlangıcı olarak dayandığının kabulünün gerektiği, tarafların da tacir olmadığı bu durumda uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu değerlendirilmiş ve görevli olmayan Asliye Ticaret Mahkemesince davanın esasına girilerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. 2-Kaldırma nedenine göre diğer istinaf istemleri incelenmemiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 355. Maddesi gereğince kamu düzeninden kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-3) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davalının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/12/2024 Tarih - 2024/98 Esas - 2024/707 Karar Sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353-(1)-a)-3) maddeleri uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA ve yeniden HÜKÜM KURULMASINA, a-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'ne açılan davanın dava şartı (görev) yokluğu nedeniyle HMK'nın 114-(1)-c) ve 115-(2) maddeler gereğince USULDEN REDDİNE, Dairemiz kararı kesin nitelikte olduğundan, 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca bu kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) haftalık kesin süre içinde ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Sakarya 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde ilk derece mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, b-6100 sayılı HMK'nın 331-(2) maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine, c-6100 sayılı HMK'nın 331-(2) maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkemece verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile yargılama giderleri ve vekalet ücreti hususunda karar verilmesine, 2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına, b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, c-Davalı tarafından yapılan 1.683,10-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 665,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.348,10 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine, e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/09/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... *Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*