Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/44 E. 2026/1511 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/44
- Karar No
- 2026/1511
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/44
KARAR NO: 2026/1511
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/663 Esas- 2022/933 Karar
TARİH: 23/11/2022
DAVA: İtirazın İptali
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu ile müvekkili arasında yıllardır devam etmekte olan ticari ilişkinin devam ettiği süreçte müvekkili tarafından davalı borçluya avans verilmekte ve bu avans karşılığında da davalı tarafından müvekkiline mal satışı ve teslimi yapıldığını, tarafların ticari ilişkileri uzun bir süre bu şekilde devam ettiğini ve yine müvekkili tarafından davalı borçluya yüklü miktarda avans ödemeleri yapıldığını, ancak müvekkili tarafından banka yolu ile yapılmış olan son avans ödemeleri davalı borçluya ulaşmış olmasına rağmen davalı borçlu tarafından mal teslimi yapılmadığını, bu sebeple müvekkilinin davalı borçludan 421.365,84 TL alacaklı olduğunu, davalı borçlunun mal teslimi yapmadığı gibi bir de müvekkiline hiç bir gerçekliği bulunmayan 16/07/2020 düzenleme tarihli, 733.682,35 TL bedelli ve 17/07/2020 düzenleme tarihli, 36.401,40 TL bedelli aturalar düzenlediğini, işbu faturalara konu mal ve hizmetin müvekkili şirketçe davalı taraftan alınmadığını, bu faturalara yasal süresinde .... Noterliği'nin 05/08/2020 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile itiraz edildiğni ve faturaların davalı borçluya iade edildiğini, davalı borçlu müvekkili tarafından gönderilmiş olan avanslar karşılığında hiçbir mal teslimi yapmadığı gibi müvekkili tarafından banka yolu ile gönderilmiş olan avans tutarlarını da müvekkiline iade etmediğini, açıklanan nedenlerle müvekkilinin cari hesap alacağının tahsili amacı ile .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile borçlu/ davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibi başlatıldığını, davalının icra dosyasına itiraz dilekçesi ile borca, faize ve ferilerine itiraz ettiğini beyan etmiş ve itirazın iptali ile takibin devamına ve takip sonrası ticari faiz ile alacağın tahsiline karar verilmesini, davalı borçlunun alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın arabuluculuk başvurusunda konu etmediği icra inkar tazminatını huzurdaki davada ileri sürmesinin hukuken mümkün olmadığını, icra inkar tazminatı yönünden dava şartı yerine getirilmemiş olduğundan, icra inkar tazminatı yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın icra takibinin dayanağı olarak cari hesap alacağını gösterdiğini, öncelikle belirtmek gerekir ki taraflar arasında imzalanmış herhangi bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, TTK ml.89/2 hükmü gereği cari hesap sözleşmesi yazılı yapılmadıkça geçerli olamayacağını, bu nedenle davamı tarafından icra takibine dayanak yapılan cari hesabın hukuken geçersiz olduğunu, zira davacının yazılı bir cari hesap sözleşmesi sunmadığını, davacı ile müvekkili arasında ticari ilişki olduğunu fakat davacının iddia ettiği gibi yüklü miktarda avans ödemesi verilerek mal temini olmadığını, müvekkili ile davacının ticari ilişkisi devam ederken, müvekkilinin deposunun bulunmaması nedeniyle davacı tarafın müvekkilinin mallarını kendi deposunda muhafaza edildiğini, müvekkilinin en son 16 ve 17 Temmuz 2020 tarihlerinde davacıya fatura düzenlediğini, bunun akabinde davacı yeni mal talebinde bulununca müvekkili şirketin eski bakiyenin ödenmesi halinde mal tedarikini yapabileceğini söylediğini, takip talebinde %10 faiz talep edilmiş iken ödeme emrinde %16,75 oranında faiz yer alması, yani talepten fazlasının ödeme emrine konu edilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan etmiş ve arabuluculuk davca şartı yerine getirilmeden talep edilen icra inkar tazminatı talebinin reddine, haksız ve mesnetsi davanın reddine, haksız ve kötüniyetli icra takibi nedeniyle takip tutarının %20'si oranındaki tazminatın davacıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 23/11/2022 tarih ve 2021/663 Esas- 2022/933 Karar sayılı kararında;
Davanın cari hesap alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, mali müşavir bilirkişisinden alınan kök ve ek rapora göre Mahkemece davalı tarafın 178.114,63.TL bedelli fatura nedeniyle alacaklı olmadığı kabul edildiği takdirde, tarafların incelenen ticari defter kayıt ve belgelere göre davacı tarafın 30.12.2020 takip tarihi itibarı ile davalı taraftan 443.682,46.TL alacaklı olduğu (Talep 421.365,84 TL), davalı tarafın 178.114,63.TL bedelli fatura nedeniyle alacaklı olduğu kabul edildiği takdirde davacı tarafın 30.12.2020 takip tarihi itibarı ile davalı taraftan 265.567,83 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı aleyhine cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili için icra takibi yapıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davacının alacaklı olup olmadığının araştırılması için tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verildiği, bu kapsamda bilirkişiden raporlar alındığı ve tarafların BA-BS formlarının ilgili vergi dairelerinden celbedildiği, davalının davacıya kestiği 178.114,63 TL'lik faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ve BA formu ile bildirilmediği, bu fatura konusu malların davalı tarafından davacıya teslim edildiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, davalı tarafça delil olarak mailler gösterilse de 27.07.2020 tarihli mailde belirtilen mutabakata konu faturaların her iki tarafın ticari defterlerine işlenmesi nedeniyle bu hususta bir uyuşmazlık olmadığı, 31.03.2020 tarihli mail ile 178.114,63 TL'lik faturanın tebliğ edildiği belirtilse de kararda belirtilen İstinaf kararında belirtildiği gibi faturanın tebliğ edilmesinin malların tesliminin ispatı için yeterli olmadığı kanaatiyle, davaya konu alacağın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olması ve 178.114,63 TL'lik fatura konusu malların davacıya teslim edildiğinin davalı tarafça ispat edilemediği gerekesiyle davanın kabulüne, alacağın likit olduğu gözetilerek davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı takip dayanağı yapmadığı faturalara dayanamayacağını, itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayandığı belgeler dışındaki başka belgelere hukuken dayanamayacağını, TTK m.89/2 hükmü gereği cari hesap sözleşmesi yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağını, davacı tarafından icra takibine dayanak yapılan "cari hesap" hukuken geçerli bir cari hesap sözleşmesi olmadığını, davacı taraf icra takibine başkaca bir dayanak da göstermediğini, davacı tarafın alacağını dayandırdığı ödeme dekontları ve faturalar icra takibinde dayanak olarak gösterilmemiş olduğundan huzurdaki davada bu evrakların değerlendirilme imkanı bulunmadığını,
Yargıtay içtihatlarına göre hukuken geçerli yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmaması halinde açık hesap ilişkisinin varlığı kabul edildiğini, takip dayanağı olarak gösterilen cari hesap sözleşmesi gerçekte var olmadığını, haklı itirazının iptalinin hatalı olduğunu, Hukuk genel kurulu kararlarında görüleceği üzere açık hesap ilişkisi mevcut ise tüm hesap incelenmemekte ve sadece takip dayanağı faturalar ve ödemelerin incelenebileceğini,. incelemeye konu davada açık hesap ilişkisi mevcut olmasına rağmen yapılan ödemelerin takip dayanağı yapılmadığını, bu nedenle hukuka uygun itirazının kabulü ile davanın tümden reddini ve kötüniyetli takip nedeniyle tazminata hükmedilmesini talep ettiğini, 27.03.2020 tarihli ... fatura numaralı 178.114,62 TL bedelli fatura alacağının kabul edilmesi gerektiğini, bir an için davanın tümden reddi talebinin kabul görmemesi ihtimalinde, 27.03.2020 tarihli ... fatura numaralı 178.114,62 TL bedelli fatura alacağımızın kabul edilmesi ve bu doğrultuda karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi ek raporunda bahsedilen fatura alacağının kabul edilmesi ihtimali için seçenekli hesaplama yapıldığını, davacı şirkete listeli ürünlere ihtiyacı olup olmadığının sorulduğunu, davacı tarafından ihtiyaç olduğu bildirilen ürünlerin davacıya satışı gerçekleştirildiğini ve aynı depo içinde bulunan malların mülkiyeti davacı tarafa geçtiğini, bunun üzerine 31.03.2020 tarihinde hem davacı şirketin mail adresine hem de şirketin asıl sahibi ...ye fatura gönderildiğini, davacı taraf ne fatura içeriğine ne de mal teslimine ilişkin süresinde herhangi bir itirazda bulunmadığını, böylelikle mal tesliminin yapıldığı ve fatura alacağının TTK m.21/2 uyarınca ispatlandığını, ek rapordaki tespitler ve sunulan içtihatlar ile fatura alacağının kabul edilmesi gerektiğinin gösterildiğini, ek raporda 178.114,62 TL bedelli faturanın müvekkilin ticari defterinde bulunduğu ve ... Vergi Dairesi'ne BS formu olarak bildirildiği; fakat davacının hem ticari defterinden bulunmadığı hem de BA formu olarak bildirilmediği tespit edildiğini, davacı taraf faturaya konu malları teslim almasına ve faturaya hiçbir itirazda bulunmamasına rağmen, hukuka aykırı şekilde ticari kayıtlarına işlemediğini, taraflar arasında süregelen bir ticari ilişki mevcut olduğunu, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı ve aynı zamanda faturanın tebliği her türlü delille ispatlanabileceğini, bu doğrultuda hem mail hem watsapp/mesaj yazışmalarının incelemeye alınıp, mail adreslerinin şirketlere ait olduğu tespit edildikten sonra faturanın davacıya gönderildiği ve davacı tarafından 8 gün içinde itiraz edilmediği, müvekkilin davacıya tüm malların listesini gönderdiği, davacının listeden seçtiği malların tesliminden sonra 27.03.2020 tarihli fatura düzenlendiği tespit edileceğini, süresinde itiraz edilmeyen fatura ve mesaj kayıtları yazılı delil niteliğini haiz ise de, HMK m.202 gereği mesajlaşma kayıtları delil başlangıcı niteliğinde sayılıp hukuki işlemin ispatı için tanık dahi dinlenebileceğini, fatura alacağımızın dayanağı alım satımın ispatı amacıyla da tanık dinlenmesi gerekmekte iken eksik inceleme ile hüküm tesisi hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay kararları gereği mesaj kayıtlarının uyumlu olduğunun ispatı açısından telefon kayıtlarının ve mail adreslerinin incelenerek uyumlu olması halinde delil olarak kabul edilerek hüküm kurulması gerektiğini, açıklanan sebeplerle hem mail hem mesaj/watsapp yazışmalarının savunmaları doğrultusunda gerçeği yansıttığı, ...nin davacı şirketin resmi olmayan ama gerçekteki yöneticisi olduğunun, faturanın kendisine (...@gmail.com) ve davacı şirkete (...@....com) tebliğ edildiğinin tespiti için bilirkişi raporu aldırılması gerekmekteyken ispat araçlarının yok sayılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, ... davacı şirket adına iş ve işlemleri bizzat yönettiğini, hükme esas bilirkişi raporunda ...nin davacı şirket adına iş ve işlemleri yürüttüğüne ilişkin sunduğu mail içeriği incelendiğini, talep içeriğinde talep edilen BA 2 belge 969561,43 TL mutabakatının 2020 yılı Haziran ayı faturalarına ilişkin olduğu ve her iki taraf ticari defterlerine işlendiğinin tespit edildiğini, ... davacı şirketin resmiyette eski ortağı sıfatında bulunsa da ... şirketin gerçek sahibi olup, tüm ticari ilişkiler kendisi tarafından yürütüldüğünü, aksi halde ...@gmail.com adresi üzerinden davacı şirket yetkilisi ...'nin şirket işlemlerini yürütmesinin düşünülemeyeceğini, bu mail adresi üzerinden yapılan yazışma içeriklerinin her iki taraf ticari defterlerine işlendiği de bilirkişi tarafından tespit edildiğini, ...nin davacı şirket ile ilgisinin bulunmadığı iddiasının samimiyetsiz olduğunu, resmi kayıtlara göre ... şirket ortaklığından 12.04.2018 tarihinde ayrıldığını, arz ettiği mail ...@gmail.com adresinden ... tarafından 27.07.2020 tarihinde gönderildiğini, davacı taraf bu hususta hiçbir açıklama yapamadığını, ... ve ... arasındaki akrabalık ilişkisi tarafınca bilinmemekle birlikte alınacak nüfus kaydı ile aydınlatılması mümkün olduğunu, davacı şirketin kullanmış olduğu ...@....com adresinin davacı şirkete ait olup olmadığı, ...@gmail.com adresinin davacı şirketin mail adresi ile aynı IP üzerinden işlemde bulunup bulunmadığı, davacı şirketin internet aboneliğine ilişkin IP üzerinden ...@gmail.com hesabının kullanılıp kullanılmadığı konusunda teknik inceleme yaptırılmasını talep ettiğini, talebinin reddedildiğini ve eksik inceleme neticesinde karar oluşturulduğunu, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan banka hesap hareketlerinde, davacı şirket ile ... arasında tam 80 kez karşılıklı ve açıklamasız havale işlemi gerçekleştiğini, 1 kez de davacı şirket, ... adına kredi kartı ödemesi gerçekleştirdiğini, buna rağmen davacı taraf maddi gerçeği kötü niyetli olarak inkar ettiğini, müvekkilin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, yazılı olmayan cari hesaba dayalı icra takibi ve incelemeye konu dava kötü niyetli olduğunu, hukuk düzeninin kötü niyeti korumayacağını, davacı taraf her ne kadar yasal süresi içinde defter açılış ve kapanış tasdiklerini yaptırmış olsa da, defterlerinde hatalı bir çok veri mevcut olduğunu, 2018 yılı kayıtlarında davacı tarafın defterine göre müvekkile 36.622,43 TL borçlu olduğu bildirildiğini, müvekkilin kayıtlarına göre davacı taraf müvekkile 2.872,43 TL borçlu durumda olduğunu, 2019 yılında davacı kayıtlarına göre müvekkilin alacağı 575.189,55 TL iken müvekkilin kayıtlarına göre 481.439,55 TL olduğunu, müvekkil şirket, hem satışlarını hem de aldığı ödemeleri kuruşuna kadar eksiksiz şekilde defterlerine yansıtmış iken, davacı taraf müvekkile yaptığı ödemeleri dahi defterlerine yansıtmadığını, ticari defterlerini somut gerçeğe uymayacak şekilde işlediğini, davacının gerçeğe aykırı şekilde kendini fazladan borçlu gösterdiği hatalı kayıtlara güvenilmemesi gerektiğini, davacının satış faturalarının ve stok kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, yargılama esnasında yapılan bilirkişi incelemelerinde, yerel Mahkemenin talimatları doğrultusunda yalnızca taraflar arasındaki ticari ilişkiyi içeren defter-belge incelemesi yapıldığını, gerekçeli kararda hükmedilen ticari faiz hukuka aykırı olduğunu, borç muaccel olmadan faiz talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın cari hesap alacağı şeklinde haksız şekilde talep ettiği alacak muaccel hale gelmediğini, taleple bağlılık ilkesi gereği takip talebinde talep edilen %10'luk faiz oranından fazlasına hükmedilmemesi gerektiğini, bilirkişi raporunda ödemeler efektif alış kuru üzerinden hesaplanmadığından hatalı olduğunu hükme esas teşkil etmesinin mümkün olmadığını, Yerel mahkeme tarafından hem mal teslimine ilişkin hem de fatura alacağına ilişkin hukuka uygun delilleri değerlendirilmediğini ve müvekkilin anayasal hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek gerekçeli karar tesis edildiğini, alacağın belirli ve likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatı tatbikinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, davalıya avans ödemesi olarak gönderilen tutar karşılığında malların teslim edilmediğini ileri sürerek bakiye açık hesap alacağının tahsilini talep etmiş, davalı vekili ise taraflar arasındaki ticari ilişkinin mal teslimi karşılığı ödeme şeklinde olduğunu ve düzenlenen faturalara karşılık malların teslim edildiğini savunmuştur.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve davacının açık hesap alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen rapora göre, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 351.365,84 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre ise davalının davacıya 262.398,97 TL borçlu olduğu, tarafların ticari defterleri arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafından davalıya yapılan toplam 93.750,00 TL ödemenin ve davalı tarafından düzenlenen 178.114,63 TL bedelli faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, kur farkına ilişkin düzeltme ve toplam 93.750,00 TL ödemenin davacının alacağına kaydedilmesinden sonra davacının 443.682,46 TL alacaklı olduğu ve tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirleri ile uyumlu olduğunun tespit edildiği, yani tarafların ticari defterleri arasındaki tek uyuşmazlığın davalı tarafından düzenlenen 178.114,63 TL bedelli faturadan kaynaklandığı, davalı tarafından bu faturaya konu malların davacıya tesliminin yazılı deliller ile ispat edilmesi gerekirken bu yönde yazılı bir delil sunulmadığı, bu sebeple bu faturanın davacı alacağından mahsup edilmemesinin ve talebi ile bağlı kalınarak hüküm kurulmasının yerinde olduğu, davacı tarafından kabul edilmeyen whatsapp yazışmalarının tek başına yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmadığı ve dava değeri itibariyle tanık dinlenmesinin yasal olarak mümkün olmadığı, faturanın tek başına düzenlenmesinin, karşı tarafa tebliğinin ve yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesinin fatura konusu malların teslimini ispatlamadığı, faturaya itiraz edilmemesinin sadece fatura içeriğinin kesinleşmesi sonucunu doğurduğu, bu sebeple mail adresine ilişkin inceleme yapılıp yapılmamasının, davacının stok kayıtlarının incelenip incelenmemesinin sonuca etkili olmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarının açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak yapıldığı ve lehine delil teşkil ettiğinin tespit edildiği, davacının kendi lehine olan ödeme kaydının defterlerine işlenmemiş olmasının tek başına ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulmadığı anlamına gelmediği, düzeltmeler yapıldığında 178.114,63 TL bedelli fatura dışında tarafların ticari defterlerinin birbirleri ile uyumlu olduğu ve davacı alacağının davalının ticari defter ve kayıtları ile de sabit olduğu, davacı tarafından takip talebinde alacağın sebebinin "cari hesap alacağı" olarak gösterildiği, takip talebi ekine ise cari hesap ekstresinin eklendiği, yazılı bir cari hesap sözleşmesinin olduğu iddia edilmediği gibi taraflar arasında açık hesap ilişkisi sabit olduğundan alacağın cari hesap alacağı olarak nitelendirilmesinin sonuca etkisinin bulunmadığı, bu sebeple Mahkemece bakiye açık hesap alacağının tespiti için taraflar arasındaki açık hesaptaki ödemeler ve ödemeler karşılığı düzenlenen faturaları incelemesinin usul ve yasaya uygun olduğu, alacak tarafların ticari defter ve kayıtları ve ödeme belgeleri ile sabit ve likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de yerinde olduğu ve Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili tüm delillerin incelenerek ve değerlendirilerek sonuca gidildiği anlaşıldığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak davacı tarafından icra takip talebinde asıl alacağın (yıllık % 10) oranında ticari faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği gözetilerek mahkemece takip talebindeki oranı geçmemek üzere avans faizi işletilmesi gerekmesinde rağmen talep aşılmak suretiyle karar verilmesi yerinde olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi haklı görülmüştür.
Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../11/2022 tarih ve 2021/... Esas- 2022/... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
2-Davanın KABULÜ ile davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 421.365,84-TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek takip talebindeki oranı geçmemek üzere avans faizi ile birlikte takip talebindeki koşullarla aynen devamına,
3-Hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında 84.273,16-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:
4-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden davalıdan alınması gereken 28.753,50 TL nispi karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 5.003,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 23.749,88 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 5.003,62 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 5.062,92 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 1.066,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 67.418,53 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
12-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 72,00 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 292,70 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
13-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 17/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.