Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2197 E. 2026/2306 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2197
Karar No
2026/2306
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/2197

KARAR NO :2026/2306

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:30/06/2026

NUMARASI:2026/1058 E

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit

KARAR TARİHİ :15/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ile davalının babası ... arasında, mülkiyeti üçüncü kişilere ait olan ancak Üsküdar .... Noterliği'nin 31.08.2023 tarihli ... yevmiye numaralı Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca projelendirilmesi planlanan İstanbul İli, Sancaktepe İlçesi, ... Mahallesi ... mevkinde kain 7470 ada 11 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bir inşaat projesinin gerçekleştirilmesi amacıyla Türk Borçlar Kanunu m. 620 anlamında bir adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, tarafların Sancaktepe'deki bu inşaat projesinin finans- manı, ruhsat süreçlerinin takibi, teknik uygulama sorumluluklarının yerine getirilmesi ve nihayetinde inşaatın tamamlanarak kârın paylaşılması hususunda irade birliğine vardıklarını, projenin ilerleyen aşamalarında taraflar arasında çıkan görüş ayrılıkları ve projenin durma noktasına gelmesi neticesinde, adi ortaklığın tasfiyesi ve karşılıklı hesaplaşma sürecinin başladığını, bu süreçte yapılan hesaplamalar doğrultusunda, müvekkili ...’in ortaklık payı ve yapılan harcamalar mahsup edildikten sonra, ...’e toplamda 200 gram altına tekabül eden bir bakiye borcu olduğu hususunda mutabakata varıldığını, işbu 200 gram altın borcunun ifasını teminat altına almak amacıyla, müvekkili tarafından tanzim edilen, alacaklı kısmı boş bırakılmış ancak bedel kısmına o günkü altın kurları göze- tilerek 920.000,00 TL yazılan, 30.11.2025 vade tarihli bononun ...’e teslim edildiğini, kambiyo hukukunda senedin teminat amaçlı verilmesi, senedin mücerretlik vasfını ortadan kaldırmasa da, taraflar arasındaki temel borç ilişkisinin (adi ortaklık hesaplaşması) ifa edilmesiyle birlikte senedin bedelsiz kalması sonucunu doğurduğunu, müvekkili tarafından verilen bu senedin 200 gram altının teslim edilmesi şartına bağlı bir teminat aracı olduğunu, senedin tanzim tarihi olan 19.09.2025 ile vade tarihi olan 30.11.2025 arasındaki sürecin müvekkilinin bu altını tedarik etmesi için kendisine tanınan süreyi ve bu sürede alacaklının haklarını koruma amacını taşıdığını, senedin vadesinin hafta sonuna denk gelmesi sebebi ile müvekkilinin ...'e vade tarihinde saat 20.10'da gönderdiği mesajda "senedin getirilmesi halinde ödemenin aktarılacağını" ifade ettiğini, ancak senedin getirilmediğini, bunun 03.12.2025 tarihinde (vadeden hemen sonra) 200,08 gram altının ...’ün talimatıyla oğlu ...’e teslim ettiğini, bu noktada senedin teminat fonksiyonunun sona erdiğini ve sene- din kesin olarak bedelsiz hale geldiğini, hal böyle iken senedin davalı tarafça Bakırköy 15. icra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden takip konusu yapıldığını beyanla; Müvekkilin borcu ödediğine dair banka kayıtları, kamera görüntülerini teyit eden emniyet tutanakları ve whatsapp yazışmaları ile oluşan "yaklaşık ispat" koşulu gözetilerek Bakırköy 15. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra takip dosyasının teminatsız veya uygun bir teminat mukabilinde tedbiren durdurulmasına,Yargılama sonunda, müvekkilinin Bakırköy 15.İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı takibine konu 19.09.2025 tanzim ve 30.11.2025 vade tarihli, 920.000,00 TL bedelli senet (bono) nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, bedelsiz kaldığı sabit olan ve kötü niyetle takibe konulan söz konusu senedin iptaline,Borcun ifa edilmiş olduğunu ve senedin bedelsiz kaldığını bilmesine rağmen, müvek- kilini zarara uğratmak kastıyla haksız ve kötü niyetli takip başlatan davalının takip konusu asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde;Takibe konu bono; tanzim tarihi, vade tarihi, ödeme yeri, lehtar, tanzim edenin imzası ve kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini eksiksiz şekilde içerdiğini, kambiyo senetlerinin mücerret (soyut) kıymetli evrak olup temel borç ilişkisinden bağımsız olarak borç doğurduğunu ve hak sahipliği sağladığını, senet üzerinde herhangi bir teminat kaydı, şarta bağlılık veya sözleşmeye atıf bulunmadığını, senet metninde yer alan "bedeli nakden ahzolunmuştur" kaydının davacının borcu nakden aldığının yazılı karinesi olduğunu,Davacının; "senedin bir adi ortaklığın tasfiyesi ve 200 gr altın borcunun teminatı olarak veril- diği" ve "altının teslim edilerek senedin bedelsiz kaldığı" yönündeki iddialarının ancak senet veya aynı kuvvete sahip yazılı bir delille ispatlanabileceğini, davacı tarafça böyle bir yazılı delil sunulmadığını, davacı tarafça sunulan WhatsApp mesajları, faktoring işlemleri, kuyumcu fişleri ve üçüncü kişilere ait beyanlar müvekkili tarafından düzenlenmediğinden HMK m. 202 uyarınca delil başlangıcı sayıla- mayacağını, bu nedenle davacının senet metnini hükümsüz kılmaya yönelik tanık dinletme talebine muvafakat etmediklerini,Davacı, 03.12.2025 tarihinde ...'ta müvekkilin kardeşi ...'e altın teslim ettiğini ve bu sebeple borcun ödendiğini iddia etmiş ise de, müvekkilinin ...'e veya babası ...'e bu senedin tahsili konusunda temsil/vekalet yetkisi verdiğine dair tek bir hukuki belge ibraz edilemediğini, müvekkili ailesinden bağımsız olarak şahsi hak ve alacak sahibi reşit bir birey olup üçüncü şahıslar arasındaki borç-alacak ilişkileri veya tesli- matların müvekkilinin elindeki senedi bedelsiz kılmayacağını, davacının kendi ticari organizasyonu içerisinde faktoringden para çekmesi, eşinin hesabına aktarması ve altın almasının tamamen kendi iç işlemleri olduğunu, müvekkiline yapılmış bir ifa olmadığını beyanla;Davanın reddini, bizzat imzaladığı ve vade tarihinde ödemediği bono nedeniyle aley- hine başlatılan icra takibini durdurmak ve müvekkilini zarara uğratmak maksadıyla kötü niyetli olarak işbu davayı açan davacının takip konusu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminat ile mahkumiyetini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nce 30.06.2026 tarihinde "icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulması şeklinde tedbir kararı verilemez ise de, 'çoğun içinde az da vardır' ilkesi gereğince İİK'nun 72/3 maddesi uyarınca icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde tedbir kararı koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, somut olaya konu iddianın bedelsizlik define ilişkin olup bu iddianın yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği, dosyanın dilekçeler teatisi aşamasında olup iddianın yargılamayı gerektirdiği, dosya kapsamındaki belgelerin bu aşamada bedelsizlik iddiası kapsa- mında yaklaşık ispat koşulu oluşturmadığı" gerekçesi ile " İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE" karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu: Ara karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde: Yerel mahkemenin ihtiyati tedbir talebini değerlen- dirir iken bedelsizlik iddiasının tam ispatını aradığını, yargılamanın esasına dair bir değerlendirme yaparak geçici hukuki koruma kurallarını ihlal ettiğini, oysa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 390/3 hükmü uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesinin yeterli olduğunu, dosyada mevcut ... A.Ş. işlem dekontları, eş ... hesabına ve Topaloğlu Global Kıymetli Madenler hesabına yapılan EFT kayıtları, altın alımını gösterir vezne fişi ve en önemlisi ifa anını saniye saniye kanıtlayan Bakırköy Cumhuriyet Başsav- cılığının 2025/152945 soruşturma sayılı dosyasından alınan 09.01.2026 tarihli resmi emniyet tutanağı, borcun ödendiğini ve senedin bedelsiz kaldığını şüpheye mahal bırakmayacak şekilde yaklaşık ispat seviyesinin çok ötesinde kanıtladığını, dava dilekçemizde telafisi güç zararların önlenmesi adına öncelikle takibin durdurulması talep edilmiş olsa da, hukukun genel prensipleri gereği bu talep, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi tedbirini de kendiliğinden kapsar nitelikte olduğunu, yerel mahkeme ara kararında bu hususu tartışmış ise de, hatalı bir şekilde yaklaşık ispat yokluğundan reddettiğini, müvekkilinin telafisi imkansız zararının önlenmesi bakımından tedbir kararı verilmesinin gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava, İİK 72. Maddesine dayalı menfi tespit talebine ilişkindir.İİK'nun Menfi tespit ve istirdat davaları başlıklı 72.maddesinde:"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurul- masına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.İİK 72. madde menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir ile ilgili özel düzenleme olup takibin durdurulması ile ilgili tedbir talebi HMK 389 md kapsamında değil İİK 72 maddesi hüküm- lerine göre değerlendirilmelidir. Dolayısıyla "yaklaşık ispat " vs verilecek karar yönünden önem arz etmemektedir.İİK 72. md. gereğince verilecek tedbirin şekli ise, davanın takipten önce veya sonra açılmasına göre değişiklik arz etmektedir.Dosyanın tetkikinde, davalı tarafından dava konusu senede dayalı olarak davalı aley- hine Bakırköy 15. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden 19.02.2026 tarihinde takip başlatıldığı, eldeki davanın ise 25.06.2026 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle söz konusu senede dayalı olarak başlatılmış bir takip bulunduğu anlaşılmıştır.Buna göre, İİK 72/2 maddesinin somut olaya uygulanması, yani takibin durdurulması yasal olarak mümkün değildir. Ancak davacının talebinin ve yasal şartların varlığı halinde İİK 72/3 maddesi gereğince icra veznesine giren paranın alacaklıya verilmemesi yönündeki tedbirin değerlen- dirilmesi mümkündür. Bu aşamada mahkeme davacının talebi ile bağlı olup değerlendirme dava dilekçesindeki talepler ile sınırlı olarak yapılmalıdır. (HMK 26. md)Davacının dava dilekçesindeki tedbir talebi (İİK 72/2 md kapsamında) icra takibin durdurulması yönünde olup İİK 72/3 md. gereğince icra veznesine giren paranın alacaklıya verilme- mesi yönünde bir talebi yoktur. Davacının ilk derece yargılamasında ileri sürmediği bir hususu istinaf aşamasında ileri süremeyeceği de açıktır.(HMK 357/1 md). Ayrıca mahkeme gerekçesinde yer verilen "çoğun içinde az da vardır" kuralı somut olaya uymamaktadır.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda maddi vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvuru- sunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oyçokluğu ile karar verildi. 15/09/2026

KARŞI OY

İlk derece mahkemesinde devam eden dava menfi tesbit talebine ilişkin olup,icra takibinden sonra açılmıştır.Davacı vekilinin dava dilekçesindeki Bakırköy 15. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra takip dosyasının teminatsız veya uygun bir teminat mukabilinde tedbiren durdurulmasına ilişkin tedbir talebi, mahkemece 26/06/2026 tarihli tensip tutanağı 19. bendi uyarınca reddedilmiştir. Davacı vekilince 26/06/2026 tarihli dilekçe ile "Mahkemenizin 26.06.2026 tarihli tensip zaptının 19. maddesinde yer alan ara kararın yeniden değerlendirilerek; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/3. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. ve devamı maddeleri uyarınca, müvekkilin telafisi imkânsız zararlara uğramasının önlenmesi amacıyla, Bakırköy 15. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde, Mahkemenizce takdir edilecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebimizdir." şeklinde beyan ve talep dilekçesi sunulmuştur.İlk Derece Mahkemesi'nce 30.06.2026 tarihinde "icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulması şeklinde tedbir kararı verilemez ise de, 'çoğun içinde az da vardır' ilkesi gereğince İİK'nun 72/3 maddesi uyarınca icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde tedbir kararı koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, somut olaya konu iddianın bedelsizlik define ilişkin olup bu iddianın yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği, dosyanın dilekçeler teatisi aşamasında olup iddianın yargılamayı gerektirdiği, dosya kapsamındaki belgelerin bu aşamada bedelsizlik iddiası kapsamında yaklaşık ispat koşulu oluşturmadığı" gerekçesi ile " İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE" karar verilmiştir.İİK'nun Menfi tesbit ve istirdat davaları başlıklı 72.maddesinde:"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurul- masına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.İİK 72. Madde menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir ile ilgili özel düzenleme olup davanın takipten önce veya sonra açılması, verilecek tedbirin şekli yönünden değişikliğe yol açmak- tadır.Davacı tarafın İİK.72/3 maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesi talebi mevcuttur.Bu sebeple ,sayın çoğunluğun " Mahkeme davacının talebi ile bağlı olup değerlendirme dava dilekçesindeki talepler ile sınırlı olarak yapılmalıdır. (HMK 26. md)" şeklindeki gerekçesinin somut olaya uygun düşmediği kanaatindeyim.Kaldı ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesine göre; Hâkim, Türk hukukunu resen uygular.Somut olayda ,davacı taraf İİK 72. Madde kapsamında mahkemeden tedbir talep etmiştir.Bu sebeple ,bu maddeye ilişkin olarak tedbir talep edildiğinde,hakim İİK 72/2 maddesi veya İİK 72/3 maddesine göre hangi tedbire karar vereceğini resen belirleyecektir. Bu durumda ,somut olayda icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya verilmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi şeklinde tedbir kararı verilmesi gerekirken ,mahkemece talebin reddine ilişkin karar usul ve hukuka aykırı olmakla ,davacının istinaf talebinin kabulü ile sözkonusu ara karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan,sayın çoğunluğun görüşüne ve karar sonucuna katılmamaktayım.21/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2197, K. 2026/2306, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2197-e-2026-2306-k-c784e091e5e6