Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1405 E. 2026/1512 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1405
- Karar No
- 2026/1512
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1405
KARAR NO : 2026/1512
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (kapatılan) İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 05/03/2024
NUMARASI : 2021/537 E. - 2024/201 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekilinin 27.08.2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı ... tarafından lehtarı ... olmak üzere görüldüğünde ödenmesi amacıyla vade tarihi boş bırakılarak 11.02.2006 tarihinde 50.000 Türk Lirası tutarında bono düzenlendiği, bu senedin ödendiği, 03.06.2021 tarihinde İstanbul Anadolu 23. İcra Dairesi ... E. numaralı dosya kapsamında davacı aleyhine ... (“Davalı”) tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, takibe ilişkin ödeme emrinin, 09.06.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu ve buna yönelik İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesi'ne süresi içerisinde itirazların sunulduğu, İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde 2021/302 E. Numarası ile görülmekte olan davada 16.06.2021 tarihli tensip zaptı ile davalı tarafından 50.000 USD tutarı için başlatılan takibin 50.000 TL'yi aşan kısmının durdurulmasına karar verildiği, 23.06.2021 tarihinde 50.000 TL'nin tahsili amacıyla davacının evinde fiili haciz işlemi gerçekleştirilirken, haciz baskısı altında Davalı'ya 50.000 TL asıl alacak ile ferilerinin ödendiği, dava dışı üçüncü kişi ...'a verilen senedin 50.000 TL bedelli ve 11.02.2006 keşide tarihli olarak düzenlenmiş, vade tarihi boş bırakıldığı, vade tarihinin boş bırakılmasının sebebi ise ileri tarihli bir vade yerine göründüğünde ödenecek borç olarak kararlaştırıldığı senet metninden de görüleceği üzere TL ifadesi çizilmiş ve USD yazılmış olduğu, ileri tarihli bir vade kararlaştırılmamasına rağmen Zamanaşımı sorununu aşmak amacıyla senet metninin üzerine daha sonra vade tarihi yazıldığı, üzerinde tahrifat yapılan senede dayanılarak bir hak iddia edilmesi de mümkün olmadığı, borçlu olunan bedelin ise imza atıldığı andaki bedel ile sınırlı olacağı, 50.000 TL ödenmiş olduğundan borcun bulunmadığının tespiti, aksi halde dahi zamanaşımına uğramış olması sebebiyle davanın kabulü gerekeceği, düzenleme tarihi 2006 olan senedin 15 yıl sonra takibe konu edilmesinin mümkün olmadığı, en uzun zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak düzenlendiği, açık olarak verilen bononun bu kadar zaman yasal yollardan tahsil edilmeye çalışılmaması ve ödeme tarihinin düzenleme anında 2019 olarak yazılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, lehtarı ...'a senedin keşide tarihinden hemen sonra 50.000 TL tutarındaki borcun ödenmiş ve borç ilişkisi sonlandırılmış olduğu, güven ilişkisi sebebiyle senedin alınması için çaba gösterilmediği, 2006 yılında düzenlenen bonoya ilişkin yıllar sonra senedin yetkili hamili olduğunu iddia eden ... tarafından takip başlatıldığı, alacaklının ...'un eşi olduğu, cironun amacının lehtara karşı öne sürülebilecek defi ve itirazların önlenmesi olduğu, bedeli ödenmiş bir senedin takibe konu edilmesi kötü niyetli ve hukuka aykırı olup aynı zamanda suç da teşkil ettiği, davalı ve davalının eşi hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayet başvurusunda bulunulduğu, numarasının 2021/135976 Soruşturma No olduğu, davalının iyiniyet iddiasında bulunamayacağı, senedin vade tarihinin sonradan doldurulmuş olması sebebiyle zamanaşımının, keşide tarihi olan 26.02.2006 tarihinden itibaren başlatılması gerekeceği, 3 yıllık kambiyo zamanaşımının ve 10 yıllık genel zamanaşımının dolmuş olacağı, Yukarıda açıklanan sebeplerle Davalı tarafından başlatılan takibe konu edilen senet metninin geçersiz olması sebebiyle Takibin iptali davacının bir borcu bulunmadığının tespiti ve davalı'ya ödenmiş olan 50.000 TL ve ferilerin faiziyle birlikte davalı'dan istirdatı talep edilmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin 20/12/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkiline, 50.000 USD bedelli bonodan kaynaklı bir borcu bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattıklarını, takibe haksız şekilde İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde itiraz edildiğini, mahkemece davanın reddine ve takibin devamına karar verildiğini, devam eden takip neticesinde davacıya hacze gidildiğini ve haciz esnasında davacının 50.000 TL ödeme yaptığını, ancak borcun 50.000 TL olmayıp 50.000 USD olduğunu, İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesinin hükmününde bu yönde olduğunu, borcun icra takibinden önce ödendiğinin iddia edildiğini, oysa ödemenin haciz aşamasında yapıldığını, borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir belgenin sunulmadığını, tahrifat hususunun İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/135976 soruşturma nolu dosyasıyla saptanan bilirkişi raporuyla aydınlığa kavuştuğunu, akabinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/135976 soruşturma numaralı ve 2021/99834 karar nosuyla müvekkil hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, Senetteki USD yazısının davacının bizzat kendi el yazısı olduğunu, Davacının borcuna karşılık olarak 50.000-USD bedelli bu seneti düzenleyerek müvekkiline verdiğini, takip konusu senette zamanaşımın defiinin söz konusu olmadığını, davanın reddi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "Davanın REDDİNE" karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, temel ilişkideki alacağın zamanaşımına uğradığını, İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2021/302 E. sayılı dosyasında verilen ara karar üzerine müvekkilinin haciz baskısı altında 50.000,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, borcun bulunmadığının tespiti ve ödenen paranın iadesi talebiyle açılan davanın reddedildiğini, mahkemece yapılan yazı ve imza incelemesinde senet üzerindeki yazı ve imzaların müvekkiline ait olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle hüküm kurulduğunu, ancak mahkemenin maddi gerçeklikleri ve yasal düzenlemeleri eksik incelediğini, vadesi gösterilmemiş bononun bir yıl içinde ibraz edilmemesi ve üç yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle takibin hukuka aykırı olduğunu, 11.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda bono üzerindeki vade tarihinin davalının eşi ... tarafından doldurulduğunun ortaya konulduğunu, bononun görüldüğünde ödenecek nitelikte olduğunu, TTK’nın 749. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin dolduğunu, mahkemenin zamanaşımı itirazlarını değerlendirmediğini, borcun yıllar önce ifa ve itfa edildiğini, müvekkilinin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından senedin matbu kısmındaki "Türk Lirası" ibaresinin çizilerek "USD" yazılmasının iptal sebebi sayılmadığının ve davacının senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna dair yazılı delil sunamadığını, davacının haciz mahallinde 50.000,00TL ödeme yaptığını, bono üzerindeki "USD" yazısının davacının el ürünü olduğunun bilirkişi raporlarıyla sabitlendiğini, senedin vade tarihinin 15/02/2019 olduğunu ve 3 yıllık zamanaşımı süresinin 15/02/2022 tarihinde dolmasına rağmen takibin 01/06/2021 tarihinde süresinde başlatıldığını, davacı tarafın müvekkiline 50.000 USD bedelli bonodan kaynaklı borcunun bulunduğunu belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, menfi tespit, takibin iptali ve haciz sırasında ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili tarafından lehtarı ... olmak üzere 11/02/2006 tarihinde, vade tarihi boş bırakılarak 50.000,00 TL bedelli bono düzenlendiğini, senet bedelinin lehtara ödendiğini, senetteki matbu “Türk Lirası” ibaresinin çizilerek “USD” yazıldığını ve vade tarihinin sonradan 15/02/2019 olarak doldurulduğunu, davalı tarafından İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/302 Esas sayılı dosyasında takibin 50.000,00 TL’yi aşan kısmının durdurulmasına karar verildiğini, 23/06/2021 tarihli haciz sırasında 50.000,00 TL ile ferilerinin ödendiğini, bononun zamanaşımına uğradığını, davalının lehtar ...’un eşi olduğunu ve cironun lehtara karşı ileri sürülebilecek defileri önlemek amacıyla yapıldığını belirterek takibin iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve ödenen 50.000,00 TL ile ferilerinin faiziyle birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 50.000,00 USD bedelli bonodan dolayı borçlu olduğunu , haciz sırasında yapılan ödemenin 50.000,00 TL olduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/135976 sayılı soruşturmasında alınan bilirkişi raporuyla senetteki “USD” yazısının davacının eli ürünü olduğunun belirlendiğini ve 2021/99834 sayılı kararla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini senedin zamanaşımına uğramadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yaptırılan yazı ve imza incelemesi sonucunda senet üzerindeki yazı ve imzaların davacının eli ürünü olduğunun belirlendiği, davacının senet nedeniyle borçlu olmadığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, 11/02/2006 düzenleme ve 15/02/2019 vade tarihli, 50.000,00 USD bedelli bononun para birimi ve vade tarihine ilişkin bölümlerinin anlaşmaya aykırı biçimde sonradan doldurulup doldurulmadığı, bononun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, senedin bedelsiz olup olmadığı ve ödenen bedelin istirdadının gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.
İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı ... tarafından davacı ... aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı, takibin, 11/02/2006 düzenleme ve 15/02/2019 vade tarihli, 50.000,00 USD bedelli bonoya dayandığı, bonoda borçlunun davacı ..., lehtarın ... olduğu ve senedin lehtar tarafından ciro edildiği , takiple 424.860,00 TL, asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 512.544,12 TL nin tahsilinin talep olunduğu , 23/06/2021 tarihinde davacının evinde haciz işlemi yapıldığı ve davacı tarafından 50.000,00 TL ödeme gerçekleştirildiği görülmektedir.
İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/302 Esas sayılı dosyasında mahkemece, 16/06/2021 tarihli ara kararla takibin 50.000,00 TL’yi aşan kısmının geçici olarak durdurulduğu, yargılama sonunda matbu “Türk Lirası” ibaresinin çizilerek “USD” yazılmasının senedin veya takibin iptalini gerektirmediği, senedin boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ispatlanamadığı ve 15/02/2019 vade tarihine göre üç yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 01/06/2021 tarihinde takip başlatıldığı gerekçesiyle itirazların reddine ve takibin devamına karar verilmiş, verilen karar istinaf ve temyiz denetiminden geçerek 05.02.2024 tarihinde kesinleşmiştir.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/135976 sayılı soruşturması kapsamında alınan 11/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda, “15.02.2019, 15 Şubat ikibinondokuz, nakden, TC İST ANADOLU, TC ..., ... Mah. ... Sok. ...-İST” ibareli el yazılarının başka bir kalemle oluşturulduğu ve ...’un eli ürünü olduğu, senetteki diğer unsurların ise aynı renk ve kalibredeki kalemle oluşturulduğu ve ...’ın eli ürünü olduğu tespit edilmiş , 2021/99834 sayılı kararla kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olup karara itiraz edildiğine ilişkin dosya içeriğinde bilgi belge bulunmadığı görülmektedir.
18/07/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davacının senetteki açık kısımların anlaşmaya aykırı doldurulduğuna ilişkin bilgi ve belge sunmadığı ve savcılık dosyasında alınan bilirkişi raporunda senetteki “USD” ibaresinin davacının eli ürünü olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacının senetten sorumlu olduğu görüşü bildirilmiş, 08/12/2022 tarihli ek raporunda kök rapordaki değerlendirmeleri değiştirecek bir husus bulunmadığı belirtilmiştir.
Grafoloji uzmanı bilirkişinin 18/12/2023 tarihli raporunda, alacaklısı ... ve borçlusu ... olan, 11/02/2006 düzenleme ve 15/02/2019 ödeme tarihli, 50.000,00 USD bedelli emre muharrer senetteki matbu “Türk Lirası” ibarelerinin üzerinin tek çizgiyle çizildiği, el yazısıyla yazılmış “TL” ibaresi bulunmadığı, “USD” yazısındaki “D” harfinin “US” harflerinin yazılmasında kullanılan kalemden farklı bir kalemle yazıldığı, bu harf ilavesi dışında tahrifat bulgusuna rastlanmadığı ve “US” ile “50000” el yazılarının ...’ın eli ürünü olduğu bildirilmiştir.
Dosya kapsamına göre; İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak davacı ... tarafından düzenlenen, lehtarı ... olan, 11/02/2006 düzenleme ve 15/02/2019 vade tarihli, 50.000,00 USD bedelli bono üzerindeki imzanın borçlu davacı tarafından inkar edilmediği, ancak bononun vade tarihi boş ve bedeli 50.000,00 TL olarak düzenlendiğini, senet bedelinin lehtara ödendiğini, senetteki “USD” ibaresi ile vade tarihinin sonradan ve anlaşmaya aykırı biçimde yazıldığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti ile takip sırasında ödediği tutarın istirdadını istediği anlaşılmaktadır.
TTK’nun 680. maddesi uyarınca, tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir bononun sonradan doldurulması mümkündür. Senedin vade tarihi veya diğer bazı bölümlerinin düzenlendiği sırada boş bırakılmış olması ve sonradan tamamlanması tahrifat oluşturmaz. Açık bonoyu imzalayarak teslim eden kişi, senedin aradaki anlaşmaya aykırı biçimde doldurulduğu yönündeki iddiasını lehtara karşı ileri sürebilir ve bu iddiasını yazılı delil ile ispatlamakla yükümlüdür.
Somut olayda, yukarıda belirtilen savcılık soruşturma dosyasında alınan 11/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda, senetteki “Ellibin”, “50.000”, “US $”, “...”, “11/02/2006” ve davacının isim ve adresine ilişkin yazıların davacının eli ürünü olduğu, 15/02/2019 vade tarihi ile tanzim bölümündeki bazı yazıların ise lehtar ...’un eli ürünü olduğu belirlenmiş, mahkemece alınan grafoloji uzmanı bilirkişi raporunda da matbu “Türk Lirası” ibarelerinin üzerinin tek çizgiyle çizildiği, “US” ve “50000” yazılarının davacının eli ürünü olduğu, “USD” ibaresindeki “D” harfinin farklı bir kalemle yazıldığı, bunun dışında herhangi bir tahrifat bulgusuna rastlanmadığı tespit edilmiş olmakla senedin 50.000,00 USD’ye dönüştürüldüğü ve vade tarihinin lehtar ... tarafından doldurulduğuna dayalı senette tahrifat iddiası ispatlanamamıştır. Düzenleme tarihi ile vade tarihi arasında uzun bir süre bulunması da senedi geçersiz kılmayacağından takip konusu senedin geçerli bono vasfında olduğu anlaşılmıştır.
Davacının, bononun düzenlendiği tarihte vade içermemesi nedeniyle görüldüğünde ödenecek bono sayılması ve zamanaşımının 11/02/2006 düzenleme tarihine göre hesaplanması gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yönünden ise, senedin açık olarak düzenlenip teslim edildiği ve sonradan 15/02/2019 vade tarihi yazılarak tamamlandığı sabit olup , zamanaşımının, senedin teslim edildiği sırada vade bölümünün boş olmasına göre değil, tamamlanmış senette bulunan 15/02/2019 vade tarihine göre değerlendirilmesi gerekli olup, TTK’nın 749. maddesinde düzenlenen üç yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 01/06/2021 tarihinde takip başlatıldığından takip konusu bono zamanaşımına uğramamıştır. Davacı, takip konusu bono nedeniyle borçlu olmadığını kanıtlayamadığından takip sırasında yapılan ödemenin istirdadı koşulları da oluşmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde sonuç itibarıyla usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun (kapatılan) İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/03/2024 tarih ve 2021/537 E., 2024/201 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026