Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/565 E. 2026/1444 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/565
- Karar No
- 2026/1444
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/565 KARAR NO : 2026/1444
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/12/2023 NUMARASI : 2023/470 Esas - 2023/944 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 25/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/09/2026
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/12/2023 tarih 2023/470 Esas 2023/944 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalı tarafından İzmir 1. İcra Dairesinin 2021/5283 E sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 600.000,00-TL tutarındaki senet ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, ancak söz konusu icra takibine dayanak senedin müvekkili tarafından doldurulmadığını, bono üzerindeki imzalar dışındaki metinlerin ve rakamların kendisine ait olmadığını, senedin kötü niyetle ve rızası dışında doldurulduğunu belirterek, dava konusu icra dosyasından, ilgili senetten doğmuş ve doğacak her türlü borçtan, ferilerinden ve faizinden borçlu olmadığının tespiti ile İzmir 1. İcra Dairesinin 2021/5283 Esas sayılı icra takibinin iptaline ve kötü niyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, davaya bakmakla görevli mahkemenin İzmir İcra Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/342 Esas sayılı dosyası ile imzaya itiraz ettiğini ve davanın reddine karar verildiğini, müvekkili hakkında Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına da şikayet ettiğini, ancak yargılama esnasında da senedi hamiline düzenlediğini, davalının abisinin tefecilikle uğraşmadığını da ikrar ettiğini, yargılamanın halen devam ettiğini, davaya konu senedin hamiline yazılı olarak davacı tarafından verildiğini, ....'a teslim olunduğunu, davacı tarafından Kemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/664 E sayılı dosyasında belirtildiğini, davanın ....'a karşı yöneltilmesi gerektiğini, Kemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/664 E sayılı dosyasının 01/06/2023 tarihli duruşmasında davacı senedi hamiline imza ettiğini, senedi ....'a teslim ettiğini, senedi verirken yazılı başkaca bir anlaşma yapılmadığını ikrar ettiğini, senet düzenlenip lehtara teslim edilirken bulunması zorunlu olan tek unsur imza olduğunu, imzanın davacıya ait olduğunun da İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/342 E sayılı dosyası nezninde ispat olunduğunu belirterek davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir 1. İcra Dairesinin 2021/5283 E sayılı dosyasında alacaklının davalı, borçlunun davacı olduğu, davalı alacaklının davacı borçlu aleyhinde 600.000,00-TL asıl alacak, 1.800,00-TL komisyon ve 154.306,85-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 756.106,85-TL üzerinden icra takibi başlattığı, herhangi bir itiraz olmaması sebebiyle icra takibinin kesinleştiği, davacı ...'un ceza dosyasındaki ifadesinde davaya konu ve icra takibine dayanak senedi imza atmak suretiyle açık bir şekilde verdiğini ikrar ettiği, bu ifadesinin dava dilekçesindeki iddiaları doğrular mahiyette olduğu,...'ten aldığı 17.500,00-TL tutarındaki borcun kısa süre içerisinde 160.000,00-TL olarak talep edildiği ve davalı ...'un babalarından kalan evi satarak bedelini.... ve.... isimli şahıslara verdiğini belirttiği, davalı ... ise beyanında; senedin davacı tarafından verildiği kişinin kendisine gelerek davacının borcu bulunduğu beyanı üzerine borç bedeli olan 90.000,00-TL'yi ödeyerek senedi aldığını ve üzerine kendi alacaklarını da eklemek suretiyle toplamda 600.000,00-TL tutarındaki alacak için icra takibi başlattığını, bu kapsamda senedin belli bir miktar borcun ödenmesi amacıyla üçüncü kişiye verildiğini, kendisinin bahsi geçen borç miktarına kendi alacaklarını eklemek suretiyle senedin veriliş amacından fazla bir miktar yazmak suretiyle doldurarak takibe konu ettiğini ikrar ettiği, davacının, senedi sadece imza bulunur şekilde açık bir şekilde verdiği ve borç miktarının 160.000,00-TL olarak talep edildiği ikrarı karşısında, davalının açık şekilde verilen senedi borç miktarı olan 90.000,00-TL'yi ödemek suretiyle üçüncü kişiden aldığı yönündeki ikrarı neticesinde, senedin açık olarak verildiği, davacının borcun varlığını kabulü ve davalının ise borcu ödediği iddiası doğrultusunda senedin bir borcun varlığı sebebiyle üçüncü kişiye verildiği ve borcun ödenmesi ile davalı tarafından alındığı sabit hale geldiği ve senedin illetten mücerret hali ortadan kalktığı, tamamen sebebe dayalı hale gelmiş ve iş bu davada davacı taraf üzerinde bulunan ispat yükü alacak bedeli yönünden yer değiştirerek davalı tarafça üzerilerine alındığı, senedi sadece imza atmak suretiyle teslim eden dava dışı üçüncü kişiye verdiğini beyan ve ikrar eden davacının senet üzerine yazılacak bedeli tamamıyla kabul ettiği, ancak davalının senedi üçüncü kişiden alırken 90.000,00-TL tutarında ödeme yaptığı beyanı doğrultusunda, senedi elinde bulundurması çerçevesinde davacının daha yüksek belirttiği bedele karşı daha az miktarda belirtilen 90.000,00-TL tutarında borcun davalı tarafından ödendiği ve davacıdan talep edilebileceği, davalının 90.000,00-TL ödemek suretiyle aldığı senede davacıdan haricen bulunan alacaklarını da eklemek suretiyle toplamda 600.000,00-TL yazmak suretiyle senedi icraya koyduğu beyanı ve ikrarı çerçevesinde, her iki tarafın karşılıklı beyanları ile 90.000,00-TL'nin davacıdan talep edilebileceği, ancak senette yazılı alacak bedelinden talep edilebileceği kanaatine varılan bedelin mahsubu ile davalının iddia ettiği 510.000,00-TL tutarındaki alacağın, cevap dilekçesinde ve ikrara konu beyanlarda yalnızca somut iddialardan ibaret şekilde belirtildiği, 510.000,00-TL tutarındaki alacağa yönelik olarak somut hiçbir delilin mahkememize sunulmadığı, belirtilen hususlar çerçevesinde ispat yükü üzerinde bulunan davalının 510.000,00-TL tutarındaki alacağı usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı ve bu sebeple bahsi geçen bedelin davacıdan talep edilemeyeceği, neticeten davacının 510.000,00-TL ve ödeme emrinde yer alan ferileri yönünden davalıya borçlu olmadığı anlaşılmakla, ödeme emrinde yer alan asıl alacak bedeli ile kabul ve reddedilen bedeller üzerinden oranlama yapılmak suretiyle ödeme emrinde yer alan feriler açısından da kısmen kabul kısmen ret doğrultusunda neticeten açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine davacı ...'un, keşidecisi ..., lehtarı ... olan, 10/08/2016 tanzim, 18/07/2018 vade tarihli, 600.000,00-TL bedelli bononun 510.000,00-TL'lik kısmı kapsamında İzmir 1. İcra Dairesinin 2021/5283 Esas sayılı dosyası kapsamında 510.000,00-TL asıl alacak, 131.160,82-TL işlemiş faiz ve 1.530,00-TL komisyon bedeli olmak üzere toplamda 642.690,82-TL yönünden davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, 90.000,00-TL asıl alacak ile 23.146,03-TL işlemiş faiz ve 270,00-TL komisyon bedeli olmak üzere toplamda 113.416,03-TL bedele yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin kötü niyet olgusunun ispatlanamaması sebebiyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, kötü niyet tazminatının reddine yönelik kararın hatalı olduğunu, taraflar arası sürmekte olan ve tefecilik suçu ve açığa imzanın kötüye kullanılması kapsamlarında sanık ... ve diğerlerinin yargılandığı Kemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesi 2023/664 E sayılı dosyanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, tefeciye verilen senedin tefecilik suçunun tespiti halinde hükümsüz sayılacağını ve hükümsüz bir senede bağlı alacağın da icra kanalı ile borçludan talep edilemeyeceğini, davacının yargılamaya konu senedi 17.500,00-TL borç para aldığı, boş bir şekilde tefe usulü borç para veren şahıslara verdiğini, bu kişilerin müvekkilinin 17.500,00-TL borcuna karşılık yüzde %50 faiz işleterek 17.500,00-TL tutarındaki borcu kısa bir süre içinde 150.000,00 TL-200.000,00 TL olarak geri istediklerini, davacı bu kadar parayı ödeyemeyince bu şahısların senedi 3. kişiye boş olarak verdiğini, davalının da 3. kişilerden senedi pazarlık ile 90.000,00-TL'ye aldığını, davacının boş senede atmış olduğu senedin kendisinden bir suç konusu için alındığını, adaba ve ahlaka aykırı bir neden için elde edilmiş olan senedin ödeme vasıtası olmayacağını, davacının borç olarak aldığı paranın açıkça 17.500,00-TL olduğunu beyan ettiği halde bu paranın kısa süre içerisinde 90.000,00-TL olduğunu ve bu paranın kendisinin borcu olduğunun kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle davanın tamamen kabulü gerektiğini, davalının kötü niyetli olduğu ispatlandığı halde İİK madde 72/5 gereğince kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini belirtmiştir. Davalı vekili, somut olayda da müvekkilinin eline geçen senedin "açık senet" vasfında olup, davacının imzasını taşıdığını, TTK md. 680 gereğince açık senet düzenlenebileceğini, senedin sonradan doldurulması zorunlu unsurları taşıyorsa senedin kambiyo vasfına halel getirmeyeceğini, senetle ispat kuralı gereğince ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını ispatlayacak olanın keşideci davacı olduğunu, davacı ile dava dışı şahıs senet verilirken aralarında yazılı bir anlaşma yapmadıklarını, bu senedin davacının rızası hilafına doldurulduğunun kabulünün ceza dosyasındaki ifade ve savunmalara dayanarak mümkün olmadığını, dolayısıyla davalının ve üçüncü kişinin aralarında yapılmış bir anlaşma bulunmadığından davacının iddiasını senetle ispat kuralı gereğince ispatlayamadığını, davalının mal varlığından eksilterek davacının borcunu kapatması üzerine uğradığı zarara karşılık TTK gereği "açık" ve sonradan doldurulması hukuka uygun olan, davaya konu senedin icra takibine konulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını belirtmiştir. GEREKÇE:Dava, İzmir 1. İcra Dairesinin 2021/5283 E sayılı takip dosyasına konu 10/08/2016 tanzim, 18/07/2018 vade tarihli ve 600.000,00 TL bedelli bonodan dolayı, İİK'nun 72. Maddesi uylarınca davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı, bono üzerindeki imza dışındaki yazı ve rakamların kendisine ait olmadığını, senedin kötü niyetle ve rızası dışında doldurulduğunu belirterek menfi tespit isteminde bulunmuştur. Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bononun şekil şartları TTK’nun 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolmaktadır. Davacının imzasının bulunduğu ve diğer zorunlu unsurları taşıyan dava ve takip konusu bononun, açık senet hükmünde olduğu hususunda bir tartışma bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 778. maddesi ile bonolarda da uygulanması gereken TTK’nun 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkündür. Bu tür bir bono düzenlenirken veya tamamen doldurulmamış bir bono tedavüle çıkarılırken anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile ispat olunmadığı sürece bono üzerinde yazılı olan rakam, yazı, tanzim ve vade tarihi gerçekliğini ve varlığını korur. Somut olayda dava konusu bononun keşidecisi davacı, lehdarı ise davalı taraftır. Bu durumda senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ispat külfeti davacı üzerinde ise de, tarafların mahkeme içi ikrar niteliğindeki Kemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/664 E sayılı dosyasında beyanları dikkate alındığında, davacının borcuna istinaden dava dışı şahsa verdiği açık senedin davalı tarafından, borç miktarı olan 90.000,00-TL ödenmek suretiyle üçüncü kişiden alınarak 600.000-TL bedelli olarak doldurulup icra takibine konulduğu, bu itibarla, davalının mahkeme içi ikrar niteğilindeki bu beyanlarıyla senedin illetten mücerret halinin ortadan kaldırıldığı, sebebe bağlı hale getirildiği, bu şekilde davacı taraf üzerinde bulunan ispat yükünün bedel yönünden yer değiştirerek davalı üzerine geçtiği yönündeki yerel mahkeme gerekçesinde isabetsizlik bulunmadığı, dolayısıyla taraf vekillerinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Öte yandan, İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5. maddesinde yer alan kötü niyet tazminatı, borçluyu haksız ve kötü niyetli şekilde menfi tespit davası açmaya zorlayan alacaklı aleyhine hükmedilen, tazminat türüdür. Bunun için borçlunun mahkemeden açıkça kötü niyet tazminatı istemesi gerektiği gibi, alacaklının borcun olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bilinçli olarak takip başlatması gerekmektedir. Mahkemece kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için sadece icra takibinin haksız çıkması yeterli değildir, kötü niyetin ayrıca ispatlanması gerekir. Kötü niyet iddiası her türlü delille ispatlanabilir. Koşulları oluşması halinde mahkemece hükmedilecek tazminat tutarı, dava konusu haksız takip alacak miktarının yüzde yirmisinden az olamaz. Bu durumda, ilk derece mahkemesince davacının menfi tespit talebi kısmen kabul edildiği halde, yukarıda açıklandığı üzere, davacı yararına İİK'nun 72/5 maddesinde belirtilen kötü niyet tazminatının yasal koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılıp gerekçelendirilmeden, belirtilen şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığı, bu yönüyle davalı vekilinin istinaf itirazının haklı ve yerinde olduğu değerlendirilerek, HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, davalı vekilinin istinaf talebinin reddi ile yerinde görülmeyen yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/12/2023 tarih 2023/470 Esas 2023/944 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.25/09/2026