Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1277 E. 2026/1416 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1277
Karar No
2026/1416
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1277

KARAR NO : 2026/1416

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (kapatılan) Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 10/07/2024

NUMARASI : 2023/51 E. - 2024/691 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafça müvekkili aleyhine Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkili tarafından icra takibine konu senede ilişkin borcun ödenmiş olup davalı tarafın icra takibi başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğunu, huzurdaki davaya konu olayda özetle davalı tarafça müvekkilinin yetkilisi olduğu şirkette kullanılmak üzere borç verildiğini, bunun karşılığında müvekkili tarafından davalı tarafa icra takibine konu senedin verildiğini, müvekkilinin eşi ... tarafından işbu senedin imzalandığını, akabinde müvekkilinin taksitler halinde senede konu borcu ödemiş olmasına rağmen davalı tarafça senedin müvekkiline teslim edilmediğini, devam eden süreçte davalı tarafın senede ilişkin tüm borcu tahsil etmiş olmasına rağmen bedelsiz kalan senedi haksız ve kötü niyetli şekilde icra takibine konu ettiğini, müvekkili ... ile dava dışı ...'nin ...'nin kurucusu olduklarını, davalı ...'nin de dava dışı ...'nin babası olup müvekkili ile ... arasındaki ilişkinin işbu ortaklıktan kaynaklandığını, şirketin nakit ihtiyacı olması sebebiyle müvekkilinin ...'den borç aldığını, bunun karşılığında da tarafların ...'nin araç kredisi çekmesi ve kendisine bir araç alması, işbu kredinin de müvekkili ...'e ait şirket ve müvekkili tarafından karşılanması hususunda anlaştıklarını, bu kapsamda müvekkili tarafından mezkur şirkete ait ... Bankasında bulunan hesaptan ...'ye ait ... hesabına düzenli şekilde ödemeler yapıldığını, devam eden süreçte dava dışı ...'nin mezkur şirketteki payını müvekkili ...'e devrettiğini, müvekkilinin yine bu süreçte de davalı ...'ye ödemeleri yapmaya devam ettiğini, sonrasında davalının oğlu ... ile aradaki ortaklık ilişkisinin son bulması sebebiyle davalı tarafın borcun ödenmeyen kısmı için senet düzenlenmesini talep ettiğini, işbu vesile ile borcun kalan bakiyesi olan 44.940 TL için senet düzenlendiğini ve işbu senedin müvekkili ve eşi tarafından imzalandığını, senedin tanzim tarihinin davalı tarafça sonradan değiştirildiğini, görünen tanzim tarihinden önce de müvekkilinin senet karşılığı ödemeleri yapmaya devam ettiğini, senedin imzalanması ile birlikte müvekkilinin yine aydan aya karşı tarafa ödeme yapmaya devam ettiğini, ancak bu ödemeleri daha öncesinde de olduğu gibi "araç kredisi" şeklindeki açıklama ile yapmaya devam ettiğini, müvekkili tarafından borcun tamamının bu şekilde ödendiğini ve borcun sona erdiğini, ancak senedin davalı tarafça müvekkiline teslim edilmediğini, mevcut durumda tamamı ödenen ve bedelsiz kalan senedin davalı tarafça tamamen haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli şekilde Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü, ... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibine konu edildiğini, yapılan ödemelerin her ne kadar araç kredisi açıklaması ile gönderilmişse de bunun sebebinin davalı tarafın vermiş olduğu borç karışılığında araç kredisi çekmesi ve kredi bedellerinin alınan borç karşılığında müvekkiline ait şirket ve müvekkili tarafından ödenmesi olduğunu, müvekkili tarafından borç alındığında henüz ortada bir senet olmadığından davalı tarafça müvekkilinden senet alınmasının devamında da açıklamanın bu şekilde yapıldığını, Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, senedin tanzim tarihinden sonra yapılan ödemelerin senede mahsuben yapıldığının kabulü gerektiğini, bu noktada ispat yükünün yer değiştirmekte olup davalı tarafın bu ödemelerin başkaca bir borca binaen yapıldığını ispat etmekle yükümlü olduğunu iddia ederek; davanın kabulüne, öncelikle teminatsız olarak ihtiyati tedbir suretiyle Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibinin durdurulmasına, Mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir miktarla icra takibinin durdurulması ve paranın alacaklı görünen tarafa ödenmemesi için ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti ile Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibinin iptaline, kötü niyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı taraf aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacılar aleyhine Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası üzerinden 07.05.2021 tanzim 09.08.2021 vade 44.490,00 TL bedelli bono dayanak yapılarak icra takibi başlatıldığını, davacı tarafın takibe konu bononun ödendiği iddiası ile huzurda görülen menfi tespit davasını açtığını, davacı tarafın iddia ve beyanlarının asılsız olup itiraz etme zarureti hasıl olduğunu, davacı tarafın da beyan etmiş olduğu gibi .... Ltd. Şti.'ni davacı ... ile müvekkilinin oğlu ...'nin ortak olarak kurduklarını, müvekkili ile ...'in de bu vesile ile tanıştıklarını, yine davacı tarafın beyan etmiş olduğu gibi davacı tarafın nakit ihtiyacının olması durumlarında ... ile ortaklık ve arkadaşlıklarını da bahane ederek müvekkilinden dönem dönem borçlar aldığını, bunun yanı sıra yine davacı tarafın beyan etmiş olduğu mezkur şirkete araç alınması için müvekkilinin kredi çektiğini ve şirkete verdiğini, ancak davacı ... ile ...'nin ortaklığının 23.10.2019 tarihinde ... tarafından mezkur şirket hisselerinin davacı ...'e devri ile son bulduğunu, tarafların ortaklık yapısı bitmiş olsa da görüşmeleri ve arkadaşlıklarının devam ettiğini, davacı tarafından yine nakit ihtiyacının olması durumlarında müvekkilinden borç aldığını, mezkur şirket hesabından da kredi ödemeleri için müvekkiline dönem dönem ödemeler gönderildiğini, ancak davacı tarafın sunmuş olduğu ödeme dekontları incelendiğinde görüleceği üzere müvekkilinin hesabına gönderilen bu ödemelerin davacı ... ve ...'in takibe konu edilen bonodan kaynaklanan borçlarına istinaden değil mezkur şirketin araç kredi borcuna istinaden müvekkili hesabına gönderildiğini, mezkur şirketin davacılardan bağımsız bir tüzel kişilik olduğunu, mezkur şirket hesabından ve/veya mezkur şirket adına yapılan ödemelerin gerçek kişi olan davacıların borcuna karşılık olarak yapıldığının kabulünün mümkün olmadığını, davacı taraf her ne kadar düzenlenen bononun mezkur şirketin kredi borcu için verilmiş olduğunu iddia etse de davacılar tarafından müvekkiline verilen bononun mezkur şirketin borcuna karşılık verilmediğini, müvekkilinin doğrudan davacıların dönem dönem nakdi olarak almış olduğu borçlara karşılık takibe konu bonoyu davacılardan aldığını, mezkur şirkete araç almak için çekilen kredinin borcu ile davacıların bonoya ilişkin borçlarının tamamen birbirinden farklı olduğunu, davacılardan bono alınır iken kredi ödemelerinin vadesinin belli olması sebebi ile mezkur şirketin kredi borcunun hesaba dahi dahil edilmediğini, davacı tarafın işbu dava ile kötüniyetle davranarak dava dışı üçüncü kişi olan mezkur şirket tarafından ve mezkur şirket adına yapılan ödemeleri kendi borcuna mahsup etmeye çalışarak şahsi borçlarından kurtulmaya çalıştığını, davacı tarafın yapılmış olan bir ödeme ile iki borcundan kurtulmaya çalıştığını, takibe konu bononun mezkur şirket borcuna karşılık alınacak olsa idi mezkur şirketin de bonoya borçlu olarak ekleneceğini, ancak bono incelendiğinde mezkur şirketin borçlu olarak yer almadığını ve bononun mezkur şirketin borcuna karşılık verilmiş olduğunu gösterir şerh bulunmadığının görüleceğini, bunun yanı sıra davacının dava dilekçesi ekleri incelendiğinde buna ilişkin bir yazılı delil de sunmadığının görüleceğini, davacının işbu mesnetsiz iddialarının tamamının ispata muhtaç olduğunu, müvekkilinin davacılardan alacaklı olduğu takibe konu senet ile sübut bulmuşsa da davacının beyanlarının iddiadan ileri gitmediğini, davacıların müvekkiline borcu olmadığını dava dışı üçüncü kişi olan .... Ltd. Şti. hesabından ve/veya adına yapılmış ödemeler ile ispat etmeye çalışsa da dava dışı tüzel kişilik tarafından yapılan ödemelerin davacıların borçlarına karşılık değil dava dışı üçüncü kişi olan mezkur şirkete müvekkili tarafından çekilen krediye karşılık ödendiğini, davacı tarafın senede karşı senetle ispat kuralını yerine getiremediğini, önce kalan borç için 44.940,00 TL için senet düzenlenmiş iddiasında bulunan davacının devamında dava dilekçesine ek yapmış olduğu ödeme dekontlarının bir kısmında ortada bir senet olmadığını beyan ve ikrar ettiğini, davacı tarafın dava dilekçesine sunmuş olduğu ödeme dekontlarının toplamının yaklaşık 45.000,00 TL olduğunu, senet ortada yok iken davacı taraf ödeme yaptı ise daha sonradan yapmış olduğu ödemeler için senet vermiş olmasının abesle iştigal olacağını, davacı tarafça her ne kadar "bononun tanzim tarihi davacı tarafça sonradan değiştirilmiş" iddiasında bulunulmuş olsa da bu iddianın tamamen asılsız olduğunu, bono üzerinde inceleme yapıldığında da görüleceği üzere tanzim ve/veya vade tarihlerinde hiçbir tahribat bulunmadığını, bononun düzenlenme tarihinin 07.05.2021 olup vade tarihinin de 09.08.2021 olduğunu, davacının dava dilekçesine ek yaptığı ödeme dekontları incelendiğinde de görüleceği üzere davacı şirketin davacı şirket adına araç kredisine karşılık açıklaması ile yapılmış ödemelerin başlangıç tarihinin ise 09.03.2021 olduğunu, bu tarihin bononun tanzim ve vade tarihinin öncesine tekabül ettiğini, bunun yanı sıra sunulan ödeme dekontlarının açıklama kısımlarının hiçbirinde senede atıf yapılmadığını, tamamına araç kredisi açıklamasının yazıldığını, davacıların kendi nam ve borçlarına karşın vermiş oldukları bonoyu zamanında müvekkiline ödemediğini, müvekkilinin de bono harici dava dışı 3. Kişi olan şirketin kredi borçlarının ödenmesi sebebi ile bononun vadesi gelmesine karşın bonoyu takibe koymadığını ve davacıları beklediğini, müvekkilinin davacı ...'e bononun bedelini kendisine ödemesi halinde oğlu ...'nin ...'ya olan borcunu ödeyeceğini söyleyerek bono bedelini talep ettiğini, bunun üzerine davacı tarafın da bono bedeline karşılık gelen kısmını kendisi tarafından ... adına ödeyeceğini sonrasında da senedi müvekkilinden alacağını söylediğini, ancak aradan geçen süre içerisinde davacı tarafın bonoya istinaden hiçbir ödeme yapmadığını, müvekkilinin aramalarına da cevap vermediğini, müvekkilinin ... üzerinden davacı ...'e 10.04.2022 tarihinde ödemenin yapılması talebi ile mesaj attığını, davacı tarafın da yine ... üzerinden 12.04.2022 tarihinde vermiş olduğu cevapta "şu ara büyük sıkıntı var sonra hallederiz" cevabını verdiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan ödeme dekontları incelendiğinde de müvekkiline en son 01.04.2022 tarihinde ödeme yapıldığının görüleceğini savunarak; davacının haksız ve objektif iyiniyetten yoksun davasının reddine, davacılar aleyhine %20 den aşağı olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesince; Davanın kambiyo senetlerinden kaynaklı İİK 72. maddesi kapsamında açılmış menfi tespit davası olduğu, kambiyo senetleri illetten mücerret olduğundan senedin aksini iddia eden tarafın iddiasını ispatla yükümlü olduğu, bonoda ispat yükünün senedin ödendiğini iddia edene ait olduğu, davacı ile davalının oğlu olan dava dışı ...'nin .... Ltd. Şti.'nin kurucu ortakları olduğu, dava dışı ...'nin babası olan davalının dönem dönem nakit ihtiyacı nedeniyle dava dışı şirkete ve davacıya borç para verdiği, davacı tarafça bu borç paranın taraflar arasında davalıya ait ...plaka sayılı aracın kredi ödemelerinin yapılması suretiyle ödeneceğinin kararlaştırıldığı ve davalının talebi üzerine dava dışı ...'nin ortaklıktan ayrılması nedeniyle kalan kredi ödemelerinin teminatı olarak iş bu davaya ve icraya konu senedin düzenlendiği iddia edilerek borcun ödenmesine rağmen senedin iade edilmemesi sebebiyle iş bu menfi tespit davası açılmış ise de; dava dışı ...'nin 20/11/2019 tarihinde ortaklıktan ayrıldığının sicil kayıtlarından görüldüğü, ...plaka sayılı araç için çekilen 22.03.2019 tarihli ... Taşıt Kredisinin 36 ay vadeli ve kredi tutarının 37.000,00 TL olduğu, toplam ödenecek borç tutarının 54.111,41 TL olduğu, 28/10/2019 tarihinde davalıya EFT yoluyla 880,00-TL gönderildiği, kaldı ki bu ödemenin araç kredisi olarak ödendiğine ilişkin herhangi bir ibare de bulunmadığı, bir an için bu bedelin kredi ödemesi olarak yapıldığı düşünülse dahi dava dışı ...'nin ortaklıktan ayrılma tarihi itibariyle 54.111,41-TL-880,00-TL=53.231,41-TL kredi borcunun bulunduğu, davacının iddiası doğrultusunda senedin dava dışı ...'nin ortaklıktan ayrılma tarihi itibariyle düzenlendiği düşünülse dahi senet miktarının kalan kredi bedelinden daha düşük düzenlenmiş olacağı, bunun da davacının iddiasını doğrulamayacağı, gelen banka kayıtlarından kredi bedellerinin 07/05/2020-01/04/2022 tarihleri arasında kredi ödemesi açıklamasıyla kısmen düzensiz olarak ödendiğinin görüldüğü, dava dışı .... Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtları incelenerek düzenlenen ve yukarıda özetlenen 22/03/2024 tarihli bilirkişi raporu ile davacının davalı yana araç kredisi taksiti açıklamalı toplam 41.150,00 TL, açıklamasız şekilde 3.880,00 TL olmak üzere toplamda 45.030,00 TL havale yapmış olduğu, davacının imzasının bulunduğu dava konusu 44.940,00 TL tutarlı senedin tanzim tarihinin 07.05.2021 olduğu, mezkur tarihte davalı yanın araç kredisi taksitlerinin bakiye tutarının ise 15.000,00 TL olduğu hususlarının tespit edildiği anlaşılmakla; elinde alacağını ispatlar nitelikte kesin delil niteliğine haiz bono senedi bulunan davalıya karşı, davacı tarafın aynı nitelikte delil ile borçlu olmadığını ispatlamak zorunda olduğu, davacının iddiasını kesin delillerle ispatlaması gerektiği, ancak davacı yanca, bu nitelikte bir delil ibraz edilmediği, dava ve icraya konu senedin kredi ödemelerinin teminatı olarak verildiği ve senet bedelinin bu suretle ödendiği iddiasını usulüne uygun delillerle ispat edemediği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak; sübut bulmayan davanın reddine, ayrıca davacı yanın ihtiyati tedbir talebine nazaran Mahkememizin 25 numaralı tensip tutanağı ara kararı ile alacağın %15'i oranında teminat gösterilmesi kaydıyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verilmiş olup yazılan müzekkere üzerine karar gereğinin ifasının İcra Müdürlüğünce yerine getirildiği dikkate alınarak davalı alacaklının alacağına geç kavuşması nedeniyle,

"Davanın REDDİNE,

2004 sayılı İİK'nun 72/4.maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20'si oranında hesaplanan 11.005,40-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE," karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davanın ispat edilemediği gerekçesiyle menfi tespit davasının reddine karar verildiğini, ancak davalı tarafın senede ilişkin tüm borcu tahsil etmesine rağmen haksız ve kötü niyetli şekilde müvekkil ... aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkilinin dava dışı ... ile ortak olduğu şirketin nakit ihtiyacı nedeniyle davalı ...'den borç aldığını, tarafların ...'nin araç kredisi çekmesi ve bu kredinin müvekkil tarafından karşılanması hususunda anlaştıklarını, müvekkilinin ... ... numaralı hesaptan davalının ... T. A. Ş ...numaralı hesabına düzenli ödemeler yaptığını, ...'nin şirketten ayrılması üzerine davalının borcun kalan bakiyesi olan 44.940 TL tutarı için senet düzenlenmesini talep ettiğini, senedin müvekkil ve eşi tarafından imzalandığını, tanzim tarihinin davalı tarafından sonradan değiştirildiğini, müvekkilin senedin imzalanmasından sonra da ödemelere devam ettiğini, borcun tamamının ödenmesine rağmen senedin teslim edilmediğini, Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya ile başlatılan takibin hukuka aykırı olduğunu, ...'nin şirketten ayrıldığı 20.11.2019 tarihi ile 22.03.2019 tarihli araç kredisi arasındaki 6 aylık sürede ödenen 9000 TL'nin toplam kredi tutarından düşüldüğünde senet bedeli olan 44.940 TL tutarına ulaşıldığını, bu durumun senedin araç kredisi teminatı olduğunu ispatladığını, davalının senedin başka bir borca ilişkin olduğuna dair hiçbir delil sunmadığını, müvekkilin davalıya toplam 45.030 TL ödeme yaptığını, 22.03.2019 tarihli 54.111,41 TL tutarlı araç kredisinin aylık 1500 TL taksitlerle ödendiğini, aracın hiçbir zaman müvekkile ait olmayıp davalının tasarrufunda kaldığını, Yargıtay kararları uyarınca tanzim tarihinden sonraki ödemelerin senede hasren yapıldığının kabulü gerektiğini, mahkeme kararının hakkaniyete aykırı olduğunu ve müvekkilinin mükerrer ödeme riskiyle karşı karşıya kaldığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine dayanak olan bononun ödendiği iddiasıyla açılan menfi tespit davasında, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davacıların iddialarının mesnetsiz olduğununu, dava dışı üçüncü kişi konumundaki şirket ile müvekkilin oğlu arasında geçmişte ortaklık ilişkisi bulunmakla birlikte, davacıların dönem dönem müvekkilden şahsi borç aldığını ve şirket için çekilen kredilere kefil olunduğunu, şirket hisselerinin devri sonrasında da taraflar arasındaki borç ilişkisinin devam ettiğini, dosyaya sunulan ödeme dekontlarının davaya konu bono borcuna değil, dava dışı şirketin araç kredi borcuna ilişkin olduğunu, davacıların kendi borçlarını dava dışı şirketin ödemeleriyle mahsup etmeye çalışarak kötüniyetli hareket ettiklerini, bononun üzerinde teminata ilişkin bir şerh bulunmadığını ve şirket tüzel kişiliğinin bonoda borçlu ya da kefil sıfatıyla yer almadığını, yapılan bilirkişi incelemesinde de dava dışı şirketin ticari defterlerinde bonoya ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığının tespit edildiğini, HMK m. 200 gereğince senetle ispat kuralının somut olayda davacı tarafça yerine getirilemediğini, davacının kendi içerisindeki çelişkili beyanlarının iddialarının asılsız olduğunu, bono üzerindeki tanzim ve vade tarihlerinde herhangi bir tahribat bulunmadığını, müvekkilin alacaklı olduğunu yazılı delil olan bono ile ispat ettiğini, davacıların iddialarını kanıtlayamadığını ve borçtan kurtulmak amacıyla işbu davanın açıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.

Büyükçekmece 3.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında; alacaklının ..., borçluların ... ve ... olduğu, 44.940,00-TL bedelli 09/08/2021 keşide, 07/05/2021 vade tarihli bonoya istinaden, 44.940,00-TL asıl alacak, 10.087,00-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 55.027,00-TL alacağın tahsili için icra takibi başlatılmıştır.

Davacı vekili, davalı tarafça müvekkilinin yetkilisi olduğu şirkette kullanılmak üzere borç verildiğini, bunun karşılığında müvekkili ve eşi ... tarafından imzalanarak davalı tarafa icra takibine konu senedin verildiğini, müvekkili ... ile dava dışı ...'nin ...'nin kurucusu olduklarını, davalı ...'nin de dava dışı ...'nin babası olup müvekkili ile ... arasındaki ilişkinin işbu ortaklıktan kaynaklandığını, şirketin nakit ihtiyacı olması sebebiyle müvekkilinin ...'den borç aldığını, bunun karşılığında da tarafların ...'nin araç kredisi çekmesi ve kendisine bir araç alması, işbu kredinin de müvekkili ...'e ait şirket ve müvekkili tarafından karşılanması hususunda anlaştıklarını, dava dışı ...'nin mezkur şirketteki payını müvekkili ...'e devrettiğini, müvekkilinin yine bu süreçte de davalı ...'ye ödemeleri yapmaya devam ettiğini, sonrasında davalının oğlu ... ile aradaki ortaklık ilişkisinin son bulması sebebiyle davalı tarafından borcun ödenmeyen kısmı için senet düzenlenmesini talep ettiğini, borcun kalan bakiyesi olan 44.940,00 TL. için senet düzenlendiğini ve işbu senedin müvekkili ve eşi tarafından imzalandığını, senedin tanzim tarihinin davalı tarafça sonradan değiştirildiğini, görünen tanzim tarihinden önce de müvekkilinin senet karşılığı ödemeleri yapmaya devam ettiğini, senedin imzalanması ile birlikte müvekkilinin yine aydan aya karşı tarafa ödeme yapmaya devam ettiğini, ancak bu ödemeleri daha öncesinde de olduğu gibi "araç kredisi" şeklindeki açıklama ile yapmaya devam ettiğini, müvekkili tarafından borcun tamamının bu şekilde ödendiğini ve borcun sona erdiğini belirterek menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili beyanında, dava dışı .... Ltd. Şti.'ni davacı ... ile müvekkilinin oğlu ...'nin ortak olarak kurduklarını,davacının müvekkilinden dönem dönem borçlar aldığını, şirkete araç alınması için müvekkilinin kredi çektiğini ve şirkete verdiğini, ...'nin 23.10.2019 tarihinde mezkur şirket hisselerini davacı ...'e devri ile son bulduğunu, tarafların ortaklık yapısı bitmiş olsa da görüşmeleri ve arkadaşlıklarının devam ettiğini, davacı tarafından yine nakit ihtiyacının olması durumlarında müvekkilinden borç aldığını, mezkur şirket hesabından da kredi ödemeleri için müvekkiline dönem dönem ödemeler gönderildiğini, ancak davacı tarafın sunmuş olduğu ödeme dekontları incelendiğinde görüleceği üzere müvekkilinin hesabına gönderilen bu ödemelerin davacı ... ve ...'in takibe konu edilen bonodan kaynaklanan borçlarına istinaden değil mezkur şirketin araç kredi borcuna istinaden müvekkili hesabına gönderildiğini, mezkur şirketin davacılardan bağımsız bir tüzel kişilik olduğunu, mezkur şirket hesabından ve/veya mezkur şirket adına yapılan ödemelerin gerçek kişi olan davacıların borcuna karşılık olarak yapıldığının kabulünün mümkün olmadığını, davacı taraf her ne kadar düzenlenen bononun mezkur şirketin kredi borcu için verilmiş olduğunu iddia etse de davacılar tarafından müvekkiline verilen bononun mezkur şirketin borcuna karşılık verilmediğini, müvekkilinin doğrudan davacıların dönem dönem nakdi olarak almış olduğu borçlara karşılık takibe konu bonoyu davacılardan aldığını, mezkur şirkete araç almak için çekilen kredinin borcu ile davacıların bonoya ilişkin borçlarının tamamen birbirinden farklı olduğunu, davacılardan bono alınır iken kredi ödemelerinin vadesinin belli olması sebebi ile mezkur şirketin kredi borcunun hesaba dahi dahil edilmediğini, senedin tanzim tarihinin değiştirilmediğini, bononun düzenlenme tarihinin 07.05.2021 olup vade tarihinin de 09.08.2021 olduğunu, davacının dava dilekçesine ek yaptığı ödeme dekontları incelendiğinde de görüleceği üzere davacı şirketin davacı şirket adına araç kredisine karşılık açıklaması ile yapılmış ödemelerin başlangıç tarihinin ise 09.03.2021 olduğunu, bu tarihin bononun tanzim ve vade tarihinin öncesine tekabül ettiğini, bunun yanı sıra sunulan ödeme dekontlarının açıklama kısımlarının hiçbirinde senede atıf yapılmadığını, tamamına araç kredisi açıklamasının yazıldığını, davacıların kendi nam ve borçlarına karşın vermiş oldukları bonoyu zamanında müvekkiline ödemediğini, belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

22/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Dava dışı şirkete ait ticari defterler, dosyaya mübrez belge, bilgi, ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; dava dışı şirketin 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının davalının oğlu dava dışı ... ile ...... şirketindeki ortaklıkları nedeniyle dava dışı şirket adına davalı yana borçlandığını mezkur borcun bedeli olarak da davalı yanın ...plakalı aracın alımı için kullandığı araç kredisinin taksitlerinin ödendiğini iddia ettiği, Türkiye Noterler Birliği'nin 20.10.2023 tarihli müzekkere cevabında ...plakalı aracın 22.03.2019 tarihi itibariyle davalı ... adına tescil edildiği, 22.03.2019 tarihli ... Taşıt Kredisinin 36 ay vadeli olduğu kredi tutarının 37.000,00 TL olduğu, toplam ödenecek borç tutarının 54.111,41 TL olduğu, davacının davalı yana araç kredisi taksiti açıklamalı toplam 41.150,00 TL, açıklamasız şekilde 3.880,00 TL olmak üzere toplamda 45.030,00 TL havale yapmış olduğu, davacının imzasının bulunduğu dava konusu 44.940,00 TL tutarlı senedin tanzim tarihinin 07.05.2021 olduğu, mezkur tarihte davalı yanın araç kredisi taksitlerinin bakiye tutarının ise 15.000,00 TL olduğu, bu itibarla davacı yanın menfi tespitini talep ettiği senet ile davacı yanın yaptığı ödemeler arasında tarih ve tutar bakımından anlamlı bir ilişki kurulamadığı, neticeten; dava konusu senet ile davacı yanın davalı yana yapmış olduğu havalelerin tarih, açıklama ve tutarları arasında anlamlı bir ilişki kurulamadığından, dava konusu senet bedelinin ödenmiş olduğu hususunun davacı yanın ispatına muhtaç olduğu" belirtilmiştir.

Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143).

Davacı tarafça senedin, zorunlu unsurları dahil, sonradan doldurulduğu iddia edilmiş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 680. maddesi uyarınca senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun, bedelsiz olduğu iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiği, TTK.nın 778/2-f. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkündür. Tamamen doldurulmamış bononun tedavüle çıkarken anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile kanıtlanmadığı sürece, bono üzerinde yazılı miktar, vade, tanzim gibi tarihler gerçekliğini ve varlığını korur.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26/02/2003 tarih ve 2003/19-135 E. 2003/105 K. sayılı kararı) Davacı bu hususta yazılı delil sunamamış, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat edememiştir.

Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacılar tarafından icra takibine konu bononun ödendiğini ileri sürdükleri, ödeme iddiasının yazılı olarak ispat edilmesi gerektiği, davacılar istinafında, aracın davalı adına alındığını, davalı tarafından kullanıldığını, araç kredilerini ödemesinin tek sebebinin şirkette kullanmak üzere toplu bir para elde edilmesi ve bu paranın da geri taksitler halinde ödenmesi olduğunu, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, davalı ...'ye toplamda 45.030 TL ödeme yapıldığını, dava dışı ...'nin ortaklıktan ayrılması ile beraber, davalı tarafından araç kredilerinin ödenmesini teminat altına almak adına senedin imzalattırıldığını, araç kredi tarihinin 22.03.2019 olduğu, aradan 6 ay geçtikten sonra dava dışı ...'nin şirketten ayrıldığını, 6 aylık taksitin 9000 TL'ye tekabül etmekle beraber, işbu 9000 TL kredi tutarından düşüldüğünde senet bedeli olan 44.940 TL'nin ortaya çıktığını ve senet bedelini ödediğini ileri sürmüş ise de, ödemeye ilişkin olduğu ileri sürülen dekontlarda senede bire bir atıf bulunmadığı, dekontların bir kısmının ise senet tanzim tarihinden öncesine ait olduğu davacılar tarafından iddialarının yazılı olarak ispat edilemediği davanın sübut bulmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun (KAPATILAN)Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2024 tarih ve 2023/51 E., 2024/691 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 939,77 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 207,77 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,

3- Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1277, K. 2026/1416, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1277-e-2026-1416-k-d0bc5804a7d2