Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1291 E. 2026/1574 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1291
- Karar No
- 2026/1574
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/1291
KARAR NO:2026/1574
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :16/06/2026
NUMARASI:2026/215 Esas - 2026/579 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:03/03/2026
İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/09/2026
Davanın usulden reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkil şirketin davalı şirkete navlun hizmeti verdiğini, bu hizmet neticesinde akaryakıt fiyat artışı ve sigorta ücretlerini içeren faturaların davalıya tebliğ edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, davalıdan toplam 11.585,67- EUR tutarında alacaklı bulunulduğunu, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 5. İcra Dairesi .... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirketin icra müdürlüğünün yetkisine ve borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, para borcunun alacaklının ikametgahında ödenmesi gerektiğinden İstanbul Anadolu İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu, davalının yetki itirazının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki taşıma ilişkisinin ve fatura alacağının sabit olduğunu, davalının hizmet bedelini ödemeyerek basiretli bir tacirden beklenen özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve dürüstlük kurallarına aykırı hareket ettiğini, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek davalının icra takibine yaptığı haksız itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili;müvekkil şirketin davacı tarafa herhangi bir fatura kaynaklı borcunun bulunmadığını, navlun sözleşmesine konu traverten cinsi emtianın taşıyıcıya hasarsız teslim edildiğini ancak varış noktasında meydana gelen hasarın davacı taşıyıcının lashing ve sabitleme hatalarından kaynaklandığını, ... sigorta şirketinin 29.04.2024 tarihli cevabi yazısı ile hasarın taşıyıcı kusuruna dayandığının sabit olduğunu, TTK nın 875/f. 1 uyarınca taşıyıcının sorumlu olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve genel yetki kuralı gereği İscehisar Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğunu,TTKnın. 855 maddesi uyarınca navlun alacaklarında 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının taşıma kurallarına aykırı eylemleri neticesinde emtianın hasar gördüğünü, CMR nin 17/f. 1 gereği taşıyıcının zıya ve hasardan sorumlu olduğunu, davacının yükleme ve istife nezaret yükümlülüğünü ihmal ettiğini, TTKnın 883 maddesi uyarınca kusurlu taşıyıcının navlun ücretine hak kazanamayacağını, müvekkil şirketin daha önce yaptığı ödemelerin borç ikrarı anlamına gelmediğini, aksi kanaatte mahkemece zararın davacının navlun alacağından takas ve mahsubuna karar verilmesi gerektiğini, davacının tek taraflı düzenlediği faturaların alacağın varlığını ispata yeterli olmadığını, İscehisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/293 E. sayılı dosyası ile müvekkil şirket hakkında konkordato kesin mühleti kararı verildiğini, bu nedenle davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle yetki itirazının kabulü ile davanın reddini, zamanaşımı nedeniyle aksi halde esastan reddini,kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; Davaya konu taşıma, emtianın Türkiye'den Almanya'ya taşınmasına ilişkin olup yurtdışı karayolu taşıması niteliğinde olduğu,bu haliyle dava konusu taşımaya 1. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiği ,CMRnin 31 maddesinde düzenlenen yetki kuralı uyarınca bu maddede belirtilen yetkili mahkemeler dışındaki mahkemelerde dava açılamayacağı/icra takibi yapılamayacağı düzenlenmiş olup, yetkili mahkeme/icra dairesinin de CMRnin 31 maddesi hükmüne göre belirleneceği, davacı tarafından maddede belirtilen yetkili icra dairelerinin hiç birinde icra takibi yapılmadığı, davacının dilekçelerinde belirttiği para borcunun alacaklının ikametgahında ödeneceği kuralı gereğince alacaklının ikametgahı mahkemesinin/icra dairesinin yetkili olduğuna dair yetki kuralının iş bu somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmadığı gerekçesiyle davanın özel dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; mahkemenin yetkisiz olduğuna ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,hiçbir şekilde navlun alacağı bakımından mahkemenin yetkisizliğini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu alacak yalnızca navlundan ibaret olmayıp, akaryakıt fiyat artışı ve sigorta bedeli kalemlerini de içerdiğini, davalı borçlu sırketin takıp konusu borçtan sorumlu olduğunu, davalının,hem basıretli bır tacirden beklenen özen yükümlülügünü ihlal ettiğini hem de dürüstlük kurallarına aykırı hareket ettiğini, beyanla davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne; karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:İtirazın iptali davasının dinlenilme koşullarından bir tanesi de takibin yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış olmasıdır.Elde ki davada İstanbul Anadolu 5. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında başlatılan takibe karşı davalı borçlu vekili itirazında; yetkili icra dairesinin İscehisar İcra Dairesi olduğunu belirterek icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmiştir.Yetkili icra dairesi; İİK’nın 50/1 maddesi yollamasıyla HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine göre belirlenir. HMK 6. maddesi gereği genel yetkili mahkeme ve icra dairesi davalı borçlunun yerleşim yeri mahkeme icra dairesidir.Somut olayda dava, taşıma sözleşmesine dayalı alacak için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen taşıma evrakları(CMR) ve belgelerden taraflar arasında taşıma ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Bir miktar para alacağından ibaret olan takip konusu taşıma alacağı, alacaklının ikametgahında ödenmelidir.O halde TBK'nın 89/1. maddesi uyarınca bu tür davalarda alacaklının ikametgahının bulunduğu yer icra daireleri ve mahkemeleri de yetkilidir.Bu nedenle davacının kendi ikametgahında takip yapması ve dava açması yasaya uygun bulunduğundan, mahkemece aksi kanaate varılarak icra müdürlüğünün yetkisine itirazın yerinde olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Buna göre dava konusu icra takibinin davalı borçlunun yerleşim yeri icra dairesinde (İscehisar icra daireleri) yapılabileceği gibi özel yetki kuralı gereği dava konusu alacak para alacağı olduğundan alacaklının yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki yetkili icra dairesinde de (İstanbul Anadolu İcra Daireleri) yapılabilir. Dava açarken ve icra takibi başlatılırken seçimlik yetki kapsamında birden fazla mahkeme ve icra dairesinin yetkili olması halinde seçim hakkı davacı alacaklıda olup davacı alacaklı seçim hakkını TBK nın 89/1 gereği yetkili icra dairesi olan İstanbul Anadolu İcra Daireleri yönünde kullanmıştır.Yukarıda açıklanan nedenlerle;istinaf nedeni yerinde görülen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2026 Tarih 2026/215 Esas - 2026/579 Karar sayılı hükmün HMK'nın 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Davacı tarafından yatırılan 732-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/09/2026