Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/849 E. 2026/1455 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/849
- Karar No
- 2026/1455
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/849 KARAR NO : 2026/1455
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/03/2025 NUMARASI : 2023/842 Esas 2025/285 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 25.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.09.2026
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.03.2025 tarih 2023/842 Esas 2025/285 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.06.2023 tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresindeki .... plakalı motosiklet ile seyir halinde iken dava dışı .....'in kullandığı .... plakalı aracın tali yoldan çıkması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, davalının kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olarak zarardan sorumlu bulunduğunu, tazminatın TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplanması gerektiğini, sigortalı aracın ticari amaçla kullanıldığını, davalıya 04.09.2023 tarihinde başvurulmasına rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik ve 100,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 300,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili bedel artırım dilekçesiyle istemini 925.514,32 TL sürekli iş göremezlik, 103.653,36 TL geçici iş göremezlik ve 27.021,60 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.056.189,28 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; .... plakalı aracın 26.01.2023–26.01.2024 tarihleri arasında müvekkili nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortasıyla sigortalı olduğunu, talep edilen miktarlar belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmadığını, kusurun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınacak raporla belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin ancak sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini, temerrüde düşmediğini savunarak davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 15.06.2023 tarihli trafik kazasında yaralandığı, kazaya karışan .... plakalı aracın kaza tarihinde davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortasıyla sigortalı olduğu, dava öncesi sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda davacının %10, sigortalı araç sürücüsünün %90 kusurlu bulunduğu, ceza dosyasında alınan İTÜ Trafik Kürsüsü raporunda her iki sürücüye asli kusur verilmiş ise de sigortalı araç sürücüsünün geliş yönünde DUR levhası bulunmasına rağmen ilk geçiş hakkını davacıya vermediği, kaza tespit tutanağı ve soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporuyla uyumlu olan Adli Tıp Kurumu raporunun hükme esas alınması gerektiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin ön raporunda bildirilen eksiklikler giderildikten sonra düzenlenen 14.08.2024 tarihli raporda kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik uyarınca davacının sürekli engellilik oranının %20, iyileşme süresinin dokuz ay, bakıcı ihtiyacının üç ay olarak belirlendiği, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre düzenlenen 06.02.2025 tarihli aktüerya raporunda kusur indirimi sonrasında davalının sorumlu olduğu toplam zararın 1.056.189,28 TL hesaplandığı, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinin davalının sorumluluğunda bulunduğu, kaza tespit tutanağında davacının kaskının takılı olduğu belirtildiğinden ayrıca müterafik kusur indirimi gerekmediği, sigortacının başvurudan itibaren sekiz iş günü sonunda temerrüde düştüğü ve zarar veren aracın minibüs olması nedeniyle avans faizi uygulanması gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, 925.514,32 TL sürekli iş göremezlik, 103.653,36 TL geçici iş göremezlik ve 27.021,60 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.056.189,28 TL'nin poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere 15.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının kaza ile illiyet bağı bulunan maluliyetinin tespit edilemediğini, Hacettepe Üniversitesi raporunu düzenleyen kurulun Yönetmeliğin 6. maddesine uygun oluşmadığını, ilgili uzmanların ve fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanının kurulda bulunması gerektiğini, omurga yönünden kalıcılık ve stabilizasyon koşulları ile güncel görüntüleme ve klinik bulgular ortaya konulmadan oran belirlendiğini, kusur raporunun kazanın oluşuna uygun olmadığını, davacının hızını azaltmadığını ve kazadan kaçınma olanağının değerlendirilmediğini, genel şartların ve 7327 sayılı Kanun'la yapılan değişikliğin dikkate alınarak %1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, bakiye ömrün kaza tarihindeki yaşa göre belirlenmesi gerekirken sürekli iş göremezlik döneminin başlangıcı esas alınarak hesap yapıldığını, yaşam süresinin bitiş tarihi ve pasif dönem hesabının hatalı olup 28.929,43 TL fazla tazminat hesaplandığını, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderlerinin SGK sorumluluğunda ve poliçe teminatı dışında olduğunu, %50'nin altındaki maluliyetlerde bakıcı gideri ödenemeyeceğini, fiilen bakıcı tutulduğu belgelenmediğinden hesabın brüt yerine net asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, güncel verilere göre hesaplanan tazminata temerrütten itibaren faiz yürütülmesinin faize faiz işletilmesi sonucunu doğuracağını ve faizin rapor tarihinden başlatılması gerektiğini, sigortalı aracın ruhsatta hususi kayıtlı olması nedeniyle avans yerine yasal faiz uygulanması gerektiğini, arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulamayacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan bedensel zarara dayalı sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı giderinin tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenecek sağlık kurulu raporuna göre yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. HD 20/06/2022 tarih ve 2021/13933 E. 2022/9109 K.) Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonra da Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. HD 2021/6445 E. 2021/8550 K. sayılı kararı) Davalı vekilinin maluliyet raporuna ilişkin istinaf itirazları yönünden; Hacettepe Üniversitesi tarafından düzenlenen 23.02.2024 tarihli ön raporda iyileşme sürecinin devam ettiği belirtilerek fizik tedavi ve rehabilitasyon incelemesi, gerekli görüntülemeler ve son durum raporu istenmiş, dosya kapsamına göre bu eksiklikler tamamlandıktan sonra 14.08.2024 tarihli maluliyet raporu düzenlenmiştir. Hükme esas alınan maluliyet raporu içeriğine göre sol ayak bileği hareket kısıtlılığı ile lomber vertebra posterior eleman kırıkları değerlendirilmiş, arızaların kazaya bağlı olduğu, sekel halini aldığı ve sürekli nitelikte bulunduğu açıklanmıştır. Bu nedenle raporda illiyet ve kalıcılık yönünden yeterli değerlendirme mevcut olup, raporu düzenleyen heyet içerisinde yeterli sayıda adli tıp uzmanı bulunduğu anlaşıldığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin kusur dağılımına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda kaza tespit tutanağı, taraf ve tanık anlatımları, olay yerini gösteren fotoğraflar ve dosyadaki diğer veriler birlikte değerlendirilerek davacı motosiklet sürücüsünün %10, sigortalı araç sürücüsü .....'in %90 oranında kusurlu bulunduğu, sigortalı araç sürücüsünün geliş yönünde dur levhası bulunmasına rağmen ana yolda seyreden davacıya ilk geçiş hakkını vermeyerek kavşağa girdiği, davacının ise kavşağa yaklaşırken gerekli dikkat ve tedbiri göstermemesinin kusur değerlendirmesinde dikkate alındığı, bu nedenle davacının davranışının değerlendirme dışında bırakılmadığı, ilk derece mahkemesince kusura ilişkin deliller değerlendirilerek kaza tespit tutanağı ve soruşturma raporuyla uyumlu bulunan Adli Tıp Kurumu raporunun tercih edilmesine ilişkin yeterli gerekçeye yer verildiği, kusur dağılımının olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmediğinden kusura yönelik istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 Esas - 2022/3622 Karar, 17. Hukuk Dairesi'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 Esas. - 2021/3121 Karar sayılı ilamları) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas 20121/1848 Karar) Davalı vekilinin genel şartların uygulanması ve %1,65 teknik faizle hesaplama yapılması gerektiği yönündeki istinaf itirazı bakımından; yukarıda açıklanan ilkelerin yanında, Anayasa Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli 2021/82 Esas, 2022/167 Karar sayılı kararıyla 7327 sayılı Kanun'la KTK'nın 90. maddesine eklenen hesap esaslarına ilişkin düzenlemenin de iptal edilmiş olduğu dikkate alındığında, salt bu düzenlemeye dayanılarak genel şartlardaki teknik faiz yönteminin uygulanması gerektiği yönündeki istinaf itirazı yerinde görülmemiş olup, bakiye ömür ve hesap dönemlerine ilişkin istinaf itirazları yönünden; hükme esas alınan aktüerya raporunun TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre düzenlendiği, davacının yaşı, geçici iş göremezlik süresi ve sürekli engellilik oranı gözetilerek yapılan hesabın dosya kapsamına uygun olduğu, geçici iş göremezlik döneminin sona erdiği tarihin sürekli iş göremezlik hesabında başlangıç olarak gösterilmesinin yerinde olduğu, davalı vekilince farklı yaşam sonu tarihleri ileri sürülmüş ise de 23.02.2044 yerine daha önceki 10.10.2043 tarihine kadar hesap yapıldığından söz edilerek fazla tazminat hesaplandığı iddiasının dosya kapsamına uygun olmadığı, fazla hesaplama yapıldığı yönündeki iddiayı doğrular hatalı bir veri bulunmadığı ve rapordaki hesaplamanın hatalı olduğunu ortaya koyacak nitelikte bulunmadığından, bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.7.2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Dolayısıyla, trafik kazasından kaynaklı geçici işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri ile belgesiz tedavi ve tedavi amaçlı yol giderleri bakımından ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. Açıklanan nedenlerle davalı sigorta vekilinin geçici iş göremezlik zararı tazminatının davalı sorumluluğunda olmadığına dair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2022 tarih ve 2021/12001 E. - 2022/4532 K. ve 24.03.2022 tarih ve 2021/22793 E. - 2022/5790 K.) Somut olayda hükmedilen zarar kalemleri sürekli iş göremezlik, dokuz aylık geçici iş göremezlik ve üç aylık geçici bakıcı gideri olup ayrıca hastane veya sağlık hizmet bedeline hükmedilmemiştir. Bu nedenle davalının tedavi giderlerinin SGK'ya devredildiğine yönelik savunmalar geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderleri yönünden yerinde olmayıp, davalının bu yönlerden sorumlu olmadığı yönündeki istinaf itirazları da yukarıdaki ilkeler doğrultusunda yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin %50'nin altında maluliyet bulunduğundan bakıcı gideri istenemeyeceği yönündeki itirazı bakımından ise dayandığı genel şart hükmü sürekli sakatlığa bağlı sürekli bakıcı giderine ilişkin olup, eldeki davada sürekli bakıcı giderine değil, tedavi sürecindeki üç aylık geçici bakıcı ihtiyacına dayalı tazminata hükmedilmiş olduğundan bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin bakıcı giderinin net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiği yönündeki istinaf itirazı bakımından; bakıcı gideri zararı için bir masraf gerçekleştirilmesine gerek olmaksızın salt bu ihtiyacın doğmuş olması tazminat yükümlülüğü doğurmaktadır. Davacının tedavi süresince üç ay bakıcıya ihtiyaç duyduğu sağlık kurulu raporuyla belirlendiğinden, fiilen bakıcı tutulduğuna ilişkin belge sunulmaması bu zararın karşılanmasına engel değildir. Davalının dayandığı sürekli sakatlığa bağlı sürekli bakıcı giderinin hesabına ilişkin genel şart hükmünün somut olaydaki geçici bakım ihtiyacına doğrudan uygulanması mümkün olmayıp, belirlenen süre için brüt asgari ücret üzerinden bakıcı gideri hesaplanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. Sigortacının tazminat giderim yükümlülüğünü düzenleyen KTK'nun 99/I. maddesi hükmü uyarınca, sigortacı maddede belirtilen belgelerin iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüde düşer. Davadan önce böyle bir başvurunun bulunmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşmüş sayılır. Davalı vekilinin faizin aktüerya raporu tarihinden başlatılması gerektiği yönündeki itirazı bakımından, tazminatın güncel gelir verilerine göre hesaplanması ile sigortacının temerrüde düşmesi ayrı hususlar olup, güncel verilere göre hesap yapılması tek başına tazminata temerrüt faizinin eklenmiş olduğu anlamına gelmediğinden, temerrüt tarihinin rapor tarihine taşınması gerektiği yönündeki itiraz yerinde değildir. Mahkeme gerekçesinde başvurunun 04.09.2023 tarihinde sigortacıya teslim edildiği kabul edilmiş olup başvurunun tesliminden itibaren sekiz iş günlük ödeme süresinin bitimini izleyen 15.09.2023 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin faiz türüne yönelik istinaf itirazı bakımından; zarar veren aracın somut olaydaki kullanım niteliği gözetilerek faiz türünün belirlenmesi gerekmekte olup, davalının sigortalısı aracın servis minibüsü olarak kullanıldığı, mahkemece sigortalı aracın ticari kullanımına göre avans faizine hükmedilmesine ilişkin kabul dosya kapsamına uygun olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin arabuluculuk giderine ilişkin istinaf itirazı yönünden; hükmün 6. bendinde 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına karar verilmiş olup bu gider davalıya yükletilmediğinden, davalının kendisinin arabuluculuk giderinden sorumlu tutulduğu yönündeki itirazı hüküm içeriğiyle bağdaşmamakla bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Bu durumda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delillere göre, hükme esas alınan bilirkişi ve aktüerya raporlarındaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, kusur ve maluliyet oranlarının usulüne uygun olarak belirlenmiş olmasına, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmış olmasına, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderlerinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun devam etmesine, hükmedilen tazminatın poliçe limitiyle uyumlu olmasına, faiz başlangıcı ve türünün dosya kapsamına uygun bulunmasına, arabuluculuk giderinin davalıya yükletilmemiş olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmiş olmasına, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde görülmemiş olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 72.148,28-TL'den peşin alınan 18.037,08-TL'nin mahsubu ile bakiye 54.111,20-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.25/09/2026