Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2842 E. 2026/31 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2842
- Karar No
- 2026/31
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
70. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/2842
KARAR NO: 2026/31
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/07/2026
NUMARASI: 2024/275 Esas, 2026/662 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/04/2024
DAVA DEĞERİ: 116.000,00 TL
KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı firmanın ortağı olduğu iş ortaklığı arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkili şirketin davalıdan ticari ilişkiden kaynaklı 116.000,00 TL alacağının mevcut olduğunu, müvekkili şirketin davalı firmanın kendisine yüklemiş olduğu inşaat işlerini zamanında ve layıkıyla tamamladığını fakat iş ortaklığı tarafından müvekkili şirketin alacağının ödenmediğini, iş ortaklığı tarafından müvekkilinin alacağının ödenememesi üzerine .... Noterliğinin 26/11/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçluların ödemeye davet edildiğini, ihtarnameden sonuç alınamaması üzerine ödenmeyen tutarın faizi ile birlikte tahsili istemi ile iş ortaklığına .... İcra Dairesi ...Esas sayılı icra takibinin başlatıldığını, takip dosyasından gönderilen ödeme emri iş ortaklığına tebliğ edildiğini ve iş ortaklığı adına iş ortaklığını oluşturan firma yetkilileri tarafından yetkilendirilmiş Av. ...tarafından takibe itiraz edilmesi sebebi ile takibin durdurulduğunu, müvekkili şirketin yapılan sözleşme kapsamında faturaları kesmiş olduğunu borçlunun her defasında müvekkiline, kesilen fatura bedelinden eksik ödeme yaptığını, yapılan eksik ödemeler üzerine müvekkili şirket ile borçlu firmanın bir araya geldiğini ve bir mutabakat imzaladıklarını, davalının borca itirazı tamamen haksız-yersiz ve borcun ödenmesini geciktirme amacına yönelik olduğunu, müvekkili şirketin, davalıdan olan alacağı 10/11/2021 tarihli mutabakat mektubuna dayandığını, İstanbul Anadolu 11. ATM de yapılan bilirkişi incelemesinde de müvekkilinin davalıdan olan alacağının sabit hale geldiğini, arz ve izah olunan nedenler ve Mahkeme tarafından tespit ve takdir edilecek nedenlerle, başkaca dava açma, beyan ve talepte bulunma haklarının saklı kalması kaydı ile; davalı/borçlunun menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının, alacak miktarı esas alınmak suretiyle ihtiyaten haczini, davalının İstanbul .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına haksız ve kötü niyetli olarak yaptıkları itirazın iptalini, icra takibinin takip talebinde yazılı olan koşullarla devamını, haksız ve kötü niyetli yapılan itiraz ile takibin durmasına sebebiyet veren davalının aleyhine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi yönünde karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan tarafından dosyaya sunulan "10 Kasım 2021 tarihli ödeme emri formu" incelendiğinde, Hakediş ödemesine ilişkin belgede Oytun ÖZTÜRK isimli kişinin imzasının bulunduğunu, şirket nezdinde hakediş ödeme formları, her biri ayrı departmanlardan olmak üzere evrakın üzerinde yer alan birimlerin imzası ve en son haliyle de yönetimin onayından çıktığını, bu evrakta sadece Oytun ÖZTÜRK'ün imzası bulunduğunu, bununla birlikte diğer birimlerin onayının bulunmadığını, Oytun ÖZTÜRK'ün o dönem firma çalışanı olduğunu, hakediş onaylamaya yetkili olmadığını, bu işlem şirketi borçlandırıcı bir işlem olduğu için kendisinin bizatihi bu evrakı imzalama yetkisinin bulunmadığını, ekte sundukları hakediş örneklerinde de görüldüğü üzere, davacının sunmuş olduğu şekilde bir hakediş yapılmadığını, nitekim Oytun ÖZTÜRK hakkında şirket nezdinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde güveni kötüye kullanma suçundan dolayı şikayette bulunulduğunu, soruşturmasının devam ettiğini, diğer yandan 26/11/2021 tarihli davacı tarafın ihtarnamesine cevaben müvekkili şirket tarafından 13/12/2021 tarihinde cevap verildiğini, bu cevapta ''Her ne kadar tarafınızca bakiye talep edilmişse de müvekkil iş ortaklığı tarafından halihazırda kesin hesap çıkarılması için çalışmalar yapılmaktadır" dendiğini, burada görüleceği üzere belirtilen tarihte henüz kesin hesabın şirket tarafından yapılmadığını, bu haliyle 10/11/2021 tarihli ödeme emri formunun yetkisi bulunmayan bir personel tarafından düzenlendiğini ve usulsüz olarak davacı tarafa ilettiğinin görüldüğünü, nitekim kesin hesap çalışmaları devam etmekteyken bu şekilde hakediş yapılmasının ticaretin ve hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, diğer yandan müvekkili şirket tarafından davacıya tüm alacaklarının ödenmiş olduğunu, müvekkili şirket nezdinde alacağın bulunmadığını, arz ve izah edilen sebepler gözetilerek; huzurda ikame edilen haksız davanın usulden reddini, mahkeme usule ilişkin itirazların yerinde olmadığı kanaatinde ise davanın esastan reddini, haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatan davacı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde; İstanbul Anadolu 11. ATM nin 2022/68 Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne ilişkin kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, söz konusu dosyada alınan bilirkişi raporunda davacının davalılardan 116.000 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği ancak İstanbul .... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasında takibin iptaline karar verildiği anlaşılmakla davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu da gözetilerek açılan davanın kabulü ile davalı borçluların İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında yürütülen takibe yaptığı itirazın iptali ile takibin 116.000 TL asıl alacak üzerinden aynen devamına; dava konusu asıl alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 23.200,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H.Ü.K.Ü.M: Gerekçesi Bilahare Açıklanacağı Üzere; 1-Davanın KABULÜNE, açılan davanın kabulü ile davalı borçluların İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında yürütülen takibe yaptığı itirazın iptali ile takibin 116.000 TL asıl alacak üzerinden aynen devamına; 2-Dava konusu asıl alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 23.200,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Vekil eden şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmeden hüküm kurulması açıkça eksik inceleme niteliğinde olduğunu, ilgili dosyada düzenlenen bilirkişi raporunun varlığı, eldeki davada davacı alacağının ispat edildiği anlamına gelmediğini, bilirkişi raporuna ve davacı alacağına yönelik somut itirazları karşılanmadan hüküm kurulduğunu, 10.11.2021 tarihli belge vekil eden şirketi bağlayıcı bir borç ikrarı veya kesinleşmiş hakediş niteliğinde olmadığını, 13.12.2021 tarihli noter ihtarnamesi cevabı, davacının ileri sürdüğü bakiye alacağın vekil eden şirket tarafından kabul edilmediğini açıkça ortaya koyduğunu, kesin hesap, demir zayiatı, yapılan ödemeler ve mahsup kalemleri incelenmeden davacı alacağının varlığı ve miktarının belirlenemeyeceğini, yetki ve husumete ilişkin itirazları hakkında gerekçeli bir değerlendirme yapılmadığını, davacı, takip konusu 116.000,00 TL alacağın varlığını ve miktarını usulüne uygun delillerle ispat edemediğini, takip konusu alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle (Kapatılan) İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/07/2026 Tarih, 2024/275 Esas ve 2026/662 Kararına karşı istinaf başvurularının kabulü ile kararın tüm sonuçlarıyla birlikte kaldırılmasına, davanın tüm yönleriyle reddine, takip konusu alacağın likit olmaması nedeniyle vekil eden aleyhine hükmedilen icra inkâr tazminatının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Değerlendirme:
Dava, eser sözleşmesi kapsamında yapılan iş bedelinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/68 Esas sayılı dosyası muvacehesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak; taraflarca yargılamada ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan istinaf sebepleri ile sınırlı, takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.
Öncelikle HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen yapılan incelemede;
UYAP üzerinden yapılan tespitle davacı şirketin terkin durumunda olduğu görülmektedir.
Dosya kapsamından davacı şirketin neden terkin durumunda olduğu anlaşılamamaktadır. Bu durumda, davacı şirketin tüzel kişiliği, ticaret sicilinden terkin edilmesi ile sona ermiş ise, buna bağlı olarak taraf ehliyeti de son bulmuştur. Mahkemece, öncelikle davacı şirketin ticaret sicil kayıtları ayrıntılı olarak getirtilip incelenmeli, terkin ve tasfiye durumu değerlendirilmeli, kaybolan taraf teşkilinin ne şekilde sağlanacağı tespit olunup, varsa husumet yokluğu giderilmeli, şirketin doğrudan terkini gerçekleştirilmiş ise, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek yargılamada davacı şirket tüzel kişiliğinin temsilinin sağlanması gerekmektedir. Tüzel kişiliği sona eren şirketin ihyası için 6102 sayılı Kanun'un 547'nci maddesi hükümleri de gözetilerek, tasfiyenin niteliğine göre husumet yokluğunun ne şekilde giderileceğinin belirlenerek davacı tarafa şirketin ihyası ile tasfiye memuru atanması için ayrı bir dava açmak üzere uygun süre verilmeli ve taraf teşkili sağlanmalıdır.
Bu tespitler kapsamında, öncelikle terkine ilişkin yukarıda açıklandığı şekilde ticaret sicil kayıtları incelenip terkin sebebinin araştırılması, doğrudan terkin durumunda şirketin ihyası yoluna gidilmesi hususları incelenip değerlendirildikten sonra dosyada davacı şirket bakımından kaybolan husumet yönünden taraf teşkili sağlanıp, terkin edilme tarihinde hukuki dinlenilme hakkının ihlali halinde eksiklik giderildikten sonra uyuşmazlığın çözümüne ilişkin bir değerlendirme yapmak suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.
Belirtilen nedenlerle, HMK'nun 27, 355 ve 353/1-a.6 maddeleri gereğince davalı tarafın istinaf itirazları şimdilik incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yukarıda belirtilen hususlar ile ilgili delillerin toplanmasından sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 27, 355 ve 353/1-a.6 maddeleri gereğince ESASI İNCELENMEKSİZİN KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın davanın yeniden görülmesi için İLK DERECE MAHKEMESİNE İADESİNE,
3-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereği davanın esası hakkında karar verilmediğinden istinaf kanun yoluna başvuran tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine,
4-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca KESİN olmak üzere 29/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.