Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1090 E. 2026/1451 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1090
- Karar No
- 2026/1451
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1090 KARAR NO : 2026/1451
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/02/2026 NUMARASI : 2025/800 Esas 2026/111 Karar DAVANIN KONUSU : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 07.08.2025 KARAR TARİHİ : 25.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 25.09.2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.02.2026 tarih 2025/800 Esas 2026/111 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi dahili davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tasfiye Halinde... .Şirketinin çalışanı ...'nin 25.12.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale geldiğini, sigortalıya 366.393,67 TL ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığını ve 383.215,39 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiğini, Kurum incelemesinde şirketin kusurlu bulunduğunu ve kusur karşılığı oluşturulan borcun ödenmediğini, şirketin 2021 yılında tasfiye edilerek ticaret sicilinden terkin edildiğini, tasfiyeden önce doğan Kurum alacaklarının tahsili amacıyla rücuan tazminat davası açılabilmesi için şirketin ihyası gerektiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... cevap dilekçesinde özetle; terkin işleminin kanun hükümlerine uygun gerçekleştirildiğini, ihya davasında yasal hasım olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve kabul halinde yargılama gideri ile vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Dahili davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın müvekkiline yöneltilemeyeceğini, davacı Kurumun kesinleşmiş veya hüküm altına alınmış bir alacağı bulunmadığını, alacaklı sıfatının kanıtlanmadığını, tasfiye sürecinde alacaklılara çağrı ve ilan işlemleriyle bekleme sürelerine uyulduğunu, Kurumun tasfiye sırasında alacağını bildirmediğini savunarak davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, .....nün 9...-Çine sicil numarasında kayıtlı Tasfiye Halinde .... Şirketinin 03.11.2021 tarihinde tasfiye sonucu sicilden terkin edildiği, son tasfiye memurunun ... olduğu, davacı Kurumun şirketin eski çalışanının iş kazası nedeniyle yaptığı ödemeleri rücuen tahsil etmek üzere dava açmak istediği, şirketin terkin edilmiş olması nedeniyle taraf teşkilinin sağlanamadığı, davacının ihya istemekte hukuki yararının ve TTK'nın 547. maddesindeki ek tasfiye koşullarının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, şirketin...'nin 25.12.2013 tarihli iş kazası nedeniyle yapılan ödemelere ilişkin açılacak rücuen tazminat davası ve kararın infazı işlemleriyle sınırlı olmak üzere ihyasına ve yeniden tesciline,....'in ihya ve ek tasfiye işlemlerini yürütmek üzere atanmasına, kararın tescil ve ilanına, yasal hasım ... Müdürlüğü aleyhine harç, gider ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine, davanın açılmasına sebebiyet verdiği kabul edilen dahili davalıdan 45.000,00 TL vekalet ücretinin tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı dahili davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Dahili davalı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 2013 tarihli iş kazasından itibaren zamanaşımı süresinin dolduğunu, tasfiye işlemlerinin ilan ve bekleme sürelerine uyularak tamamlandığını, tasfiye sırasında kendisine bildirilmiş kesin veya muaccel bir Kurum alacağı bulunmadığını, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, ileride açılması muhtemel bir rücu davasını öngörerek tasfiyeyi bekletmesinin kendisinden beklenemeyeceğini, ihya davasının açılmasına kusuruyla sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve 45.000,00 TL vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, kronik sağlık sorunları nedeniyle tasfiye memurluğunu fiilen yürütemeyeceğini ve görevden affını istediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kendisi yönünden kaldırılmasını, davanın reddini, aksi halde aleyhine yüklenen harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, tasfiye nedeniyle sicilden terkin edilen şirketin TTK'nın 547. maddesi uyarınca ihyası istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile şirketin davacı Kurum tarafından açılacak rücuen tazminat davası ve bu dava sonucunda verilecek kararın infazı işlemleriyle sınırlı olarak ihyasına, son tasfiye memuru ....'in ek tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 547/1. maddesinde;“Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler” hükmünü içermektedir. TTK 547. maddeye göre açılan ihya davalarında süre söz konusu değildir. Davacının açtığı davanın süresinde açılıp açılmadığı da ihya davasında değerlendirilecek bir husus değildir. İhya kararı verilebilmesi için tasfiye memurlarının tasfiye işlemlerinde kusurlarının bulunması ve alacak davasının tasfiye işlemleri tamamlanmadan önce açılması gerekmez. TTK'nın 547/2. maddesinde "Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." hükmüne yer verilmiş olup, ek tasfiyeye ilişkin prosedür emredici ve kamu düzenine ilişkindir. Somut olayda davacı Kurum, şirket çalışanının 25.12.2013 tarihli iş kazası nedeniyle bağlanan gelir ve yapılan ödemelerden doğduğunu ileri sürdüğü rücu alacağı için dava açma amacıyla terkin edilen şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. Şirketin ticaret sicilinden terkin edilmiş olması karşısında, söz konusu uyuşmazlıkta taraf teşkilinin sağlanması ve verilecek kararın infazı için şirketin yeniden tescilini istemekte hukuki yararı bulunmaktadır. İhya isteminde bulunulabilmesi için rücu alacağının önceden kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla hüküm altına alınması veya icra takibine konu edilmesi zorunlu değildir. Rücu alacağının varlığı, kapsamı ve zamanaşımına uğrayıp uğramadığı açılacak alacak davasında değerlendirilmesi gereken hususlar olup, bu davanın konusunu oluşturan ek tasfiye ihtiyacını ortadan kaldırmamaktadır. Son tasfiye memurunun ihya davasında taraf olarak yer alması da kişisel olarak rücu borcundan sorumlu tutulduğu anlamına gelmez. Açıklanan nedenlerle dahili davalının zamanaşımı, hukuki yarar ve husumete ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Tasfiye memuru olarak atanan davalı ....'in hastalıkları nedeniyle bu görevi yürütmesinin mümkün olmadığına yönelik istinaf itirazı bakımından, yapılan istinaf başvurusunun usul, yasa ve hukuka aykırı bir sebebe dayalı olmayıp, sağlık sorunları nedeniyle bu görevi yürütmesinin mümkün olmadığı yönündeki mazerete dayalı olduğu görülmekle, bu konuda yerel mahkemece her zaman değerlendirme yapılması ve ek karar alınması mümkün bulunduğundan ve bu yöndeki değerlendirmelerin görevin ifa edilemeyeceğine dair kesin bir tanı içerir sağlık raporu da bulunmadığından bu aşamada kaldırma nedeni yapılamayacağı gözetilerek bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. Ortaklar kurulu kararı ile fesih ve tasfiyesine karar verilen şirketin tasfiyesi sonucu sicilden kaydının silinmesinden sonra açılan ihya davasında .... Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu olmadığı gibi, davacı ihya davası açmakta haklı ise de, tasfiye tarihi itibariyle açılmış herhangi bir dava bulunmadığından, davalı son tasfiye memurunun da kusuruyla bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği ortaya konulmadığı sürece yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerekir. Başka bir anlatımla, ihyası istenen şirketin 2021 yılında sicilden terkin edildiği, davacı Kurumun rücuen tazminat davası açabilmek amacıyla 2025 yılında ihya isteminde bulunduğu, tasfiyenin kapanmasından önce açılmış bir rücu davası veya tasfiye memuruna bildirilmiş bu kapsamda bir alacağın ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır. İş kazasının terkin tarihinden önce meydana gelmiş olması tek başına tasfiye memurunun ihya davasının açılmasına kusuruyla sebebiyet verdiği sonucunu doğurmaz. Şirketin yeniden tescili ile ek tasfiye memuru atanmasına duyulan ihtiyaç terkin sonrasında ileri sürülen rücu talebinden kaynaklanmakta olup, bu ihtiyaç ihyanın kabulünü gerektirse de son tasfiye memurunun şahsen yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasını gerektirmez. Bu itibarla dahili davalı ....'in yargılama giderleri ile 45.000,00 TL vekâlet ücretinden sorumlu tutulmasında isabet bulunmamaktadır. Dahili davalının bu yönlere ilişkin istinaf itirazları yerindedir. Öte yandan davacı ....., 5502 sayılı Kanun'un 36. maddesi uyarınca faaliyetleri dolayısıyla yapılan işlemler yönünden harçtan muaf olduğundan, yeniden kurulacak hükümde Kurumdan bakiye karar harcı alınmaması ve peşin tahsil edildiği anlaşılan harçların iadesi gerekmektedir. Harç muafiyeti dışında kalan yargılama giderlerinin ise davacı üzerinde bırakılması gerekmiştir. Bu durumda, dahili davalının yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüş olup, ancak iş bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği değerlendirilmekle HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden karar verilmesi gerekMİŞTİR. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Dahili davalı .....'in istinaf başvurusunun KABULÜ ile Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.02.2026 tarihli, 2025/800 Esas ve 2026/111 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, buna göre; 2-Davanın KABULÜ ile ....nün 9...-Çine sicil numarasında kayıtlı TASFİYE HALİNDE... ŞİRKETİ'nin, davacı ....nca dava dışı ....'nin 25.12.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle bağlanan gelir ve yapılan ödemelerden dolayı açılacak rücuen tazminat davası ile bu dava sonucunda verilecek kararın infazı işlemleriyle sınırlı olmak üzere tüzel kişiliğinin İHYASINA, ticaret sicilinde bu şekilde yeniden TESCİL ve İLANINA, Ek tasfiye işlemlerini yürütmek üzere şirketin son tasfiye memuru ....'in tasfiye memuru olarak ATANMASINA, ücret takdirine YER OLMADIĞINA, Ek tasfiye memurunun görevinin karar kesinleştiğinde BAŞLAMASINA, ek tasfiye memuru tarafından şirketin ihyasına karar verildiği ve ek tasfiye memuru atandığının sicile tescil ve ilanına, ek tasfiye konusu işlemlerin ikmalinden sonra ek tasfiye memuru tarafından şirketin sicilden başka bir karara gerek kalmaksızın terkin işlemlerinin YAPILMASINA, Karar kesinleştiğinde şirketin ihyası ve ek tasfiye memuru atandığının sicile BİLDİRİLMESİNE, Davacı Kurumun 5502 sayılı Kanun'un 36. maddesi uyarınca harçtan muaf olması nedeniyle karar ve ilam harcı ALINMASINA YER OLMADIĞINA; tahsil edilen 615,40 TL peşin harç ile 615,40 TL başvuru harcının istek halinde davacıya İADESİNE, Davacı tarafından yapılan 874,00 TL tebligat ve posta giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, Davacı lehine vekâlet ücreti TAKDİRİNE YER OLMADIĞINA, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara İADESİNE, 3-İstinaf yoluna başvuran dahili davalı .... tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 2.002,00-TL istinaf yoluna başvurma harcı 460,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.462,00-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak dahili davalı ....'e verilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde kesin olmak üzere 25.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (Yargıtay 11.HD'nin 20.10.2025 tarih 2025/4374 Esas 2025/6357 Karar sayılı ilamı)