İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/471 E. 2026/805 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/471
- Karar No
- 2026/805
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2026/471 KARAR NO: 2026/805
HAKİM : KATİP :
DAVACI :. VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/06/2026 KARAR TARİHİ : 08/10/2026 K. YAZIM TARİHİ : 20/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı tarafından müvekkili aleyhine 120.000,00 TL bedelli, 03/02/2025 düzenleme tarihli bonoya dayalı olarak Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkilinin davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin davalıdan araç kiraladığını ve kiralama bedeli ile yıkama ücretinin tamamını banka kanalıyla ödediğini, taraflar arasındaki WhatsApp yazışmalarıyla da borcun kalmadığının onaylandığını, söz konusu senedin araç kiralama ilişkisi sırasında teminat amacıyla boş olarak verildiğini, borç bitmesine rağmen iade edilmeyen senedin aradan zaman geçtikten sonra anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğunu, senetteki düzenleme tarihinin ve adres bilgilerinin gerçeği yansıtmadığını, senedin müvekkilinin gıyabında doldurulduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline ve davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Ankara Batı İcra Müdürlüğü üzerinden başlatılan takibe konu bononun Türk Ticaret Kanunu'nda aranan unsurları taşıdığını ve kambiyo senedi vasfında olduğunu, davacının senedin teminat senedi olduğu ve borçlu olmadığı yönündeki iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, ispat yükünün senedin bedelsiz olduğunu ileri süren davacı üzerinde bulunduğunu, takibe konu senet üzerinde herhangi bir teminat ibaresi yer almadığını ve senedin teminat olduğunu gösterir yazılı bir sözleşmenin sunulmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası, Ankara Batı CBS'nin .... sayılı soruşturma dosyası, Ankara Batı ... ATM'nin ... D.iş sayılı dosyası ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyasına dayanak olan 120.000,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davacı taraf davalıya dava dilekçesi ekinde sunduğu kira sözleşmesinden kaynaklı teminat senedi sunduğu, kira ilişkisinin sona erdiğini beyan ederek ve bedelsizlik definde bulunarak bu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf ise senedin teminat olarak verilmediğini, illetten mücerret olduğunu beyan ederek iddiaları reddetmiştir. Yine davalı taraf Ankara Batı CBS'nin .... soruşturma sayılı dosyasında verdiği 08/06/2026 tarihli ifadede, davacıya elden verdiği borç nedeniyle bu senedin düzenlendiği, senedin araç kiralama ile bir ilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir. Kıymetli evrak, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır (6102 s. TTK m.645 ve Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2.b., Ankara 1997, s.975; Kınacıoğlu, N.: Kıymetli Evrak Hukuku, 5.b., Ankara 1999, s.247). Bononun keşidecisi bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir taahhütte bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (Öztan, s.173; Poroy, R./Tekinalp, Ü.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 15.b., İstanbul 2001, s.25). Türk hukuk öğretisinde kambiyo senetlerinin içerdiği hakkın doğumu konusundaki baskın görüş sözleşme teorisi ile açıklanmakta bu da güven ilkesi ile desteklenmektedir. Bu teoriye göre kambiyo senedinin düzenlenmesi ile içerdiği hak derhal vücut bulmaz, borcun doğumu için ayrıca senedin borç altına girmek kastıyla lehdara da verilmesi yani teslime ilişkin bir de ayni sözleşmenin mevcudiyeti gerekir (Bozer, A./Göle, C.: Kıymetli Evrak Hukuku, 7.b., Ankara 2017, s.21; Yılmaz, A.L.: Kambiyo Senetlerinde Def’iler, İstanbul 2007, s.51; Öztan, s.106; Kınacıoğlu, s.30 vd.). Bu sözleşmenin kurulması Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri gereği karşılıklı ve aynı yöndeki iradelerin açıklanması ile mümkündür. İradelerin açıklanması ve sakatlanması konusunda da aynı Kanunun hükümleri dikkate alınır. Bonoyu düzenleyen borçlunun ödeme vaadini içeren bir tür kambiyo senedi olan bonoda taraflar 688. maddede belirtilen şekli koşulların yanında bononun ihdas nedeni (malen/nakden ya da teminat kaydı ile alındığını), uyuşmazlık durumunda aralarındaki anlaşmaya göre yetkili olacak mahkeme, faiz gibi bononun geçerliliğine etki etmeyecek ihtiyari unsurları belirleyerek senede ekleyebilirler. Somut olayda davacı tarafından davalıya verilen bononun ihdas nedeninin nakden olarak yazıldığı, 03/02/2025 tarihli 03/08/2025 vadeli 120.000,00 TL bedelli senedin soyut borç ikrarını içerdiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere bu senedin teminat senedi olduğu ve bir protokole ya da sözleşmeye bağlı olduğu, eş söyleyişle soyut borç ikrarı içermediğini ve ihdas nedeninin farklı olduğu hususunun ispat yükü davacıya aittir. Davacı bu kapsamda sözleşme sunmuş ve sözleşmenin incelenmesinde, söz konusu bononun sözleşmede belirtilmediği gibi, sözleşme karşılığı bono verileceği de belirtilmemiştir Yine bono üzerinde teminata ilişkin bir ibare de yoktur. Yargıtay 11.HD 2020/3237 esas, 2021/5787 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; taraflar arasında imzalanan sözleşmede, takibe konu bonoya açık atıfta bulunulması veya bono üzerinde teminat için verildiğine dair bir açıklamanın bulunması gerekmektedir. Bahsedildiği şekilde bononun üzerinde buna ilişkin bir ibare de yoktur. (Ankara BAM 22.HD 2018/1762 esas, 2021/673 karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.) Yine davacı taraf dava konusu senedin vade kısmının sonradan doldurulduğunu iddia etmiştir. TTK'nun 778.maddesi atfıyla bonolarda da uygulanması gerekli TTK'nun 680.maddesi gereğince; "(1)Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun." açık poliçe düzenlemesi mümkündür. Ancak tedavüle çıkarılırken eksik kısımların doldurulmasına yasal bir engel olmayıp ihtilaf konusu bono tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmuş olduğundan kambiyo senedi vasfını taşımaktadır. Bu nedenle vade kısmının sonradan doldurulmuş olması senedin geçerliliğini etkilemeyeceğinden davacı tarafın senedin geçersizliğine ilişkin bu iddiası da kanıtlanamamıştır. İstanbul BAM 16.HD'nin 2017/2923 esas 2019/2356 karar sayılı ilamı ve Ankara BAM 22.HD'nin ve 2018/620 esas, 2018/1247 karar sayılı ilamları da aynı doğrultudadır. Davacı yan dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığından yemin delili de hatırlatılmamıştır. Tüm dosya kapsamı ile kayıt ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere davacının dava konusu senedin bedelsiz ve teminat senedi olduğuna yönelik iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 3-Karar kesinleştiğinde Ankara Batı .... ATM nin .... D.iş ve .... karar sayılı tedbir kararının kalktığının icra müdürlüğüne bildirilmesine, 4-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 2.049,30 TL harçtan mahsubu ile artan 1.317,30 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 6.000,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 6-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/10/2026
Katip ... e-imza Hakim ... e-imza