Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/868 E. 2026/1403 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/868
- Karar No
- 2026/1403
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/868 - 2026/1403 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/868 KARAR NO : 2026/1403
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/02/2026 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2026/78 Esas
DAVACI : YAPI VE KREDİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... - Av. ... DAVALI : TARSA MEDYA KUYUMCULUK TEKSTİL AYAKKABI VE OTOMOTİV SANAYİ DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
DAVA TÜRÜ : İstirdat TALEP : İhtiyati Tedbir DAVA TARİHİ : 27/01/2026
KARAR TARİHİ : 09/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 14/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; haklarında ödemeden men kararı bulunmasına rağmen haksız ve hukuka aykırı şekilde davalı tarafından ele geçirilmiş ve icra takibine konu edilmiş "Keşideci ... olan 02.05.2025-25.000 TL bedelli senet, Keşideci ... olan 30.07.2025 tarih-30.000 TL bedelli senet, Keşideci ... olan 18.04.2025 tarih-75.000 TL bedelli senet olmak üzere toplam 3 adet senedin davalı Tarsa Medya Kuyumculuk Tekstil Ayakkabı Ve Otomotiv San. Dış Tic. Ltd. Şti. 'den istirdadına karar verilmesini ve Bursa 5. İcra Dairesi 2025/23103 E sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen Keşideci ... olan 02.05.2025-25.000 TL bedelli senet, Bursa 5. İcra Dairesi 2025/23026 E. sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen Keşideci ... olan 30.07.2025 tarih-30.000 TL bedelli senet, Bursa 3. İcra Dairesi 2025/22905 E. sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen Keşideci ... olan 18.04.2025 tarih-75.000 TL bedelli senet olmak üzere toplam 3 adet senet yönünden tedbir kararı verilerek senetlerin dayanak yapıldığı takiplerin ihtiyaten durdurulmasını ve dosyaya yapılacak ödemelerin Davalı/takip alacaklısına ödenmemesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince 04/02/2026 tarihli ara karar ile; " ... Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tedbir talepleri reddedilirken icra dosyasında taraf olmadıklarının gerekçe gösterildiğini, ancak ihtiyati tedbir kararının uygulanabilmesi için, bunların uyuşmazlığın tarafı olduğu veya dava sonucundan etkilenme ihtimali bulunduğunun somut biçimde ortaya konulması gerektiğini, davacı banka bakımından ise icra takibine devam edilmesi halinde oluşacak tüm mağduriyetler de taraf olacağının açık olduğunu beyan ile; yerel mahkeme ara kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/78 Esas sayılı 04/02/2026 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; istirdat istemine ilişkindir. Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince 04/02/2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı, müşterisi tarafından teminat/tahsilat amacıyla teslim edilen, keşide yeri Balıkesir olan toplam 98 adet senedin, kargo şirketi aracılığıyla gönderimi sırasında hırsızlık şüphesiyle kaybolduğunu, söz konusu senetlerin kötü niyetli üçüncü kişilerce icra takibine konu edilme ihtimalinin bulunduğunu, nitekim Bursa genelindeki çeşitli icra dairelerinde bu senetlere dayalı takipler başlatıldığını, Aras KargoYurtiçi Taşımacılık A.Ş. aracılığıyla gönderilen senetlerin zayi olduğunu, Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/396 esas sayılı dosyasında verilen ara karar ile dava açmak üzere kesin süre verildiğini, bu kapsamda eldeki davanın açıldığını belirterek Bursa'daki ilgili icra dosyalarının tedbiren durdurulmasına ve yapılacak ödemelerin dosya alacaklarına ödenmemesine karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada, davacı tarafından teslim alınan ve kargo şirketi aracılığıyla gönderimi sırasında çalındığı ileri sürülen bonolar nedeniyle, bu bonolara dayanılarak başlatılan icra takiplerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasının talep edildiği, ilk derece mahkemesince ihtiyat tedbir talebinin reddine karar verildiği görülmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 651-(I) maddesi gereğince, kıymetli evrak zayi olduğu takdirde ''mahkeme'' tarafından iptaline karar verilebilir. Aynı Kanun'un 652-(2) maddesi gereğince, iptal usulü ve hükümleri hakkında, kıymetli evrakın türlerine ilişkin özel hükümler uygulanır ve dava konusu senedin zayi olduğu ileri sürülmesine ve 6102 sayılı yasanın 777-(1) maddesine göre, bononun iptali hakkında genel hükümlere göre, değerlendirme yapılması gerekmektedir. Zira 6102 sayılı TTK'nın 778-(1) maddesi gereğince, bononun ''niteliğine aykırı düşmedikçe'', 6102 sayılı TTK'nın 757. ila 765. maddesinin iptaline ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmektedir. Bu takdirde senetler bono niteliğine haiz olmadığı takdirde, genel hükümlere göre iptali gerekmektedir. Atıf yapılan bu maddelere göre ise; "İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemesinden, muhatabın poliçeye ödemekten menedilmesini isteyebilir. Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdii etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir". şeklinde bir düzenleme yer almaktadır. 6100 sayılı HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389-(2) maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" düzenlemesi bulunmaktadır. Aynı Kanunun 390-(3) maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. 6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'da bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir. Eldeki dava, mahiyeti itibarıyla kıymetli evrak niteliğinde olan bonoların zayi olması veya irade dışında elden çıkması nedeniyle açılan bono istirdadına ilişkin dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bono istirdat davası; bononun meşru hamili olduğunu ileri süren kişinin, senedin iradesi dışında elinden çıkması nedeniyle, senet üzerindeki hak sahipliğinin korunması ve senedin kötü niyetli ya da yetkisiz kişilerce kullanılmasının önlenmesi amacıyla açtığı özel nitelikli bir dava türüdür. Bu dava ile amaçlanan husus, kıymetli evrak üzerindeki hakkının korunması ve bono bedelinin yetkisiz kişilere ödenmesinin engellenmesidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 757. ve 758. maddeleri uyarınca, zayi olduğu veya irade dışında elden çıktığı ileri sürülen kıymetli evrak bakımından mahkemece öncelikle ödeme yasağına ilişkin geçici hukuki koruma tedbirlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Anılan düzenlemeler kapsamında mahkemece, bonoların gerçekten zayi olup olmadığı, bonolar hakkında ödeme yasağı kararı verilip verilmediği, senetlerin ibraz edilip edilmediği ve senetlere ilişkin takip veya tahsil işlemleri bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması zorunludur. Eldeki uyuşmazlıkta; davacı tarafça, dava konusu bonoların kargo şirketi aracılığıyla gönderildiği sırada çalındığı veya kaybolduğunun ileri sürüldüğü, ayrıca bu bonolara dayanılarak Bursa'daki çeşitli icra dairelerinde takipler başlatıldığının belirtildiği, buna rağmen ilk derece mahkemesince, Bursa'da açılan dava ve takip dosyaları yönünden 6102 sayılı TTK'nın 757 ve 758. maddeleri kapsamında ödeme yasağı kararı verilip verilmediği, bonolar hakkında iptal veya zayi prosedürünün işletilip işletilmediği, bonoların tahsile ibraz edilip edilmediği, ödeme veya tahsil işlemi yapılıp yapılmadığı hususlarında yeterli araştırma ve incelemenin yapılmadığı, özellikle Bursa İcra Dairelerinde bulunan ilgili dosyalarda bonoların tahsilinin önlenmesine yönelik olarak "ödemeden men" kararı bulunup bulunmadığının araştırılması, verilmiş bir ödeme yasağı kararının mevcut olması halinde bunun eldeki ihtiyati tedbir talebine etkisinin değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak sonuca gidilmiş olduğu görülmektedir. İlk derece mahkemesince, davacının icra takiplerinde taraf olmadığı gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verildiğini belirtilmişse de, istirdat davasının hukuki niteliği gereği bu değerlendirmenin yerinde olmadığı, zira, kıymetli evrakın istirdadına ilişkin davalarda esas olan hususun, davacının bono üzerinde hak sahibi olduğunu ve bonoların iradesi dışında elinden çıktığını ileri sürmesi olduğu, bu tür davalarda takip dosyasında alacaklı veya borçlu sıfatının bulunup bulunmamasının tek başına belirleyici olmadığı, önemli olanın dava konusu bonoların davacının hukuk dünyasını etkileyip etkilemediği ve bonoların tahsil edilmesi halinde davacı bakımından telafisi güç zararların doğup doğmayacağı olduğudur. Yapılan tüm bu açıklamalar neticesinde, ilk derece mahkemesince öncelikle Bursa 5. İcra Dairesi 2025/23103 E., Bursa 5. İcra Dairesi 2025/23026 E., Bursa 3. İcra Dairesi 2025/22905 E. Sayılı takip dosyaları getirtilip, dava konusu bonolar hakkında 6102 sayılı TTK'nın 757. ve 758. maddeleri kapsamında ödeme yasağı yahut ödemeden men kararı verilip verilmediğinin araştırılması, bonoların tahsile ibraz edilip edilmediği, ödeme veya tahsil işlemi yapılıp yapılmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması, istirdat davasının hukuki niteliği gereği, davacının icra takiplerinde alacaklı veya borçlu sıfatının bulunup bulunmamasının tek başına belirleyici olmadığı gözetilerek dava konusu bonoların tahsili halinde davacı bakımından telafisi güç zarar doğup doğmayacağı hususunun değerlendirilerek oluşacak kanaat çerçevesinde davacının talep ettiği ihtiyati tedbir talebi hakkında değerlendirme yapılması olduğu anlaşılmaktadır. Karar başlığında; davacı ve vekilinin adresinin yazılmaması İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, a-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/78 Esas sayılı 04/02/2026 Tarihli Ara Kararının KALDIRILMASINA, b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, 4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/07/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*