Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/879 E. 2026/1016 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/879
- Karar No
- 2026/1016
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/879
KARAR NO:2026/1016
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:29/11/2021
NUMARASI:2019/573 Esas, 2021/1096 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:16/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının reddine dair verilen karara karşı taraflarca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, müvekkili davalı yandan olan alacağına istinaden Bakırköy 17. İcra Müdürlüğü' nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafından itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davalı tarafın müvekkiline borçlu olduğunu, bu nedenle yapılan itirazın kaldırılarak takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini, borçlunun alacağın %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; müvekkilinin dava dilekçesinde belirtildiği gibi bir borcunun olmadığnı, davacının iddiasının somut olmadığını, yazılı delillere de dayanmadığını, bu nedenlerde davanın reddine karar verilerek takibin iptaline karar verilmesini, davacının %20' den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.Mahkemece; dava hizmet sözleşmesi kapsamında bakiye alacağına dayalı itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf davalı aleyhine Bakırköy 17. İcra Dairesinin... Sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağından kaynaklı 92.083,95 TL asıl alacak 541,15 TL işlemiş faiz toplamı 92.625,10 TL üzerinden takip başlattığı ,davalının borcu olmadığı savı ile süresinde takibe itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasının 2004 Sayılı İİK'nun 67. Maddesi uyarınca yasal bir yıllık hak düşürücü süre içinde ve dava değeri 92.625,10 TL üzerinden açıldığı anlaşılmakla; davacı tarafın davalı adına keşide ettiği 01/11/2018 tarihli bir kısım malzeme ve işçilik açıklamalı 92.083,95 TL lik irsaliyeli fatura imzasız olup dosya arasında yer almaktadır.Davacı yan iş bu fatura karşılığının taraflara arsında akdedilen taşeronluk sözleşmesi haricinde yapılan bir kısım işlere yönelik olduğunu savunmuştur. Davacı tanıkları kendi beyanlarını ,davalı tanıkları davalı beyanlarını desteklemektedir. Anılan işin üst yüklenicisi ... A.Ş.olup ,yazılan müzekkereye verilen cevapta davacı ve davalı narasında 8 adet hak edişe konu ödemelerin yapıldığı ,dava konusu faturaya yönelik kendileri tarafından düzenlenen iş emri yahut hak ediş olmadığı bilgisi verilmiştir. Davalının iş sahibi davacının taşeron sıfatı ile taraflar arasında 14/03/2018 tarihinde Mersin İlinde yapılacak alt yapı işleri kapsamında çözüm ortaklığı taşeronuk sözleşmesi dosya arasındadır. Taraflar arasında akdedilen sözleşme ,ba-bs formaları dosya arasına alınmış,tanıkların beyanı dinlenilmiş, yapılan işler yer altı kablo döşemesi kapsamında mevcut hali ile kapandığı keşfe konu olamayacağı anlaşılmakla dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 24/09/2021 Tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; Davacının dava konusu fatura nedeniyle alacaklı olduğunun kabul edilebilmesi için faturaya ilişkin mal veya hizmetleri ifa ettiğini geçerli delillerle ispat etmesi gerektiği, aksi takdirde sebepsiz zenginleşme durumunun oluşacağı, Taraflar arasındaki sözleşmenin 7.1 hükmünde, hakedişlerin firma ve çözüm ortağı tarafından karşılıklı oluşturulacağı, firma tarafından onaylanan çözüm ortağı hakedişlerinin, çözüm ortağı tarafından düzenlenecek faturalar karşılığında, çözüm ortağının banka hesabına ödeneceği hususlarının kararlaştırıldığı, davacı tarafından dava konusu faturaya ilişkin, anılan hüküm uyarınca, taraflar arasında karşılıklı oluşturulmuş bir hakediş bulunduğu yönünde, soyut tanık beyanları dışında, somut bir delil sunulmadığı, Teknik inceleme bölümünde, yer alan “davalı şirket ile davacı yanın sözleşmesinin 13.09.2018 tarihinde feshedildiği ve Sosyal Güvenlik Kurumundan iş yeri kapanışının yapıldığı, fatura tarihinin bu fesihten sonra 28.09.2018 tarihli olduğu, dava konusu 01.11.2018 tarihli faturaya ait hakedişin düzenlenmemiş olduğu, bu nedenle fatura konusu imalatların neler olduğunun incelenemediği” yönündeki tespit ile, ... tarafından gönderilen 11.06.2021 tarihle yazıda yer alan “... nin 15.03.2018 ile 17.08.2018 tarihleri arasında ... ile alt yüklenici olarak faaliyet gösterdiği, ... Kablo Sistemleri Hizmet Alım Şartnamesi ve eklerindeki prosedüre göre ilgili süre içerisinde ... ile ... arasında ödemelere konu olan 8 adet hakediş oluşturulduğu, bunlara ait faturaların da kesilerek ödeme yapıldığının anlaşıldığını, 01.11.2018 tarih, ... sayılı fatura ile ilgili taraflarınca düzenlenmiş iş emri veya hak edişin bulunmadığı” yönündeki tespit de dikkate alındığında; davacının dava konusu faturaya ilişkin işleri yaptığı ve dolayısıyla da ücrete hak kazandığı yönündeki iddiasının ispata muhtaç olduğu, Sonuç ve kanaatine varmış bulunmaktadır. Taraflar arasında taşeronluk sözleşmesi akdedildiği ve de bu kapsamda yapılan 8 adet hak edişin davalı tarafça ödendiği husunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Çözüme kavuşturulması gereken konu dava konusu bir adet fatura karşılığı işlerin davacı tarafından sözleşme harici yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.Taraf beyanları olayı aydınlatıcı nitelikte olmayıp genel olarak taraf iddialarını destekler niteliktedir.Davacı yan 8 adet fatura karşılığı bs beyanname verdiği ,davalı yan 7 adet fatura karşılığı ba beyanı verdiği ve de dava konusu faturayı vergi dairesine bildirmediği görülmüştür.Üst yüklenici tarafından verilen cevabi müzekkere de fatura konusu iş emrinin verilmediği anlaşılmıştır. Bu hali davacının iddiası soyut iddia kapsamında kalmış olup ibraz edilen delillerle ispatlanamamıştır.Davacı yan ayrıca yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla davanın ve de İİK 67/2 maddesi uyarınca davalı lehine şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, Mersin ve Tarsus'ta mevcut ... güzergahlarında kablo çekilip çekilemeyeceğinin anlaşılabilmesi ve çekilebilir güzergah tespiti için firma proje müdürü ...'nın sözlü talimatı ile kılavuz yardımıyla mevcut ... borularının testi yapıldığını, bu konu ile ilgili ... poz listesinde de bulunan göz testi pozuna göre faturalandırıldığını ve şimdiye kadar hiçbir hakediş dosyasında bu hizmet fatura edilmediğini, ayrıca ... Caddesi ile ... Caddesi arasından geçen su kanalı üzerindeki yaya köprüsü kenarına yapmış olduğumuz 4 inç galvaniz borunun köprüye tutturulması işi ile ilgili olarak müvekkil şirketin hak edişi yapılmamış ve yapılan işin bedeli davalı yanca ödenmediğini, yine dava konusu iş ile ilgili olarak alt yapı çalışmaları yapıldığında güzergah kazılıp tekrar doldurulduğunda eğimli olan yollarda dolgu malzemelerinin kazılan kanal dışına aşırı yağmurlarda çıkabileceği ve yapılan imalatı kazı pozu dışında tekrar yapılması gerekmiş, ... Proje müdürü ...'ya müvekkil şirket tarafından bildirilmesine rağmen müvekkil şirketçe gerçekleştirilen çalışmanın hemen akabinde asfalt imalatı yapılacağı için Güzergah üzerine beton atılmasına izin verilmediğini, sonuç olarak alt yapı çalışmalarının tamamlanması akabinde yağan yağmurlar sonrası tüm stabilize malzeme kanal dışına çıkmış olup yeniden imalat yapılıp ve ... talimatı ile Beton atılmıştır. Bu imalatların hizmet bedeli faturaya yansıtıldığını, konu ile ilgili olarak Hazır Beton faturası da mevcut olduğunu, sonuç olarak müvekkil şirket tarafından yapılan ve dava konusu faturada yer alan tüm bu işler hiçbir hakedişe girmemiş ve müvekkil şirkete ödeme yapılmadığını, dosya kapsamında dinletilen tanıklarımız fatura konusu iş ve işlemlerinin tamamının davalı şirket yetkilisinin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığını açık bir biçimde ortaya koyduğunu, yine dilekçemiz ekinde davalı yanın müvekkil şirkete gönderdiği mail kaydı ile de bu durumun sabit olduğunu, yerel mahkeme dosyasında dava konusu maddi bir durum olduğu, hem tanık ile hem de yerinde keşif ile ispat edilebileceği bildirilmiş ve keşif yapılması talep edildiğini, ancak iş bu keşif delilimiz ve keşif talebimiz yerel mahkemece dikkate alınmamış, yerinde keşif yaptırılmasını sonrasında ise bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarımız yönünde inceleme yapılmak üzere dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesine ilişkin taleplerimiz değerlendirilmediğini, bu yönü keşif deliline dayanmamıza rağmen bu husus ile ilgili bir inceleme ve araştırma yapılmadığı, Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, İİK 67/2 maddesi uyarınca davalı lehine şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde verilen kararın yerinde olmadığını, dosyada kötü niyetli takip yapmış olan davacının kötü niyeti mahkemece göz ardı edilmiş, ve aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilmediğini, verilen bu karara ise hiç bir gerekçe yazılmamış sadece şartları oluşmamıştır denerek hüküm kurulduğunu, müvekkil ile davacı arasında bulunan bir ilişkide yapılan hakediş usulü ve iş usulü belirli olmasına karşın kötü niyetli olarak bir fatura kesildiğini iddia edip bu faturayı vergi dairemiz kayırlarında bile olmamasına karşın müvekkile tebliğ ettiği iddiasında bulunup bunun üzerine bir de mesnetsiz ve haksız takip açıldığını, müvekkil tarafından mesnetsiz takibe itiraz sonucunda davacı itirazın iptali davası açmış ve mahkemece verilen kararda da açıkça görüldüğü üzere soyut iddialar ile haksız olduğu bir davayı sürdürdüğünü, burada kötü niyet açık bir şekilde görülmekteyken müvekkil için uzun bir zaman kaybı ve dava yükü yaratılmışken halen kötü niyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının hukuki olmadığını, burada karşı yan soyut iddialarının farkındadır ve iddia edilen alacağının baki olmadığını, zira karşı yan basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduğunu, tüm bu iddialarının gerçeği yansıtmadığı bilgisi kendisinde bulunmasına karşın süre gelen tüm bu yargılama sonucu kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle kararın tarafımız lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmediği hükmü yönünden bozulmasına, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı alt yüklenici, davalı ise asıl yüklenicidir. Davacı vekili, taraflar arasındaki cari hesap ve fatura ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla Bakırköy 17. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, takipten önce Kartal ... Noterliğinin 10.12.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının temerrüde düşürüldüğünü, davalının borca ve ferilerine yönelik itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine yüzde 20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davalı şirket ile davacı arasında ... A.Ş. kapsamında taşeronluk sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmenin 17.08.2018 tarihinde sona erdirildiğini, fesih sonrasında son hakedişin düzenlenerek 28.09.2018 tarihli faturanın kesildiğini ve tüm ödemelerin yapıldığını, dava konusu 01.11.2018 tarihli 92.083,95 TL bedelli faturaya konu herhangi bir iş veya hizmet alınmadığını, faturanın kendilerine teslim edilmediğini, söz konusu faturanın ne ihtarname ekinde ne icra dosyasında ne de dava dosyasında bulunduğunu, Kasım 2018 döneminde davalı adına gerçekleştirilen herhangi bir imalat veya faaliyet bulunmadığını, davacının alacak iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığını belirterek davanın reddine, icra takibinin iptaline ve davacı aleyhine yüzde 20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasında taşeronluk sözleşmesi bulunduğu ve bu kapsamda düzenlenen 8 adet hakedişin ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın dava konusu faturaya konu işlerin sözleşme dışında yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre dava konusu 01.11.2018 tarihli faturaya ilişkin taraflarca onaylanmış hakediş veya iş emrinin bulunmadığı, ... tarafından gönderilen yazıda da dava konusu faturaya ilişkin iş emri veya hakediş bulunmadığının bildirildiği, davacının dava konusu işlerin gerçekleştirildiğini ve ücrete hak kazandığını ispata elverişli delillerle ortaya koyamadığı, tanık beyanlarının tek başına iddiayı doğrulamaya yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin ise şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
24.09.2021 Tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda, davacının 01.11.2018 tarihli ve 92.083,95 TL bedelli faturaya dayalı alacak talebinin incelendiği, davacı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliğinde olduğu, davalı tarafın ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, dava konusu faturanın davacı kayıtlarına işlendiği ve posta gönderi belgesine göre 05.11.2018 tarihinde teslim alındığının görüldüğü, davalı tarafından faturaya itiraz edildiğine ilişkin belge bulunmadığı, davacı kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla davalının 105.255,14 TL borçlu göründüğü, dava konusu faturanın davacı tarafından BS formunda beyan edildiği ancak davalı tarafından BA formunda beyan edilmediği, ... kayıtlarında taraflar arasında 15.03.2018 ile 17.08.2018 tarihleri arasında oluşturulan 8 adet hakediş ve bunlara ilişkin ödemelerin bulunduğu, ancak dava konusu 01.11.2018 tarihli faturaya ilişkin iş emri veya hakediş bulunmadığının bildirildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra düzenlenen dava konusu faturaya ilişkin taraflarca onaylanmış bir hakediş sunulamadığı, fatura konusu imalatların neler olduğunun tespit edilemediği, sözleşme ilişkisinin veya faturaya itiraz edilmemiş olmasının tek başına alacağın varlığını göstermeyeceği, davacının dava konusu faturaya konu işlerin yapıldığını ve ücrete hak kazandığını geçerli delillerle ispat etmesi gerektiği, mevcut deliller itibarıyla bu hususun ispata muhtaç olduğu, davacının dava konusu fatura nedeniyle alacaklı sayılabilmesi için faturaya konu mal veya hizmetleri ifa ettiğini ispatlaması gerektiği, dava konusu faturaya ilişkin taraflar arasında karşılıklı oluşturulmuş ve onaylanmış hakediş bulunduğuna dair somut delil sunulamadığı ve davacının dava konusu işlerin yapıldığı yönündeki iddiasının ispata muhtaç olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Kartal .... Noterliğinin 10.12.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, .... Şti. tarafından ... A.Ş.’ye hitaben, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen 01.11.2018 tarihli ve ... numaralı 92.083,95 TL bedelli faturanın 05.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği, buna rağmen fatura bedelinin ödenmediği belirtilerek ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 iş günü içerisinde söz konusu alacağın ödenmesi talep edilmiş, aksi halde her türlü yasal yola başvurulacağı ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinden sorumlu olunacağı ihtar edilmiştir. Eserin teslim edildiği veya imalatın yapıldığı hususu bir maddi vakıa (hukuki fiil) olup, teslim edilen eserin yahut iddia edilen ilave işlerin yapıldığını ispat külfeti kural olarak yükleniciye aittir. Bu ispat, kural olarak yazılı delillerle (HMK m. 200) yapılmalıdır; ancak faks, e-mail gibi yazılı delil başlangıcı sayılabilen kayıtlarla da (HMK m. 202) ispat desteklenebilir. Karşı tarafın elinde bulunduğu iddia edilen delillerin ibrazı mahkemeden talep edilebilir. Eser sözleşmesinde ilave (sözleşme dışı) iş yapılması halinde, öncelikle bu işlerin miktarının belirlenmesi şarttır. Götürü bedelli işlerde ilave imalatların bedelinin, yapıldığı tarihteki mahalli serbest piyasa rayiçlerine göre tespit edilmesi ve iş sahibinin bedel borcunun bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 470: Eser sözleşmesini tanımlar. Maddenin Amacı ve Somut Olayla İlgisi: Tarafların asli edimlerini tayin eder. Davacı taşeronun (alt yüklenici) bedel talep edebilmesi için öncelikle faturaya konu "eseri (ilave işi) meydana getirme ve teslim" edimini ifa ettiğini ispatlaması gerekir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190: İspat yükü, kanunda aksine bir özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Fatura muhteviyatı sözleşme dışı (ilave) işin yapıldığını iddia eden davacı yüklenici, bu olguyu yasal delillerle ispatla mükelleftir.6100 sayılı HMK m. 200: Hukuki işlemlerin miktar veya değeri kanuni sınırı geçtiği takdirde senetle (yazılı delille) ispat zorunluluğunu düzenler. Davacı, iddiasını tanıkla değil, ancak yazılı delil yahut yazılı delil başlangıcıyla ispat edebilir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 21/2: Fatura alan kişinin sekiz gün içinde itiraz etmemesi halinde içeriğini kabul etmiş sayılacağını amirdir. Fatura, ifa safhasına ilişkin bir belgedir. Sekiz gün içinde itiraz edilmemesi karinesi, faturayı düzenleyen lehine ancak "temel bir borç ilişkisinin ve fiili teslimin/ifanın" kesin delillerle ispatlanması şartıyla sonuç doğurur. Faturanın salt düzenlenmiş veya tebliğ edilmiş olması, işin fiilen yapıldığını tek başına ispatlamaya yetmez.Dava dosyası, dilekçeler, noter ihtarları ve 24.09.2021 tarihli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, taraflar arasında ... projesi kapsamında alt taşeronluk sözleşmesi bulunduğu ve bu ilişkinin 17.08.2018 tarihinde sona erdiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Davacı yüklenici, sözleşmenin sona ermesinden sonra düzenlediği 01.11.2018 tarihli, 92.083,95 TL bedelli faturaya dayanarak alacak talebinde bulunmuş, davalı ise söz konusu faturaya konu herhangi bir işin yaptırılmadığını, sözleşme kapsamındaki tüm hakedişlerin ödendiğini ve davacının alacağını ispatlayamadığını savunmuştur.Dosya kapsamındaki bilirkişi raporu, ... kayıtları, tarafların ticari kayıtları ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu faturaya ilişkin taraflarca onaylanmış bir hakediş, iş emri veya teslim belgesinin bulunmadığı, asıl işveren ... kayıtlarında da bu faturaya konu herhangi bir iş emri veya hakedişin yer almadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla uyuşmazlığın çözümünde belirleyici husus, davacının sözleşme dışında yapıldığını ileri sürdüğü ilave işleri ve bu işlere ilişkin ücret alacağını usulüne uygun delillerle ispat edip edemediğinin belirlenmesidir. İlk derece mahkemesince de uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Feshinden sonra davacı tarafça düzenlenen faturaya konu ilave işlerin yapılıp yapılmadığı uyuşmazlık konusudur. Yargıtay ve Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere, faturanın tek taraflı olarak düzenlenmiş olması, karşı tarafa tebliğ edilmesi veya süresi içerisinde itiraz edilmemesi, tek başına hizmetin ifa edildiğini ve ilave işlerin gerçekleştirildiğini ispata yeterli değildir. Nitekim dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda da, dava konusu faturaya ilişkin taraflarca onaylanmış hakediş veya iş emri bulunmadığı, ... kayıtlarında da bu yönde herhangi bir kayıt yer almadığı tespit edilmiş olup, bu tespitler davacının ispat yükünü yerine getirdiğinin kabulüne yeterli görülmemiştir.İspat yükü kendisinde bulunan davacı yüklenici, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi uyarınca, dava konusu faturaya konu ilave işleri gerçekleştirdiğini ve bu işler nedeniyle ücret alacağına hak kazandığını yasal delillerle ispat etmekle yükümlüdür. Dosya kapsamında davalının onayını taşıyan teslim tutanağı, onaylı hakediş, ek sözleşme veya dava konusu ilave işlerin davalı tarafından talep edildiğini gösteren yazılı bir belge bulunmamaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davacının ispat yükünü yerine getiremediğinin kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.Dinlenen davacı tanıklarından ... sözleşme dışında birtakım ek işler yapıldığını beyan etmiş ise de, dava konusu 01.11.2018 tarihli ve 92.083,95 TL bedelli faturaya konu işlerin kapsamı, bu işlerin davalı tarafından talep edildiği veya kabul edildiği ve davacının anılan fatura bedeline hak kazandığı hususlarını kesin ve tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya koyamamıştır. Diğer davacı tanığı ... de dava konusu faturaya ilişkin somut bilgi sahibi olmadığını ifade etmiştir. Davalı tanıklarının beyanları ile birlikte tüm tanık anlatımları değerlendirildiğinde, davacı tarafın iddiasının yazılı delillerle desteklenmediği gözetildiğinde, tanık anlatımlarının tek başına ispat bakımından yeterli kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince tanık beyanlarının değerlendirilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır.Eser sözleşmesinin ifası sırasında sözleşme dışında ilave iş yapıldığı iddia edildiğinde ve iş sahibi bu yönde talimat verdiğini inkâr ettiğinde, ilave işlerin yaptırıldığına ilişkin hukuki ilişkinin varlığı ile kapsamının kural olarak yazılı delillerle ispatı gerekir. Eserin teslim edildiği veya imalatın gerçekleştirildiği hususu maddi vakıa niteliğinde bulunmakta ise de, öncelikle davalı tarafından ilave iş yaptırıldığına ilişkin hukuki ilişkinin ortaya konulması zorunludur. Dosya kapsamında davalı tarafından verilmiş yazılı bir iş emri, onaylı hakediş, ek sözleşme veya davalının ilave işleri kabul ettiğini gösteren herhangi bir yazılı belge bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının, sözleşme dışında ilave iş yapıldığına ilişkin iddiasını yasal delillerle ispatlayamadığının kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.Her ne kadar davacı vekili, dava konusu faturanın davalıya tebliğ edildiğini, süresinde itiraz edilmediğini ve ticari defter kayıtları ile noter ihtarnamesinin alacağı doğruladığını ileri sürmüş ise de, faturanın tek taraflı olarak düzenlenmiş olması, ticari defterlere kaydedilmesi veya süresinde itiraz edilmemesi tek başına faturaya konu hizmetin ifa edildiğini ve ilave işlerin gerçekleştirildiğini ispata yeterli değildir. Bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, dava konusu faturaya ilişkin taraflar arasında karşılıklı oluşturulmuş ve onaylanmış hakediş bulunmadığı gibi, asıl işveren ... kayıtlarında da bu faturaya konu herhangi bir iş emri veya hakediş yer almamaktadır. Bu itibarla davacının alacak talebinin ispatlandığından söz edilemez.Öte yandan davalı vekilinin, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. İcra takibinin haksız bulunması tek başına kötüniyet tazminatına hükmedilmesini gerektirmeyip, davacının takip başlatırken kötüniyetli hareket ettiğinin yasal delillerle ayrıca ispatlanması gerekir. Dosya kapsamında bu yönde yeterli delil bulunmadığından, ilk derece mahkemesince davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince dosya kapsamındaki delillerin usulüne uygun şekilde toplandığı, bilirkişi raporu ile diğer delillerin birlikte değerlendirilerek hüküm kurulduğu, kararın vakıa ve hukuki nitelendirme yönünden dosya kapsamına uygun olduğu, davacı ve davalı vekillerinin istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri sebeplerin hükmün kaldırılmasını gerektirir nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1 - (KAPATILAN)BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 29/11/2021 tarih ve 2019/573 Esas, 2021/1096 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Taraflardan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından ayrı ayrı peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30'ar TL istinaf karar harcının taraflardan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA
3 -Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 16/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.