Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/136 E. 2026/1163 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/136
Karar No
2026/1163
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/136 - 2026/1163 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/136 KARAR NO : 2026/1163

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.11.2024 NUMARASI : 2024/87 Esas 2024/762 Karar

DAVACI : VEKİLİ :

DAVALI : VEKİLİ :

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 25.06.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 13.07.2026

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 24.06.2017 tarihinde birden fazla aracın karıştığı trafik kazasında davacının eşi ve desteği ...’un hayatını kaybettiğini, kazanın oluşumunda birden fazla aracın kusurlu olup soruşturma aşamasında düzenlenen bilirkişi raporunda davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsü asli, bu davaya taraf olmayan ... plakalı araç sürücüsünün ise tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak ödeme yapılmadığını, müteveffanın kaza tarihinde servis şoförü olarak çalıştığını, hesaplanacak destekten yoksun kalma tazminatında elde ettiği kazancın dikkate alınması gerektiğini ve davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesi ve davacı için 1.00,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında talebini 330.000,00 TL’ye artırmıştır. Davalı sigorta şirketi vekili, hesap raporundaki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, ... plakalı aracın sigorta şirketi tarafından %100 kusur üzerinden tahkim ilamı ile yapılan ödeme ile davacının zararının karşılandığını, ödenen tazminatın rücu istemiyle takip başlatıldığını, yapılan ödemenin raporda değerlendirilmemesinin mükerrer ödeme ve sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, belgelendirilmiş gelirin esas alınması gerektiğini, tazminat hesabının asgari ücret esas alınarak yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, 07.09.2021 tarihli ve 2018/449 Esas, 2021/538 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hükme karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 27.12.2023 tarihli ve 2021/2142 Esas, 2023/1124 Karar sayılı kararı ile hükmün kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonunda davanın trafik kazasından kaynaklanan vefat nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, 09.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün % 75 oranında kusurlu olduğu, ... araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücünün kusursuz olduğunun belirtildiği, dava dışı ... AŞ aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuru ile ilgili olarak Yargıtay bozma kararı sonrasında % 25 kusur oranına göre talepte bulunulduğu anlaşıldığından yargılanın sonucunun beklenilmediği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 30.06.2021 tarihli raporda müteveffanın gelirinin 8.081,26 TL olarak kabul edilen hesaplamaya göre % 75 kusur oranına göre tazminatın 438.813,08 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin 330.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğu nazara alındığında güncel verilere göre hesaplama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile 330.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 22.07.2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde, müteveffanın mesleği ve gelirine ilişkin yazılı gelir evrakı dava dilekçesi ekinde sunulduğunu ve mahkemece dosyaya kazandırıldığını, müteveffanın aylık kazancının yazılı gelir evrakı ile örtüşecek şekilde tespit ettirildiğini, müteveffanın 2017 yılında asgari ücretin 5,75 katı düzeyinde 8.081,26 TL gelir elde ettiğini, mahkemece 2023 yılı asgari ücret oranlanması ve rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, yerleşik yargı kararları uyarınca en yakın güncel verilerin hükme esas alınması gerektiğini, ileride hak kaybı oluşmaması açısından kararı istinaf ettiklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece istinaf kaldırma kararına aykırı şekilde karar verildiğini, kararın taraflarının istinaf başvurusu doğrultusunda kaldırıldığını, dava dışı ... AŞ tarafından % 100 kusur üzerinden ödeme yapıldığını, hükme esas alınan raporda yapılan ödemeler tenzil edilmeden hesaplama yapıldığını, tahkim kararında gelirin asgari ücret esas alınmasına karşın davada asgari ücretin üzerinde hesaplandığını, mahkemece davacının gelire ilişkin itirazları kabul edilmiş gibi karar verildiğini, dava dışı sigorta tarafından tahkim kararı gereğince yapılan ödemeyle zararın karşılandığını, davanın reddi veya konusuz kalması gerektiğini, davacının zararının tamamının karşılandığını, hesaplamanın AGİ hariç asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, aktif dönemin 65 yaşa kadar uzatılmasının hatalı olduğunu, mahkemece ikinci hesap üzerinden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ödeme tarihinde zararın karşılanıp karşılanmadığı tespit edilirken TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz ile hesaplama yapılması gerektiğini, hükme esas alınan gelirin fahiş olduğunu, meydana gelen kaza iş kazası olduğundan SGK tarafından davacı yana ödeme yapılıp yapılmadığı tespit edilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, 1,8 teknik faiz ile hesaplama yapılması için rapor alınması gerektiğini, müteveffanın kaza sırasında emniyet kemeri takılı olmadığını, tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, 24.06.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile dava dışı sürücü idaresindeki ... plakalı aracın ve müteveffa idaresindeki aracın karıştıkları trafik kazası meydana geldiğini, kazada davacının eşi ...'un vefat ettiğini, davacının destekten yoksun kaldığını belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece Dairenin 27.12.2023 tarihli ve 2021/2142 Esas, 2023/1124 Karar sayılı kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Dosya içeriğinden 24.06.2017 tarihinde meydana gelen kazada ...'un vefatı nedeniyle eşi olan davacı ... için ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketi aleyhine destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle dava açıldığı, kazaya ilişkin 09.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün % 75 oranında kusurlu olduğu, dava dışı... araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücünün kusursuz olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Daire kaldırma kararı uyarınca yapılan araştırma ve inceleme sonucunda, davacı tarafından ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı sigorta şirketi aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığı, tahkim sürecinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29.06.2021 tarihli ve 2021/15104 Esas, 2021/3900 Karar bozma kararından sonra davacı vekilinin % 25 kusur oranına göre talepte bulunduğu ve itiraz hakem heyetinin 27.05.2022 tarihli kararı ile kusur oranına göre tazminatın hüküm altına alınmış olduğu anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin bu yöne değinen istinaf gerekçelerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. 2-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40 - 2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Somut olayda davalı sigorta şirketine şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı aracın karıştığı kazada davacının eşi ...'un vefat ettiği, 09.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün % 75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 30.06.2021 tarihli ek raporda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre % 75 kusur oranına karşılık gelen destek tazminatı hesaplanmış olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Ne var ki dosya kapsamı, toplanan deliller, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 27.05.2022 tarihli ve KIT82022/152 sayılı kararı ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 11.03.2025 tarihli ve 2022/10629 Esas, 2025/4121 Karar sayılı ilamı içeriklerine göre müteveffanın gelirinin asgari ücretin 1,55 katı düzeyinde olduğu kabul edilmesi gerekirken, 30.06.2021 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda müteveffanın gelirinin 8.081,26 TL olarak kabul edilerek yapılan hesaplamanın esas alınmış olması doğru değil ise de müteveffanın olay tarihinde 59 yaş 9 ay 28 gün yaşında olduğu, TRH 2010 yaşam tablosuna göre 17 yıl 9 ay bakiye ömrünün bulunduğu, aktif dönemde asgari ücretin 1,55 katı, pasif dönemde ise asgari ücret esas alınarak karar tarihine en yakın tarih itibariyle (2024 yılı) güncel asgari ücret olan 17.002,12 TL'ye göre hesaplama yapıldığında destekten yoksun kalma tazminatı tutarının davalı sigorta şirketinin sorumluluğu olan poliçe limitinin üzerinde olduğu, güncel verilere göre hesaplama yapılmamış olmasının sonuca etkisi bulunmadığı anlaşıldığından usul ekonomisi gereğince bu husus kaldırma nedeni yapılmamış, davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, -Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 22.542,30 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 5.640,00 TL'nin mahsubu ile kalan 16.902,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 25.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/136, K. 2026/1163, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-136-e-2026-1163-k-ebdaaa03352b