Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/911 E. 2026/1034 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/911
- Karar No
- 2026/1034
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/911
KARAR NO:2026/1034
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:18/02/2021
NUMARASI:2017/163 Esas, 2021/161 Karar
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)|Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:16/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklı olarak davacı iş sahibinin davalı yükleniciye verdiği çekle ilgili olarak menfi tespit davası; Birleşen dava, davacı (birleşen davada davalı) yüklenicinin iş sahibine verdiği teminat mektubundan kaynaklı menfi tespit davası olup, asıl davanın reddine ve birleşen davanın kabulüne dair karar asıl dava davacısı (birleşen davada davalısı) tarafından istinaf edilmiştir.Asıl davada davacı (birleşen davada davalı) vekili, davalı ile müvekkili arasında 03.12.2015 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme incelendiğinde davalı şirketin sözleşme ile ilgili hiçbir teminat mektubu vermediğinin anlaşılacağını, iş bedelinin taraflar arasında 96.170,00 Euro olarak belirlendiğini, işbu bedelin tamamının müvekkil tarafından davalı şirkete ödendiğini, davalı şirketin sözleşme ile üstlendiği işi 29.03.2016 tarihinde teslim ettiğini, işlerin teslim edildikten sonra, davalı tarafça üstlenilen işin 1741 kg'lik, ... sistemi kurulumu 6-8 hafta isimli işte ayıbın ortaya çıktığını, bunun üzerine müvekkili şirketin davalı şirketle görüştüğünü, davalı şirketin eksik işi tamamlayacağını ama nakit sıkıntısı olduğunu, en azından müvekkili şirkete bir çek verilir ise bedeli veya çekin müvekkiline daha sonra iade edilmek üzere işi hemen yapacağını söylediğini, müvekkili şirketin işin biran önce yapılması ve sırf can ve mal kaybına neden olmadan bir an evvel söz konusu ayıbın giderilmesi için davalı şirkete 29.11.2016 tarihinde 10.283,00 Euro'luk ve 10.02.2017 vade tarihli çeki keşide ederek verdiğini, işbu ödünç olarak verilen çekin bedelini de teminat altına almak için davalı şirketten..., ... Şubesi'nin 29.11.2016 tarih ve ... numaralı kesin ve 10.02.2017 tarihine kadar geçerli 10.283,00 Euro bedelli kesin teminat mektubunu aldığını, davalı şirketin çek tesliminden 1 gün sonra 30.11.2016 tarihinde söz konusu ayıbı gidererek işi, iş sahibine teslim ettiğini, çekin vadesi yaklaşınca, müvekkilinin davalı şirketi arayarak çeki getirmesini ve teminat mektubunu almasını, aksi takdirde kesin teminat mektubunu paraya çevireceğini söylediğini, aradan geçen zamana rağmen davalı şirketin, çek bedelini müvekkili şirkete ödemediği ya da iade etmediği için çekin vadesinin de yaklaşınca müvekkili şirketin teminat mektubunun paraya çevrilmesi için 02.02.2017 tarihinde...'a başvurduğunu, ancak davalı tarafın İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/564 D. İş sayılı dosyası ile başvuru yaparak müvekkili şirkete verdiği teminat mektubunun paraya çevrilmesinin durdurulması için ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, mahkemenin de %20 oranında teminat karşılığında talebin kabulüne karar verdiğini, davalı tarafın, dava konusu teminat mektubunun ihale ile ilgili olarak verildiğini, işi 30.11.2016 tarihinde yapıp teslim etmesine rağmen teminat mektubunun iade edilmediğini söyleyerek mahkemeyi yanıltıcı beyanda bulunduğunu, gerçekte teminat mektubunun müvekkili şirkete ihale ile ilgili verilmediğini, teminat mektubunun mezkur çek için verildiğini, aradan geçen zaman dilimi içinde gerçekten eğer teminat mektubu işin teslimine bağlanmış olsaydı davalının 30.11.2016 tarihinden sonra işbu teminat mektubunun iadesi için yasal yollara başvurmasının hayatın ve iş koşullarının olağan gereği olduğunu, ancak davacı şirketin 30.11.2016 tarihinde işi teslim etmiş olmasına rağmen teminat mektubunun iadesi için hiçbir başvuruda bulunmadığını, hem müvekkilinin kesin teminat mektubunu paraya çevirmemesi hem de çekin bedelini davalıya veya iyiniyetli üçüncü kişiye ödemesi halinde çekin ve teminat mektubunun bedeli olan 10.283,00 Euro'luk haksız ödeme yapmış olacağını belirtmiş olup, öncelikle, ... Bankası, ... Şubesi, ... no.lu 10.283,00 Euro'luk, 10.02.2017 vade tarihli çeke her türlü icrai işleme engel mahiyette tedbiren ödeme yasağı konulmasına, müvekkilinin mezkur çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, terditli olarak müvekkilinin çekin bedelini davalıya veya iyiniyetli üçüncü kişiye ödemek zorunda kalması halinde teminat mektubu nedeniyle 10.283,00 Euro'nun 10.02.2017 tarihinden itibaren işleyen ticari faiz oranıyla birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Asıl dava davalısı (birleşen dava davacısı) vekili, davalı tarafın, dava dışı... A.Ş'nin ... gazlı yangın söndürme sistemi tüp dolumu işine ait ihale ile üstlendiği işi, taşeron olarak 10.283,00-Euro bedelle yapımı için anlaştıklarını, davalı tarafın müvekkili şirkete yüklemiş olduğu iş karşılığı müvekkilinden teminat mektubu istediğini, bu amaçla davalıya... ... Şubesinin 29.11.2016 tarih ve ... numaralı kesin 10.283,00-Euro bedelli, 10.02.2017 tarihine kadar geçerli bir teminat mektubu verdiğini, davacı müvekkilinin yüklendiği işi 30.11.2016 tarihinde bitirip, davalı personeli ... ve asıl işsahibinin personeli ... ve ... tarafından yapılan inceleme ve düzenlenen 30.11.2016 tarihli Servis/İş Teslim Tutanağı ile teslim edildiğini, daha sonra müvekkili tarafından 16.12.2016 tarihinde yapılan periyodik bakımda da asıl iş sahibi... A.Ş. personeli ... imzası ile teslim edildiğini, yapılan işe ilişkin tutanağı imzalayan personelin elektrik mühendisi olup, muayene yapmaya yetkili ve yeterli olduğunu, tutanakta sistemin eksiksiz ve tam çalışır durumda olduğunun kayıtlı olduğu, neticede müvekkilinin üstlendiği işi tam ve süresinde-eksiksiz yerine getirdiğini, işin bedeli olarak ileri tarihli çek kabul ettiğini ancak teminat mektubunu iade alamadığını, davacının çekin ibraz süresinin gelmesini beklerken davalının haksız biçimde 02.02.2017 günü teminat mektubunun paraya çevrilmesi için bankaya başvurduğunu, bundan haberdar olunması üzerine, derhal başvuru yapılarak İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/564 D.İş sayılı dosyası ile teminat mektubunun ödemesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı alındığını, davacının davalı ve asıl iş sahibine karşı yükümlülüklerinin tamamını yerine getirdiğini, yapılan işle ilgili olarak herhangi bir eksik veya ayıp ihtarına maruz kalmadığını, davalının haksız eylemi ile teminat mektubu "paraya çevrilmiş tacir" damgası yemekten son anda kurtulduğunu, davacının tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğunu, davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, buna rağmen davalının elinde tuttuğu teminat mektubunu paraya çevirerek, ödeme zorunda olduğu çekin karşılığını tekrar müvekkilden geri almaya çalıştığını, açıklanan nedenlerle müvekkilinin davalıya 10.283,00-Euro borcunun olmadığının tespitine, davalının elinde bulunan... ... Şubesinin 29.11.2016 tarih ve ... numaralı KESİN 10.283,00-Euro bedelli, teminat mektubunun iadesine, mümkün olmadığı taktirde iptaline, yargılama masrafları ile avukatlık ücretlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davacı ile dava dışı... A.Ş. arasında 11.11.2015 tarihli makine ekipman alımı ve montajı sözleşmesinin imzalandığı, bu kapsamda davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı arasında 03.12.2015 tarihli, elekrik odasındaki muhtemel bir yangının söndürülmesini amaçlayan gaz sisteminin kurulması konulu bir sözleşmenin imzalandığı, bu iş tutarının 14.03.2016 tarih ve ... seri nolu fatura karşılığı 31.860,00 Euro, 29.03.2016 tarihli ve ... seri nolu fatura 64.310,00 Euroluk faturalar karşılığı toplam 96.170,00 Euro olarak ödendiği, ancak davacı tarafça; işin ayıplı olarak ifa edildiği, ayıp sebebiyle muhtemel bir yangında telafi edilmeyecek zararlar doğacağından derhal davalı-karşı davacı şirketle görüşülerek 10.283,00 Euro bedelli 10.02.2017 vade tarihli çek keşide ederek verildiği, verilen çekin bedelini teminat altına almak için davalı karşı davacı şirketten teminat senedi alındığı, çek ile teminat mektubunun tarihlerinin aynı olduğu, söz konusu çekin oluşan ayıbın giderilmesi için davalı şirketin ödünç olarak talep etmesi üzerine verildiği, davalı şirketten ayıp giderildikten sonra çekin iadesinin istendiği ancak olumsuz cevap alınması üzerine teminat mektubunun nakde çevrilmesi için başvurulduğu ancak davalı şirket tarafından teminat mektubunun nakde çevrilmemesi için tedbir kararı aldırıldığı, teminat mektubunun sözkonusu çek için verildiği ancak çekin iade edilmediği iddiasıyla mahkememizde çek sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, davalı karşı davacının ise söz konusu çekin taraflarca imzalanan 03.12.2015 tarihli, elekrik odasındaki muhtemel bir yangının söndürülmesini amaçlayan gaz sisteminin kurulması konulu bir sözleşmeden bağımsız olduğu, ayrı bir anlaşmayla... A.Ş.'nin tüp dolum işine ait ihale ile üstlendiği işi taşeron olarak kendilerinin 10.283.00 Euro bedelle kendilerinin yaptığını, bunun neticesinde karşı tarafa, karşı davalarına konu teminat mektubu verdiklerini, yüklendikleri işi bitirmelerine rağmen teminat mektubunun iade edilmediğini, bu sebeple dava konusu... ... mektup nolu 0009186 nolu, 29.11.2016 tarihli, 10.283,00 Euro bedelli teminat mektubundan dolayı davacı karşı davalıya borçlu olmadığının tespitini istediği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 8.715,00 € luk çek ile birleşen davada davacı tarafından davalıya verilen 10.283,00 Euro bedelli teminat mektubunun iadesi ve bu teminat mektubu tutarı kadar borçlu olmadığının tespitinden kaynaklandığı, dosyada mübrez belgeler incelendiğinde ve 21.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere davalı-karşı davacı tarafça dava dosyasına sunulan 08.11.2016 tarihli proforma faturada 581 adet ... gaz silindirleri için 8.175 EURO fiyat teklifi verildiği, aynı bedel üzerinden davalı- karşı davacı tarafça, 06.01.2017 tarihli 581 adet ... gaz dolumu için 15 EURO birim fiyat üzerinden fatura kesildiği, tarafların karşılıklı olarak birbirlerine verdikleri 29.11.2016 tarih ve 10.02.2017 vade tarihli çek ile 29.11.2016 tarih ve 10.02.2017 vade tarihli teminat mektubunun bedelinin 10.283,70 EURO olduğu, bedel açasından proforma fatura ile 06.01.2017 tarihli faturanın da uyumlu olduğu, bununla beraber ilgili faturanın 03.11.2015 tarihli sözleşmenin içeriğinden birim fiyat ve adet olarak, 30.11.2016 tarihindeki eksik ve ayıplı işlerden de adet miktarı bakımından farklı olduğu, dolayısıyla birleşen dosyaya konu proforma fatura ve bağlı faturanın 03.12.2015 tarihli sözleşme ilişkisinden bağımsız olduğu, yapılan işin ifası noktasında bir uyuşmazlığın bulunmadığı, mevcut durumda davaya konu çek ve teminat mektubunun 03.12.2015 tarihli sözleşme ilişkisinden bağımsız olduğu, taraflar arasında yeni bir eser sözleşmesi kurulduğu, bu sözleşmeye göre edimin ifa edildiği, her ne kadar davacı tarafça yeni bir sözleşmenini kurulmadığı, davalı-karşı davacının ayıplı ifasına yönelik edimini gerçekleştirdiği iddia edilmişse de, yukarıda açıklandığı üzere 08.11.2016 tarihli proformo faturada yer alan 581 adet ... Gaz dolumu işinin 03.12.2015 tarihli sözleşme içeriğinden sayı, adet ve birim fiyat bakımından farklı olduğu, söz konusu edimin de davalı-karşı davacı tarafça yerine getirildiği, bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, davacının söz konusu iş için davalı karşı davacıya verdiği davaya konu çek bakımından menfi tespit talebinin mevcut durumda dinlenemeyeceği ancak bu iş için davalı karşı davacı tarafça davacıya verilen teminat mektubu bakmından işin ifa edilmiş olması sebebiyle davalı karşı davacının borçlu olmadığının kabulü gerekeceği kanaatiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Asıl davada davacı (birleşen davada davalı) vekili istinaf dilekçesinde, davalı tarafın bağlantısız bileşik ikrarda bulunduğunu, bu nedenle ispat külfetinin davalıya geçtiği, mahkemenin dosyadaki delilleri hatalı değerlendirdiğini, mahkemenin 3.bilirkişi raporunu hatalı yorumladığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı (birleşen davada davalı) iş sahibi, asıl davada davalı (birleşen davada davacı) yüklenicidir.Asıl davada davacı (birleşen davada davalı) özetle, davalı yüklenicinin sözleşme kapsamında edimini yerine getirerek işi 29.03.2016 tarihinde teslim ettiğini, ancak ayıplı hususların tespit edildiğini, bunu gidermek için davalı yükleniciye başvurduklarında maddi nedenlerle ayıbın hemen giderilemeyeceğini, ancak -sonradan iade edilmek üzere- çek verilirse işi hemen yapacağını söylediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalıya 29.11.2016 tarihli 10.283,00 Euro bedelli ve 10.02.2017 vade tarihli çek verdiğini, karşılığında..., ... Şubesi'nin 29.11.2016 tarihli ... numaralı kesin ve 10.02.2017 tarihine kadar geçerli 10.283,00 Euro bedelli teminat mektubu aldığını, ertesi gün davalının ayıbı giderdiğini, vadesi yaklaşmasına rağmen çeki iade etmediğini, teminat mektubunun paraya çevrilmesi hususunda da davalının dava açarak tedbir kararı aldığını beyan ederek çek hakkında menfi tespit kararı verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı (asıl davada davacı) özetle, dava dışı... A.Ş'nin ... gazlı yangın söndürme sistemi tüp dolumu işine ait davacının ihale ile üstlendiği işi, müvekkilinin taşeron olarak 10.283,00-Euro bedelle yapması için davalı ile anlaştığını, müvekkilinin sözleşme çerçevesinde ... Bank, ... Şubesi'nin 29.11.2016 tarihli ... numaralı kesin ve 10.02.2017 tarihine kadar geçerli 10.283,00 Euro bedelli teminat mektubunu davalıya verdiğini ve yüklendiği işi 30.11.2016 tarihinde tutanak ile teslim ettiğini, davalı tarafından 29.11.2016 tarihli 10.283,00 Euro bedelli ve 10.02.2017 vade tarihli çek verildiğini ancak teminat mektubunun iade edilmediğini, herhangi bir ayıp bildiriminin de yapılmadığını, davalının teminat mektubunu paraya çevirmeye çalıştığını belirterek borçlu olmadıklarının tespiti ile, teminat mektubunun iadesini, aksi halde iptalini talep etmiştir.Mahkemece özetle, davacının asıl davada iddiasını ispat edemediğini belirterek asıl davanın reddine, birleşen dava yönünden ise, birleşen dava davacısı olan yüklenicinin işi eksiksiz teslim etmesi nedeniyle birleşen davanın kabulüne karar vermiştir.Dosyadaki mevcut deliller ele alındığında; 07/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle, ... .... Şti.'nin sözleşmeye aykırı olarak, yüklendiği işi zamanında tamamlamadığı, teslim süresinden yaklaşık 10 ay sonra tamamladığı, bu nedenle davalı şirketin üstlendiği işi zamanında teslim etmemesi nedeni ile yapılan hizmetin ayıplı olduğu kanaatine varıldığı, davalının davaya konu 10.283 Euro'luk çekin, davacıdan yüklendiği başka bir iş kapsamı için aldığı iddiası bulunduğu, ancak dosya kapsamında, bahsedilen başka bir işe yönelik sözleşme, vs veri sunulmadığı, incelenen davacı ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan dava tarihi itibariyle 37.399.27 TL alacaklı gözüktüğü, incelenen davalı ticari defter kayıtlarına göre davalının davacıya dava tarihi itibariyle 37.403.27 TL borçlu olduğu belirtilmiştir.15/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacı şirketin 2015 ve 2016 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, 2017 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, ancak kapanış tasdiklerinin bulunmadığından lehine delil niteliğinde olarak değerlendirilmediği, Davalı- birleşen davacı ... ... şirketinin incelenen 2015-2016-2017 yıllan ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapılmış olduğu, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, tarafların ticari defterlerinin karşılaştırılmasında ihtilafın, dava tarihi itibariyle, ... ... şirketinin kendi defterlerinde 37.399,27 TL alacaklı, davalı ... ... şirketinin kendi defterlerinde borç alacak bakiyesinin 0,00 TL gözüktüğü, defterlerdeki uyuşmazlığın ... şirketi tarafından ... ... şirketi adına düzenlenen 06.01.2017 tarih, ... seri no.lu ... açıklamalı, 10.283,70 Eur bedelli faturaya ilişkin olduğu, faturanın davacı-birleşen davalı ... ... şirketi defterlerinde kayıtlı olmadığı, ... ... şirketi tarafından dosyaya sunulan 08.11.2016 tarihli proforma faturasının üzerinde "..." yazılı olduğu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde, ... ... şirketi tarafından bu numarada herhangi bir faturanın düzenlenmediği, 08.11.2016 tarihli proforma faturasına karşılık ... şirketi tarafından ... ... adına 06.01.2017 tarihli... seri A sıra no.lu faturanın tanzim edildiği, işbu faturanın ... ... şirketi defterlerinde kayıtlı, ancak davacı/b.davalı ... şirketi defterlerinde kayıtlı olmadığı, defterlerdeki ihtilafın bu faturadan kaynaklandığı, dava konusu 10.283,00 Euro bedelli çekin ise her iki şirket defterlerinde de kayıtlı olduğu, asıl dava davalısı- birleşen dava davacısı ... ... şirketi tarafından sunulan 08.11.2016 tarihli ... no.lu ... Gaz dolumu açıklamalı KDV hariç 8.715,00 Eur (KDV dahil 10.283,70 Euro) bedelli teklifin ... ... şirketi tarafından kaşe ile imzalanıp, e-posta kanalıyla onaylandığı, işbu proforma faturasına ilişkin ayrıca bir sözleşmenin imzalanmadığı, bu faturanın kendisinin ayrı bir iş olduğu, bu işin ifasının davalı şirket tarafından yerine getirilip getirilmediği ve taraflar arasında imzalanan 03.12.2015 tarihli sözleşmeden kaynaklanan işin gereği gibi ifa edilip edilmediği hususuna ilişkin dava dosyasına sunulan 29.03.2016, 30.11.2016 ve 16.12.2016 tarihli iş teslim, servis bakım tutanaklarının incelenmesi ile mümkün olabileceği, uzmanlık alanı dışında kaldığından herhangi bir değerlendirmenin yapılamadığı, mahkemenin 13.02.2020 tarihli 7.celse ara kararı doğrultusunda, Yangın Sistemleri Konusunda Uzman Mühendis bilirkişinin bu hususta teknik mütalaada bulunabileceği belirtilmiştir. 29/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davada iki sözleşme söz konusu olduğu, 11.11.2015 tarihli ... Şti. ile Dava... Arasında İmzalanmış 780.000,00 €'luk, 15 kalem iş sözleşmesinde asıl işverenin... şirketi olup, ... ... yüklenici olarak işi kabul eden olduğu, 03.12.2015 tarihli ikinci sözleşmede ... ... işveren konumunda olup, ...'tan almış olduğu 15 kalem işten birini ... Mühendisliğe toplam bedeli KDV dahil 96.170,00 €' ya taşere ettiği, bu iş tutarını 14.03.2016 tarihli ... seri nolu fatura karşılığı 31.860,00 € ve 29.03.2016 tarihli ... seri nolu fatura ile de 64.310,00 Euro'luk faturalar karşılığı toplam 96.170,00 €' olarak ödediği, iş teslim tutanağında işin esas sahibinin imzasının da olduğu ve yine işin sahibi...'ın mahkemenin müzekkeresine verdikleri cevapta açıkça "...... Mühendis'ligin alt yüklenicisi olduğunu bildiren ... tarafından 30.11.2016 tarihinde eksik ve ayıpların giderildiği" dendiği, dosyadaki eksik ve ayıbın elektronik konuşmalardan anlaşılacağı gibi birtakım ... eksiklik ve yanlış anlaşılmaktan kaynaklandığı, nitekim 03.12.2015 tarihli sözleşmenin 2. maddesinin bundan bahsettiği ve yapılan işin 2 yıl garantili olduğunu, tarafların karşılıklı olarak birbirlerine verdikleri 29/11/2016 tarihli 10/02/2017 vadeli çek ile 29/11/2016 tarihli 10/02/2017 vadeli teminat mektubunun bedelinin 10.283,70 EURO olduğu, bu tutarın davalı-birleşen davacının düzenlediği proforma fatura ve 06/01/2017 tarihli fatura ile uyumlu olduğu, bununla beraber ilgili faturanın 03.11.2015 tarihli sözleşmenin içeriğinden birim fiyat ve adet olarak, 30.11.2016 tarihindeki eksik ve ayıplı işlerden de adet miktarı bakımından farklı olduğu, mevcut durumda davaya konu çek ve teminat mektubunun 03.12.2015 tarihli sözleşme ilişkisinden bağımsız olduğunun anlaşıldığı, bununla beraber, taraflar arasında yeni bir eser sözleşmesi kurulup kurulmadığı, bu sözleşmeye göre edimin ifa edilip edilmediğinin sadece fatura üzerinden tespit edilemediği, çek ve teminat mektubunun taraflarca birbirlerine aynı konu veya işlem için karşılıklı olarak verildiğinin düşünüldüğü, verilen bilgiler ve tarihler göz önünde bulundurulduğunda uyuşmazlık konusu KDV dahil "10.283,00 € luk çek ve çekle aynı tarih, aynı vade ve 10,283,00€'luk teminat mektubunun 03.12.2015 tarihli sözleşme ile hiçbir ilgisi olmadığı gibi içeriği hizmet ifasının yapıldığına yönelik herhangi bir somut delilin bulunmadığı beldirilmiştir.İstinaf konusu hususlar ele alındığında;Asıl dava davacısı, taraflar arasında tek bir eser sözleşmesi olduğunu beyan etmiş olup, menfi tespit talebinde bulunduğu çekleri bu sözleşmeden kaynaklanan ayıpların gideriminde davalı yüklenicinin nakit sıkıntısını aşması için verdiğini, çeklerin sonradan kendisine iade edileceği hususunda anlaştıklarını iddia etmiştir. Asıl dava davalısı ise, davacı iş sahibinin bahsettiği birinci sözleşmeyi kabul etmiş, bununla birlikte ayrıca ikinci bir sözleşme daha yaptıklarını ve kendisine verilen çeklerin bu ikinci sözleşmenin iş bedeli olarak verildiğini savunmuştur.Görüleceği üzere, birinci sözleşme her iki tarafın da kabulünde olup, yine birinci sözleşmeden kaynaklanan iş bedelinin ödendiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.Asıl davada temel uyuşmazlık konusu, ikinci sözleşmenin varlığıdır.Mahkemece, bilirkişi raporlarındaki "davalı-karşı davacı tarafça dava dosyasına sunulan 08.11.2016 tarihli proforma faturada 581 adet ... gaz silindirleri için 8.175 EURO fiyat teklifi verildiği, aynı bedel üzerinden davalı- karşı davacı tarafça, 06.01.2017 tarihli 581 adet ... gaz dolumu için 15 EURO birim fiyat üzerinden fatura kesildiği, tarafların karşılıklı olarak birbirlerine verdikleri 29.11.2016 tarih ve 10.02.2017 vade tarihli çek ile 29.11.2016 tarih ve 10.02.2017 vade tarihli teminat mektubunun bedelinin 10.283,70 EURO olduğu, bedel açasından proforma fatura ile 06.01.2017 tarihli faturanın da uyumlu olduğu, bununla beraber ilgili faturanın 03.11.2015 tarihli sözleşmenin içeriğinden birim fiyat ve adet olarak, 30.11.2016 tarihindeki eksik ve ayıplı işlerden de adet miktarı bakımından farklı olduğu" tespitlerinden yola çıkılarak birleşen dosyaya konu proforma fatura ve bağlı faturanın 03.12.2015 tarihli sözleşme ilişkisinden bağımsız olduğu değerlendirmesi yapılarak ikinci sözleşmenin varlığı kabul edilmiş ve asıl davanın reddine karar verilmiştir.Menfi tespit davalarında kural olarak çek veren kişi, yani olayımızda davacı taraf borçlu olmadığını ispatla yükümlüdür. Ana kural bu olmakla birlikte, davalı (birleşen dava davacısı) birinci sözleşmeyi kabul etmekle birlikte, ikinci bir sözleşme daha olduğu ve dava konusu çeklerin bu ikinci sözleşme için verildiğini beyan etmiştir. Davalı yüklenicinin bu beyanı "bağlantısız bileşik ikrar" niteliğindedir. Vasıflı ikrarda ispat yükü, "ikrarın bölünmezliği" ilkesi gereğince halen davacıda kalmasına rağmen, bağlantısız bileşik ikrarda "ikrarın bölünmesi" mümkün olduğundan ispat yükü yer değiştirir. Bu itibarla, asıl davada ispat yükü yer değiştirmiş olup, asıl dava davalısı olan yüklenici hem ikinci eser sözleşmesinin varlığını hem de eserin teslimini ispatlamakla yükümlüdür.Mahkemece her ne kadar tarafların ticari defter ve belgelerindeki kayıtlara atıfla, ikinci sözleşmenin varlığını kabul etmiş ise de; proforma faturalar hukuki niteliği itibariyle "icap" mahiyetindedir. Bu nedenle proforma faturalar ticari defter ve belgelere kayıt edilecek belgelerden değildir. Ticari defterlerle faturanın ispat gücü ise, yasal defterlere işlenmesi zorunlu kayıt ve belgelere ilişkin olup, proforma faturaların normal faturalar gibi bir ispat gücü bulunmamaktadır. Ayrıca davalı yüklenicinin düzenlendiği 10,283,00 EURO tutarındaki faturanın davacı iş sahibinin defterlerinde kayıtlı olmadığı bilirkişi raporuyla sabittir. Her ne kadar davacının ticari defter ve belgeleri usulüne uygun tutulmamış ise de, bu husus sadece aleyhe delil olma niteliği taşır. Usulüne uygun tutulmayan bir ticari defterde davalının faturasının kayıtlı olmaması, davalının defterlerine itibar edilmesi için ve faturaya ispat yükü tanınmaması için tek başına gerekçe olamaz. Bu itibarla, söz konusu ticari defter ve belgelerden (fatura ve proforma fatura) bahisle buradaki tutarların çekteki tutarla örtüştüğü gerekçesiyle ikinci sözleşmenin ispat edildiği kabulü usul ve yasaya aykırı olmuştur.Bununla birlikte, asıl dava davalısı davaya cevap dilekçesinde yemin deliline de dayanmış olup, ikinci sözleşmenin varlığı ve ayrıca ikinci sözleşmeye göre edimin yerine getirilip getirilmediği hususunda davacı şirket yetkilisine yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre yargılamaya devamla hüküm kurulması gerektiğinden davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinafı yerinde görülmüştür.Birleşen davada ise, davaya konu teminat mektubunun içeriğinden asıl davaya konu çekler için verilmediği, taraflar arasındaki sözleşme için verildiği anlaşılmaktadır. Asıl davaya ilişkin yapılacak yargılama sonunda, ikinci sözleşmenin varlığı ister kabul isterse de reddedilsin, yüklenicinin eksik işleri tamamladığı tarafların kabulünde olduğundan ve ayrıca bilirkişi tarafından da tespit edildiğinden, -asıl dava sonucundan bağımsız olarak- davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı karşı-davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/02/2021 tarih, 2017/163 Esas, 2021/161 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı karşı-davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davacı karşı-davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.