Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1680 E. 2026/933 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1680
Karar No
2026/933
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/1680 Esas 2026/933 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/1680 KARAR NO : 2026/933

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2025 NUMARASI : 2025/178 Esas 2025/548 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Hisse Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan ) DAVA TARİHİ : 12/02/2024 KARAR TARİHİ : 13/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2026

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında davalının sahibi olduğu ... Anonim Şirketi'nin %25 oranındaki hisse payının devri için sözleşme yapıldığını, taraflar arasında yazılı sözleşmenin hazırlandığını, davalının müvekkilini sürekli ertelemesi sebebiyle işbu sözleşmenin imza altına alınamadığını, sözleşme her ne kadar imza altına alınamamış ise de müvekkilinin şirket ortaklığına ilişkin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, müvekkilinin davalı ile anlaşmasına güvenerek kendisine ait olan ... devrettiğini, akabinde daha önce görüştüğü ve ücret konusunda anlaştığı davalıya ait ... Anonim Şirketi'nin %25'lik hisse bedeli ve hissesi oranında katıldığı şirket giderleri için toplam 765.600,00 TL değerinde ödeme yaptığını, müvekkilinin hisse bedellerini ödediğini, şirketin %25 oranında ortağı olduğunu, müvekkilinin sözlü olarak anlaştığı davalıya ilk ödemeleri yaptıktan sonra şirkette yönetici ve antrenör olarak çalışmaya başladığını, davalının hisse devir işlemini sürekli ertelediğini, müvekkilinin şirkette yönetici olarak görev alması, davalıyla aralarında oluşan güven nedeniyle hisse devir işlemleri için davalıya tekrar zaman tanıdığını, müvekkilinin 2023 eylül ayında dava konusu şirketin bilinen adreste faaliyete son verdiğini, kiralanan taşınmazda artık başka bir şirketin faaliyet göstereceğini öğrendiğini, davalının müvekkilini geçiştirdiğini, müvekkili tarafından gönderilen ödemeler için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazın iptaline, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ise de, davalı davaya cevap vermemiş, yargılama aşamasında ise davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dosya içinde yer alan davaya dayanak dekontlarda ödemenin ne amaçla yapıldığının belirtilmediği, davacı tarafından sunulan mesaj kayıtlarının da taraflar arasında hisse devir sözleşmesi olduğu ve buna ilişkin ödemeler yapıldığı hususunu ispat edilebilecek nitelikte olmadığı, mevcut delil durumuna göre davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait şirketin %25'lik hisse bedelini ardışık olarak 13.02.2023, 15.02.2023, 16.02.2023 tarihlerinde davalıya ait hesaba gönderdiğini, bu sebeple müvekkilinin ... Anonim Şirketinin %25 ortağı olduğunu. müvekkilinin sözlü olarak anlaştığını, davalıya ilk ödemeleri yaptıktan sonra davaya konu şirkette yönetici ve antrenör olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin dava konusu şirkettin hissesini satın aldığını, şirketteki görevine ilişkin iddianın doğruluğunun davalı ile aralarında geçen mesajlaşmalarla sabit olduğunu, müvekkili ve davalının hisse bedelinin ödenmesine müteakip 10 iş günü içerisinde hisse devrinin yapılacağı konusunda anlaştığını, fakat davalının sürekli şirkete ait vergi borcunu yapılandırdığını, kısa süre içinde vergi borcunun tamamını ödeyeceğini akabinde devir işlemini yapacağını belirterek hisse devir işleminin sürekli ertelendiğini, müvekkilinin davaya konu şirkette yönetici olarak görev alması ve davalı ile aralarında oluşan güven duygusu nedeniyle şirketin hisse devir işlemleri için davalıya tekrar zaman tanıdığını, müvekkilinin uzunca bir süre bekledikten sonra davalının resmi olarak hisse devrini gerçekleştirmemek için kendisini oyaladığını fark ettiğini, müvekkilinin 2023 eylül ayında, dava konusu şirketin bilinen adreste faaliyetine son verdiğini, kiralanan taşınmazda artık başka bir şirketin faaliyet göstereceğini öğrendiğini, akabinde bu durum ile ilgili davalı ile görüştüğünü, ancak davalının yine türlü bahanelerle müvekkilini geçiştirdiğini, ne spor salonunun devredilmesi hakkında ne de devir bedeli hakkında müvekkiline bilgi vermediğini, taraflar arasındaki mesajlaşmalarda görüleceği üzere davalı taraf müvekkiline, iş yerinin kirasını ve doğal gaz faturasını ödemesini söylediğini, patron sensin gibi söylemlerde bulunduğunu, konuşmalar incelendiğinde iddiaların doğruluğu, tarafların ortak olarak iş yeri hakkında çalışmalar yaptığını, reklam ve üye sayısının artması için çabaladıklarının görüleceğini, davalı ...'in müvekkilinden istediği ödemeler ve bu ödemelerin hisse bedelinin karşılığı ve şirket giderleri olduğunu, buna karşın davalı yan kötü niyetli olarak müvekkilinin güvenini kötüye kullandığını, hisse payı devrini gerçekleştirmediğini, mahkemece yazılı delil başlangıcının varlığı göz ardı edilerek eksik incelemeyle karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olup, kararın kaldırılması gerektiğini, mahkemenin somut delillerin varlığına rağmen davalı yanın mesnetsiz ve dayanaktan yoksun iddialarına dayanarak işin esasına girmediğini, taraflarınca sunulan mevcut delillerin varlığını yok sayarak söz konusu karara hükmettiğini, müvekkili tarafından davalıya düzenli ve yüksek meblağlarda havaleler yapıldığını, bu ödemelerin bir defaya mahsus olmayıp hisse bedeline karşılık olarak kademeli şekilde gerçekleştirildiğini, davalı ile müvekkili arasında bu ödemelerin amacına ilişkin sürekli yazışmaların bulunduğunu, bu belgeler bütünü (banka dekontları ve taraflar arasındaki yazışmalar) hisse devrine yönelik bir irade ve ekonomik ilişkiyi kuvvetle muhtemel kıldığını, bu haliyle dosya kapsamındaki delillerin HMK'nun 202. maddesi anlamında delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, müvekkilinin davalı ...'e ait ... Anonim Şirketinin %25'lik hisse bedeli ve hissesi oranında katıldığı şirket giderleri için 20.01.2023, 13.02.2023, 15.02.2023, 16.02.2023, 20.02.2023, 13.03.2023, 14.04.2023 tarihlerinde toplam 765.600,00 TL değerinde parça parça ödeme yaptığını, müvekkilinin davalıya ait şirketin %25'lik hisse bedelini ardışık olarak 13.02.2023 ,15.02.2023 ,16.02.2023 tarihlerinde davalıya ait hesaba gönderdiğini, bu sebeple müvekkilinin ... Anonim Şirketinin %25 ortağı olduğunu, müvekkilinin 16 eylül günü davalıya "salon devredilmiş, durum nedir, neden söylemiyorsun" şeklinde mesaj gönderdiğini, davalının da sürekli müvekkilini geçiştirerek "Bosnadayım, gelince konuşuruz" şeklinde cevap verdiğini, yine davalının 3 gün sonra gönderdiği bir mesajda "Cuma hesaplayacağız hepsini için rahat olsun" diyerek salonu satması karşılığında müvekkiline ödemesi gereken bir bedel olduğunu kabul ettiğini, ancak davacının yine müvekkilini geçiştirdiğini, müvekkilinin payına karşılık gelen devir bedelini ödemekten kaçındığını, bunca somut delile rağmen delil başlangıcının varlığını dahi tartışmadan ve tanık deliline başvurma imkanı doğup doğmadığını incelemeden ezbere karar niteliğinde davanın reddedildiğini, HMK'nun 202. maddesinin uygulanabilirliğini keyfi olarak ortadan kaldırdığını, mahkemece kabul edilen ''havale karinesi'' hukuka ve hakkaniyete aykırı olmakla beraber somut olayda hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, böylesine yüksek tutarlı, sistematik ve ticari ilişkiyle örtüşen ödemelerin, davalının iddia ettiği şekilde spor salonu kullanım bedeli olmasının hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, mahkemenin, bu olağan dışı durumu araştırmadan ve havalenin farklı bir hukuki amaçla yapıldığı iddiasını tartışmadan karara vardığını, davacının aynı dönemde davalıyla hisse devri konusunda sürekli temas halinde bulunması, mesajlaşmaların bu ilişkiyi desteklemesi ve ödemelerin bu süreçte yapılmış olması; havalenin bir borç ödemesi değil, karşı tarafın ortaklık vaadiyle bağlantılı bir edim olduğunu kuvvetle gösterdiğini, bu olguların, havale karinesinin aksini ortaya koyabilecek nitelikte olup mahkemece tartışılmadan karar verildiğini, mahkemenin havale karinesinin aksinin ispat edilebileceğini göz ardı ettiğini, olayın somut özelliklerine ve delillerin kapsamına ilişkin hiçbir değerlendirme yapmadan hüküm kurduğunu, kararın bu yönüyle de eksik inceleme ve yanlış hukuk uygulaması nedeniyle kaldırılması gerektiğini, somut olayda söz konusu spor salonu, büyük ölçekli bir fitness zinciri veya profesyonel spor kompleksi olmayıp, mahalle düzeyinde faaliyet gösteren, standart ekipmanlara sahip, orta- alt ölçekli bir spor merkezi olduğunu, bu nitelikteki bir işletmede, herhangi bir kullanıcının veya eğitmenin bir yıllık üyelik ya da salon kullanım bedeli, piyasa koşullarına göre asla bu seviyelere ulaşmadığını, müvekkili tarafından sistematik olarak yapılan 765.600,00 TL ödeme orta-alt sınıf sıradan bir mahalle spor salonunun kullanım bedeli olabilecek bir tutar olmadığını, aksine en lüks spor komplekslerinin dahi böyle bir kullanım fiyatlandırması olmadığını, davalının, iddiasını destekleyecek hiçbir yazılı belge ibraz etmeden, bu olağandışı açıklamayı soyut şekilde ileri sürdüğünü, mahkemece de bu beyanı kanıt aramaksızın kabul ettiğini, mahkemece hiçbir araştırma yapılmadan, davalının 1 paragraflık beyan dilekçesine dayanılarak davanın reddine karar verildiğini, müvekkilinin ödemeleri 1’er gün aralıklarla yapıldığını, toplamda 765.600,00 TL tutarındaki bu transferlerin “kira veya kullanım bedeli” açıklamasıyla yapılmış olmasının, hem miktar hem de süre bakımından hayatın olağan akışına bütünüyle aykırı olduğunu, mahkemeye tanık olarak gösterilen söz konusu iş yerinin satış müdürünün duruşmada hazır olmasına rağmen keyfiyetle dinlenmediğini, delil başlangıcının varlığını dahi tartışmadan ve tanık deliline başvurma imkanı doğup doğmadığını incelemeden ezbere karar niteliğinde davayı reddedilmesinin hatalı olduğunu, duruşma günü hazır bulunan tanığın dinlenmediğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, tanık beyanının, somut olayın aydınlatılması bakımından hayati öneme sahip olup, tanığın beyanı alınmadan hüküm kurulması, savunma hakkının fiilen kısıtlanması sonucunu doğurduğunu, kararın bu yönüyle usul ve hukuka açık aykırılık içerdiğini, tarafların dayandığı tanıkların dinlenmesi (yahut makul bir gerekçeyle dinlenmemesi) adil yargılanma hakkının bir yansıması olduğunu, mahkemenin havale karinesini mutlak kabul ederek, ticari ilişkinin doğası gereği uygulanması gereken ispat serbestisini göz ardı ettiğini, davalının iddiasını, hayatın olağan akışına ve ekonomik gerçekliğe aykırı biçimde esas aldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, anonim şirket hisse devir sözleşmesinden ve hisse oranında katılınan şirket giderlerinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; İşbu dava Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, 2024/66 Esas 2024/53 Karar sayılı karar ile asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Anılan kararın kesinleşmesi ve davacı vekilinin dosyanın süresinde görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi üzerine Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. Anılan mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin 2024/269 Esas 2024/356 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2024/977 Esas 2024/1347 Karar sayılı kararıyla arabuluculuk dava şartının tamamlandığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Dairemiz kararı üzerine dosya mahkemenin 2025/178 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Davacı yan davalının tek ortağı olduğu ... A.Ş'nin %25 hissesini satın almak üzere davalıyla anlaştığını, yazılı sözleşmenin imzalanmadığını, şirket hisse bedeli ve hissesi oranında katıldığı şirket giderleri için davalıya 765.600,00 TL ödeme yaptığını, davalının ise hisse devrini gerçekleştirmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, taraflar arasında anonim şirket hisse devrine ilişkin herhangi bir sözleşme akdedilip akdedilmediği, davacının bu sözleşmeye istinaden davalıya hisse devir bedeli ve şirket giderleri için ödeme yapıp yapmadığı, ödeme yapmış ise takip tarihi itibarıyla hisse devrinin gerçekleştirilmemesi nedeniyle davacının davalıdan bir alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf başvurusu incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde davalının tek ortağı olduğu ... A.Ş'nin %25 hissesini satın almak üzere davalıyla anlaştıklarını, bu anlaşmaya istinaden davalıya hisse devir bedeli ve hissesi oranında katıldığı şirket giderleri için ödeme yaptığını, davalının şirket hissesini devretmediğini ileri sürerek işbu itirazın iptali davasını açmıştır. Davacı tarafından ödemeye dayanak gösterilen banka dekontlarından davacı tarafından davalı hesabına 16/02/2023 tarihinde 10.000,00 TL, 20/02/2023 tarihinde 12.500,00 TL, 20/02/2023 tarihinde 8.200,00 TL, 15/02/2023 tarihinde 245.000,00 TL, 13/02/2023 tarihinde 100.000,00 TL, 13/03/2023 tarihinde 10.000,00 TL, 16/02/2023 tarihinde 350.000,00 TL, 20/01/2023 tarihinde 30.000,00 TL yatırıldığı, dekontlarda herhangi bir açıklamanın bulunmadığı görülmüştür. İşbu davada ispat külfeti davacı üzerinde olup, davacının yukarıda belirtilen banka dekontları ile davalı hesabına gönderdiği paraların taraflar arasında akdedilen ... A.Ş'nin %25 hissesinin davalı tarafından davacıya devrine ilişkin sözleşme kapsamında hisse devir bedeli ve hisse oranında katılınan şirket giderleri için ödendiğini, hisse devrinin ise gerçekleşmediğini, takip tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Anılan ispat yükü çerçevesinde davacının iddiasını yazılı delil ile ispatlamakla yükümlülüğü bulunmakta ise de, yazılı delil başlangıcının bulunması halinde tanık dinlenmesi mümkün olacaktır. Davacı vekili de dava dilekçesinde açıkça tanık deliline dayanmıştır. Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen ve davalı ile aralarında yapılan ... yazışmalarında, davacının davalının ortağı olduğunu belirttiği, şirketin faaliyetleri ve şirket ödemelerinin birlikte yapılmasına ilişkin yazışmaların bulunması karşısında ... yazışmalarının yazılı delil başlangıcı olarak kabulü gerekecektir. Davacı vekilince tanık deliline dayanılmış, 17/09/2025 tarihli celsede de tanık hazır edildiği halde mahkemece tanık dinlenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece ön inceleme duruşması için davacı vekilinin çıkarılan duruşma davetiyesinde HMK'nun 139/1.ç maddesi uyarınca davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının karar verileceği hususunun ihtarına yer verilmesi gerekirken anılan duruşma davetiyesinde yer alan ihtarda verilen kesin sürenin sonucu ihtar edilmediği gibi, yasada kesin süre iki hafta olarak belirlenmesine rağmen 1 hafta kesin süre verildiği görülmüştür. Bu durum karşısında davacı vekilinin çıkarılan ön inceleme duruşma davetiyesinin usulüne uygun olduğunun kabulü mümkün olmadığı gibi, 28/05/2025 tarihli ön inceleme duruşmasında da HMK'nun 140/5. maddesi uyarınca, 139. madde kapsamında yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına ilişkin herhangi bir ara karar tesis edilmemiştir. Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere davacı vekiline HMK'nun 139/1.ç maddesi uyarınca usulüne uygun ve sonuçları belirtilen ihtarı içerir ön inceleme duruşma davetiyesi çıkarılmadığından davacının delilleri arasında yer alan tanık kapsamında tanık listesi sunma süresinin sona erdiğinden söz edilemeyecektir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, taraflar arasındaki ... yazışmalarının yazılı delil başlangıcı olduğu gözetilerek davacı vekiline tanık listesi sunmak üzere usulüne uygun süre verilip, verilen süre içerisinde tanık listesi sunulması halinde davacı tanıkları dinlenerek taraflar arasında anonim şirket hisse devrine ilişkin bir anlaşma bulunup bulunmadığı, davacının davalının tek ortağı olduğu ... A.Ş'nin ortağı sıfatıyla hareket edip etmediği, bu sıfat ile şirket giderleri için davacıya ödeme yapıp yapmadığı, açıklamasız banka dekontlarının mevcut bir borcun ödenmesine ilişkin karinenin aksinin ispatının mümkün olduğu, davacı tarafından karinenin aksinin ileri sürüldüğü de gözetilerek dosya içerisinde yer alan tüm deliller ile birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir. Her ne kadar mahkemece davacı vekilinin yemin teklif hakkı hatırlatılmış ve davacı vekili 17/09/2025 tarihli celsede karşı tarafa yemin teklif etmeyeceklerini bildirmiş ise de, yeminin son başvurulacak delil olduğu, henüz davacının tanık delili toplanmadan yemin deliline başvurulamayacağı anlaşıldığından mahkemece tanık delili toplanmadan yemin teklif hakkının hatırlatılması anılan tarih itibarıyla icapsızdır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararında isabet görülmediğinde, HMK'nun 353/1-a.6. maddesi kapsamında uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmayarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırma gerekçeleri gözetilerek davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/09/2025 tarih ve 2025/178 Esas 2025/548 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/07/2026

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1680, K. 2026/933, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1680-e-2026-933-k-cb1dbca7a348