Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/45 E. 2026/970 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/45
Karar No
2026/970
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

18. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/45

KARAR NO : 2026/970

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/02/2025

NUMARASI : ... Esas, 2025/102 Karar

BİRLEŞEN İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2015/760 Esas;

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali " Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan "

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 25/06/2026

Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında 12.03.2014 tarihli kiralama hizmetleri sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalıya ait ... isimli ... de bağımsız bölümlere kiracı bulmayı ve kiralama sözleşmesi imzalanmasını sağlamayı taahhüt ettiğini, davalıda belirli bir komisyon ödemeyi kabul ettiğini, davacının sözleşmeye uygun kiralama işlemlerini yerine getirdiğini, ... de 13.200 m2 kiralanabilir alanın 10.014 m2 si davacı tarafından kiraya verildiğini, sözleşmeye göre %7'si komisyon ücreti faturaları davalıya gönderdiğini ancak davalı fatura bedellerini ödemediğini bunun üzerine 09.04.2015 tarihli ihtarname gönderildiğini ve ödenmeyince takip yapıldığını, davanın kabulüne, takibe yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile sözleşme ... A.Ş. arasında imzalandığını, sözleşmenin 9/2 md.göre işverenin yazılı onayıyla 3. Şahıslara devredebileceği hususunda mutabık kalındığını, davalının onayı olmadan davacıya devredildiğini, ... ... yi 96 80 doluluk oranıyla açacağını taahhüt etmiş ancak edimini yerine getirememiştir. Davalının kendi çabalarıyla kiraladığı alanları hatta hiç kiralamadığı alanlara ait fatura gönderdiğini, kiralanan alanların tamamı davalının şahsi çabası ve bağlantılarıyla kiralandığını, ... 3. Noterliğince açık işyerleri tespit edilen toplam kiralanabilir 12.589 m2 alanın 01.05.2015 tarihi itibariyle 5,899 m2 si kiralandığını, davacı 21.04.2015 tarihinde Bakırköy 33. Noterliği ihtarıyla sözleşmeyi tek taraflı fesih ettiğini, davacı taraf ... yönetim sözleşmesini fesih ederken kiralama sözleşmesini ayrıca fesih etmeye gerek duymadığını, 21.04.2015 tarihinde kiralama sözleşmeside fesih olduğunu, TBK 97 md. Gereği ifa isteminde bulunan tarafın kendi borcunu ifa etmiş olması gerekir bu nedenle davacı ifa yerine fatura düzenleyip göndermeye devam ettiğini, bu nedenle huzurda görülen haksız davanın reddi ile yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; davacının alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul 20.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıdığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20 icra inkar tazminatı ödenemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davanın reddini savunmuştur.

İlk derece mahkemesince; "..1-ASIL DAVA YÖNÜNDEN; -Davanın KISMEN KABULÜNE, -Davalının İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 182.776,59 TL ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Taraflar arasındaki ihtilafın yargılamayı gerektirdiği ve alacağın likit olmadığı anlaşıldığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, 2-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; -Davanın KISMEN KABULÜNE, -Davalının İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 102.089,92 TL ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,.." karar verilmiş, bu karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında, dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında sabit olduğu ve davalının da ikrar ettiği üzere 12/03/2014 tarihli "Kira Hizmetleri Sözleşmesi" ile "Alışveriş Merkezi Yönetim Hizmet Sözleşmesi" imzalanmıştır. "Kira Hizmetleri Sözleşmesi" gereği müvekkilimiz ... ... isimli alışveriş merkezindeki bağımsız bölümlere kiracı bulmayı, davalı ise bu hizmet karşılığında toplam kira bedelinin %7'si oranında komisyon bedeli ödemeyi kabul etmiştir. Müvekkilimiz alışveriş merkezindeki bağımsız bölümlerin kiraya verilmesi taahhüdünü eksiksiz olarak sözleşme ile uyumlu bir biçimde yerine getirmiştir. Ancak bu hizmet karşılığında müvekkilimizin hak kazandığı kira bedeli komisyonu davalı tarafından ödenmemiş, buna ilişkin faturaların tamamı davalı tarafından iade edilerek ticari defterlerine işlenmediği tespit edilmiştir. Bunun üzerine tarafımızca davalı aleyhine İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile 260.448,60-TL talepli ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davalı tarafından takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş olup takip durmuştur. Buna ek olarak taraflar arasındaki 12/03/2014 tarihli "Alışveriş Merkezi Yönetim Hizmet Sözleşmesi" uyarınca müvekkilimiz, inşa edilmekte olan ... ...'nin yönetim hizmetlerini üstlenmiş, davalı ise bu işler karşılığında müvekkilimize ücret ödeyeceğini taahhüt etmiştir. Sözleşme ile müvekkilimizin yönetim hizmetleri için ücret almaya ... açılışından sonra hak kazanacağı ancak davalı tarafından bu süreçte yapılacak tüm masrafların ödeneceği kararlaştırılmıştır. ... henüz açılmadan önce müvekkilimiz tarafından 1 ... müdürü, 1 teknik şef, 1 işletme şefi, 1 sekreter ve 1 teknik personel olmak üzere 5 kişi görevlendirilmiştir. Müvekkilimiz bu ekip aracılığıyla ...'nin açılışına hazırlık işlerini yürütmüş, açılıştan sonraki işler için çalışmalar yapmış, bazı reklam ve tanıtım işlemlerini gerçekleştirmiş, ... henüz inşaat halinde olsa da bir takım yönetim işlerini yürütmüştür. Müvekkilimiz ...'nin açılışından önceki dönemde bu işleri yaparken personel maaşlarını ödemiş, personelin barınma, beslenme ve ulaşım giderlerini karşılamış, ayrıca ... reklamı ve tanıtımı için bazı harcamalarda bulunmuştur. Sözleşmede müvekkilimizin ... açılmadan ücrete hak kazanmayacağı fakat yapacağı harcamaların davalı tarafından karşılanacağı belirlenmiştir. Bu kapsamda bu harcamaların davalı tarafından karşılanması gerektiği açık olsa da davalı bu giderler açısından herhangi bir ödeme gerçekleştirmemiştir. Bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile 145.089,92-TL talepli ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davalı tarafından takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş olup takip durmuştur. Haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz edilen icra takipleri açısından itirazın iptali davaları başlatılmıştır. Başlatılan davalar birleştirilmiş olup birleşen dosya yukarıda bilgileri verilen ... Esas sayılı dosya çatısı altında yürütülmüştür. İlk derece mahkemesi neredeyse 10 yıl süren yargılamasında davanın kısmen kabulüne; Davalının İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 182.776,59-TL ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Taraflar arasındaki ihtilafın yargılamayı gerektirdiği ve alacağın likit olmadığı anlaşıldığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, Davalının İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 102.089,92-TL ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. İlk derece mahkemesi tarafından tutarlar açısından verilen kısmen kabul kararı ile asıl dosya kapsamında alacağın likit olmadığından bahisle verilen icra inkar tazminatının reddine yönelik karar hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılması gerekmektedir. Şöyle ki; ... Esas sayılı dosyaya konu müvekkilimizin hak kazandığı hizmet bedeli olması gerekenden düşük hesaplanmıştır: Mali Müşavir ... ve Emlak Komisyoncusu ... tarafından hazırlanan raporlarda; Asıl dava yönünden dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarında müvekkilimizin sözleşme gereği üstlendiği hizmeti eksiksiz yerine getirdiği, Alışveriş merkezinin 10.564 m2 kiralamasının müvekkilimiz tarafından sağlandığını, bunun da 10.564/12589 =0,84 yani %84 kiralama işlemine aracılık hizmeti verildiği, sözleşmede yer alan %80'den fazla kiralama olması halinde hak edilecek komisyon bedeline %84 ile birlikte hak kazanıldığı, Kiralama hizmet bedeli açısından icra takibinde talep edilen tutar olan 260.448,70-TL hizmet faturası bedelini almaya hak kazandığını, müvekkilimizin toplam alacağının 362.538,62-TL olduğu tespit edilmiştir. Akabinde aynı bilirkişi heyeti ek raporunda üç şirkete ait kiralama onay formlarının asıllarının dava dosyasında mevcut olmaması nedeniyle doluluk oranının %81.27 ye gerilediğini bu nedenle hizmet bedelinin de 182.776,59-TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir. Dosyada Nitelikli Hesaplama Uzmanı ... ile Mali Müşavir ... ve MYK Emlak Uzmanı ... tarafından hazırlanan raporda; Müvekkilimizin 302.604,04-TL tutarı kiralama hizmetine ilişkin talep edebileceğini ancak bu tutardan davalının ödediği 42.000,00-TL'nin tenzili sonucunda asıl talep tutarının takip tutarından fazla hesaplanarak 260.604,04-TL olduğunu, Ancak hatalı ve anlaşılamaz şekilde baz alınacak kurun müvekkilimizin ilk faturasını tanzim ettiği 24/02/2015 tarihi olduğu kanaatine oluşması sebebiyle 237.269,65-TL açısından talebin mümkün olduğu belirtilmiştir.

Öncelikle dosyaya sunduğumuz tüm beyanlarda görüleceği üzere kiralama onay formlarının tamamının aslı 28/02/2019 tarihinde dosyaya sunulmuş olup dosya içerisinde yer almaktadır.

Bu formların asıllarının olmadığı düşünülse dahi müvekkilimizin aracılık hizmeti vererek kiralama işlemlerini gerçekleştirdiği açıktır. Bu hizmetler kapsamında tüm kira sözleşmeleri kiracılara elden teslim edilerek teslim tutanakları imzalatılmıştır. Bu teslim tutanakları da dilekçelerimiz ekinde dosyaya sunulmuştur. Özetle sadece onay formları değil dosyada alacağımızın varlığını ispatlayan teslim formaları bulunmaktadır. Kiralama sözleşmelerinin yapıldığı, kiracılara elden teslim edildiği ve buna ilişkin teslim tutanaklarının davalıya imza karşılığında verildiği dosya kapsamında anlaşılmaktadır. Davalı diğer hiçbir belgeden bahsetmemekte, bu formların varlığını kabul etmekte sadece formlardaki imzaların şirket yetkililerine ait olmadığını iddia etmektedir. Mahkeme bu yersiz iddiaları dikkate almamış, imza incelemesi dahi gerçekleştirmemiştir. Tüm belgeler incelendiğinde müvekkilimizin üç şirketin kiralanmasına aracılık ettiği açık olup doluluk oranının %81.27'ye gerilemesi bu nedenle %7 sözleşme hizmet bedelinin 182.776,59-TL, masraf tutarının ise 102.089,92-TL olduğuna dair tespitin hatalı olduğu açıktır. Müvekkilimizin hizmet bedelinin takip talebindeki tutarlar kapsamında kabulüne karar verilmesi gerekirken 182.776,59-TL üzerinden kabulüne karar verilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Müvekkilimizin ... açılışından önce yapmış olduğu harcamalar eksik hesaplanmıştır: Tarafımızca dosyaya sunulan masraf dökümleri incelendiğinde görülecektir ki, yapılan harcamalar personel maaşı, yemek, konaklama, ulaşım ve ... yönetimine ilişkindir. Kaldı ki, yapılan harcamaların bir kısmında ... ... müdürünün ve ... açılmadan önce işe alındığı 05/10/2017 tarihli raporda tespit edilen çalışanların bilgileri de yer almaktadır. Yapılan tüm harcamaların belgeleri bulunmasına ve ... yönetimi ile ilişkili harcamalar olduğu görülmesine rağmen mahkemece takibin 102.089,92-TL üzerinden devamına hatalı olarak karar verilmiştir. Müvekkilimiz tarafından yapılan ve dosyaya sunulan harcama dökümleri incelendiğinde, bu harcamaların makul ve ... yönetimiyle ilişkili olduğu şüpheye mahal bırakmayacak şekilde görülmektedir. Bu nedenle birleşen dava yönünden takibin tamamı üzerinden devamına karar verilmesi gerekmektedir. Asıl dava yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmemesi hukuka aykırıdır: Dava kapsamında birleşen dava yönünden alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş olsa da asıl dava yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir. Gerekçe olarak ise ilk derece mahkemesi "Taraflar arasındaki ihtilafın yargılamayı gerektirdiği ve alacağın likit olmadığı anlaşıldığından..." demektedir. Müvekkilimizin kiralama hizmeti kapsamında alması gereken komisyon bedeli12/03/2014 tarihli "Kira Hizmetleri Sözleşmesi'"nin 6 numaralı "Hizmet bedeli, Ödeme ve Masraflar" başlıklı maddesinde hangi şartlarda ne kadar ödeme yapılması gerektiği hususu detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Sözleşme hükümlerinde bu tutar %7 olarak açıkça belirtilmiş, bu yönde hesaplamaya baz kiralama bedellerini ve sözleşmeleri içeren kiralama onay formları davalıya teslim edilmiş, tüm bu kalemler açısından ise davalıya faturalar düzenlenmiştir. Ancak davalı tarafından bu faturalar tebliğ alınmasına rağmen iade edilmiş, iade müvekkilimize bildirilmiş ve tutarlar davalının defterlerine işlenmemiştir. Yargıtay tarafından verilen bir kararda likit alacak şu şekilde tanımlamıştır: “...Genel bir kavram olarak, “likid alacak”; “tutarı belli, bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması, ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir....” (YHGK, E. 2012/838 K. 2012/715 T. 17/10/2012) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen kararda görüleceği üzere hesaplanabilir ve belirlenebilir olan alacakların likit alacak olduğu açıktır. Somut olayda müvekkilimizin aracılık ettiği kiralama işleri, buna dair kiralama bedelleri ve bu kapsamda müvekkilimizin hak kazandığı aracılık ücreti onay formlarının ve sözleşmeler gibi tüm belgelerin her kiralamada davalıya imza karşılığında teslim edildiği de dikkate alındığında, komisyon bedelinin hesaplanabilir durumda olduğundan alacağın likit olmadığı gerekçeleri doğru olmayıp davalı aleyhine asıl dava yönünden de %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. - 2025/102 K. sayılı ve 04.02.2025 karar, 17.02.2025 karar yazım tarihli kararı, tarafımıza 08.10.2025 tarihinde e-tebligat yöntemi ile tebliğe çıkarılmış olup işbu dilekçemiz ile anılan karara karşı süresinde tehir-i icra talepli olarak istinaf kanun yoluna başvurulmaktadır. Aynı zamanda işbu dilekçemizin ikinci bölümünde davacının istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesine karşı cevaplarımız da sunulmaktadır. İlk derece mahkemesi kararı asıl dava ve birleşen davanın her ikisi yönünden de kısmen usul ve esas yönünden hukuka aykırı olup kararın kaldırılması gereklidir. Şöyle ki; Müvekkil şirket ile ... A.Ş. arasında 12.03.2014 tarihli "Alışveriş Merkezi Yönetim Hizmet Sözleşmesi" imzalanmış olup, işbu sözleşme ile taraflarca belirlenen alanların kiralamasının ... A.Ş. tarafından yapılması hususunda anlaşılmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; davacının müvekkile ait ... ... bağımsız bölümlere kiracı bulmayı ve kira sözleşmesi imzalanmasını sağlamayı taahhüt ettiğini, müvekkilin ise hizmet karşılığı komisyon ödemeyi taahhüt ettiğini, davacının taahhüdünü eksiksiz bir şekilde yerine getirmesine rağmen müvekkilin borcuna istinaden kendisine gönderilen faturaları ödemekten kaçındığını ifade etmiştir. Bu taleplerinin hiçbirinin kabulü mümkün değilken ilk derece mahkemesi usul ve kanuna aykırı şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Zira, davacının komisyona hak kazanması için sağlanması gereken %80lik doluluk oranı ... hiçbir şekilde sağlanmamıştır. Bu husustaki bilirkişi raporlarına karşı itirazlarımız gerekçesiz şekilde reddedilmiştir. Akdedilen sözleşmenin Kiralama ile İlgili Esaslar başlığı altında, ... ... %80 doluluk oranı ile açacağını taahhüt etmiş olup, bu taahhüt yerine getirilmemiştir. Sözleşme ile yüklenilen edimi yerine getirmeyen davacı, müvekkilin tamamen kendi çabalarıyla kiraladığı alanları ve hatta hiç kiralamadığı alanları da kapsar şekilde kiralama hizmetleri için Müvekkile fatura göndermiştir. Dava konusu ... kiralanan dükkanların tamamına yakını Müvekkilin şahsi çabası ve bağlantıları sayesinde kiralanmıştır. Davacı hem boş dükkanları da kiralanan alan hesabına dahil etmiş hem de kendisinin hiçbir katkısı olmayan sözleşmeler için de komisyon talep etmiştir. Müvekkil Şirket sahibinin oğluna tahsis edilen bir dükkan ile gelinine tahsis edilen dükkanların da hesaplama konusu yapıldığı ve davacının sözleşmedeki hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmeden Müvekkilin kazancına ortak olmaya çalıştığı görülmektedir. Hal böyle olunca; tarafımızca ... 3. Noterliğinin 20 Mayıs 2015 tarihli ... yevmiye numaralı tutanağı ile ... açık işyerleri tespit ettirilmiştir. İşbu tutanağa göre, 20.05.2015 tarihi itibariyle ... aktif olarak faaliyet gösteren işyerleri: ...isimli işyerleridir. Söz konusu ... toplamda 12.569 metre kare kiralanabilir alan mevcut olup, 01.05.2015 açılış tarihi itibariyle ... ancak 5899 metre kare alan kiralanmış ve bunun büyük çoğunluğu Müvekkilim davalı tarafından kiralanmıştır. Nitekim davacı tarafından, sözleşme ile taahhüt edilen doluluk oranı sağlanamamıştır. Müvekkil kiralama işlerini kendi çabası ile gerçekleştirmiştir. Bu sebeple, sunulmayan hizmete ilişkin düzenlenen faturaların tarafımızca kabulü mümkün değildir. Ayrıca davacının kiralanmayan alanlara ilişkin komisyon hesaplaması da açıkça kötü niyetinin bir göstergesidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporun değerlendirme başlığı altında, raporun 11. Sayfasında yer alan 8.2 numaralı alt maddede kiralama yapılan alanın oranının %81,28 olduğu yönünde hatalı bir tespitte bulunmuştur. Öncelikle belirtilmelidir ki davacının dosyaya sunmuş olduğu beyanlarda toplam kiralanabilir alan 12589 m2 olarak ifade edilmiş ancak davacı tarafından kiracılara gönderilen sunumlarda toplam KİRALANABİLİR ALANIN 13192 M2 OLDUĞU BELİRTİLMİŞTİR. Kiralanabilir alan gerekçeli kararda 12589 m2 olarak kabul edilmişse de bu husus hatalıdır. Davacı tarafından hazırlanan belgelerde ve kat planlarında bu şekilde beyanda bulunulmuştur. Söz konusu alan açıkça yanlış hesaplanmış ve bilirkişi raporu bu yanlış hesaplamalara göre hazırlanmıştır. alan farklılığının sebebi -daha önce de belirttiğimiz üzere: sinema bölümüne eklenen kat sebebiyle metrekarenin artmasıdır. davacı taraf bu işlemi pek çok tanıtım belgesinde dile getirmiş, kat planları da buna göre hazırlanmıştır. hal böyleyken toplam alanın 13192 m2 değil 12589 metrekare olarak kabulü hakkaniyete ve gerçeğe aykırıdır. Dosyada mübrez 05.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda 7.625 m2 kiralama yapıldığı ve böylece taahhüt edilen %80lik doluluk oranının sağlanmadığı tespit edilmişken 29.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda toplam 10.232 m2lik alanın kiralandığının tespit edilmesi hatalı olmuştur. Raporlar arasındaki açık farklılık zaten raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığının kanıtıdır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının iddialarına göre 12.589 m2 olan fakat bizzat davacı tarafından hazırlanan sunum ve kat planlarında ise 13.192 metrekare olarak beyan edildiği görülen toplam kiralanabilir alan konusunda hatalı tespitler yapılmış olup bunun hükme alınması kabul edilemez. sinema bloğuna eklenen kat sebebiyle artan metrekare dikkate alınmaksızın %81,27 gibi gerçek dışı oranlar üretilmiştir. Toplam alan eksik şekilde hesaba katıldığında oranın da hatalı şekilde yükseleceği izahtan varestedir. Noter tespitimiz (... 3. Noterliği 20.05.2015 tarih, ... yevmiye) ve 01.05.2015 açılış verileri uyarınca 5899 metrekare kiralama mevcuttur; %80 şartı sağlanmamıştır. Bu açık çelişki giderilmeden verilen hüküm denetime elverişli değildir. Buna rağmen bu şekilde kabule gidilerek karar verilmesi açıkça usul ve yasaya aykırıdır. Ayrıca hükme alınan raporda hukuki değerlendirme de yapılmıştır. Raporda "Söz konusu hükümler dikkate alındığında davacının bedeli talep edebileceği açıktır." şeklindeki ifadeler, bilirkişinin hukuki kanaati olup HMK m.266ya aykırıdır. Hesapların dayandığı "kiralama onay formları" asıl belge olmayıp fotokopi niteliğindedir, üstelik yasal sürede dosyaya sunulmamış belgelerdir. HMK m.145 ve 140/5 ihlal edilmiştir. Bu belgeler esas alınarak komisyon hesabı yapılamaz. Hatta bu belgeler dosyaya dahi sunulmamış, Davacılar tarafından bilirkişilere sunulmuştur. bu husus bilirkişinin tarafsızlığına dahi gölge düşürmektedir. Taraflı bilirkişilerin raporunun hiçbir surette dikkate alınmaması gereklidir: 2018 yılı mart ayında dosyaya sunulmaksızın direkt bilirkişilere sunulan ve tarafımızca raporu tebellüğ ettiğimizde öğrendiğimiz; ek rapora esas alınan 31 adet kiralama onay formu mevcuttur. Fakat raporda 34 adet kiralama onay formu değerlendirilmiş ve içeriği yazılmıştır. Bu kiralama onay formlarındaki imzaların da tarafımıza ait olmaması ve evrakın aslının sunulması gerektiği bir yana; dava dosyasındaki yüksek oranları içeren ve hükme esas alınan raporları hazırlayan bilirkişilerin nasıl ve ne şekilde dava dosyasında bulunmayan 3 adet kiralama onay formuna ulaştıkları izaha muhtaçtır. Böyle bir izah yapılmamıştır. Süresinde sunulmayan ve müvekkilin dahi imzasını taşımayan deliller haricen bir şekilde bilirkişilere ulaştırılmış ve bu belgelerin hükme esas alınması sağlanmıştır. Bu husus müvekkilin adil yargılanma hakkını ve hatta mülkiyet hakkını dahi ihlal eden kanuna kesin olarak aykırı bir işlemdir. Daha önce defaatle vurguladığımız üzere bilirkişi raporunda dayanak alınan kiralama onay formları tarafımıza tebliğ edilmemiş olup bizim bu formlardan haberdar olmamız bilirkişi raporunun tarafımıza tebliği tarihinde gerçekleşmiştir. Daha sonrasında bu onay formlarının bir suretini alıp incelediğimizde ise belgelerin eksik olduğunu, bilirkişinin tamamen taraflı davrandığını ve dosyada bulunmayan belgelere dayanarak bir değerlendirmede bulunduğu fark edilmiştir. Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber delil sunma süresi geçtikten sonra dosyaya sunulan kiralama onay formlarının davaya dayanak olabileceği bir an için düşünülse dahi dosya kapsamında olmayan bu formların açıkça davacı tarafından bilirkişinin yönlendirilmesi suretiyle davaya dayanak alındığı hususu yadsınamaz bir gerçektir. "Mahkeme kararlarının her türlü şüpheden uzak ve tarafsız olması gerekir. 6100 sayılı Yasanın 36.maddesinin 1.fıkrasında Hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektirecek önemli bir sebebin bulunması hakimin reddi ve çekinme sebebi olarak düzenlenmiştir. HMK'nun 272. maddesi uyarınca hakimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar bilirkişiler bakımından da uygulanacaktır. Bilirkişi görevini yerine getirirken uyması gereken yükümlülüklerden birisini de tarafsız davranma yükümlülüğü oluşturur. Bu yükümlülüğe uygun davranma bilirkişinin somut maddi sorunla ilgili olarak objektif bir biçimde oy ve görüşünü beyan edebilmesinin asgari şartını teşkil eder. Objektiflik ve tarafsızlık çok yakın bir ilişki içerisindedir; biri mevcut olmadan diğerinin mevcudiyeti düşünülemez. (Yargıtay 7.Hukuk Dairesi E:2015/45126 K:2016/4000) Ayrıca ... A.Ş ve ... .... Ltd. Şti. arasında tanzim edilen sözleşmeye göre, davalının kiralama yükümlülüğünü almış olduğu Samsun ili ... ilçesinde bulunan ... Alışveriş Merkezinde kiralama işlemini tamamladığı mağaza alanının, ... de toplam kiralanabilir alana olan oranının %80in altında kalması durumunda, davacının, Müvekkil şirketten ödeme alamayacağı ve kiralamaların başarılı olmuş sayılmayacağı ibaresine göre kiralama sürecinin incelenmesi gerekmesine rağmen bilirkişi raporunda bu husus göz ardı edilmiş olup bilirkişi açıkça yanlı bir tutum sergilemiştir. Davada defaatle vurguladığımız üzere kiralama onay formlarında bulunan mağazaların birçoğu Müvekkil şirketin kendi çabası ve yönlendirmeleriyle kiralamış olduğu alanlar olup bu alanlar üzerinde yüklenicinin komisyon ücretine hak kazanmış olması zaten hayatın olağan akışına aykırıdır ve hukuki olarak da mesnetsizdir. Bilirkişiler sözleşmedeki %80 doluluk oranını aşmak için adeta aktif bir çaba göstermişler, gerçeğe tamamen aykırı tespitler yapan rapor sunmuşlar yerel mahkeme bu taraflı raporlarla hüküm kurmuştur. Davacı; 10.12.2015 tarihli celsede verilen iki haftalık delil süresini kullanmamış; "kiralama onay formları"nı yıllar sonra ve dosyaya değil bilirkişiye elden sunmuştur. HMK m.145 uyarınca sonradan delil gösterilmesi istisnai olup koşulları oluşmamıştır. Kaldı ki asıl nüsha ibraz edilmediği gibi tarafımıza tebliğ de edilmemiş savunma hakkımız kısıtlanmıştır. Bu nedenle söz konusu formlara dayalı tüm hesaplamaların hükümden çıkarılması gerekir. Ayrıca tarafımızca Sayın Mahkemeniz dosyasına -süresi içerisinde sunulan- ... 3. Noterliğinin 20.05.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı tutanağı ile ... de açık olduğu tespit ettirilen 25 işyerine ilişkin kira sözleşmeleri kapsamında değerlendirme yapıldığında toplam kiralanan alanın 5899 m2 olduğu, bu yönüyle ... nin açılacağı 01.05.2015 tarihine kadar davacının sözleşme ile yüklenmiş olduğu edimlerini yerine getirmediği açıktır. Buna ek olarak davacının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle Müvekkil hiçbir yükümlülüğü bulunmadığı halde Beyoğlu 24. Noterliğinin 10.04.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşme ile yüklendiği edimleri sözleşmeye uygun olarak yerine getirmesi ve ihmal ettiği yükümlülüklerinin icrasına 2 iş günü içerisinde başlaması gerektiği ihtaren kendisine bildirilmiştir. Hal böyle olmasına rağmen davacı %80 doluluk oranını sağlamadığı gibi daha ... açılmadan tüm işlerden elini çekmiş, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmiş, ihtarımıza da olumlu bir şekilde yazılı veya fiili olarak cevap vermemiş, işbu davaya konu ettiği mesnetsiz faturaları Müvekkile göndermekle yetinmiştir. Davacı taraf her ne kadar taraflar arasındaki Yönetim Hizmet Sözleşmesinde %80 lik doluluk oranının sağlanmadığı takdirde komisyon hak edilmeyeceğine ilişkin hüküm bulunmadığını iddia etmişse de Müvekkilin işbu davaya konu hizmet sözleşmesini tanzim etme sebebi ... doluluk oranının sağlanmasıdır. Sözleşmenin karakteristik asli edimi ve en önemli yükümlülüğü buyken, borcun eksik hatta neredeyse hiç ifa edilmemesi ve neticeten bunlara itiraz edilmesi hukuk düzenince korunmamalıdır. Bunun yanında... yalnızca Samsun ilinde mağazası bulunan ve ... yatırımcısı ile tanışıklığı olduğu için ... kiracı olarak katılan bir firmadır. Dolayısıyla söz konusu kiralama sürecine davacının aracılık etmesi zaten hayatın olağan akışına aykırıdır. Yine raporun 7 ve 8. sayfalarında yer alan tabloda 12. sırada belirtilen ... ..., 15.sırada belirtilen ..., 30. sırada belirtilen ... yüklenicinin hiçbir gayreti ve emeği olmadan, Müvekkilin tamamen kendi çabasıyla kiraladığı alanlardır. Davacı, müvekkile kiralama işlemleri için hizmet sunmaktayken müvekkilin kendi çabaları ile kurduğu kira ilişkilerinin doluluk oranının hesabına katılması hakkaniyete aykırıdır. Ayrıca ... mağazası sözleşme imzalamak haricinde herhangi bir kiracılık yükümlülüğünü yerine getirmemiş bunun sonucunda tarafımızca ... mağazasına mecuru teslim alması için ihtarname tebliğ edilmiştir. İhtarnamenin tebliği ile söz konusu kiracı mağaza açamayacağının acziyetini tarafımıza bildirmiş ve sözleşmesi henüz kira süreci başlamadan feshedilmiştir. Bu nedenle söz konusu kiracı hakkında da kiralama işleminin yapıldığı söylenemez. Diğer itirazlarımız bir yana sadece bu mağazalar toplam kiralanan alandan çıkarıldığında dahi %80lik doluluk oranının sağlanamadığı görülmektedir. Hal böyle olmasına rağmen davacının Haksız menfaat elde etmesine yönelik çaba sarf edilerek rapor hazırlanması hukuka açıkça aykırıdır. Raporda hesaplanan hususlar açıkça eksik inceleme ürünü ve iddia ve beyanlarımızı karşılar nitelikte olmadığı, davacı şirketin kiralama sürecinde kesinlikle rol almadığı işler kapsamında ücrete hak kazanması düşünülemeyeceği açıkken mahkeme bu yanlı raporu tamamen doğru kabul ederek hüküm kurmuştur. Hükme gerekçe yapılan raporun 7 ve 8. sayfalarında yer alan tablonun üstünde yer alan açıklamada Kiralama Onay Formlarının da hesaba esas alındığı belirtilmiştir. İşbu formların davanın neticesine etki doğurması mümkün olmasa da, söz konusu formların -bir an için davanın neticesini etkileyeceği düşünülse bile- dayanak alınması mümkün değildir. Zira davacı taraf, söz konusu davayı kiralama onay formlarına dayandırmamış olup, ayrıca kendisine tanınan yasal süre içerisinde de söz konusu delile dayanmamıştır. Yıllar sonra -üstelik dosyaya değil bizzat bilirkişilere elden- sunulmuş olan fotokopi belgelerin davacı lehine delil olarak değerlendirilmesi yasaya ve usule aykırıdır. Davacı tarafından kendisine verilen sürede dosyaya sunulmayan üstelik fotokopi delillerin dikkate alınması mümkün değildir. Nitekim bilirkişi raporunda dayanak alınan kiralama onay formları tarafımıza tebliğ edilmemiş olup bizim bu formlardan haberdar olmamız önceki bilirkişi raporlarının tarafımıza tebliği tarihinde gerçekleşmiştir. Daha sonrasında bu onay formlarının bir suretini alıp incelediğimizde ise belgelerin eksik olduğunu, bilirkişinin tamamen taraflı davrandığını ve dosyada bulunmayan belgelere dayanarak bir değerlendirmede bulunduğu fark edilmiştir. Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber delil sunma süresi geçtikten sonra dosyaya sunulan, asılları olmayan kiralama onay formlarının davaya dayanak olabileceği bir an için düşünülse dahi dosya kapsamında olmayan bu formların açıkça davacı tarafından bilirkişinin yönlendirilmesi suretiyle davaya dayanak alındığı hususu yadsınamaz bir gerçektir. Bu şekilde hukuka aykırı olarak dosyaya sunulan gerçeğe aykırı belgelerin tüm raporlara kopyala-yapıştır yöntemi ile sirayet etmesi hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırıdır. Nitekim HMKnın 145.maddesi çok açıktır. İlgili maddeye göre; "Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme ihtimali taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir." Davacı kendisine tanınan yasal süre içerisinde söz konusu delile dayanmamıştır. Ayrıca 28.02.2019 tarihli dilekçesinde "Müvekkilimizce yapılan araştırmada kiralama onay formlarının aslına ulaşılmış olup" şeklinde beyanda bulunulmuştur. İşbu beyandan da açıkça görüldüğü üzere kiralama formları davacıdadır ve 10.12.2015 tarihli celsede taraflara delil ibraz etmek için 2 haftalık süre verilmiş ayrıca ihtarat yapılmış olmasına rağmen formlar süresi içerisinde mahkeme dosyasına sunulmamış, 27.03.2018 tarihinde yani 3 yıl sonra sunulmuştur. Ayrıca HMKnın ilgili maddesinde delillerin süresi içerisinde sunulması yükümlülüğü yalnızca davalıya değil, taraflara verilmiştir. Bu kapsamda davacının "davacı tarafın kendi davasını geciktirme gibi bir saikle hareket etmesi söz konusu olamaz" şeklinde beyanı da madde hükmüyle örtüşmemekte, herhangi bir davayı ikame eden davacının süresi içerisinde delil sunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Bu çerçevede tekrar ifade etmekte fayda görüyoruz ki; HMKnın 140/5 maddesi uyarınca davacının kiralama formlarına dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Ancak bu hususta değerlendirme yapılmamış, bunları dayanak alan bilirkişi raporu gerekçesiz ve hukuka aykırı şekilde hükme esas alınmıştır. Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için kiralama onay formlarının dayanak alınabileceği varsayımında dahi, davacı Müvekkil şirket ile aralarındaki sözleşme gereği yüklendiği yükümlülükleri yerine getirmemiştir. Bu kapsamda da herhangi bir komisyon ücreti alacağına hak kazanmadığı açıktır. Zira daha önceki dilekçelerimizde defaatle belirttiğimiz üzere ilgili hizmet sözleşmesi ile karar verilen alanların işletme ve yönetim işlerinin anahtar teslim iş esası işe yerine getirilmesi hususunda anlaşma mevcuttur. Hükme esas alınan raporun 5 numaralı başlığının son cümlesi "Söz konusu hükümler dikkate alındığında, davacının yapmış olduğu hizmetlerin bedelini davalıdan talep edebileceği açıktır." şeklinde olup hukukçu bilirkişi içermeyen heyetçe yapılan bu hukuki değerlendirme bilirkişilerin kendilerini adeta mahkemenin yerine koyması sonucunu doğurmaktadır. Sebepsiz zenginleşme hükümleri ile vekaletsiz iş görme hükümlerinin işbu dava ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Sebepsiz zenginleşme açısından, müvekkil davacının malvarlığı yahut emeği ile zenginleşmediği açıktır. Vekaletsiz iş görme açısından, iş görenin işi yaparken gerekli özeni göstermiş olması kanunen aranan en önemli şartlardandır. Ancak davacının kabul anlamına gelmemekle birlikte gerçekleştirdiğini iddia ettiği işlemlerde dahi gerekli özeni göstermediği açıktır. Nitekim davacı uhdesinde bulunan belgelerin takibini bile özenli şekilde yapamamış, dosyaya süresinde delil olarak dahi sunamamıştır. Buradan dahi davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmediği, müvekkile fayda sağlayacak hiçbir işlemde bulunmadığı-bulunamadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca ..., ... açılışıyla birlikte hizmet bedeline ilişkin kesin hesaplama yapılacağını ve işverene göndereceğini, işveren ile mutabakatı sonucu kiralama hizmet bedeline ilişkin daha önce düzenlenen faturalar tutarı toplam hizmet bedelinden mahsup edilerek kalan tutar+KDV için fatura düzenleyeceğini taahhüt etmiştir. Ancak bu hususa ilişkin MP ile müvekkil şirket arasında bir mutabakat bulunmamaktadır. Buna ek olarak, müvekkil şirket ile dava dışı ... arasında 12.03.2014 tarihli Alışveriş Merkezi Yönetim Hizmet Sözleşmesi ve bu sözleşmeye istinaden 12.03.2014 tarihli Kiralama Hizmetleri Sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı Bakırköy 33. Noterliğinin 21.04.2015 tarihli ihtarı ile Alışveriş Merkezi Yönetim Hizmet Sözleşmesini tek taraflı ve ihbar öneline uymaksızın feshetmiştir. ... Yönetim Hizmet Sözleşmesi ile karar verilen alanların işletme ve yönetim işlerinin anahtar teslim iş esası ile dava dışı ... tarafından yerine getirilmesi hususunda anlaşılmıştır. Anahtar teslim iş esasıyla imzalanan sözleşme, yapısı gereği kiralama işlerini de kapsadığı gibi, sözleşmenin hükümlerinden de Kiralama Hizmetleri Sözleşmesinin ... Yönetim Hizmet Sözleşmesine bağlı olduğu anlaşılacaktır. Şöyle ki; ... Yönetim Hizmet Sözleşmesi Madde 4/8 Kiracılarla ilişkilerin Sağlanması Madde 4/11 Ortak Alanların Kiralanması Madde 4/16 Kira Sözleşmeleri Yönetimi Madde 9/5 Kira Sözleşmeleri Yönetimi Hizmet Bedeli başlıkları ile kiralama işlerine ilişkin genel kurallar belirlenmiş olup, kiralama işleri Kiralama Hizmet Sözleşmesi ile özelleştirilmiştir. Bu nedenledir ki; davacı taraf ... Yönetim Hizmet Sözleşmesini feshederken Kiralama Hizmetleri Sözleşmesini de ayrıca feshetmeye gerek duymamıştır. Dava dışı ..., müvekkil şirketten onay almaksızın yalnız bildirim usulü ile Kiralama Hizmetleri Sözleşmesi ile ... Yönetim Hizmet Sözleşmesini 01.06.2014 tarihinden itibaren ... A.Ş.ye devrederken, ana sözleşmenin yani ... Yönetim Hizmet Sözleşmesinin 12. Maddesine dayandığı açıktır. Zira ana sözleşmenin 12. Maddesinde Yüklencinin ... şirketlerine ya da ... yönetiminde olduğu ya da en az %50 hissedar olduğu şirketlere yapacağı devir ve temlikler yazılı onay kuralının istisnası olup bu devir ve temlikler serbesttir ve bu durumda sadece işverene bilgi verilmesi yeterlidir. hükmü yer almakta olup, dava dışı... Sözleşmesinde devir için yazılı onay aranmasına karşın, devir gerçekleştikten sonra müvekkil şirkete yalnızca bildirim yapmayı yeterli görmüştür. Davacının mevcut durumu lehine çevirmek için çelişkili bir tutum sergilediği açıktır. Davacı yana göndermiş olduğumuz 26/5/2015 tarihli ihtarnamede belirttiğimiz hususların davacı tarafın kayda değer bulmadığı ortadadır. Oysa ki bu ihtar ile tarafımıza bildirilen fesih bildiriminin birbirinin tamamlayıcısı olan sözleşmeler olması nedeniyle her iki sözleşme hakkında geçerli olabileceğini, Kiralama Hizmetleri Sözleşmesinin de feshedilmiş sayıldığını bildirmiştik. Davacı Yönetim Sözleşmesindeki hiçbir edimini yerine getirmeden ve ... açılmadan, hiçbir kusuru olmayan Müvekkili yüzüstü bırakarak gitmiş ama komisyon talepleri devam etmiştir. Davacı, fesih bildirim önelinde uymaksızın gönderdiği fesih bildiriminde: şirketimizin yeniden yapılandırması, sektördeki konumunun ve önceliklerinin yeniden belirlenmesi sonucu ortaya çıkan stratejimiz bizi yeni kurumsal karar almaya itmiştir ifadesini kullanmış, kusurun kendilerine izafe edilebileceğini açıkça ikrar etmiştir. Söz konusu yönetim sözleşmesini daha ... açılış tarihi olan 1 Mayıs tarihinden önce bitiren ve kendisine güvenip iş yapmaya çalışan Müvekkili zor durumda bırakan, zarara sokan Davacı, fesih bildiriminde diğer sözleşme olan Kiralama Hizmetleri Sözleşmesi hakkında ise bir beyanda bulunmamıştır. Daha sonra Müvekkilin kendi çaba ve emeğiyle kiraladığı, fesihten sonra kiralanmış alanları, hatta hiç kiralanmamış alanları da kapsar şekilde Müvekkile komisyon faturası göndermiştir. Oysa ki Davacının tek taraflı feshettiği sözleşme, kiralama hizmetlerini de içeren yapıdadır. Dahası Kiralama Hizmeti Sözleşmesi fesih olunan Yönetim Sözleşmesinin varlığı nedeniyle Davacı ile imzalanmıştır. Dolayısıyla 12/03/2014 tarihli Kiralama Hizmetleri Sözleşmesi de davacının 21.04.2015 tarihli fesih ihbarıyla kendisi bakımından fesholunmuş sayılmalıdır. Ayrıca usul yönünden, husumet itirazlarımız da gerekçeli kararda hiçbir şekilde değerlendirilmemiştir. Davacı taraf dilekçesinde, her ne kadar sözleşmenin ... A.Ş. ile davalı müvekkil ... .... A.Ş. arasında akdedildiğini beyan etmiş olsa da, bu beyan tamamen gerçek dışıdır. Anılan sözleşme ... A.Ş. ile müvekkil arasında akdedilmiş olup, Kiralama Hizmet Sözleşmesi Madde 9/2 ile, ... A.Ş.nin sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerini işverenin yazılı onayı ile üçüncü şahıslara devredebileceği hususunda mutabık kalınmıştır. Ancak ... A.Ş. 01.06.2014 tarihinde, anılan sözleşmeyi müvekkilin hiçbir şekilde onayı olmaksızın davacıya devretmiş ve sözleşmeye aykırı bir şekilde bu hususu müvekkile bildirmekle yetinmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/1-631 E., 2011/745 K. numaralı kararında Görülmektedir ki, mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardanbirinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan " husumetten " reddedilir. ifadesine yer verilmiştir. Nitekim MP Gayrimenkulun huzurda görülen davada davacı sıfatı bulunmamaktadır. Bir borç ilişkisi diğer tarafın rızası dışında bir üçüncü kişiye devredilebilecekken, o ilişkiye taraf olma durumunu karşı tarafın rızası dışında devretmesine imkan yoktur. Bir sözleşmenin tarafı olan kişi bu sözleşmeden doğan tüm alacaklarını temlik etmiş olsa bile, sözleşmenin tarafı yine de kendisidir; sözleşmeden doğan borçlarla bu kişi yükümlü olduğu gibi, sözleşme ilişkisine bağlı yenilik doğrucu hakların sahibi de yine aynı kişidir. Kaldı ki, akdedilen sözleşme ile de devrin yazılı onaya tabi olduğu kararlaştırılmıştır. Kiralama Hizmetleri Sözleşmesi, sözleşmeye aykırı bir şekilde davacıya devredildiğinden bu hukuki işlem müvekkili bağlamayacaktır. Bu sebeple davanın dava şartı yokluğundan reddine ilişkin karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulü hatalı olmuştur. Ödemezlik defi hakkımız yönünden, TBK m. 97 uyarınca; karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ifa isteminde bulunan tarafın kendi borcunu ifa etmiş olması ya da ifayı teklif etmiş olması gerekmektedir. Davacı her ne kadar kendi borcunu ifa etmemiş olsa da, sözleşme ile kararlaştırılan hizmeti vermişçesine fatura tanzim etmeye devam etmiştir. Davacının tarafımıza keşide etmiş olduğu ihtarnamelerde ifade ettiği gibi sözleşmeye uygun bir hizmet sağlanmamış olup, ayıplı ifa söz konusudur. Nitekim müvekkil davacının ayıplı ifasını reddederek tanzim edilen faturaları iade etmiş ve ifadan kaçınma hakkını kullanmıştır. Şayet davacı yüklendiği edimleri sözleşmeye uygun bir şekilde yerine getirdiğini iddia ediyor ise, bu iddiasını ispatla mükelleftir. Ancak hiçbir ispat gerçekleşmemiştir. İstinaf Başvurusuna Karşı Cevaplarımız: İlk derece mahkemesinin kararı, lehe hususlar yönünden hukuka uygunsa da, aleyhe hususlar yönünden ciddi aykırılıklar bulunduğundan kaldırılması gereklidir. Davacının istinaf başvurusu ise reddedilmelidir. Şöyle ki, %80 doluluk hiçbir şekilde sağlanmamıştır. Müvekkilin komisyona hak kazanmasının karakteristik şartı sözleşmesel %80 doluluk oranıdır. ... 3. Noterliğinin 20.05.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı tutanağı ile 01.05.2015 açılış verilerinden açıkça görüleceği üzere kiralanan alan 5.899 metrekaredir ve doluluk oranı sağlanamamıştır. Doluluk oranı sağlanamadığından komisyon da doğmamıştır. "Eksiksiz ifa" beyanı soyuttur. Bunların yanında, müvekkilin kendi çabasıyla kurduğu kiracı ilişkileri doluluk hesabına dahil edilerek haksız menfaat talep edilmektedir. Toplam kiralanabilir alan hatalı kabul edilmiştir. Davacı beyanlarında 12.589 metrekare, kendi sunum/kat planlarında ise 13.192 metrekare "kiralanabilir alan" bildirilmiştir. SİNEMA BLOĞUNA EKLENEN KAT sebebiyle artış bizzat tanıtım dokümanlarında yer almakla birlikte, bilirkişi ve mahkeme bu çelişkiyi gidermeksizin oran hesabı yapmıştır. Alan netleşmeden üretilen %81,27 - %84 aralığındaki oranlar denetime elverişli değildir. "Kiralama onay formları" süresinde ve usulüne uygun sunulmadığından delil değeri yoktur. Söz konusu formlar yıllar sonra, üstelik dosyaya değil hukuka aykırı şekilde bilirkişiye elden ibraz edilmiş; asıl nüshalar bakımından eksiklikler giderilmeden ve tarafımıza tebliğ edilmeksizin değerlendirmeye esas alınmıştır. Usule aykırı ve süresinden sonra sunulan ve tarafımıza tebliğ edilmeyen delillerle hesap yapılması hukuka aykırıdır. Bilirkişi raporları birbiriyle çelişkilidir. Çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur. Bikirkişi raporlarında metrekareler de doluluk oranları da farklı şekilde hesaplanmıştır. Bu açık çelişkiler uzlaştırılmadan hüküm kurulmuştur. Keza "davacının bedeli talep edebileceği açıktır" gibi ifadeler bilirkişinin hukuki kanaati olup HMK m.266ya aykırıdır. Çelişkili ve hukuka aykırı raporlara dayanılarak talep edilen rakamların "nihai" kabulü mümkün değildir. Devir ve husumet itirazımız karşılanmamıştır. Kiralama Hizmetleri Sözleşmesi m.9/2 gereği yazılı onay şartı bulunmasına rağmen sözleşme onaysız şekilde devredilmiştir. Müvekkilin onayı olmaksızın 01.06.2014 tarihinde yapılan devir işleminin, borcun nakli mahiyetinde olduğu ve müvekkilin rızası olmadan hüküm doğurmayacağı açıktır. Husumet itirazımız tartışılmadan "davacı sıfatı" varsayımıyla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Davacı, 21.04.2015 tarihli bildirimiyle ... Yönetim Hizmet Sözleşmesini feshetmiştir. Bu ana sözleşme 4/8, 4/11, 4/16 ve 9/5 maddeleriyle kiralamayı da içeren çerçevedir; Kiralama Hizmetleri Sözleşmesi bu çerçeveye bağlıdır. Ana sözleşmenin feshiyle bağlı sözleşme de davacı bakımından sona ermiştir. Davacı, ... henüz açılmadan işi bırakmış; buna rağmen müvekkilin kendi kurduğu ilişkilerden komisyon talep etmektedir. Bu talep hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Her iki dosyada da icra inkar tazminatı talebi yersizdir; alacak likit değildir. Metrekare, doluluk, kiracı listesi, imza ve belge asılları, kur tarihi gibi hususlar çekişmelidir; farklı tarihli raporlar birbirine zıt sonuçlar üretmektedir. Bu durumda alacağın "tutarı belli, bilinebilir, tek hesapla ulaşılabilir" olduğu söylenemez. İlk derece mahkemesinin asıl dosyada icra inkar tazminatını reddi isabetlidir; aksine talep hukuka aykırıdır. Sonuç itibariyle; karşı tarafın istinaf dilekçesi, süresinde ve usulüne uygun ibraz edilmemiş belgelere, çelişkili ve hukuka aykırı bilirkişi değerlendirmelerine ve sözleşmesel şartların gerçekleşmediği bir kurgusal "ifa" anlatısına dayanmaktadır. Komisyona hak kazandıran %80 doluluk gerçekleşmediğinden, gerek kira hizmet bedeli gerekse masraf kalemleri yönünden talep koşulları yoktur. Sonuç olarak, yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi aleyhe hususlar yönünden hukuka aykırı olup kararın kaldırılması ve davanın kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla Sayın Başkanlığınızca yapılacak istinaf incelemesi neticesinde 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. - 2025/102 K. sayılı ve 04.02.2025 karar, 17.02.2025 karar yazım tarihli kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi, aksi halde kararın yine kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında, dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında sabit olduğu ve davalının da istinaf dilekçesinde ikrar ettiği üzere 12/03/2014 tarihli "Kira Hizmetleri Sözleşmesi" ile "Alışveriş Merkezi Yönetim Hizmet Sözleşmesi" bulunmaktadır. "Kira Hizmetleri Sözleşmesi" gereği müvekkilimiz ... ... isimli alışveriş merkezindeki bağımsız bölümlere kiracı bulmayı, davalı ise bu hizmet karşılığında toplam kira bedelinin %7'si oranında komisyon bedeli ödemeyi kabul etmiştir. Müvekkilimiz alışveriş merkezindeki bağımsız bölümlerin kiraya verilmesi taahhüdünü eksiksiz olarak sözleşme ile uyumlu bir biçimde yerine getirmiştir. Buna ek olarak taraflar arasındaki 12/03/2014 tarihli "Alışveriş Merkezi Yönetim Hizmet Sözleşmesi" uyarınca müvekkilimiz, inşa edilmekte olan ... ...'nin yönetim hizmetlerini üstlenmiş, davalı ise bu işler karşılığında müvekkilimize ücret ödeyeceğini taahhüt etmiştir. Müvekkilimiz tarafından istinaf dilekçemizde detaylandırıldığı üzere bu işler için 5 kişi görevlendirilmiş, ekip aracılığıyla bir takım hazırlık işlerini yürütmüş, bazı reklam ve tanıtım işlemlerini gerçekleştirmiştir. Müvekkilimiz ...'nin açılışından önceki dönemde bu işleri yaparken personel maaşlarını ödemiş, personelin barınma, beslenme ve ulaşım giderlerini karşılamış, ayrıca ... reklamı ve tanıtımı için bazı harcamalarda bulunmuştur. Sözleşmede müvekkilimizin ... açılmadan ücrete hak kazanmayacağı fakat yapacağı harcamaların davalı tarafından karşılanacağı belirlenmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili maddeleri kapsamda taahhüt edilen komisyon bedeli ve yapılan harcamalar davalı tarafından ödenmemiştir. Bu ödememe halleri nedeniyle müvekkilimiz tarafından icra takipleri başlatılmış, takiplere yapılan itirazlar sonucunda, itirazların iptali maksadıyla istinafa konu ilk derece mahkemesi dosyası nezdinde dava açılmıştır. İlk derece mahkemesi davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. İlk derece mahkemesi tarafından tutarlar açısından verilen kısmen kabul kararı ile asıl dosya kapsamında alacağın likit olmadığından bahisle verilen icra inkar tazminatının reddine yönelik karar kısmen kabul kararı olması nedeniyle hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılması, davamızın tamamı yönünden kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda müvekkilimiz tarafından karar istinaf yoluna konu edilmiştir. Karşı tarafça da istinaf yoluna başvurulmuş, husumet yokluğundan bahsedilmiş, müvekkilimizin taahhüt ettiği kiralama işlemlerini gerçekleştirmediği iddia edilmiştir. Öncelikle taraflar arasındaki ana sözleşmenin 12. maddesinde "Yüklenicinin ... şirketlerine ya da ... yönetiminde olduğu ya da en az %50 hissedar olduğu şirketlere yapacağı devir ve temlikler yazılı onay kuralının istisnası olup bu devir ve temlikler serbesttir ve bu durumda sadece işverene bilgi verilmesi yeterlidir." hükmü uyarınca karşı tarafın da ikrar ettiği üzere grup şirketine gerçekleşen devir müvekkilimiz tarafından karşı tarafa bildirilmiştir. Devir nedeniyle davacı müvekkilimiz haline gelmiş olup husumet itirazlarının gerçek dışı olduğu açıktır. Ayrıca raporlarda bilirkişiler de sözleşmenin bu maddesini ve durumu izah etmiş ancak karşı taraf bunu hukuki değerlendirme olarak nitelendirerek mevzuata aykırı olduğunu iddia etmiştir. Raporlarda hukuki değerlendirme yapılmadığı açık olup sözleşmenin ilgili maddesine değinildiği, durumun bildirildiği takdirin ise mahkemeye bırakıldığı anlaşılmaktadır. Belirttiğimiz gibi karşı taraf, müvekkilimiz tarafından hizmetlerin gerçekleştirilmediği iddia etmektedir. Bu iddiaların yersiz olduğu açıktır zira ilk derece mahkemesi dosyası kapsamında mali Müşavir ... ve Emlak Komisyoncusu ... tarafından hazırlanan raporlarda; Asıl dava yönünden dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarında müvekkilimizin sözleşme gereği üstlendiği hizmeti eksiksiz yerine getirdiği, Alışveriş merkezinin 10.564 m2 kiralamasının müvekkilimiz tarafından sağlandığını, bunun da 10.564/12589 =0,84 yani %84 kiralama işlemine aracılık hizmeti verildiği, sözleşmede yer alan %80'den fazla kiralama olması halinde hak edilecek komisyon bedeline %84 ile birlikte hak kazanıldığı, Kiralama hizmet bedeli açısından icra takibinde talep edilen tutar olan 260.448,70-TL hizmet faturası bedelini almaya hak kazandığını, müvekkilimizin toplam alacağının 362.538,62-TL olduğu tespit edilmiştir. Akabinde aynı bilirkişi heyeti ek raporunda üç şirkete ait kiralama onay formlarının asıllarının dava dosyasında mevcut olmaması nedeniyle doluluk oranının %81.27 ye gerilediğini bu nedenle hizmet bedelinin de 182.776,59-TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir. Dosyada Nitelikli Hesaplama Uzmanı ... ile Mali Müşavir ... ve MYK Emlak Uzmanı ... tarafından hazırlanan raporda; Müvekkilimizin 302.604,04-TL tutarı kiralama hizmetine ilişkin talep edebileceğini ancak bu tutardan davalının ödediği 42.000,00-TL'nin tenzili sonucunda asıl talep tutarının takip tutarından fazla hesaplanarak 260.604,04-TL olduğunu, Ancak hatalı ve anlaşılamaz şekilde baz alınacak kurun müvekkilimizin ilk faturasını tanzim ettiği 24/02/2015 tarihi olduğu kanaatine oluşması sebebiyle 237.269,65-TL açısından talebin mümkün olduğu belirtilmiştir. Karşı tarafın aksi yöndeki tüm itirazları, formların asıl olmadığı, delillerin süresinde sunulmadığı gibi beyanların tamamen gerçek dışı olduğu, müvekkilimizin aracılık hizmeti vererek kiralama işlemlerini gerçekleştirdiği, bu kapsamdaki tüm kira sözleşmelerini kiracılara elden teslim edilerek teslim tutanakları imzalattığı ayrıca karşı tarafa onay formları sunduğu ve imzalattığı, alacaklara hak kazandığı özetle kiralamaya aracılık edildiği ve yönetim hizmetlerinin gerçekleştirildiği sabittir. Karşı tarafın istinaf gerekçesi davamızın haksız olduğuna yöneliktir ancak davamızın haklılığı, müvekkilimizin aracılık hizmet verdiği ve verdiği hizmetler sonucunda alacaklı sıfatını haiz olduğu açıktır. Bu nedenle karşı tarafın 10 yıllık ilk derece mahkemesi incelemesi ve alınan çok sayıda raporların tamamında ispatlanan ve artık sabit hale gelen müvekkilimizin hizmet vermesi nedeniyle alacaklı olduğuna dair gerçeğin aksini iddia ederek bu kararı bu yönüyle istinaf yoluna konu etmesi kötü niyetlidir. Ancak istinaf dilekçemizde de detaylarıyla bahsettiğimiz gibi doluluk oranının %81.27'ye gerilemesi bu kapsamda %7 sözleşme hizmet bedelinin 182.776,59-TL, masraf tutarının ise 102.089,92-TL olduğuna dair tespitin hatalı olduğu açıktır. Müvekkilimizin hizmet bedelinin takip talebindeki tutarlar kapsamında kabulüne karar verilmesi gerekirken 182.776,59-TL üzerinden kabulüne karar verilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Ayrıca tarafımızca dosyaya sunulan masraf dökümleri incelendiğinde görülecektir ki, yapılan harcamalar personel maaşı, yemek, konaklama, ulaşım ve ... yönetimine ilişkindir. Yapılan tüm harcamaların belgeleri bulunmasına ve ... yönetimi ile ilişkili harcamalar olduğu görülmesine rağmen mahkemece takibin 102.089,92-TL üzerinden devamına hatalı olarak karar verilmiştir, birleşen dava yönünden takibin tamamı üzerinden devamına karar verilmesi gerekmektedir. Son olarak birleşen dava yönünden alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş olsa da asıl dava yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir. Gerekçe olarak ise ilk derece mahkemesi "Taraflar arasındaki ihtilafın yargılamayı gerektirdiği ve alacağın likit olmadığı anlaşıldığından..." demektedir. Müvekkilimizin kiralama hizmeti kapsamında alması gereken komisyon bedeli12/03/2014 tarihli "Kira Hizmetleri Sözleşmesi'"nin 6 numaralı "Hizmet bedeli, Ödeme ve Masraflar" başlıklı maddesinde %7 olarak açıkça belirtilmiş, bu yönde hesaplamaya baz kiralama bedellerini ve sözleşmeleri içeren kiralama onay formları davalıya teslim edilmiş, tüm bu kalemler açısından ise davalıya faturalar düzenlenmiştir. Hesaplanabilir ve belirlenebilir olan alacakların likit alacak olduğu açıktır. Yargıtay'ın içtihatları da bu yönde olup komisyon bedelinin hesaplanabilir durumda olduğundan alacağın likit olmadığı gerekçeleri doğru olmayıp davalı aleyhine asıl dava yönünden de %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; karşı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, istinaf başvurumuzun kabulü ile yerel mahkemece asıl dava ve birleşen dava yönünden verilmiş kısmen kabul kararının ortadan kaldırılarak davamızın tamamı yönünden kabulüne, karşı taraf aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Mahkemeniz aksi kanaatteyse istinaf başvurumuzun kabulü ile dosyanın yeniden yargılama yapılması maksadıyla ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, taraflar arasında yapılan hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacakla ilgili itirazın iptali davasına ilişkindir.

Davacı tarafça asıl davada , şirket ile davalı şirket arasında 12.03.2014 tarihli kiralama hizmetleri sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalıya ait ... isimli ... de bağımsız bölümlere kiracı bulmayı ve kiralama sözleşmesi imzalanmasını sağlamayı taahhüt ettiğini, davalıda belirli bir komisyon ödemeyi kabul ettiğini, davacının sözleşmeye uygun kiralama işlemlerini yerine getirdiğini, ... de 13.200 m2 kiralanabilir alanın 10.014 m2 si davacı tarafından kiraya verildiğini, sözleşmeye göre %7'si komisyon ücreti faturaları davalıya gönderdiğini ancak davalı fatura bedellerini ödemediğini belirterek İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, birleşen davada da davacının alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul 20.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıdığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20 icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında BİRLEŞEN İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2015/760 Esas sayılı dosyasının tarafları, konusu, müddeabih değerinin İLK DERECE MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR BAŞLIĞINDA GÖSTERİLMEDİĞİ görülmüştür.

Hükmün kapsamını düzenleyen 6100 s.HMK.nun 297.m.sinde;" (1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.

b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.

c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.

ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.

d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.

e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.

(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

6100 sayılı HMK 297. maddesi gereğince; tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin yer alacağı, belirtildikten sonra, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında BİRLEŞEN İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2015/760 Esas sayılı dosyasının tarafları, konusu, müddeabih değerinin İLK DERECE MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR BAŞLIĞINDA GÖSTERİLMEDİĞİ bu hususun kararın bu şeklide kesinleşmesi halinde KARARIN İNFAZINDA TERETDÜTE YOL AÇACAĞI kuşkusuzdur. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen karar 6100 s.HMK.nun 297.m.si hükmüne göre davanın tarafları yönündeaçıkça usul ve yasaya aykırı olduğu için tarafların istinaf istemlerinin ESASA İLİŞKİN İSTİNAF NEDENLERİ İNÇELENMEKSİZİN kabulü kanaatı hasıl olmuştur.

Bu değerlendirmeler doğrultusunda; taraf vekillerinin istinaf başvurularının usulen kabulüne, HMK m. 353/1-a-6 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, İLK DERECE MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR BAŞLIĞINDA BİRLEŞEN İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2015/760 Esas sayılı dosyasının tarafları, konusu, müddeabih değerinin 6100 s. HMK 297. maddesi uyarınca GÖSTERİLEREK HÜKÜM KURULMAK ÜZERE TARAFLARIN ESASA İLİŞKİN İSTİNAF NEDENLERİ İNCELENMEKSİZİN istinaf isteminin kabulü gerekçe doğrultusunda yargılama yapıp hüküm kurulmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi sonuç ve kanaatine Dairemiz Üye Hakimi ... (...)' un karşı oyu ve oyçokluğu ile karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;

1.Tarafların istinaf başvurularının USULEN KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-6 uyarınca İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 04.02.2025 tarih, ... Esas ve 2025/102 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2.Yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında yargılama yapılmak üzere dosyanın kararı veren İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine,

3.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

4.Tarafların yatırmış olduğu istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

5.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine,

6.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 25.06.2026 tarihinde, Dairemiz Üye Hakimi ... (...)' un karşı oyu ve oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY

Dosyada mevcut ... 3.Noterliğinin 20.05.2015 tarihli tespit yapıldığı görülmüştür. ... ve ... arasında sözleşme imzalandığı, 9.maddede hak ve yükümlülükler devri için yazılı onayı gerektirdiği belirtilmiştir. Sözleşmenin 6.maddesi ödeme usulünü belirtilmiştir.

İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının alacaklısının davacı, borçlusunun davalı olduğu, toplam alacak 260.448,70TL bedel olduğu, icra takip talebinde 2 adet fatura alacağının belirtilmiş olduğu görülmüştür. İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının da taraflarının aynı olup, toplam alacak bedelinin 145.089,92TL olduğu görülmüştür.

05.10.2017 tarihli SMMM bilirkişisi tarafından tanzim edilen raporda bazı evrakların eksik olduğu, açılış öncesi yapılan harcamalar için 145.089,92TL ek sözleşmenin 2.maddesine göre iki adet fatura bedelinin ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.05.03.2018 tarihli .... ve SMMM bilirkişi heyetinden tanzim edilen raporda 406.190,39TL deftere göre davacının alacaklı olduğu, avans ödemesi 42.000TL düşülürse 102.089,92TL bedel ve %60 oranında kabul edilirse 406.190,39TL alacağı olduğu belirtildiği, dosyaya kira sözleşmeleri ibraz edildiği, 03.10.2018 tarihli raporda ise %84 doluluk oranı olduğu, %80 asgari kiralama şartı yerine getirdiği 260.448,70TL ve102.089,92TL toplamda 362.538,62TL alacaklı olduğunun belirtildiği görülmüştür. 2 ek raporda ise 20.05.2019 tarihli raporda 3 adet kiralamanın %81,7 gerilediği, 34.424,4EURO tespit edilmiştir. 01.02.2021 tarihli raporda yine benzer hesaplama ve %7 sözleşme hizmet bedeli 182.776,59TL tespit yapılmıştır.

29.02.2024 tarihli 3 kişilik bilirkişi heyetine dosyanın tevdi edildiği, bu raporda masraf talebinin yerinde olmadığı, ödenen bedel düşüldüğünde toplam 237.269,65TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Birleşen dosyada giderler talep edilmiş olduğu görülmüştür. Mahkemece kısmen kabul kararı verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Birleştirilen dosyada da davacı ve davalı olan tarafların aynı olduğu, hüküm fıkrasında ve gerekçede birleşen dosyanın ayrıca gösterilip gerekçelendirildiği, bilirkişi raporları temin edildiği anlaşılmakla usul ekonomisi gereğince çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 25.06.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/45, K. 2026/970, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-45-e-2026-970-k-c589dee12caf