Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/830 E. 2026/803 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/830
- Karar No
- 2026/803
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/830 - Karar No:2026/803 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/830 KARAR NO : 2026/803
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2024 NUMARASI : 2021/661 E-2024/155 K
DAVACI - KARŞI DAVALI:... VEKİLİ : Av. ... - E-TEBLİGAT
DAVALI- KARŞI DAVACI: ... VEKİLLERİ : Av. ... - E-TEBLİGAT Av. ... - E-TEBLİGAT
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2026 Eser sözleşmesinden kaynaklanan asıl dava itirazın iptali ,karşı dava cezai şart istemine ilişkin olup mahkemece asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine karşı davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı - karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; Müvekkili şirketin davalı şirket ile 18.01.2018 tarihinde “... Sözleşmesi” adı altında; K... adresindeki .... isimli binanın mobilya işlerini yapmak üzere sözleşme imzaladıklarını, müvekkiline sözleşmenin 8. Maddesi uyarınca ödemeler için 15 adet çek teslim edildiğini, bu çeklerin yanında bu binada bulunan değerleri 333.216,66TL + KDV ve 390.608,32TL + KDV olan iki adet taşınmazın (C Blok N:11 ve E Blok No:300) mülkiyetinin müvekkiline verilmesinin kararlaştırıldığını, sözleşme gereğinin yerine getirildiğini ve bütün dairelerin davalıya teslim edildiğini, davalı şirketin çek ödemelerinde ise aksaklıklar yaşandığını, çeklerin davalı şirket tarafından gününde ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilden çeklerin karşılıksız şerhi vurulmadan iadesinin rica edildiğini, karşılığında uzun vadeli, ödemeleri bölerek yeni çek verilmesinin teklif edildiğini, müvekkilinin bu teklifi bile kabul ettiğini, karşılığında davalı şirketin de vade farkını ödediğini, müvekkiline devri kararlaştırılan iki adet daireden E Blok No:300 numaralı taşınmazın müvekkiline ancak 22.02.2021 tarihinde devrinin yapıldığını, diğer taşınmazın ise devrinin yapılamadığını, taşınmazın taraflarına devrinin yapılamayacağını anladıktan sonra davalı hakkında Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2021/9541 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, ancak davalının icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, sözleşme gereği taahhüt edilen işin davalının gecikmeli ödemelerine rağmen zamanında teslim edilmesine rağmen davalının bedel olarak vermeyi taahhüt ettiği iki daireden birinin devrini yaptığını ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi ile yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle; Davacı tarafın, dava dilekçesinde belirttiği hususları kabul etmediklerini, davacı tarafın müvekkili firma ile imzaladıkları sözleşme şartlarını ifa ettiğini ancak kendisine barter olarak verilen daire teslim edilmesi için bedelin ödenmesini talep ettiğini, müvekkili firma ile davacı firma arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacı firmaya müvekkili firma tarafından edimlerin süresinde ifa edildiğini, ancak davacı tarafça yapılacak edimlerin geç ifa edildiğini, davacı ile müvekkili firma arasında 19.01.2018 tarihinde imzalanan sözleşme ile davacının .... projesinde mutfak dolaplarını imalat, montaj ve garantisini ifa etmesi karşılığında sözleşme imzalandığını. sözleşmenin 7. Maddesine göre; sözleşme bedelinin 2.600.000,00-TL + KDV olarak belirlendiğini, Sözleşmenin "birim fiyat usulüne" esaslarına göre düzenlenmiş olduğunu ve hiçbir şekilde "eskolasyon farkı, fiyat farkı, vade farkı vb." ödemeler yapılmayacağının karşılıklı olarak kabul edildiğini, davacının müvekkili firmanın ödeme yapmaması nedeniyle kendisine düşen edimi ifa etmeyeceğini, işin bu nedenle geciktirdiğini beyan edemeyeceği gibi kendisine düşen edimi ödemeler bitmeden gerçekleştireceğini taahhüt ettiğini, müvekkilinin davacı firmaya borçlu olmadığı gibi, davacının sözleşmesel edimlerini ifa etmemesi, eksik işleri tamamlaması, sözleşmenin tasfiyesi prosedürünü yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu olduğunu ve kendi kusurundan yararlanmaya çalıştığını, sözleşme hükümlerine göre müvekkilinin teminat olarak belirlenen taşınmazı (bedelini) bekletme, sözleşmenin tasfiyesi işlemleri sonucunda davacıdan müvekkilin alacaklı olması halinde teminat bedelinden kesinti yapmaya, tapuyu devretmemeye hakkının bulunduğunu, bu nedenle açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki ortada yargılamayı gerektiren bir durum olduğundan davacının icra takibi ile talep ettiği bedelin likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatı talep edilmesinin de hukuka aykırı bulunduğunu savunarak, davacının açtığı davanın reddine, davacı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiş; Karşı davada davacı vekili özetle; Müvekkili firma ile davacı/karşı davalı firma arasında 19.01.2018 tarihinde imzalanan sözleşme ile davacı/karşı davalının .... projesinde mutfak dolaplarını imalat, montaj ve garantisi ifa etmesi karşılığında sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 12. maddesine göre, davacı/karşı davalının sözleşmeye konu edimini, sözleşmenin imza tarihinden itibaren 8 (sekiz) ayda tamamlayarak müvekkili firmaya eksiksiz olarak teslimde bulunacağını kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşmeye konu edimin davacı/karşı davalı tarafından süresinde ifa edilememesi halinde ise sözleşmenin 14. maddesinde, müvekkili firmanın günlük gecikme bakımından sözleşme bedelinin binde 5'i oranında ve toplam sözleşme bedelinin yüzde 20'sini geçmeyecek şekilde gecikme cezası (cezai şart) talep etmesinin mümkün olacağı ve bu bedelin de teminat olarak belirlenen barter daire bedellerinden kesilebileceğinin kabul edildiğini, davacı/karşı davalı firmanın, sözleşmenin imza tarihi olan 19.01.2018 tarihinden itibaren sözleşmesel edimlerinin tamamını en geç 19.09.2018 tarihine kadar gerçekleştirmesi gerekmekte iken yapacağı teslimleri peyder pey 2 yıldan fazla bir sürede yaptığını ve tamamen sözleşmesini gerçekleştirmeyerek teslimi tamamlamadığını, bu nedenle müvekkilinin sözleşme uyarınca davacı/karşı davalı firmadan gecikmeye ilişkin tazminat talep etme hakkının oluştuğunu ileri sürerek, karşı davalarının kabulü ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 10.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş; yargılama sırasında verilen 05.12.2023 tarihli dilekçe ile karşı davayı miktar yönünden ıslah ederek, 520.000,00 TL'nin faiziyle tahsilini talep etmiştir. Karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı yanın hiçbir zaman eksik ya da teslim ilgili tek bir talepte, şikâyette ve bildirimde dahi bulunmadığını, barter olarak verilen dairenin ilkini verirken bile bir talebinin olmadığını, icra takibi yaptıktan sonra davalının gerçeğe aykırı beyanla geç/eksik teslim savını ileri sürmeye başladığını, sözleşmenin gecikme cezasını düzenleyen 14. Maddesinde, gecikme tazminatı talep edilebilmesi için müvekkiline yazılı ihtar ile bir hafta ve 7 günlük süre verilmesinin kararlaştırıldığını, gecikmelerin yaşanması halinde önce yazılı ihtar ile bir hafta süre verilir denmekle, gecikme cezasının talep edilmesi için ön şart getirildiğinin görüldüğü, ancak davalının hiçbir şekilde ihtar göndermediğini, müvekkiline süre vermediğini, çünkü gerçekte gecikmenin yaşanmadığını ve yapılan işlerde eksiklik olmadığını, davalı/karşı davacı tarafın teslimin olmadığını iddia ettiğini, ancak teslimin yapıldığını savunarak, dava dilekçelerini tekrarla, haklı asıl davalarının kabulüne, haksız ve yersiz açılan karşı davanın ise reddine, hem asıl hem de karşı dava yönünden yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı/karşı davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Taraflar arasındaki asıl ve karşı davalara ilişkin olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere, takip dosyasına, alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmede "Tedarikçi" olarak tanımlanan davacı/karşı davalı tarafından, sözleşmede "İşveren" olarak tanımlanan davalı-karşı davacı aleyhine sözleşmeden kaynaklanan alacağının tahsili talebiyle 01.07.2021 tarihinde Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2021/9541 Esas sayılı dosyasında genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine geçildiği, takipte 359.873,99 TL asıl alacak, 16.514,77 TL faiz olmak üzere toplam 376.388,76 TL'nin asıl alacağa işleyecek yıllık %16,75 avans faizi, icra giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte tahsilinin talep edildiği, davalı/karşı davacı tarafından süresi içinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, davalı yaptığı itirazında, davacıya borcunun bulunmadığını, davalının kayıtlarına göre davalının davacıdan alacaklı olduğunu, taraflar arasında kesin hesap ya da iş tamamlaması yapılmadığını, davalının davacıdan gecikme cezası talep hakkı ve alacağı bulunduğunu, gecikme cezasına ilişkin hakkını saklı tuttuğunu bildirdiği, bunun üzerine açılan asıl davanın sözleşmede barter olarak devri kararlaştırılan dairenin devredilmemiş olması nedeniyle bedeline yönelik olarak başlatılan ilamsız takibe yapılan itirazın iptaline; karşı davanın ise davacının geç ifada bulunduğu iddiasına dayalı olarak talep edilen gecikme tazminatına ilişkin olduğu, asıl davaya ilişkin olarak yapılan incelemede; taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan E Blok 300 nolu bağımsız bölümün davacı-karşı davalıya teslim edildiği, C Blok 11 nolu bağımsız bölümün ise davalı-karşı davacı tarafından faturası kesilerek kendi kayıtlarına işlenmesine rağmen bu taşınmazın tapu devrinin yapılmadığı, tarafların cari hesapları ile BA/BS formlarının birbiri ile uyumlu olduğu, davaya konu olan ve faturası davalı tarafından davacıya düzenlenmesine rağmen, tapudan davacı adına tescili yapılamayan taşınmazın fatura tutarının her iki taraf hesaplarından çıkarılmasının gerekeceği, bu durumda davacı/karşı davalının davalı-karşı davacıdan 359.873,99 –87.798,29 = 272.075,70 TL alacaklı olduğu, davacı/karşı davalı, davalı-karşı davacının itirazının 272.075,70 TL asıl alacak yönünden iptalini talep edebileceği, davacı takipte işlemiş faiz talep etmiş ise de takipten önce temerrüt tespit edilemediği için işlemiş faiz hesaplanamadığı, karşı dava yönünden yapılan incelemede ise; davalı/karşı davacının, davacı/karşı davalıdan gecikme cezası talep edebilmesi için davacının gecikmesini ispatlaması gerektiği, sözleşmenin 14. maddesinde tedarikçinin iş programında belirlenen teslim sürelerinde malzemeyi teslim etmediği ve montajını bitirmediği takdirde ceza ödeyeceği belirtildiğinden, 2018 yılı Aralık ayında dahi mutfak dolap montajı yapılamayacak seviyede inşa halinde bağımsız bölümler bulunması ile iş programının mahkemeye sunulmamış olması, yine işverenin sözleşmenin aynı maddesinde verilen “gecikme 10 (on) takvim gününü geçtiği takdirde işveren Tedarikçiyi yazılı olarak uyarır ve 7 (yedi) gün süre verir.Durum değişmez ise sözleşmeyi feshederek boşta kalan çeklerin iadesini, oluşan zararını, gecikme cezaları ve yeni sözleşme arası fiyat farkını ve sair haklarını tedarikçiden talep eder.” hükmü çerçevesinde işverenin tedarikçiyi geciktiği için uyardığına dair herhangi bir belgenin dosyaya sunulmamış olması nedenleriyle davalı/karşı davacının davacı/karşı davalıdan gecikme cezası talep edemeyeceğin, davalı/karşı davacının gecikme cezasını talep edebilmesi için öncelikle kendi edimlerini yerine getirmesi gerektiği gibi kendi sorumluluğunda olan inşaatın davacının edimi olan mutfak dolap montajı yapılabilecek seviyede olmasının gerektiği, davalının kendi sorumluluklarını yerine getirdikten sonra davacının edimlerini yerine getirmesini talep edebileceği, davacının edimlerini yerine getirmesi hususunda yazılı olarak uyarıda bulunmasının gerektiği, iş bitim tarihinin 18.09.2018 olduğu, teslim edilen mutfak dolaplarının son teslim tarihinin ise ne olduğunun belirlenemediği, tespit edilen tüm bu hususlara göre, asıl davada davacı/karşı davalının, davalı/karşı davacının takibe yaptığı itirazının 272.075,70 TL asıl alacak yönünden iptalini talep edebileceği, takipten önce temerrüt tespit edilemediği için takipte işlemiş faiz hesaplanamadığı, bu nedenle davacının işlemiş faize ilişkin istemi ile uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle takip konusu alacağın likit nitelikte olmadığından davacının icra inkar tazminatına ilişkin feri nitelikteki talebinin de yerinde olmadığı, karşı davaya ilişkin olarak ise; Sözleşmenin imzalanmasından itibaren yer tesliminin yapılması ile imalata başlanacağının sözleşmenin 12. maddesinde belirtilmesine rağmen, dosya kapsamında yer tesliminin ne zaman yapıldığının görülemediği ve 2018 yılı Aralık ayında dahi mutfak dolap montajı yapılamayacak seviyede inşa halinde bağımsız bölümlerin bulunması ile iş programının mahkemeye sunulmamış olması, yine işverenin sözleşmenin aynı maddesinde verilen “gecikme 10 (on) takvim gününü geçtiği takdirde işveren Tedarikçiyi yazılı olarak uyarır ve 7 (yedi) gün süre verir. Durum değişmez ise sözleşmeyi feshederek boşta kalan çeklerin iadesini, oluşan zararını, gecikme cezaları ve yeni sözleşme arası fiyat farkını ve sair haklarını tedarikçiden talep eder.” hükmü çerçevesinde işverenin tedarikçiyi geciktiği için uyardığına dair herhangi bir belgenin dosyaya sunulmamış olması nedenleriyle davalı/karşı davacının davacı/karşı davalıdan gecikme cezası talep edemeyeceği, gecikme cezasını talep etme koşullarının oluştuğunun davalı/karşı davacı tarafça kanıtlanamamış olması nedeniyle gecikme cezasına ilişkin açılan karşı davanın yerinde görülmemesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmekle, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı - karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında karşı davanın ret gerekçesi olarak, yer tesliminin ne zaman yapıldığının belli olmadığının, 2018 yılı Aralık ayında dahi inşaa halinde olan bağımsız bölümlerin bulunduğunun belirtildiğini, oysa ki dosya içeriğinde bulunan ve bilirkişi raporuyla tespit edilen davacı tarafın kısmen teslim ettiği mutfak dolaplarının ilk teslim tarihi 25/10/2018 olup bir an için sözleşmede yazılı 8 aylık teslim süresinin bu tarihten başlatılması halinde bile davacı tarafından süresinde ve tam olarak teslim yapılmadığının ortaya çıktığını, zira 2018 yılı sonuna kadar teslimi yapılan mutfak dolaplarının sayısının sözleşmede belirlenen tutarın yarısından az olup teslimlerin ancak 2020 yılında tamamlanabildiğini, kaldı ki, teslim edilen dolapların birçoğunun kusurlu olduğu da, müşterilere yapılan konut teslimleri sırasında tespit edildiğini, karşı davadaki taleplerinin, davacı-karşı davalı şirketin, taraflar arasında imzalanan sözleşmede belirlenen sürelerde ve eksiksiz şekilde mutfak dolaplarını teslim etmemesi nedeniyle sözleşmenin 14. maddesi uyarınca doğan gecikme cezasının müvekkili şirkete ödenmesi olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde, iş programının yapılmadığı, yer tesliminin ne zaman yapıldığının belli olmadığı, 2018 yılı Aralık ayında dahi inşaa halinde olan bağımsız bölümlerin olduğu belirtilerek davanın reddine karar verdiğini, oysa ki, ilk derece mahkemesinin bu değerlendirmesinin, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve dosya içeriğinde bulunan bilgi ve belgelere uygun düşmeyen bir değerlendirme olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8. Maddesinde; "TEDARİKÇİ'ye İŞVEREN tarafından üretmediği, yapmadığı ve teslim etmediği mallar için, 31.01.2018 tarihinden başlamak üzere sıralı 15 adet çek teslim edilmiştir. Tedarikçi bu nedenle teslim etmediği mal ve hizmeti teslim ettiğini iddia edemez. Verilen çek bedelleri karşılığı ne kadar ürün teslim edildiği İŞVEREN kayıtlarına göre belirlenecek olup TEDARİKÇİ bu durumu kabul ve taahhüt etmiştir. Bu çeklerle yapılan ödeme için vade farkı verilmeyecek, ayrıca nakit ödeme yapılmayacaktır." 12. Maddesinde;"İşin süresi, sözleşme tarihinden başlamak üzere 8 aydır. Bu süredeki tüm yükümlülükler, TEDARİKÇİ'nin tüm sipariş edilen ürünlerin eksiksiz ve hatasız teslim ettiği tarihe kadar devam eder." hükümleri bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin imza tarihinin 18/01/2018 olduğunu, buna göre davacı-karşı davalı tarafça üstlenilen 804 adet mutfak dolabının imalat tedariki ve montaj işinin tamamlanması gereken sürenin 18/09/2018 tarihi olacağını, ilk derece mahkemesince aldırılan 26/09/2023 tarihli bilirkişi kurul raporunun 11. ve 12. sayfalarında tespit edildiği üzere davacı-karşı davalı şirketin; 25/10/2018 tarihinde 42 adet, 12/11/2018 tarihinde 50 adet, 05/12/2018 tarihinde 221 adet, örnek daire montajı için 6 adet olmak üzere toplam 319 adetlik kısmi bir teslimatının, sözleşmede belirlenen süre geçtikten sonra yaptığını, geri kalan 485 adet mutfak dolabı 2020 yılına kadar olan 2 yıllık süreçte, sözleşmede belirlenen teslim tarihini çoktan aşıldığı bir dönemde peyderpey ve eksik bir şekilde teslim edildiğini, ilk derece mahkemesince, yer tesliminin yapılmadığından bahisle, davacı-karşı davalı şirketin geç ve eksik teslim yapmış olduğu gerçeği dikkate alınmadan karşı davanın reddine karar verildiğini, oysa ki, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için teslim yükümlülüğünün başladığı süreyi ilk teslim tarihi olan 25/10/2018 tarihi kabul etsek bile, bu süreden 8 ay sonra tüm teslimatların tamamlanması gerekmesine rağmen, davacı-karşı davalı şirketin tam ve eksiksiz bir teslim yaptığından bahsetmenin mümkün olmadığını, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda; "tedarikçeye süre verilmesine dair bir belgenin olmadığı" tespiti yapılarak karşı davanın reddine gerekçe yaratılması da izaha muhtaç olduğunu, zira hiç kimsenin kendi kusurlu davranışına dayanarak talepte bulunamayacağını, davacı-karşı davalı şirketin 2 sene geç ve ayıplı olarak teslim ettiği imalatlar ile ilgili tarafına sözleşmede yazılı 7 günlük süre verilmemesini ileri sürerek sorumluluktan kaçmaya çalıştığını, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karar ile bu çabasının sonuca ulaştığını, kaldı ki, davacı-karşı davalı şirket tarafından imalat ve montajı yapılan mutfak dolapları ile ilgili, konut satın alan müşterilerden birçok şikayet geldiğini, konutların müşterilere teslimi sırasında düzenlenen teslim tutanakları ile mutfak dolaplarındaki eksik-kusurlu işlerin kayıt altına alındığını, nitekim 26/09/2023 tarihli bilirkişi raporunun 13. Sayfasında da bu eksiklerin tek tek yazıldığını, yani bir an için süresinde bir teslimden bahsedilebilecek olsa bile, dolapların taahhüt edilen kalitede imal ve montajının yapılmadığı ve kusurlu durumda olduklarının sabit olduğunu, karşı davada haklılıkları sabit olduğundan, ilk derece mahkemesinin aksi yönde verdiği karara karşı itiraz ettiklerini, ilk derece mahkemesinin asıl davada davanın kısmen kabulüne dair vermiş olduğu karara da itiraz ettiklerini, "İfada Sıra" Başlıklı TBK m. 97'de "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." hükmü bulunduğunu, davacı-karşı davalı tarafın sözleşme ile üstlendiği edimleri yerine getirmediğini, TBK m. 97 uyarınca müvekkilinin ödemezlik def'i ileri sürme hakkı bulunduğunu, bu kapsamda asıl dava yönünden kısmen kabul şeklinde verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali karşı dava ceza şart istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle karşı davada talep edilen cezai şartın ifaya ekli cezai şart niteliğinde olması, sözleşmeye konu işin tamamlanarak teslim edildiğinin anlaşılmasına mahkemesince mahallinde keşifle rapor alınmış olunmasına ,davalı tarafça ayıp iddiasının yasal delillerle kanıtlanamamış bulunmasına göre davalı - karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı - karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davalıdan alınması gereken 18.694,32 TL istinaf karar harcından peşin alınan 4.674,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.020,32 TL harcın asıl davada davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince karşı davada alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın karşı davada davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle asıl davada davalı-karşı davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği başvuru harçlarının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 02.07.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır