Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1114 E. 2026/929 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1114
- Karar No
- 2026/929
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/1114
KARAR NO:2026/929
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :30/03/2021
NUMARASI:2018/191 Esas, 2021/403 Karar
DAVANIN KONUSU:Sözleşmenin İptali/Menfi ve müspet zararın tazmini
KARAR TARİHİ:02/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; taraflar arasındaki arsa payı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi, el atmanın önlenmesi, menfi zararlara karşılık; sözleşmenin ifa edileceği ümidiyle yaptığı giderler; fırsat kayıpları; müspet zararlara karşılık; gecikme tazminatı, kira kayıpları ve cezai şartın davalı yüklenicilerden tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme uyarınca inşaatın; çevre düzenlemesi, iskan dahil 15 ay içerisinde anahtar teslimi olarak tamamlanacağının kararlaştırıldığını, ancak işe geç başlandığını ve taahhüt edilen sürede tamamlanmadığını, inşaatın başlangıç evresinde olduğunu ve artık tamamlanmasının da mümkün olmayacağını, inşaatta son 4-5 aydır çalışmaların tamamen durduğunu, Bakırköy ...Noterliği’nden 04.08.2017 tarihinde ihtarname gönderildiğini ve ihtarnameye cevap ve itirazda bulunulmadığı gibi ihtar edilen hususların da halen ikmal edilemediğini, gecikmeye bağlı cezai şart tazminatların da ödenmediğini, akabinde muhatapların, gecikmeyi kabul ederek, inşaat faaaliyetini derhal tamamlamayı yazılı olarak taahhüt ettiklerini, sözleşmenin sona erdirilerek müteaahhit davalıların inşaattan el çektirilmesinin öncelikli talepleri olduğunu, ayrıca tapu devir ve ferağ işlemlerinin yapılmadığını, sözleşmenin yasal süresi nihayetinden 2 yıla yakın süre geçtiği, tespit raporuna göre imza anından itibaren 4 yıllık evrede inşaatın sadece %27'lik kısmının tamamlandığı, çalışmaya tekrar başlanılsa dahi 270 iş gününe ihtiyaç duyulduğu nazara alınarak sözleşmenin çekilmez ve katlanılmaz hale geldiğinin tespitiyle davalı yüklenicilerin inşaata el atmalarının önlenmesine, sözleşmenin feshine, sözleşmenin ifa edileceği ümidiyle yaptığı giderler; fırsat kayıpları; gecikme tazminatı, kira kayıpları; şimdilik her bir kalem için 5.000TL olmak üzere 15.000TL.'nin belirsiz alacak olarak; tahakkuk ettiği tarihten itibaren en yüksek mevduat faizi birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, sözleşmede sona erme halinde dahi geçerli ve ödenmesi gereken belirli cezai şartın şimdilik 10.000TL.sinin tahakkuk ettiği tarihten itibaren en yüksek mevduat faizi birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davalı yüklenicinin sözleşmeye uygun ve gerekli olarak yaptığı işlerin değerinin tespit edilerek, ilgili bedelin, davacının zararlarına mahsup edilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davalı yükleniciler; davaya cevap vermemiştir.Mahkemece 30/03/2021 tarihli karar ile; Tüm dosya kapsamı ve denetime elverişli hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriklerine göre; dava tarihi ve tespit keşif tarihi itibariyle inşaatın arsa maliklerine düşen kısmının %27 oranında tamamlandığı,19/11/2015 tarihinde bitmesi gereken inşaatın 24/11/2017 bitmediği, davacı işsahibinin, davalı yüklenicilerin tutumu karşısında sözleşmeden dönme bakımından haklı gerekçeye dayandığı, davalının içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifasının artık alacaklı davacı bakımından yararsız kaldığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği, işin tamamlanma oranına göre geriye etkili olacak şekilde sözleşmenin feshine karar verilmesi gerektiği, sözleşmenin geriye etkili feshi halinde tüm zararların istenmesinin mümkün olmadığı, sadece olumsuz {menfi) zararların istenebileceği, geriye etkili fesihte sözleşme ortadan kalktığı için cezai şart alacağının istenemeyeceği, diğer taleplerinin ise müspet zarar olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile Kartal ...Noterliğinin 19/08/2014 tarih 12150 yevmiye nolu gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak FESHİNE, Davacı tarafın sözleşmenin ifa edileceği ümidiyle yaptığı giderler, fırsat kayıpları, gecikme tazminatı, kira kayıpları ve cezai şart alacağına dair taleplerinin REDDİNE, karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; kararda sözleşmesinin feshi kararına katıldıklarını, davacının menfi ve müspet zararlarının tazmini gerekirken; aksi yönde karar verildiğini, gecikme tazminatı ve cezai şart taleplerinin reddinin de haksız olduğunu, davalıların sözleşmeye uygun ve gerekli olarak yaptığı işlerin değerinin tespit edilerek, ilgili bedelin, davacı arsa malikinin zararlarına mahsup edilmesine yönelik taleplerinin değerlendirilmediğini, davayı belirsiz alacak davası olarak açmaktaki hukuki yararın göz ardı edildiğini belirterek; yerel mahkeme kararının kısmen kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığında inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Taraflar arasında;19/08/2014 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedilmiştir.Davacı arsa maliki şirket; inşaatın iskan dahil 15 ayda anahtar teslim olarak bitilmesi gerekirken, halen başlangıç seviyesinde olduğunu, tespit raporuna göre inşaatın %27 seviyesinde olduğunun tespit edildiğini, davalılara ihtarda gönderdiğini belirterek; sözleşmeinin geriye etkili feshi, el atmanın önlenmesi, menfi zararlar ve müspet zararlara karşılık; gecikme tazminatı, kira kayıpları ve cezai şartın davalı yüklenicilerden tahsili talep etmiş, davalılar davaya cevap vermemiş, mahkemece inşaatın keşif tarih itibari ile de % 27 seviyesinde olduğu , feshi talep edilebileceği, bu halde sadece menfi zararlarını talep edebileceği, menfi zararların ispatlanamadığı, diğer taleplerin ise müspet zarara ilişkin olduğu ve sözleşmenin feshi halinde talep edilemeyeceği gerekçesi ile sözleşmenin feshi talebinin kabulüne, menfi ve müspet zarar taleplerinin reddine karar verilmiştir.Her ne kadar dava dilekçesindeki taleplerden birinin el atmanın önlenmesi olduğu görülmüş ise de; 03.05.2019 tarihli ön inceleme celsesinde tespit edilen uyuşmazlığın; duruşma zaptında;" Taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanıp imzalanmadığı, sözleşmede belirlenen sürede inşaatın tamamlanıp tamamlanmadığı, davacının sözleşmenin sona erdirilmesi isteminin haklı olup olmadığı, davacının zararının oluşup oluşmadığı zarar oluştu ise zarar miktarının ve cezai şartın belirlenmesi " şeklinde tespit edildiği, devamında; bunun dışında kalan hususlarda; taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığının tespit edildiği, tespit edilen uyuşmazlık konusu hakkında davacı vekilinden sorulması sonucu; davacı vekilinin " uyuşmazlık konusuna bir diyeceğimiz yoktur" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldığından; davacı yan ön inceleme celsesinde uyuşmazlık tespiti ile bağlı olduğundan , el atmanın önlenmesi talebinin olmadığı, sonucuna ulaşılmıştır.Dosya kapsamından, sözleşmenin akdedildiği 2014 yılından, dava tarihine dek inşaatın halen % 27 seviyesinde olduğu , davacı arsa malikinin inşaatın tamamlanması için 2017 yılında davalı yükleniciye ihtarda gönderdiği, bu nedenle sözleşmenin feshi kararının yerinde olduğu, davacı yanın menfi ve müspet zararlarını da talep ettiği, sözleşmenin feshi halinde müspet zarar istenemeyeceği, menfi zararlarını ise ancak ispat etmesi halinde talep edebileceği ancak dosya kapsamından, menfi zarara ilişkin herhangi delil sunmadığı anlaşıldığından mahkemece menfi ve müspet zarar taleplerinin reddinin yerinde olduğu, davacı yan yüklenicinin yapmış olduğu inşaatın maliyetinin kendi alacağından mahsubunu talep etmişi ise de davalı yanın cevap dilekçesi sunarak; bu konuda mahsup talebinde bulunmadığı gibi, mahkemece davacının menfi ve müspet zarar talepleri reddedildiğinden, yüklenicinin inşaat maliyetinin mahsup edileceği bir alacağında bulunmaması karşısında ; davacının bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından; mahkemece, davacının sözleşmenin feshi talebinin kabulüne , menfi ve müspet zarara ilişkin tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 30/03/2021 tarih ve 2018/191 Esas, 2021/403 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 8.753,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.003,30 TL istinaf karar harcının istek halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi