Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1174 E. 2026/1461 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1174
- Karar No
- 2026/1461
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/1174
KARAR NO:2026/1461
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:28/04/2026
NUMARASI:2024/523 Esas - 2026/340 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:05/09/2024
İSTİNAF KARAR TARİHİ:14/09/2026
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi kapsamında davalının 29/07/2024 tarihli 2 adet ve 31/07/2024 tarihli bir adet 1.200-Euro bedelli fatura borcu nedeniyle toplamda 3.600-Euro (faiz ve masraflar hariç olmak üzere) borcunun bulunduğunu, bu alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul 30. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı, davaya cevap vermemiş; davalı vekili aşamalarda, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması kararı üzerine, talimatla Hatay 4. AHM tarafından davalının ticari defterlerinin incelendiği 18/11/2025 bilirkişi raporu alındığı, ancak raporun denetime elverişli olmadığından hükme esas alınamadığı, aynı bilirkişinin daha önce dosyayla ilgili olmayan bir rapor sunduğu, talimat cevabının uzun bir süre beklendiği, yargılamanın sürüncemede kaldığı, incelenecek ticari defter ve kayıtların çok kapsamlı olduğu yönünde davalı tarafından iddia ileri sürülmediğinden 13/01/2026 tarihli duruşmada davalının defterleri için inceleme günü belirlenerek, gerekli ihtarları yapıldığı, fakat davalı belirlenen günde ticari defterlerini sunmadığından defter ibrazından kaçınmış sayıldığı; davacının takipte davalıya düzenlediği 29/07/2024 tarihli ... no'lu 1.200-Euro, 29/07/2024 tarihli ... no'lu 1.200-Euro ve 31/07/2024 tarihli ... no'lu 1.200-Euro olmak üzere toplam 3.600-Euro bedelli 3 adet faturaya dayandığı, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, faturaların davacı defterinde kayıtlı olduğu, verilen ek süre içinde davalının cevap dilekçesi sunmadığı; faturalara süresinde itiraz edildiğine, iade faturası düzenlendiğine veya ödeme yaptığına ilişkin delil sunulmadığı; davacının ... Ref no'lu CMR taşıma senediyle .../... plakalı, ... Ref no'lu CMR taşıma senediyle ... plakalı ve ...119 Ref no'lu CMR taşıma senediyle .../... plakalı araçlarla Atina'dan Erenköy ...'e taşıma işini gerçekleştirdiği, faturaların rayice uygun olduğu ve davacının davalıdan 3.600-Euro alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin talepnamedeki koşullarla aynen devamına ve likit alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, cevap dilekçesi sunmamak suretiyle iddiaları inkar etmiş sayılan tarafın, savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağına takılmadan, salt davacının iddialarını çürütmeye yönelik delil bildirme ve mahkemeden inceleme talep etme hakkının HMK'nın 27. maddesindeki hukuki dinlenilme hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu, ön inceleme duruşmasında davacının araçlarının güzergah değiştirdiği, taşıma sözleşmesine aykırı hareket edildiği ve bu maddi vakıanın ispatı zımnında Erenköy Gümrük Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ilgili ATS (Araç Takip Sistemi) kayıtlarının ve analiz sevk tutanaklarının celbi talebinin reddedildiğini, cevap dilekçesi verilmemesinin hak düşürücü ceza gibi yorumlanarak lehlerine olan delillerin toplanmasından imtina edildiğini, eksik ifa ve sözleşmeye aykırılık iddialarını bertaraf edecek nitelikteki gümrük kayıtlarının dosya arasına alınmaması, iddiaların sadece davacının sunduğu ve müvekkilince kabul edilmeyen tek taraflı faturalarla sınırlı olarak incelenmesine yol açtığını, müvekkilinin ticari defterleri ile BA-BS formları üzerindeki incelemelerin son derece sınırlı bırakıldığını, lehe hukuki sonuçların dikkate alınmadığını, davacının BS, müvekkilinin BA kayıtlarında takibe konu faturaların kaydının bulunmadığının saptandığını, davanın temelini oluşturan navlun alacağı talebinin dayanağı uluslararası taşıma sözleşmesi çerçevesinde, taşıyıcı sıfatını haiz davacının TTK ve CMR'ye göre üstlendiği malı zamanında, hasarsız ve belirlenen rotaya uygun olarak teslim etme yönündeki özen ve sadakat borcuna ağır surette aykırı davranışının mahkemece incelenmediğini, iki taşımada müvekkilinden bağımsız olarak taşıyıcının kendi eylemlerinden neşet eden usulsüzlükler ve gecikmeler yaşandığını, iki aracın Gümrük Genel Tebliği'nin 4. maddesi uyarınca riskli taşıma kapsamında değerlendirilerek ATS (Araç Takip Sistemi) cihazı takılmak suretiyle önceden belirlenen kati bir güzergahı izlemekle yükümlü kılındığını, davacının sevk ve idaresindeki bu iki araç kamu otoritesince zorunlu kılınan güzergahı keyfi olarak ihlal ettiğinden teslimatın uzamasına, olağan taşıma süresinin aşılarak gecikmenin yaşanmasına sebebiyet verdiğini, araçların olağan gümrük prosedürünün dışına çıkartılarak ağırlaştırılmış fiziki kontrole ve analize sevk edildiğini, gecikmenin, liman ve antrepo sahalarında fazladan ardiye ücretleri, kimyevi analiz ücretleri ve ilgili personelin yolluk masrafları gibi müvekkili aleyhine doğan yüksek tutarlı mali sonuçlara yol açtığını; bilirkişinin HMK 222 gereği yapması gereken yasal incelemeleri (açılış/kapanış tasdikleri vs.) yapmayı unutması veya raporu eksik tanzim etmesi nedeniyle, mahkemeye ek talimat yazılarak raporun eksikliklerinin giderilmesini istemek veya yeni bilirkişiden rapor alınması gerekirken, müvekkilinin "defter ibrazından kaçınmış" sayılarak aleyhe hüküm verilmesinin, hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, davacıya bu zararların mahsubu niteliğinde 16/08/2024 tarihli ... no'lu 2.850-Euro bedelli iade faturasının tebliğ edildiğini, davacının iade faturasını 19/08/2024 tarihli ihtarla iade ettiğini; taşıyıcının ağır kusuru, gümrük mevzuatının ihlali, doğan ardiye ve tahlil zararları neticesinde mahsuplaşma iddiasıyla kesilmiş ve karşılıklı reddedilmiş faturalar silsilesi varken likit alacaktan söz edilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:Dava, davacının taşıma ücreti (navlun) faturalarının tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık konusu, süresinde cevap vermeyen davalı tarafın davacı taşıyıcının kusuru nedeniyle gecikme zararlarının mahsubunu isteyip isteyemeyeceği noktasındadır. Süresinde cevap dilekçesi vermeyen taraf davaya inkar savunması dışında yeni vakıa getiremez. HMK'nın 122. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere "cevap süresi, Kanun tarafından düzenlenmiş kesin bir süre hâline getirilmiştir,…". HMK'nın 128. maddesine göre, bu hakkını kullanmayan, yani süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacaktır.Cevap dilekçesi vermemek suretiyle davayı inkâr etme yolunu seçen davalının, inkârını yani dava konusu talebin hangi vakıalar nedeniyle dayanaksız olduğunu mahkemeye bildirmemiş olduğu noktasıdır. Burada “inkâr etmiş sayılma” kanundan doğan bir sonuç olarak düzenleme altına alınmıştır. Davalı, HMK'nın 129/1-e hükmüne aykırı olarak, dava konusu talebin hangi vakıalar nedeniyle dayanaksız olduğuna dair savunmasını mahkemeye bildirmemiş, yani herhangi bir vakıaya dayanmamıştır. Bunun sonucunda da mahkemece, davalının inkârına yönelik her hangi bir vakıa ileri sürülmemesi nedeniyle davacıdan bu inkâra karşı cevaba cevap dilekçesiyle karşı koyması düşünülemeyecek ve netice itibariyle, o dava yönünden dava dilekçesinin verilmesiyle iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı başlamış olacaktır.Zira HMK’nın 129. maddesinin gerekçesinden cevap dilekçesinde yer alması gereken hususların dava dilekçesine paralel olarak düzenlendiği anlaşılmakla, en temel hukuk prensibi olan nimet-külfet dengesi korunmaktadır. Şüphesiz ki cevap dilekçesi vermeyen davalı, davacının cevaba cevap hakkını elinden almış olduğu gibi, kendi durumunu da elverişsiz kılmaktadır. Çünkü cevap dilekçesi vermemesi inkâr sayılsa bile bunun dayanağı olan vakıanın davaya getirilmesi, savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamına gireceğinden, söz konusu yasağı aşmanın yolu ancak davacının açık muvafakati ile mümkün olabilecektir. Tekrar edilmesinde yarar vardır ki; kanun koyucu, tarafların, kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyecek olmalarını emredici bir düzenlemeyle (HMK m.145) benimsedikten sonra, bunun istisnasını da "…Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir." şeklindeki düzenlemeyle belirlemiştir (Yargıtay HGK'nın 2017/2-2710 E., 2021/34 K. sayılı ve 04/02/2021 tarihli ilamı).Uyuşmazlık uluslararası karayolu taşıması nedeniyle davacı tarafından düzenlenen navlun faturalarından kaynaklanmış olup, davacı tarafından davalı lehine üç ayrı araç ile taşıma yapıldığı ve navlun bedelinin miktarı konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Mahkemece, davalının ticari defterlerinin incelenmesi için yazılan talimat nedeniyle düzenlenen bilirkişi raporunun taraflar arasındaki uyuşmazlıkla bir ilgisi bulunmadığı, yaşanan gecikme nedeniyle İstanbul'da inceleme yapılmasına ve davacının ticari defterleri ibraz edilmediğinden davalının ibrazdan kaçınmış sayılması hukuka uygun değildir. Fakat, somut olayda uyuşmazlık ticari defterlerin incelenmesi ile çözüme bağlanacak nitelikte değildir. Davalının savunması, davacının her üç taşımayı yaptığı, ancak iki adet araca takılan ATS cihazına rağmen iki aracın belirlenen güzergahtan çıktığı, bu nedenle taşınan emtianın gümrük makamlarınca olağan muayene dışındaki rejimlerin uygulandığı ve fazladan ardiye ücreti, analiz ücretleri ile sair masrafların yapılmak zorunda kalındığına ilişkindir.Davacının taşımayı gecikmeli olarak yaptığı ileri sürülmekte ise de, davacıya teslimin sağlandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.CMR Konvansiyonu'nda karayolu taşımacılığında taşıyıcının yükün kayıp, hasar ve gecikmesinden kaynaklı sorumluluğu düzenlenmiştir. Konvansiyon kapsamında, taşıyıcının gecikmeden kaynaklı sorumluluğundan söz edebilmek için yükün göndericiye tesliminin mutlaka gerçekleşmiş olması gerekli olup ayrıca taşıma süresinde aşım sonucu bir zararın oluşmuş olması gereklidir. Taşımacının bu zarar karşılığı taşıma ücretini geçmeyecek miktarda tazminat ödemesine hükmedilebilecektir.Gecikme halinde taşımacının taşıma ücreti ödenmemesi gibi bir durum söz konusu olmayacaktır. Ancak taşımacı TBK'da düzenlenmiş takas hükümleri doğrultusunda takas istemini öne sürmüş olmak kaydıyla, taşıma ücretiyle tazminat yükümlülüğünün takas edilmesini isteyebilecektir. Davalı davaya cevap vermediğinden, takas def'ini cevap süresinde ileri sürmemiş ve takas defii konusunda ayrıca dava açmamıştır.Davalının tüm itiraz ve istinaf nedenleri gecikme zararına ilişkin bulunduğundan, eldeki davada incelenemeyecek nitelikte olup, davacının taşımayı gerçekleştirdiği, üç adet fatura bedelini hak ettiği ve üzerinde anlaşılmış navlun bedeli alacağının likit olduğu anlaşıldığından, davanın kabulü ile likit alacak için icra inkar tazminatına karar verilmesinde hata görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılacağı yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde bulunmamış ise de, uyuşmazlığın ticari defterlerin incelenmesiyle çözümlenemeyeceği; navlun bedeli ve taşımanın ifa edildiği konusunda uyuşmazlık olmadığı, davalının itirazlarının gecikme zararının doğduğuna ilişkin olduğu, davalının zararlarının bu davada navlun alacağından mahsubunun mümkün olmadığı değerlendirilerek davanın kabulüne ilişkin karar sonucu itibariyle doğru ise de, kararın gerekçesi nedeniyle kaldırılması gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın gerekçesi nedeniyle kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden aynı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2026 Tarih, 2024/523 Esas - 2026/340 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kabulüne, davalının İstanbul 30. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında itirazının 3.600-Euro asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar alacağa takip tarihinden itibaren 3095 s. Kanunun 4/a maddesi gereğince kamu bankalarınca 1 yıl vadeli Euro cinsi mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz işletilerek devamına,İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca hüküm altına alınan alacağın dava tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığı olan 135.864-TL'nin % 20'si oranında hesap edilecek icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 9.280,86-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından mahkeme veznesine peşin yatırılan 2.320,22-TL ve icra veznesine peşin yatırılan 667,68-TL olmak üzere toplam 2.987,90-TL harçtan mahsubu ile kalan 6.960,64-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafça yatırılan 3.415,50-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 34.000-TL bilirkişi ücreti ve 900-TL posta masrafı olmak üzere toplam 34.900-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı lehine takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı tarafça yapılan masrafın kendisi üzerinde bırakılmasına,Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,"Yatırılan 2.320,21-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Davacı tarafından yapılan 410-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/09/2026