İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/937 E. 2026/636 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/937
Karar No
2026/636
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/937 Esas - 2026/636

ESAS NO : 2026/937 Esas KARAR NO : 2026/636

DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 18/07/2025 KARAR TARİHİ : 15/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...A.Ş.'nin davalı borçlu ... Tic. Ltd. Şti.'ne uluslararası taşıma hizmeti sunduğunu, bu ticari ilişki sonucunda ... İcra Dairesi ... Esas Sayılı icra dosyasındaki takibe dayanak teşkil eden 18.02.2025 tarihli 3.000,00-EUR tutarlı ... nolu fatura ve 21.02.2025 tarihli 3.000,00-EUR tutarlı ... nolu fatura düzenlendiğini, davalı şirket tarafından icra konusu edilen faturalara ilişkin vade tarihinde ödeme yapılmadığını, davacının bakiye alacağının tahsili amacıyla 12.05.2025 tarihinde ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, ödeme emrinin davalıya 04.12.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından 21.05.2025 tarihinde icra dosyasında, borca ve ferilerine itiraz edilmiş ve icra müdürlüğünce düzenlenen tensip zaptıyla takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafından yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin müvekkili şirkete asaleten tebliğ edilmediğini, vekaletnamelerinin sunulmasıyla 02.08.2025 tarihinde e-tebligat yoluyla haberdar olduklarını, cevap süresinin adli tatil nedeniyle uzadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin kanuni merkezinin ... olması sebebiyle yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu, tacirler arasında yetki şartı bulunmadığını, ... 9. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından dava dilekçesi tebliğ edilmeden ve ön inceleme aşamasına geçilmeden verilen yetkisizlik kararının usulsüz olduğunu, HMK m. 122 ve 317 uyarınca dava dilekçesinin davalı asile tebliğinin zorunlu olduğunu, bu nedenle usule ilişkin itirazları doğrultusunda davanın usulden reddini, aksi kanaatte ise usuli işlemlerin iptalini talep ettiğini, esasa ilişkin olarak ise davacı ile aralarındaki taşıma sözleşmesinin davacı tarafından açıkça kusurlu ve geç ifa edildiğini, malların tesliminde yaşanan gecikmenin ticari amaçları boşa çıkardığını, TTK m. 875 uyarınca taşıyıcının gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin alıcı firmaya karşı uğradığı zararın davacının kusurlu ifasından kaynaklandığını, davacının navlun alacağının doğmadığını, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarında davacının gecikmeyi ikrar ettiğini, 27.02.2025 tarihinde teslim edilmesi gereken malların 11.03.2025 tarihinde teslim edildiğini, TBK m. 97 uyarınca ödemezlik def'i haklarını kullandıklarını, davacının kötü niyetli olduğunu, alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olup olmadığı (alacağın var olup olmadığı), davacı tarafından yapılan taşımanın zamanında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği, düştü ile temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve nihayetinde toplam alacağın ne olduğu, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. İlgili vergi dairelerine müzekkereler yazılarak tarafların BA ve BS formları celp edilmiştir. Celp edilen ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklının 6.000,00 EURO asıl alacak üzerinden borçlu aleyhine fatura alacağı dayanak gösterilmek suretiyle ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 21/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından 21/05/2025 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edildiği görüldü. Mahkememiz dosyasına sunulan 16/03/2026 tarihli ..., ...ve ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; dava konusunun davacının davalı ile olan ticari ilişkisinden kaynaklanan 2 adet fatura alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu,...A.Ş. isimli davacının 2025 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı, davacının ticari defterlerine göre 15.05.2025 takip tarihi itibarıyla davalıdan 244.651,80 TL (6.000 Euro) tutarında alacağının bulunduğu,... Ltd. Şti. isimli davalının 2025 yılı ticari defterlerinin de lehine delil niteliği taşıdığı, davalının ticari defterlerine göre aynı tarih itibarıyla davacıya 227.564,70 TL (6.000 Euro) tutarında borcunun bulunduğu, 21.02.2025 tarihi itibarıyla tarafların ticari defterlerinin 227.564,70 TL (6.000 Euro) tutarı üzerinden birbiriyle uyumlu olduğu, takip tarihi olan 15.05.2025 itibarıyla ise kur farkından kaynaklanan 17.087,10 TL tutarında bir farkın oluştuğu, takip tutarı olan 6.000 Euro üzerinden defterlerin uyumlu olduğu, vergi dairelerinden celp edilen satış-alış karşılaştırmasına göre 2 adet toplam 227.564,70 TL tutarındaki faturanın karşılıklı olarak bildirildiği, davalının zayi hasar veya gecikme zararına dayanan takas edilebilir tazminat alacağının sabit olmadığı, davacının 6.000 EURO asıl alacak tutarının ticari defterlerde uyumlu şekilde tespit edildiği, faturalara içerik itibarıyla itiraz etmeyen davalının işin görülmesi bakımından karine sağladığı, davacının faturalardan alacaklı olduğu, davalının ödeme, ibra, takas veya sair şekilde borcu sona erdirdiğinin ispatlanamadığı, faturalara konu taşımaların tam ve gereği gibi ifa edildiği karinesinin oluştuğu, davacı alacağının likit ve muaccel iş görme faturalarına dayanan döviz cinsinden bir alacak olduğu ve nihai takdirin mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek raporda davalı vekilinin itirazları değerlendirilerek kök rapordaki görüşlerinin korunduğu belirtilmiştir. Huzurda görülen dava itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının iki adet fatura alacağı dayanak gösterilmek suretiyle davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Davalı tarafından mahkemenin yetkisine ilişkin itirazda bulunulmuş olup davalının adresinin mahkememiz yargı çevresinde bulunması nedeniyle HMK'nın 6. maddesi uyarınca davalının mahkememizin yetkisine ilişkin itirazının reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında bir kısım taşıma işine ilişkin ticari ilişki kurulduğu, söz konusu ticari ilişki kapsamında davacı tarafından taşıma işinin gerçekleştirilerek davalı adına 2 adet takip konusu faturanın düzenlendiği, taşıma bedelinin ise 6.000,00 EURO olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Nitekim mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunda; tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen takip konusu faturaların davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarına işlenerek BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesi ile taşıma işinin taahhüt edilen tarihten sonra tamamlandığı, bu nedenle de müvekkilinin zarara uğradığı iddia edilmiştir. Davalı yanın CMR'nin 17. maddesi kapsamında taşıma sürecinde zayi, hasar veya gecikme zararı olduğunu, CMR'nin 30. maddesi uyarınca hasar tutanağı, zayi belgesi veya gecikme bildirimi gibi belgelerle ispat etmesi gerekir. CMR'nin 30/3. maddesinde gecikme zararı bildirim süresi, hak düşürücü mahiyettedir. Davalı, taşımanın gecikme ile olduğu ve gecikmenin zarara sebebiyet verdiğini CMR taşıma senedine şerh düşerek ya da tutanak tutarak ya da en geç 21 gün içinde yazılı ve açıklayıcı bildirim ile davacıya bildirerek zararın tazminini talep etmek zorundadır. Davalı tarafından bu yönde herhangi bir somut delil dosyaya sunulmamıştır. Kaldı ki taşımanın gecikmeli olarak yapılması, taşıyıcının tazminat ödemek zorunda olduğu veya cezai şart mahiyetinde navlun hakkından yoksun kaldığı anlamına gelmez. Gecikme her zaman zarara yol açan bir olgu olmadığından gecikme olgusu ispat edilse dahi gecikmenin yol açtığı zararın ayrıca ispat edilmesi şarttır. Bu nedenle, gecikme zararlarının müşteri kaybı, itibar kaybı, kazanç kaybı gibi somut olarak ortaya konulması gerekir. CMR'nin 17. ve 23. maddelerinde taşıyıcının "zarardan sorumlu olacağı" haller düzenlemektedir. Söz konusu düzenlemelerde, TTK'nın 875/3. maddesindeki gibi gecikme süresi ile orantılı navlundan düşme, navlun ödemekten kurtulma şeklinde bir düzenleme yoktur. Bu nedenle, davacının gördüğü taşıma işine istinaden iki faturadan bakiye 6.000 EURO alacağının var olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle açılan davanın kabulü ile davalının yapmış olduğu itirazın iptaline karar verilmiştir. Davacı tarafça takip talebinde asıl alacağa devlet bankalarındaki bir yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi talep edilmiştir. Ancak uyuşmazlığın uluslararası kara yolu taşımasından kaynaklanması nedeniyle CMR'nin 27/1. maddesi uyarınca takip konusu alacağa yıllık %5 oranında faiz talep edilmesi mümkünken davacı tarafça daha düşük olan bir faiz oranı talep edilmiştir. Bu nedenle taleple bağlı kalınarak takip tarihinden itibaren asıl alacağa CMR m.27/1. düzenlemesindeki yıllık % 5 oranını aşmamak şartıyla 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarıca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle takibin devamına, alacağın likit olması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile kabul edilen asıl alacak tutarının icra takip tarihindeki TL karşılığı olan 261.208,80 TL'nin takdiren %20'si oranında hesaplanan 52.241,76 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN KABULÜ ile davalının ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 6.000,00 EURO asıl alacak üzerinden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarıca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, 2-Alacağın likit olması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin KABULÜ ile kabul edilen asıl alacak tutarının icra takip tarihindeki TL karşılığı olan 261.208,80 TL'nin takdiren %20'si oranında hesaplanan 52.241,76 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 4-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 19.156,16-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 3.483,00-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 15.673,16-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 3.483,00-TL Peşin/Nisbi Harç, 27.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 230,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 31.328,40-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde yatırana İADESİNE, 8-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/09/2026

Katip e-imzalı

Hakim e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/937, K. 2026/636, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-937-e-2026-636-k-4a919794a379