İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1739 E. 2026/729 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1739
- Karar No
- 2026/729
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1739 Esas KARAR NO : 2026/729
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 10/04/2026 KARAR TARİHİ : 01/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Öncelikli olarak ... ili, ... İlçesi, ... Mah. 2945 ada, 49 Parselde B2 Biok, 6. Kat ve 066 konum nolu taşınmazın tapu kaydına tedbir konulmasına, dava konusu taşınmazın tamamlanmış vaziyette ve takyidatlardan ari bir şekilde tapusunun iptali ile müvekkil adına tesciline ve tesfimine karar verilmesini bu mümkün olmadığı takdirde, taşınmazın güncel rayiç değerinin hesaplanarak müvekkilin sözleşme uyarınca ödeme yaptığı oranda davalıdan tahsili ile müvekkile iadesine, veya müvekkilin lehine olması halinde yargıtayın yerleşik içtihatlarında belirtiliği üzere zararın tam olarak giderilmesi için ödenen bedelin denkleştiri adalet ilkesi uyarınca güncel alım gücüne kavuşturularak davalıdan tahsili ile müvekkile iadesine, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz." demiş ve talep etmişlerdir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacının dava dilekçesi, HMK m. 129 anlamında somutlaştırılmış, denetlenebilir ve tartışılabilir bir vakıa örgüsü içermemektedir. Dava dilekçesinde bir kısım belgeler “ek”, “özel belge”, “hesap formu”, “ödeme belgesi”, “e-mail kayıtları” ve benzeri ibarelerle anılmış ise de bu belgelerin bir kısmının okunaksız, bir kısmının tanımlanamaz, bir kısmının ise hangi vakıayı ispat için sunulduğu belirsiz durumdadır. HMK m. 194 uyarınca taraflar dayandıkları vakıaları somutlaştırmak zorundadır. Davacı, soyut ve birbiriyle çelişkili anlatımlar üzerinden dava kurmuş, hangi iddiasını hangi belgeyle ispat ettiğini açık ve denetlenebilir şekilde ortaya koymamıştır. Bu hâliyle dava dilekçesi, savunma hakkını zedeleyici niteliktedir. Davacı tarafça sunulan belgeler arasında yer alan bazı evrakların, özellikle ekler içerisinde bulunan banka transfer kayıtları, senet suretleri, hesap çizelgeleri, yabancı dildeki kayıtlar ve görsel çıktılar bakımından belgenin asli unsurları okunamamakta, bazı kısımları kesilmiş bulunmakta, bazı belge başlıkları ise belgenin ne olduğu konusunda hiçbir tereddüde yer vermeyecek açıklıkta değildir. Bu nedenle bu belgelerin net ve tam suretleri sunulmadan tarafımızca sağlıklı bir beyan verilmesi mümkün değildir. Bu sebeple, HMK m. 31 ve 194 uyarınca, davacı tarafa; okunamayan, eksik, karalanmış, kısmi, yabancı dilde bulunan veya içeriği belirlenemeyen evrakların net, okunaklı, tam ve tercümeli suretlerini ibraz etmesi için kesin süre verilmesini; bu yapılmadan anılan belgelerin hükme esas alınmamasını talep ediyoruz. Davanın öncelikle usulden, bu mümkün görülmezse esastan reddine, Davacı tarafça sunulan ancak okunamayan, tanımlanamayan, eksik, karalanmış, yabancı dilde veya içeriği belirsiz evrakların net, tam ve okunaklı suretlerinin ibrazı için davacıya kesin süre verilmesine, Net hali sunulmayan evrakların hükme esas alınmamasına, Davacının iddia ve taleplerinin ispatlanamadığının kabulüne, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, Tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde güncel rayiç bedeli tespit edilerek davalıdan tahsili istemine ilişkindir. ... 9. Tüketici Mahkemesi'nce Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin...E ... K sayılı ilamında özetle; "....4. Tüketici Mahkemesince, "...Davalılardan ... Şirketi dava açıldığı tarihte iflas etmiş olup, bu nedenle davacının davası kayıt kabul davası olarak görüleceği..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. ....3. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "...Dosyada mübrez tapu sicil müdürlüğünün cevabi yazısında dava konusu taşınmazın konut niteliğinde olduğu anlaşıldığından davacının tüketici sıfatını haiz olduğunun kabulü ile söz konusu uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun çerçevesinde Tüketici Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir...." gerekçesiyle görevsizlik yönünde karar vermiştir. Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer. Müflis masaya giren bir mal veya hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir. İflas kararından önce müflisin temlik sözleşmelerinden doğan borçları taşınmazın tapu kaydı henüz müflis üzerinde bulunduğundan masaya geçmekle iflas nedeniyle asıl akit (satım akti) yapılamamaktadır. Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu sözleşme iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir.(İ.İ.K. m.198) İflâsın açılması ile henüz vadesi gelmemiş olan alacaklar da, iflâs kararı ile birlikte talep edilebilir hale gelir. İflâsın açılması gününe kadar işlemiş olan faiz ve takip masrafları ana paraya eklenerek iflâs masasına yazdırılır.Alacağı taliki bir şarta veya belirsiz bir vadeye bağlı bulunan alacaklılar da alacaklarını iflâs masasına kaydettirebilirler. Tasfiye sonunda bu alacaklar için ayrılan pay, ancak şartın gerçekleşmesi veya belirsiz olan vadenin gelmesi halinde ödenebilir. Alacaklılar arası eşitlik ilkesi gereği, para alacağı dışındaki alacaklar, iflâsın açılması ile birlikte konusu olan şeyin iflâs kararı tarihindeki değeri kadar para alacağına dönüşür ve masaya para alacağı olarak yazılır. Ancak iflâs idaresi, masa menfaatine uygun görürse konusu para olmayan alacakları bir iflâs alacağı olarak ödemek yerine, aynen ifa etmeyi tercih edebilir. Adi tasfiyede iflâs idaresi alacaklıların incelemesini yapıp bitirdikten sonra, düzenlediği sıra cetvelini iflâs dairesine verir. Bunun üzerine sıra cetveli ilân edilir ve bu ilânla ikinci alacaklılar toplantısı için davet yapılır. Bu toplantıya kural olarak, alacakları tamamen reddedilmiş alacaklılar katılamaz. İkinci alacaklılar toplantısının yetkileri, birinci toplantıdan daha geniştir. İkinci alacaklılar toplantısı, iflâs idaresinin görevine devam edip etmeyeceğine karar verir ve bu konudaki teklifini icra mahkemesine bildirir. Ayrıca masanın menfaatine gördüğü diğer tüm hususlar hakkında da karar verir(m. 238, II). Somut olayda; davacının öncelikli talebi satın alınan taşınmazın mülkiyetinin adına tescili; mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının davalı müflis yükleniciden konut olarak belirlenen taşınmazı satın aldığı, sözleşmenin açıklanan başlık kısmına göre yatırım amaçlı olduğu, dilekçe içeriğinde de taşınmazın kiraya verilmek istendiği ancak muvaffak olunamadığı açıklandığına göre, tüketici sözleşmesi niteliğinde olmayan satım sözleşmesinden kaynaklı davaya her davalı bakımından bakmak görevi asliye hukuk mahkemesine ait bulunmaktadır." şeklinde karar verilmiştir. Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin .... Esas .... Karar sayılı ilamında özetle; "Dava, bir adet taşınmaza ilişkin yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescili mümkün olmadığı takdirde tazminat ve kira bedelleri istemine ilişkindir. ...11. Tüketici Mahkemesince, "...somut olayda davalı şirketin 26/06/2019 tarihinde iflasına karar verilerek iflasın kesinleştiği, davacının davasını 01/02/2023 tarihinde açtığı bu durumda İİK 235/1 uyarınca yargılama yapma görev ve yetkisinin ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. .... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "...davanın mutlak ya da nispi ticari dava niteliği taşımadığı, dava konusu edilen satış işlemine konu bağımsız bölümün konut vasfına sahip olduğu, davacının bu nedenle tüketici olarak kabulü gerekmektedir. Davalı şirketin iflasına karar verilmiş olması ve davacının asıl talebi dikkate alındığında davacı tarafın açmış olduğu iş bu davanın kayıt kabul davası olarak da görülmesi mümkün değildir. ..." denilmek suretiyle görevsizlik yönünde karar vermiştir. Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer (İİK md. 184/I). Müflis masaya giren bir mal veya hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir. İflas kararından önce müflisin temlik sözleşmelerinden doğan borçları taşınmazın tapu kaydı henüz müflis üzerinde bulunduğundan masaya geçmekle iflas nedeniyle asıl akit (satım akti) yapılamamaktadır. Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu sözleşme iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir.(İ.İ.K. m.198) İflâsın açılması ile henüz vadesi gelmemiş olan alacaklar da, iflâs kararı ile birlikte talep edilebilir hale gelir. İflâsın açılması gününe kadar işlemiş olan faiz ve takip masrafları ana paraya eklenerek iflâs masasına yazdırılır.Alacağı taliki bir şarta veya belirsiz bir vadeye bağlı bulunan alacaklılar da alacaklarını iflâs masasına kaydettirebilirler. Tasfiye sonunda bu alacaklar için ayrılan pay, ancak şartın gerçekleşmesi veya belirsiz olan vadenin gelmesi halinde ödenebilir. Alacaklılar arası eşitlik ilkesi gereği, para alacağı dışındaki alacaklar, iflâsın açılması ile birlikte konusu olan şeyin iflâs kararı tarihindeki değeri kadar para alacağına dönüşür ve masaya para alacağı olarak yazılır. Ancak iflâs idaresi, masa menfaatine uygun görürse konusu para olmayan alacakları bir iflâs alacağı olarak ödemek yerine, aynen ifa etmeyi tercih edebilir. Adi tasfiyede iflâs idaresi alacaklıların incelemesini yapıp bitirdikten sonra, düzenlediği sıra cetvelini iflâs dairesine verir. Bunun üzerine sıra cetveli ilân edilir ve bu ilânla ikinci alacaklılar toplantısı için davet yapılır. Bu toplantıya kural olarak, alacakları tamamen reddedilmiş alacaklılar katılamaz. İkinci alacaklılar toplantısının yetkileri, birinci toplantıdan daha geniştir. İkinci alacaklılar toplantısı, iflâs idaresinin görevine devam edip etmeyeceğine karar verir ve bu konudaki teklifini icra mahkemesine bildirir. Ayrıca masanın menfaatine gördüğü diğer tüm hususlar hakkında da karar verir(m. 238, II). Somut olayda; dava iflas tarihinden sonra açılmış olup; davacının öncelikli talebi taşınmaz satış sözleşmesinin aynen ifasıyla tapuların iptaline ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının yükleniciden konut olarak belirlenen taşınmazı satın aldığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı kanun kapsamında tüketici konumunda olduğu anlaşıldığına göre uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.(İstanbul BAM 18. H.D. ...E. - ... K. Sayılı ilamı; Ankara BAM ...E. ....K. ve Dairemizin ...E.- ... K. ve ... E...K Sayılı kararı.) SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ...11. Tüketici Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 24/10/2024 gününde oy birliğiyle karar verildi." şeklinde karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; dava iflas tarihinden sonra açılmış olsa da davacının öncelikli talebi taşınmaz satış sözleşmesinin aynen ifasıyla tapuların iptaline ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Nitekim görevli mahkemenin tespiti hususunda da terditli bir dava ikame edilmiş ise görevli mahkeme asıl talebe göre belirlenmektedir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının yükleniciden konut olarak belirlenen taşınmazı satın aldığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici konumunda olduğu anlaşıldığına göre uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaati mahkememizde hâsıl olmakla mahkememizin karşı görevsizliğine, görevli mahkemenin ... 9. Tüketici Mahkemesi olduğunun tespitine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin KARŞI GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE, *Görevli mahkemenin ... 9. Tüketici Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE, 2-Mahkememiz kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde, daha önce ... 9. Tüketici Mahkemesi'nce görevsizlik kararı verildiğinden, olumsuz görev uyuşmazlığının halli için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hususların görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/10/2026
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır